ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

HABERTURK.COM

Dünya onu hem Mercan Dede, hem de Arkın Allen olarak tanıyor. Müziğe olan farklı bakış açısı ve derin düşünceleriyle geniş bir hayran kitlesine ulaşan Mercan Dede, 19 Şubat'ta Cemal Reşit Rey'de, dünyaca ünlü caz sanatçısı Gilad Atzmon'la müthiş bir konsere imza atmaya hazırlanıyor. Yaşadığı Kanada'dan, bu konser için Türkiye'ye dönen sanatçı, hem bu özel konseri hem de müzik hayatını HABERTURK.COM'a anlattı...

 

Öncelikle hoş geldiniz... Kanada kısmıyla başlayalım istiyorum. Düzeninizi orada kurdunuz. Nasıl karar verdiniz buna?

Ebru sanatına olan ilgim beni Kanada'yla buluşturdu. National Geographic'te yayınlanan bir röportajımda görmüşler beni, Kanada'ya davet ettiler bir workshop için. Gittim ve o workshop, katılanları ve düzenleyenleri çok etkiledi. Sürekli kalmamı ve işi onlara öğretmemi teklif ettiler. O süreçte orada Güzel Sanatlar'ı bitirdim ve master eğitimim için Montreal'e yerleştim.

Peki neden?

Orası çok daha önyargısız, insanın daha kendisi olabileceği bir yer. Arada gelip gidiyorum ama düzenimi orada kurdum...

 

GILAD SAYGI DUYDUĞUMUZ BİR MÜZİSYEN


Önemli bir proje için İstanbul'dasınız. Dünyaca ünlü caz sanatçısı Gilad Atzmon'la aynı sahnede olacaksınız ve başka isimleri de o sahnede ağırlayacaksınız...

Evet. Hakka Sada isimli bir projeyle 19 Şubat akşamı CRR'de sahnede olacağız. İnsan hakları temalı bir organizasyon bu. Gilad önemli bir adam. Hem müzik hem de insanlık adına. Aynı gece sahnede Sarp Maden ve Ceza da olacak. O gece Filistin için orada olacağız. Gilad bu konuda öncülerden biri ve çok saygı duyduğumuz bir müzisyen.

Biraz da yeni albümünüz "Dünya"dan bahsedelim... Nedir "Dünya"nın hikayesi?

"Dünya" kelime manası olarak aynı zamanda "yaşam" anlamına geliyor. "Dünya"yı ve "Dünya"nın içindeki yaşamı, hayatı değişik boyutları ile yansıtan bir albüm. Tabi burada bahsettiğim "Dünya", benim çok kişisel, öznel bir gözle gözlemlediğim, gözlemlerimi, tecrübelerimi içselleştirip dış "Dünya"ya sesler, yankılar olarak yansıttığım bir "Dünya"... Bu anlamda belki de "Dünya"dan ziyade "benim "Dünya"mı, benim "Dünya" görüşümü " anlatıyor.

"Dünya" için 6 yıl bekledik. Neden bu kadar uzun bir ara verdiniz albüm yapmaya?

Müzikle olan yolculuğumun, Mercan Dede ile olan dostluğumun en başından beri samimiyetle söylediğim bir şey var; tam argo tabiri ile asla "otomatiğe bağlanmış " halde bir şeyler üretmek isteyen, böyle ticari zihniyetle yaratılan eserlere inanan biri değilim. Hayat, sanat, müzik, insanin kalbinde Türk kahvesi gibi kısık ateşte pişmeli, oluşmalı, oturmalı, kabarmalı. İnsanın hayatta kaç albüm yaptığı, kaç sanat eseri yarattığı, ne kadar sürede yaptığı değil, bu eserlerin hakları olan zaman diliminde, yine hak ettikleri özen gösterilerek yapılıp yapılmadığı daha önemli.

BU ALBÜMDE KALBİMDEKİ KAYITLAR VAR

Albümü hazırlarken sizi en çok etkileyen şeyler nelerdi? Bir sembol, bir insan, bir şehir?

Belli şehirlerin, kültürlerin etkisi diğerlerinden daha güçlü oldu üzerimde. "Dünya" albümünde en basta elbette Istanbul var, ardından Hindistan, Delhi, New York, Montreal, Ürdün, Lübnan, tüm bu yerlerde yaşadığım anlar, kalbime kayıt ettiğim anılar var.

Geleneksel Sufi müziğini diğer enstrümanlar, insan sesi ve elektroniklerle birleştiriyorsunuz. Bu albümde de böyle bir sound mu var?

Bu albüm akılla değil kalple yapılmış tabiri caizse "kalbi bir albüm" oldu. "Dünya" dediğinizde, aslında tüm seslerin buluştuğu, gök kubbesinde yankılandığı bir alemden bahsediyoruz, geçmiş gelecek, doğru bati ayrımı yada buluşmasından ziyade yukarısı ile aşağısı arasındaki bir buluşma bu, ve ortaya çıkan eserler bu buluşmanın yankıları.

Albümde iki bölümden oluşuyor. Nasıl karar verdiniz bu bölümlere?

"Dünya" albümünün belki en büyük özelliği "Gün Doğumu" ve "Gün Batimi" olmak üzere iki albümden oluşan bir çalışma olması. "Gün Doğumu" biraz daha akustik ağırlıklı iken, "Gün Batımı", daha enerji yüklü, elektronik müzik öğelerini içinde barındıran "remixler" tadında bir çalışma. Birisi ruhumuzu diğeri vücudumuzu dansa davet ediyor, aynen hayatin kendisi gibi. "Gün Doğumu"nda toplam 9 eser var. Her biri "Dünya"nı bir özelliğini, ya da halini anlatıyor, bunu yansıtıyor.

Bu albüm için 6 yıllık bir hazırlık süreci mi söz konusu, yoksa ortaya çıkarmak için beklemek mi istediniz?

Öncelikle bu 6 yılın ilk dört yılı, ev ödevimizi yapmak, kendimizi, hayatımızı, ruhumuzu biraz olsun eğitmek, terbiye etmekle geçti. Son iki yılda ise gerçekten kolları sıvayıp hazırlıklara başladık.

Mercan Dede albümleri içinde en uzun zaman ayırdığım ( yaklaşık 1100 stüdyo saati ki buna değişik şehirlerde yaptığım ambient ses kayıtları için ayrılan yaklaşık 200 saatlik bir süre dahil değil) albüm oldu.

Her şey hazır olduktan sonra ise albümün yavaş yavaş pişmesini, kendi içinde kıvama gelmesini istedik, hiçbir şekilde aceleye gelip duygusunu, doğal ritmini kaybetmemesine özen göstermeye çalıştık, birçok albümümüzden daha fazla katmanları, dokusu olan, bu anlamda dinleyenin içinde yavaş yavaş oturacak, yeşerecek bir albüm.

"Su" albümünde Türkiye, Tunus ve Kanada'dan müzisyenlerle çalışmıştınız. Ayrıca Ceza'dan Hüsnü Şenlendirici'ye, Azam Ali'den Yıldız Tilbe'ye pek çok isimle de işbirlikleriniz oldu. Bu albümde kimler var?

Bu albüm öncelikle baştan sonra Mercan Dede albümü, Mercan Dede derken, çoğu kez insanların yanıldığı üzere kendimden, ya da aslında olmayan Mercan Dede isminde bir kişiden bahsetmiyorum. Bu "fikir ve ifade tarzı " olarak Mercan Dede projesi anlatmaya çalıştığımız. Bestesinden, düzenlemesine, icrasından kayıtlarına kadar grubumuzdaki tüm değerli kardeşlerimizle birlikte oluşturduğumuz bir albüm, tek bir kişinin değil, bir ailenin albümü bu anlamda.

Misafir sanatçı olarak vokalde, sevgili Azam Ali ve çok değerli Sabahat Akkiraz katıldılar. Bu albümde diğer albümlerden daha da yoğun şairlerimiz seslerimize kelimelerle can verdi. Kanada'dan olağanüstü şair Jeff Biens, topraklarımızdan Yalınayak Başıkabak üstadımız, genç kuşak şairlerimizden Mahir Karayazı gibi çok değerli dostlarımız sağ olsunlar bizi yalnız bırakmadılar.

Ayrıca "Dünya"nın birçok yerinde kayıt ettiğimiz şehir, insan, tabiat sesleri albümün içinde yoğun olarak yer aldılar, "Dünya"'da dünyaya bir yolculuk yapıyoruz.

Geçtiğimiz yıl Borusan Müzik Evi'nde "Revolution Revelation" isimli bir sergi yapmıştınız. Müzik de o serginin önemli bir parçasıydı ama insanlar başka bir Mercan Dede buldular karşılarında. Sizce o sergide yer alanlar müziğinizin, fikirlerinizin ve karakterinizin bir yansıması mıydı?

"Revolution Revelation", ben ve sergiyi gerçekleştirdiğim Carlito Dalceggio için uzun yıllardır kurduğumuz bir hayalin gerçekleşmesiydi, benim için çok büyük bir anlamı var, hayatım boyunca hatırlayacağım ve bir parçası olmaktan gurur duyacağım bir çalışma oldu.

Çok ilginçtir ki "Dünya" albümümün yaratılmasında o serginin çok büyük bir etkisi var, eğer zamanı geri döndürebilseydik ve o sergiyi simdi yapsaydık, içindeki müzikler bu albümdeki eserler olurdu diye düşünüyorum.

Ben müziklerle hep gördüklerimi anlatmaya çalıştım, simdi renklerle duyduklarımı yansıtma çabası içindeyim, Gözlerimizle dinlemeyi, kulaklarımızla görmeyi öğrenmemizin ruhumuzu anlama ve terbiye edebilme surecinde çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca her şeyi tersinden yapıyor olmam zaten artık herkesin alıştığı bir durum oldu.

Diğer projeleriniz Istanbul Quartet, Secret Tribe, Ensemble, ve DJ Arkın Allen nasıl gidiyor?

Gerçekten hepsi güzel gidiyor. "Dünya" albümü aslında Sunrise/Gün Doğumu itibari ile Mercan Dede, Sunset/Gün Batımı bolümü ile Arkın Allen çalışması oldu. Arkın Allen'a daha ziyade Secret Tribe eşlik ederken, Mercan Dede, Ensemble ile birlikte yola çıkıyor. İstanbul Quartet ise, daha çekirdek, sade projelere destek vermeyi tercih ediyor.

  • Mercan Dede
  • haberturk.com
  • caz
  • konser
  • Cemal Reşit Rey Konser Salonu

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000