Öne Çıkanlar
Son Dakika

KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

Sinema yazarları genelde nefret edilen figürlerdir. Deneyimli belgeselci Steve James, bizim mesleğimize adanmış “Hayatın Kendisi”nde, eleştirmenliğin gerçeklerine ve zorluklarına bakıyor. Birkaç şaşırtıcı sektör-sinema yazarı ilişkisini, beklenen mesleki rekabetleri ve hayatın ta kendisini yansıtıyor. Geçen yıl vefat eden ABD’nin Atilla Dorsay’ı Roger Ebert’a adanan belgesel, biyografik belgelerin dışına çıkmıyor. 12-22 Şubat tarihleri arasında 14. !f İstanbul’da Türkiye prömiyerini yapacak “Hayatın Kendisi”, 20 Şubat’ta vizyona girecek. 

2013’te 70 yaşındayken tiroid kanserinden kaybettiğimiz Roger Ebert, bütün sinema camiasını hüzne boğmuştu. En azından eleştirmenler konusunda emin olabiliriz. 60’larda şans eseri gazetesinde sinema yazarlığına başlayan Roger Ebert, aynen 70’lerde Cumhuriyet Gazetesi’nde eleştiriler kaleme alarak mesleğe giren üstadımız Atilla Dorsay gibi başka bir kapı açtı. Her şeyin popüler kültürle iç içe olabileceğini, yedinci sanatın ‘entelektüel akımlar’dan ibaret olmadığını, başlı başına bir sektör olarak okunabileceğini gösterdi. 

EN POPÜLER SİNEMA YAZARI 

1969’da Chicago Sun-Times gibi daha dar bir kitleye hitap edip, satışlarıyla Tribune’un altında kalan bir gazetede yazılarına başladı Ebert. O zamandan bugüne kadar gelişen analiz metotlarına uyum sağlayıp sağlayamadığı tartışılır. Hatta o yıllardaki Pauline Kael gibi rakiplerinin ne kadar üzerinde olduğu da… Onunki standart bir ‘konuyu yerleştir, altına yorumunu yaz’ basitliğindeydi ve gazete kitlesine hitap ediyordu. Ama anaakım kitleye itici gelmeyen ilk sinema yazarı olarak nam saldı, en azından uluslararası alanda. Mesleki kimliğinin popülist olması sebebiyle eleştiri alması kaçınılmazdı.

2014’te 20 senedir belgesel piyasasında kendini kabul ettiren Steve James’in önderliğinde bir belgesele konu oldu Ebert. “Hayatın Kendisi” (“Life Itself”) bütün hatlarıyla bir ‘biyografik belgesel’... Üstadın son günlerinde hasta yatağındaki hüzünlü görüntülerini, 2011’de çıkan anı kitabından faydalanan resimlerle ve anlatıcı sesiyle donatıyor. Aralara ise yönetmenlerden görüşler ve ilginç detaylar yerleştiriyor.

 

 

 

BÜTÜN FİLM ELEŞTİRMENLERİ DOST DEĞİL

Bizim adımıza değerli anlarla karşılaşıyoruz. En deneyimli ve ünlü sinema eleştirmeninin yönetmenlerle arasının nasıl olduğu, olumsuz bir eleştiri yaparken hangi seviyeye gelebildiği, özel hayatında neler yaşadığı bir bir önümüze dökülüyor. Aslında kabul etmeliyiz ki Ebert şimdi çıksa sinema yazarlığı yapamayabilirmiş. Ama 1960’larda fazla rekabet yokken mesleğe girmesi Atilla Dorsay gibi onu da bir öncü figüre dönüştürdü.

Gene Siskel ile 1975-1986 arasında PBS, 1986-1999 arasında ABC’de devam eden uzun soluklu sinema programı ise liderlik anlamına geliyor. Biz dahil birçok ülkeye transfer olan bu format elbette sektördeki çoğu kişiye ters gelmiştir. Bu konuda bir kanıt görmüyoruz. Ama ikilinin fikir çatışmasına girmesi ilgi çekerken, atışacak alanlar açılması gözden kaçmıyor. Zaten Ebert’ın ifadesine göre Siskel ilk yazar olduğunda, farklı dünyaların insanları oldukları için beş sene özellikle konuşmamışlar. Sonrasında can ciğer kuzu sarması olmasalar bile her hafta birbirlerini gömek, mecburi bir kan bağı getirmiş.

EBERT-SCORSESE ATIŞMASI ÖRNEK TEŞKİL ETMELİ

Bizim topraklarımızda da böyle ayrımlar olsa da herkesle uygar bir bağ kurmak şart olmalı bana kalırsa. 2000-2010 arasındaki Ebert ile Roeper’la devam eden ‘At the Movies’ programı ise buraya konu olmamış. James, Chaz Ebert’ın arzusuyla muhtemelen bazı şeyleri aceleye getirmiş. Örneğin Scorsese’yle net bağ, Eastwood’la fotoğraf, Erroll Morris, Werner Herzog, Ramin Bahrani ve Ava DuVernay’den olumlu yorumlar var. 

Sinema yazarı-yaratıcı ilişkisi adına her zaman kulislerde konuşulan ‘bir olumlu yazı yazarsan o filmin yaratıcısı seni hayatı boyunca unutmaz’ ana fikrini bizden de bildiğimiz için şaşkınlıkla karşılamıyoruz. Ama Scorsese için ‘Amerikan sinemasının Fellini’si’ demek, hem de 1967’deki ilk filmiyle fazlasıyla iddialı ve cesur. Ebert’ın keşfettiği bu ismin bana göre de en sıradan eseri “Paranın Rengi” (“The Color of Money”, 1986) için TV programında ‘filmi kurgulamaktan aciz’e varan yorumları, yönetmen cenahında ‘mahvoldum’ tepkisine yol açmış. Fakat sonrasında Scorsese elbette ‘güvenilir’ bir kişiden geldiği için bu yorumdan ders aldığını söylemiş.

2011 TARİHLİ KİTAP BAZ ALINMIŞ 

Aslında bu tepkiler hepinize anormal geliyor olabilir. Kişisel deneyimlerimden yola çıkarsak, bu meslekte eğer bir yönetmenin filmini beğenirseniz, kendisine karşı önyargılı olmadığınızı anlayıp her şeyi bir saygı çerçevesinde ele alabilir. Böylesi yorumları kişisel algılamaz. En baştan beğenmezseniz ise olumsuz bir yazıdan sonra bir daha hiçbir şeyi umursamama gibi egosantrik durumlar canlanabilir. Yönetmen James, bu püf noktalarını belki de vakitsizlikten atlamış.

“Hayatın Kendisi” (“Life Itself”), Ebert’ın 2011’de çıkan kitabının çok ötesine geçmiyor. “Fahrenheit 9/11” (2004) misali heyecan uyandırmayan detaylarla sarılıyor. Üstelik 129 dakikalık süresine karşın… Ama alkolik olduktan sonra tiroid kanserine yakalanan Ebert’ın hüzünlü anlarını bize yansıtıyor. Sinema yazarının da bir özel hayatı olabileceğini anlatıyor. Gece hayatında, içki içme konusunda, muhabbette aktif bir kimlik karşımıza çıkarılıyor.

BELGESELİN YÖNETMENİ ELBETTE STEVE JAMES OLACAKTI

James’ın “Hoop Dreams”le (1994) ilgili olumlu yazı yazan Ebert’ın belgeselini çekmesi ise sektörün çarklarını nasıl döndüğünü doğru yansıtan bir detay. Zira burada da orada da olumlu eleştiri yazan sinema yazarı, dediklerinde haklı veya haksız olması fark etmeksizin baş tacı edilir. Belli ki James-Ebert ilişkisi de öyle.

“Hayatın Kendisi”, sinema yazarının alabileceği tepkiler, açtığı yollar, etik yaklaşımı, tercihleri ve rekabetleri üzerine bir tez çalışması sunuyor elbette. Benim de sevdiğim “Beyond the Valley of the Dolls” (1970) ile ilgili kısım bile yeterli izlemek için! Sinema yazarından senarist olursa nasıl durumlar ortaya çıkar? En azından bunu mesleğimizin çok aktif olmadığı bir dönemde görüp yorumlamak için…

FİLMİN NOTU: 6.5 

Künye:

 Hayatın Kendisi (Life Itself)

Yönetmen: Steve James

Oyuncular: Roger Ebert, Gene Siskel, Chaz Ebert, Martin Scorsese, Ramin Bahrani

Süre: 129 dk.

Yapım yılı: 2014

 

KEREM AKÇA’NIN YURTDIŞI FESTİVALLERİ İZLEDİĞİ 14. !F FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU:

99 Yuva (99 Homes): 4.5

Ağustos Esintisi (August Winds): 4

Aleluya (Allelluia): 5.9

Aşk Başkadır (Love is Strange): 3

Aylak Vampirler (What We Do in the Shadows): 5.6

Birdman: 5.9

Cennet (Eden): 6.5

Fransa Prensesi (La Princesa de Francia): 6.5

God Hep the Girl: 6

Gül Suyu (Rosewater): 2.3

Kum Parası (Dolares De Arena): 6.4

Luna: 5.3

Mardan: 2.9

Mors Dişi (Tusk): 6.5

Nicole, Uyumuşun (Tu Dors Nicole): 4.5

Oflu Hoca’yı Aramak: 5.5

Rüzgarların Arasında (Risttuules): 9.6

Son Beş Yıl (The Last Five Years): 5.5

Şahane Alice Cooper (Super Duper Alice Cooper): 7.6

Tek Aşkım (The One I Love): 8.5

Toz Ruhu: 5.5

Yalnız Cennet Bilir (Heaven Knows What): 6.3

Yasaklı Oda (The Forbidden Room): 4

Yine Noel (Christmas, Again): 5.3

 

Not: Yıldızlar 10 üzerinden verilmektedir. Festival süresince güncellenecektir. Filmler etkinlik kapsamında veya yurtdışı festivallerde izlenmiştir.

 

  • Kerem Akça
  • !f İstanbul
  • belgesel
  • Hayatın Kendisi

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000