BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Koliva grubu üyeleri üniversite şenliklerinde sahne alarak müzik dünyasına adım attı. Özellikle şarkılarının dizilerde çalınmasından sonra hızlıca tanınmaya başlandı. Show TV’de yayınlanan “Sevdaluk” dizisinde söyledikleri şarkıyla çıtayı daha da yukarı taşıdılar. Geçtiğimiz haftalarda ikinci albümleri ‘Nafile’yi yayınlayan grup üyeleri İlhan Gülten (solist), Caner Parlağı (tulum) ve Mehmet Erkan (kemençe) ile müziğe başlama hikâyelerini ve yeni albümlerini konuştuk. HT Cumartesi'nden Serdar Yazıcı'nın haberi...

Koliva’nın hikâyesinin Karadeniz çayıyla bir ilgisi var mı?

İlhan Gülten: Çocukken çay toplamaya gittiğimizde, yağmur yağdığında annelerimiz bize “Koliva’nın altına sığının” derdi. İsim oradan aklımda kalmıştı. Biz de bir kültür bekçisiyiz. Yok olmaya yüz tutmuş türkülerimiz, dillerimiz var. Bunlara sahip çıkan kültür bekçisi olduğumuz için böyle bir ismi uygun gördük.

Yörenin “kültür bekçisi” olarak ne gibi hedefleriniz var?

İ.G.: Öncelikli hedefimiz üretmek. Dedelerimizin üretmiş olduğu anonim ezgileri alıp gelecek kuşağa aktarabilirsek bu bizim için büyük bir başarı. 12-13 yaşıma kadar şehir görmedim, köyde büyüdüm. O doğallık bünyeme sinmiş durumda. Bu doğallığı da albümümüze yansıtıyoruz. İnsanlara da bu çekici geliyor.

Caner Parlağı: Son albümümüzde ‘Potpori’ adında Lazca bir parça var, çok eski bir parça. Rize’de Çayırdüzü diye bir köy var, bu şarkı o köyün horon havası. O şarkıyı duyduklarında eskiler akıllarına geliyor.

Bu hedeflerinizi müzisyen olmasaydınız nasıl gerçekleştirirdiniz?

İ.G.: Hepimiz eğitim fakültesi mezunuyuz, öğretmeniz zaten. Öğretmen olarak gerçekleştirirdik.

Biraz da albümünüz ‘Nafile’den bahseder misiniz?

İ.G.: İlk albümümüz biraz bizden uzak bir albüm olmuştu. Bu albümde sahnedeki enerjimizi albüme yansıtmaya çalıştık. Dinleyen herkese “Oh be” dedirtti. Kendi eserlerimize ağırlık verdik, anonim şarkıları da koyduk.

Mehmet Erkan: Herkes kendinden bir şey bulabilecek.

C.P.: Albüm bizim gibi oldu.

Solist: İlhan Gülten Tulum: Caner Parlağı Kemençe: Mehmet Erkan Bas-elektro gitar: Metin Eren Başural Davul: Yasin Yiğit

Karadeniz’den neden daha fazla sanatçı çıkmıyor?

M.E.: Karadeniz haddinden fazla sanatçı yetiştirdi fakat işine önem vermeyen sanatçılar yetiştirdi maalesef. O yüzden hiçbir yere tutunamamışlar. Şu anda da görünmüyorlar yani.

İ.G.: Çok ağır bir eleştiri oldu yalnız.

M.E.: Öyle ama kimse kusura bakmasın. Ben üstatları teğet geçerek konuşuyorum, onlara kimse laf edemez, bizim haddimize değil zaten. Duyulmayan sanatçılardan bahsediyorum.

İ.G.: Mehmet’in dediği gibi var ama popüler kültüre hitap etmediği için belki sıyrılamamış olabilir. Tabii ki edebiyatçılarımız, ressamlarımız, oyuncularımız olsun istiyorum.

M.E.: Bazı dizilere karakterleri sokuyorlar, iki kelimeyle Karadenizli oluyorlar.

Konserlerde genellikle siyah ya da beyaz giyiniyorsunuz. Neden?

İ.G.: Evet iyi dikkat etmişsiniz. İlk başlarda konserde ne giyeceğimizi konuşur, bir konsept belirlerdik. Ama sonradan üst üste konserler denk gelince biz de ipin ucunu kaçırmaya başladık.

M.E.: Siyah giyindiğimizde karşı tarafa verilen elektrik değişiyor olabilir. (Gülüyor).

En çok yemek yemeyi mi, yapmayı mı seversiniz?

İ.G.: Herkesin uzmanlık alanı farklı. Ben çok iyi çay demlerim, Caner müthiş mıhlama yapar, Mehmet de çok iyi melemen yapar.

M.E.: Melemen deyip kısıtlanmayalım yani... (Gülüyor.)

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000
2000