Kate Spade kimdir?

10.06.2018 - 04:39 | Güncelleme:

Bu hafta moda dünyası önemli bir üyesini daha kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor. 1990’lı yıllarda çanta tasarımlarıyla bu renkli ve rekabetçi dünyaya adım atan Kate Spade, salı günü 55 yaşında hayata veda etti. Hikâyenin en hazin kısmı, hayatı boyunca tasarımlarıyla insanlara mutluluk vermeyi hedeflemiş bir insanın intiharla yaşamına son vermesiydi

Kadınlar, pembe giymenin illa naiflik veya hafiflik ile yan yana durması gerekmediğini Kate Spade ile hatırlamıştı. 90’ların ortasında doğru parlak kırmızı bir çantayı hem işte hem de hafta sonu kullanabileceğini keşfetmişti. Onun çantaları, kadınların kendi neşeli kişiliklerini kıyafetlerine yansıtabilmesinin bir aracı haline gelmişti. Ama bu içinden gökkuşağı geçen kadın, salı günü hayatına son verdi. Ölümüyle moda dünyasını yasa boğan Spade’in ve markasının hikâyesini yeniden hatırlayalım. HT Pazar'dan Çağla Bingöl'ün haberi...

KENDİ OYUN ALANINI BELİRLİYOR

1962’de Kansas, Amerika’da Katherine Noel Brosnahan adıyla doğan Spade, Arizona State Üniversitesi’ne devam ederken eşi Andy Spade ile tanışır. İkili okul sonrası New York’a taşınır ve gazetecilik eğitimi alan Kate Spade “Mademoiselle” dergisinde asistan olarak çalışmaya başlar. Burada aksesuvar editörlüğüne yükselen Spade, hayali olan çanta markasını eşi ile beraber yaratmak için 1991’de dergiciliğe veda eder.

Markalarını nasıl kurgulamak istediklerini noktası virgülüne planlarken iki yıl geçer. Bu etraflıca düşünülmüş planlama dönemi, onları ileride belki de hayallerini bile aşan bir başarıya ulaştıracaktır. Kate Spade markası, 90’lı yıllarda eksikliği hissedilen iki alanı oyun bölgesi olarak seçmişti kendine. Birincisi; o dönemin minimalizm anlayışı ve Avrupa’dan gelen soğuk ve gri (asık suratlı Helmut Lang’ların, yüzünü bile göstermeyen Martin Margiela’ların, buzulu andıran Jil Sander’ların dünyasından bahsediyorum) moda akımına tezat neşeli bir moda markası olabilmek. İkincisi de ulaşılabilir olmak.

Özellikle New York’un pratiklik, ulaşılabilirlik, pozitivizm ile olan candan ilişkileri düşünülürse Kate Spade markası şehre güneş gibi doğmuştu. O zamana kadar çanta ciddiyet sahibi bir statü sembolü olmalı gibi yazılmamış bir kural çerçevesinde dönen endüstri, bu şeker renklerine bürünmüş çantalar ile sekteye uğramıştı. Kate Spade o günlerde verdiği bir röportajda; şeker pembeyi, neon sarıyı, çimen yeşilini nötr renkler olarak gördüğünü söyleyecek kadar eğlenceli bir tasarım anlayışına sahip olduğundan rahatça bahsediyordu. Yani 90’ların grilere, kahvelere, siyahlara tutsak moda sektöründen ve onun cool, “you can’t sit with us” çocuklarından korkmadığı mesajını veriyordu.

Andy-Kate Spade

PEMBE GİYMEKTEN KORKMAYIN 

İşte böylece; onun kendi adını verdiği, kendi doğrularını yansıttığı biricik markası moda dünyasında “özgün olmak” adını verdiğimiz ve bugün her şeyin üzerinde tuttuğumuz akımın da öncü adımlarından biri olmuştu. 

SEX AND THE CITY STATÜSÜ

Kurulmasının ardından kısa sürede modanın kutsal kitabı Vogue’da Gucci, Louis Vuitton gibi asilzadelerin hemen yanında kendine yer bulan Kate Spade’in, 1996’da SoHo, New York’ta açılan ilk mağazası tüm şehre Spade ateşini yaymıştı. Çantalar, Sex and the City’de yer alıyordu. Kısa sürede kıyafet, ayakkabı ve takı tasarımına da el atan marka, kadınlar arasında farklı bir statü haline gelmişti. New York’ta öğle yemeğine çıkan işkadınları aynı mekândaki renkli Kate Spade çantaları fark edip birbirlerine belli belirsiz selam vermeye başlamıştı. Yani “Biz aynı kızlar grubundayız” der gibi, kızlar arası Omerta gibi...

Genç kızların ilk üniversiteye geçerken, ilk iş görüşmesine giderken ya da ilk maaş çeklerini aldıklarında edindikleri Kate Spade, 2004’te uluslararası başarıya ulaştı. 2006’da ise Neiman Marcus Group tarafından 125 milyon dolara satın alındı. Daha sonra yine el değiştirerek çantalarıyla tanınan bir başka marka olan Liz Claiborne’a geçti. 2017’de ise 2.4 milyar dolara o dönem hâlâ Coach olarak bildiğimiz bugünün Tapestry Inc. firmasına satıldı.

YENİ HAYAT YENİ ADIMLAR

Kate Spade ve eşi ise 2006’da marka isim haklarını kaybetmenin ardından bir dönem kendi kabuklarına çekiliyor ve kızları Frances Beatrix Spade’in gelişi ile aile hayatına dönüyor. Ta ki 2016’da yeni ayakkabı ve aksesuvar markaları Frances Valentine’i kurana kadar. Hukuksal olarak hiçbir yerde Kate Spade ismini kullanamayan tasarımcı kendi adını da Frances Valentine olarak değiştiriyor. O dönem bir kalp kırıklığı yaşamadığını söyleyen, yeni markasına hevesle bakan ve eski markası için de her şeyin en iyisini dileyen Spade, Frances Valentine ile aynı başarıyı yakalayamıyor.

Kate Spade markasını 2006’da 125 milyon dolara sattı. Frances Valentine markasını kurdu ama başarılı o

NEŞE SAÇANLARA ÖZGÜ O YALNIZLIK

Salı günü gelen ölüm haberi bana ister istemez Robin Willams’ın gidişini hatırlatıyor. Bir tanesi, hayatını filmleriyle bizleri güldürmeye adamış, içinde çok yüksek perdeden bunalım rüzgârları esen bir sanatçıydı. Çok çok sevilmişti. Kate Spade ise moda gibi havalı, ciddi, özentili, yukarıdan bakan bir dünyada bize neşeli olabilmenin mümkün olduğunu hatırlatan bir tasarımcıydı. Esprili desenli cüzdanınıza bakarken ister istemez gülümserdiniz. O da içinde yoğun bir karanlık barındırıyormuş meğerse. Yabancı basın organları bu ölüm haberini, altına psikolojik destek hatlarının telefon numaralarını vererek paylaştılar.

Kate Spade’i buna iten, yeniden aynı noktaya gelemeyecek olmanın korkusu muydu yoksa dünyanın artık pek de gülümsetmeyen bir yer haline gelmesinin ağırlığı mıydı bilinmez. Ama Chelsea Clinton’dan Anna Wintour’a ve birçok Hollywood yıldızından New York’un başarılı işkadınlarına Kate Spade çanta; neşe, başarı, özgünlük, özgürlük ile özdeşleşmiş bir ikon olarak anılacak. İşte modanın da ötesinde marka yaratmak bu olsa gerek.

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ