ÜYE GİRİŞİ
LÜTFEN KULLANICI ADINIZ VE ŞİFRENİZ İLE GİRİŞ YAPIN!

Emrah Ablak: ‘Karikafilm ile insanlara türev ve integrali anlatabilirim’

Instagram’d a“Karikafilm” adıyla hareketli ve müzikli karikatürler çizip paylaşan Emrah Ablak’a konuk olduk

Etrafımdaki insanlar sürekli telefonundan bir şeyler izleyip kıkır kıkır gülüyor. Bir gün meraklanıp baktım, öyle bir takılı kaldım ki röportajı kaçırıyordum! Karikatürist Emrah Ablak, İbrahim Tatlıses’ten Azer Bülbül’e, Aleyna Tilki’den Mozart’a kadar birçok müzisyenin parçasından esinlenerek karikatürler çiziyor. Adını da #karikafilm koymuş. Instagram’da paylaştığı bu hareketli ve aşırı komik çizimleriyle de binlerce takipçi kazandı. Avni, Dıgıl, Fos, Parazit, Biber, Le-Manyak, Kemik gibi dergilerde çalışmış, işin buralara kadar geleceğini hiç tahmin etmemiş. Mesleğinde 27’nci yılı dolduran çizer, hâlâ Uykusuz’da çiziyor. HT Cumartesi'nden Serdar Yazıcı'nın röportajı...

Ablak, HT Cumartesi için çizdi.

Bu müzikli karikatürlerin hikâyesini kendisinden dinlemeye Beylerbeyi’ndeki evine gittik. Kapıda bizi Ablak, küçük oğlu ve eşi Burcu Hanım karşıladı. Boğaz manzaralı güzel bir evin salonunun duvarlarında Ablak’a ait birbirinden güzel çizimler var. Röportaja geçmeden önce sorduğum “O güzel fikirler bu manzaradan mı çıkıyor?” deyince önce güldü sonra yanıtladı: “Beşiktaş’ta 20 sene bir apartmana bakarak oturdum. Cama her çıkışımda atletli bir abiye denk geliyordum fakat birbirimize sadece bakıyorduk ve selamlaşmıyorduk. O şartlarda da karikatür çiziyordum!” Röportajımız böyle gülerek başladı, öyle de devam etti...

Hayatın hep lojmanlarda geçmiş. O zamanlar nasıldı?

Lojmanına göre değişiyor ama güzel. Birçok farklı şehirden gelen insanlarla iç içesin. Mesela Karabük’ü anlatmak gerekirse, tüm şehri İngilizler yapmış. Şehrin ortasında dev ve güzel bir baca duruyordu. Şehrin tamamı merkezi ısıtmaydı. Bütün şehirde 24 saat sıcak su vardı. Gerçi şimdi öyle değil, sistem bozulmuş başka bir Karabük olmuş. Orada güzel anılarım var.

Makine mühendisliği okudun nasıl karikatürist oldun?

Şantiyelerde büyüdüm. Babam mühendis, etrafımda herkes mühendis, başka bölüm bilmiyorsun ve bu düşünceyle geldim liseye kadar. Mühendisliği kazandım sonra “Ben gerçekten bunu mu istiyorum?” diye düşündüm.

Bu soruyu sana düşündürüp karikatüre yönlendiren neydi?

Üniversitede birinci sınıftayken Avni Dergisi’ne amatör karikatür götürmeye başladım. Karikatür başına 30 lira alıyordum, haftada 3 karikatür sattığım oluyordu. Aylık harçlığım 400-500 liraya yaklaşıyordu, bu deli para, yurda giderken pasta alıp gidiyordum.

İşi mutfağında öğrendin.

Evet kesinlikle. Eskiden dergiler okul gibiydi. İnsanların ilgi ve ihtiyaç duyduğu çok canlı medyalardı. Fakat artık insanların ilgi ve ihtiyaç duyduğu o canlı medyalar, sosyal medya oldu.

Seni sosyal medyaya doğru yönelten de bu muydu?

Okuyucunun da sermayenin de oraya doğru gittiğini görüyorsun. Takipçiyi kaybettiğin an ekonomiyi de kaybediyorsun.

Karikatürleri müzik ve hareketle canlandırma fikri nereden çıktı?

Bundan 10 yıl önce Less adında İzmirli bir grup vardı. Onlara 3 tane animasyon klip yaptım. Ara karelerini çizemem, o stüdyo işi, ben sadece ana kareleri çizdim. Müziğin kendisi aslında animasyon işlevi görüyor, o ritmi sağlıyor. Sadece doğru yerlerde resmi geçirmen lazım. Bu kliplerde müziğin de öyle bir şey olduğunu keşfettim. O dönem beğenildi fakat internetin hızı ve şartlarından dolayı çok ilgi görmemişti. Sanırım o fikir şimdi mecrasını buldu.

Ablak, bu karikafilmde Erol Evgin’in İşte Öyle Bir Şey parçasından esinlenmiş.

Karikafilm’in yaratıcısı sen misin?

Benim. 2007’de de, şimdi de başka bir yerde görmedim. İddia ediyorum 1 dakikalık videolarla insanlara türev ve integrali anlatabilirim. Görsel anlatım daha akılda kalıcı, daha tamamlayıcı olduğu için bunu eğitimde kullanabiliriz.

‘MURAT KEKİLLİ BİR TANE DAHA İSTİYOR’

Karikafilm’lerini çizdikten sonra mı şarkıyı buluyorsun, şarkıyı dinledikten sonra mı çiziyorsun?

Her ikisi de oluyor. Mesela Ezhel’in parçasını dinledikten sonra çizim çıkmıştı. Sanatçılar güzel pas veriyor. Sadece müzikli, enstrümantal şeylerle de olabiliyor.

Ezhel ile röportaj yapmıştık, sen şarkısını kullandıktan sonra dinlenme oranı yükselmiş.

Hadi canım! Öyle bir şey oluyorsa ne güzel ya.

Birçok farklı türde sanatçının şarkısını kullandın. Hepsini dinliyor musun?

Eski metalciyim ama her çeşit dinliyorum. Mühendis çocuğu olduğum için, sürekli farklı yerlerdeydim, her yerde farklı şeyler dinleniyor. Bazı parçalara asla çizecek bir şey bulamadığımı fark ettim. Sanatçının içinden gelerek, ruhunu ortaya koyarak yaptığı parçalara çok komik şeyler yapabiliyorsun.

Ne tür yorumlar alıyorsun?

Genellikle çok güzel yorumlar alıyorum. Bir de “Şu parçayı yapar mısınız. Ben çizemediğim için size veriyorum” şeklinde yorumlar geliyor. “Zaman içerisinde çizgilerin çok gelişti” diyen var. (Gülüyor) ‘Bu adam ne taklidi yapıyor’ paylaşımlarımı insanların birbiri arasında oynadığını duydum. Ona da güzel bir şeyler yapmaya devam edeceğim.

Sosyal medyada okurla etkileşim daha yüksek oluyor. Basılı yayınla karşılaştırmanı istesem hangisi seni daha çok mutlu ediyor?

Dergi işinde güzel para var. Yazarlar, çizerler ilgi görmeyi severler, çünkü bu onları motive eder. Sosyal medya çok bire bir, fakat küfür eden de oluyor.

Bir video kaç saatini alıyor?

1 dakikalık video 30-35 kareye denk geliyor. Onu da hikâyesiyle, müziğiyle birlikte çıkarması yaklaşık 6 saatimi alıyor.

Hiç kızan oldu mu?

Hayır, hiç yok.

Ya teşekkür eden?

Çok teşekkür eden oldu. Murat Kekilli “Ne olur bana 1 tane daha yap” dedi. “Abi” dedim “Sıradasın.” (Gülüyor) Ceza ve Ezhel ile biraz konuştuk. Sabuha parçasını ilk söyleyen Hüseyin Altın’ın kızı mesaj attı. ‘Seviyorum, seviyor musun’ şarkısını söyleyen adam mesaj attı, hoşuna gitmiş.

Müzik olmasaydı bu kadar beğenilir miydi?

Sanmıyorum. Instagram için bir şeyler yaptım, onun için geldiler. Karikatürle direkt alakası olmayanlar da takip ediyor.

‘BASILI İŞLERDEN PARA KAZANIYORUM

Bu videolarla herkese hitap ediyorsun anladığım kadarıyla?

Karikatür okuyucusu internete kaydı, bizi hiç bilmeyen, dergiyle alakası olmayan bir kuşak geldi. Bunlara bir şey yapmaya çalıştım. İlk önce pulları denedim, bu kadar beğeni almadı. Sanırım ona başka bir emek göstermek gerekiyordu veya benim pul koleksiyonum da yeterli olmamış olabilir.

Sosyal medyadan para kazanmaya başladın mı?

1-2 defa reklam aldım sonra biraz daha oturmasını istediğim için gelen teklifleri geri çevirdim.

Geçimini basılı işlerden sağlıyorsun yani. Kazanabiliyor musun?

Kazanıyorum tabii ki. 27 yıldır bu işten karnımı doyuruyorum.

“15-20 bine ulaştığımda bırakacaktım tahminimden fazla artış olduğu için devam ediyorum”

Güncel parçalardan da hikâyeler var. Mesela bunda Aleyna Tilki’nin Sen Olsan Bari şarkısından esinlenmiş.

‘Sibel Can’ı çizmemi istediler’

“İran Tebriz’de bir hostele yerleştim. Yanıma sahibi ve yardımcısı geldi. Azerice konuşuyorlar. Karikatür çizdiğimi ve Türk olduğumu öğrenince benden Sibel Can’ı çizmemi istediler. Çizdim memnun olmadılar. Göğüslerini biraz büyüttüm, yüzler gülümsedi. “Daha büyük çizebilir misin?” dediler, ben de hem çıplak hem de daha büyük çizdim coştular. Sabah uyandım, aynı adam çok ters davranıyor. “İran’da çıplak kadınlar çizdim bugün herif çok pişman” dedim. Şehri dolaşıp döndüm adam bu sefer çok güler yüzlü. Dengesiz diye düşünürken ertesi sabah ayrılırken bir de baktım adamlar ikizmiş! Sabah biri akşam biri duruyor.”

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ