05 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Prof. Dr. Adem Sözüer’in başkanlığında, Prof. Dr. Bengi Semerci’nin koordinasyonunda düzenlenen festival kapsamında çarpıcı belgesel gösteriminin tartışıldığı çarpıcı bir panel vardı. ‘Çöpteki Dostoyevski’. (Recycling Life)

İlgili filmdeki ekibinin katıldığı panel, belgeselin izlenmesinin ardından ‘yoksulluk, adalet, hukum’ kavramları ışığında tartışıldı.

SOKAKTA TOPLADIĞI KİTAPLAR HAYATINI DEĞİŞTİRDİ

Panele konu belgeselin konusu ise şöyle;

Gerçek bir hikayenin aktarıldığı belgeselin kahramanı Oktay Çetinkaya. Oktay’ın yaşam öyküsü kısmen de olsa, “Suç ve Ceza” romanıyla tanınan yazar Dostoyevski’nin hikayesini çağrıştırıyor. Evde varlığı hissedilmeyen bir baba, sağlık problemleri yaşayan bir annenin çocuğu olarak yoksulluğun tam ortasında bir yaşam.

Simit satan Oktay, annesine yardım ederek başladığı karton kutuları toplama işini, biir sonra para kazanmak değil , tutukuyla yapmaya başlar. Çünkü sokoklar onun için özgürlüğe kanat çırpmaktı aynı zamananda. Üstelik onu çok heyacanlandıran, yaşamının kırılma noktası olan kitaplarla sokakta tanışmıştı. Çöp toplarken bulduğu kitapları biriktirip. sokak lambalarının ışığında okuyan Oktay, çöpten bir hazine bulmuştu. O kad kitaplardı. Ggeceleri gündüze karışana kadar kitap okumaya başlar. Öyle ki; bir süre sonra kitap kurdu olan Oktay, saaflarda iş bulur ve hayatı artık hızla değişecektir. Belgesel .bir sokak çocuğu, bir kâğıt toplayıcısı, bir kitap kurdu, dindar, bir sahafıı içinde barındıran hepsinin tek bir adamda buluştuğu bir öyküyü anlatıyor.



BELGESELİN ÖYKÜSÜ ANLATILDI

Filimin gösteriminin ardından söz olan konuklar yönetmen Enis Rıza Sakallı, yazar Tarık Tufan ve Oktay Çetin..Sedef Erken yönetimindeki panel İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Doktora Salonunda belgesele ilişkin konuştular, katılımcıların sorularını yanıtladılar.

İşte panelden satır başları:

-Belgeselin kahramanı Oktay Çetin: Yaşamak için çalışmam gerekiyordu. önce simit satıyordum, sonra karton kutuları toplayıp biriktirip satan anneme yardım etmeye başladım. Annem ciddi sağlıık problemleri var, ancak hiç şikayet etmeden çalışıyor. Ona. Yaşama gücünü hayranım. Sonra simit satmayı bırakıp, anneme yardım etmeye başladım. kâğıt. Karton vs. toplayıp satmaya başladım. Sonra bu iş, benim için aynı zamanda para kazanmak için bir araç değil bir tutkuya dönüştü.Ayrıca hiçbir zaman yoksulluğumdan., kağıt toplamaktan utanmadık. Sokaklarda çöp ayıklamak, kağıt toplamak beni çok heyacanlandırıyor. Çükü başkalarına ait kitaplar. Resimler v.s bana adeta başka hayatlara yolculuk için bir araç olmuştu. En çok da kitapları sevdim.
Biriktirdiğim kitapları okudum. İlk okuduğumu kitap merkeze çekilmek istenen Dostoyevski değil Don Kişot’tu. Dostoyevski’yi sonra okudum. Tek amacım evladıma iyi bir baba olmak. . Ancak ne yaparsam yapayım sokakları. kâğıt toplamayı çok özlüyorum. Çünkü sokakta olmak benim için özgürlük demek. Aslında sokakta yaşayanların hepsinin ruhunda bu duygu var. Özgürlük.. Sokaklar yalnızca yoksulluk değil aynı zamanda özgürlük demek.



“SOKAKLARDAKİ DOSTOYEVSKİ'LERİ BULMAK GEREKİR"

Yazar Tarık Tufan: Oktay, aslında sokaklarda kendi içindeki çocukluğu arıyor, kendi içindeki çocuğu arıyor. Kendi içimizdeki çocuğu arıyor. Oktay, aslında bu hoyrat hayatın içinde. Kendi kurallarını oluşturan sokak aralarında, kendini var etmeye çalışıyor. Bu belgesel bu duyguyu çok başarılı bir şekilde anlatmış. Bu belgeselin ardından anladık ki aslında sokaklarda Oktay gibi çok Dostoyevski var. İşte onları bulmak, hayata kazandırmak. 

-Belgeselin Yönetmeni Enis Rıza Sakallı: Bu belgesel 5 yıllık bir çalışmanın sonucu. Büyük bir emek. Çok olumlu dönüşler aldım. Bir yönetmen için gurur verici bir duygu. Bu belgesel daha uzun olacaktı.Ancak Ancak Oktay sıkıldı. On nedenle kısa sürede bitirdim. Belgesele dönüştürdük. Şimdi benzer bir çalışma üzerinde çekim yapıyorum. Yönetmen olarak beni herkes tanımaz. Bu belgesel aracılığıyla Oktay’ı tanıyor daha çok. Filmin kendisini popüleştirmesine izin vermedi.

Ayrıca aç önce şunu söyledi: Benim ilk okuduğum kitap Dostoyevski değildir. Evet, kitaplarını okudum. Ancak ilk okudğum kitap bu değildir. Diye bir ifade kullandı. Çöpte Dostoyevski’yi o bulmadı. Çöpte Dostoyevski’yi ben buldum zaten.

FESTİVAL 6 EKİM'E KADAR DEVAM EDECEK

Festival boyunca İÜ Merkez Kampüsü Rektörlük Binası Doktora Salonu'nda "Adil Yargılanma Hakkı Herkese Lazım: Yoksullara da!", "Yoksulluk ve Ceza Sorumluluğu", "Yoksulluk ve Yolsuzlukla Mücadele" ve "Yoksulluk Suça İter Mi?" gibi başlıklarla 16 oturum halinde gerçekleştirilecek akademik paneller olacak. Festivalde bu yıl 30 uzun metraj, 9 kısa metraj ve 1 belgesel olmak üzere 40 filmin gösterimleri Beyoğlu, Atlas,Ortaköy ve Feriköy sinemalarında gerçekleştirilecek.

TÜLAY ACAR/ HABERTURK.COM


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300