03 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Bu yıl 53’üncü kez düzenlenen Uluslararası Antalya Film Festivali’nde Türk sinemasının kalbi bir hafta boyunca yine Antalya’da atacak. Ulusal Yarışma Bölümü’nde 12 film Altın Portakal için yarışırken Uluslararası Yarışma bölümünde de 8’i yabancı 2’si Türk filmi olmak üzere 10 film heykelciğe uzanmaya çalışacak. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı ve Antalya Film Festivali Başkanı Menderes Türel, festivalin uluslararası platformlarda daha güçlü hale geldiğini belirtirken bunun ölçüsünün de Antalya’ya gelen ünlü yabancı yıldızlar ve yönetmenler olduğunu dile getirdi.

Festival için ne kadar yol aldınız?

Her yıl biraz daha üstüne koyarak gidiyoruz. Festivali ilk kez 2005’te uluslararası platforma taşıdığımda dışarıdan biraz sorgulayıcı bakış açısı söz konusuydu. Elbette Türkiye’de festivalin yerini ve önemini tartışmaya gerek bile yoktu. Bu durumu uluslararası platforma da taşımak için yola çıktık. 2009’da 5 Oscar’lı oyuncunun katıldığı bir festival düzenleyerek festivalin adını yurtdışında duyurduk. Tabii biz ayrıldıktan sonra ne yazık ki bu güçlü prestijde ciddi bir erozyon söz konusu oldu. Katılımcılar açısından prestijli isim bulma noktasında ciddi sıkıntılar oldu ve o aradaki 5 yıllık dönemde kaybolan prestiji yeniden seçildikten isonra kinci dönemimizde büyük bir gayretle yeniden toparlamaya çalıştık. Geçen yıl Kathleen Turner, Jeremy Irons gibi çok önemli sanatçılar katıldı. Bu yıl da Gerard Depardieu ve Audrey Tautou festivale katılacak. Başka sürprizlerimiz olabilir. Sonuç olarak bu yılki festivalin geçen yıldan daha iyi olacağını düşünüyoruz.

Ünlü yıldızlar festival ve Antalya için ne düşünüyorlar?

Buradan memnun olmadan dönen bir tek konuğumuza rastlamadım. Helen Mirren Antalya’ya geldikten 3 ay sonra Oscar kazandı. Ben de “Oscar’ın yolu Antalya’dan geçer” diye bir espri yapmıştım. Helen Mirren bizim başkonsolosumuzun da bulunduğu New York’ta onuruna verilen bir resepsiyonda yarım saat boyunca Antalya’yı ve festivali övmüş. Başkonsolosumuzun tüyleri diken diken olmuş. Catherine Deneuve gelirken de açık söylemek gerekirse festivalimizin nasıl bir festival olduğu konusunda biraz endişeliydi ama Antalya’dan inanılmaz memnun ayrıldı.

‘SİNEMA ANTALYA’DA BULUŞUYOR’

Festivalin Türk sinemasına katkısı ne düzeydedir?

Dünya sinemasıyla Türk sinemasının buluşma adresi Antalya. Ben ilk dönemde de sinema endüstrisini bir araya getiren bir fuar oluşturdum. Bunu ikinci dönemimde kurduğumuz Antalya Film Forum üzerinden gerçekleştiriyoruz. Bu konuda Zeynep Atakan müthiş bir çalışma ortaya koyuyor, Elif Dağdeviren de aynı şekilde çok büyük bir gayretle festivalin direktörlüğünü yapıyor. Buraya gelen ünlü yıldızlar, yönetmenler Türk sinemasının ne kadar gelişmiş olduğunu, ne kadar güçlü olduğunu Antalya’da görüyorlar.


Türk sinemasının festivale katkısı ne düzeydedir?

Ben fevkalade memnunum. Çünkü bir sinema festivali yapıyorsanız bunun ilgisini ölçebileceğiniz yer genelde sinema salonlarıdır. Ben geçmişte gazetecilik yaptığım dönemde bir sinema gişesinin arkasında, ofiste çalışıyordum. O zamanki festivallerde, gişede iki üç tane bilet satıldığını hatırlıyorum. Bugün merdivenlerde dahi oturan izleyiciler görüyoruz. Demek ki artık Antalya Film Festivali’nin gerçekten halkın sinemayla buluşması adına çok ciddi bir gücü olmuş. Türk sineması Antalya Film Festivali’ni her zaman taçlandırmıştır. Aynı şekilde festival de Türk sinemasını.

Festivalde ödül alan filmlerin gişelerinin başarılı olmadığını, bazılarının ise gösterime hiç girmediklerini görüyoruz. Bu durumu nasıl yorumlarsınız?

Elbette gişe filmlerinde önemli bir sanat icra ediliyor. Bunu görmemek mümkün değil. Yüksek sanat dediğimiz başka bir şey var. Orada ne yazık ki gişe sorunu yaşanıyor. Yüksek sanat dediğimiz gişe sorunu yaşanan filmler de genellikle ödüllerin sahibi oluyor. Bu durum dünyada da böyle. Cannes Film Festivali’ne, Venedik Film Festivali’ne, Berlin Film Festivali’ne bakacak olursak aşağı yukarı görüntü aynıdır. Antalya’ya gişe hasılatı yüksek olabilecek filmler gelmiyor.

Neden gelmiyor?

Herhangi bir noktada bir ödül alamaması riski gişe filmlerinin yapımcılarının Antalya Film Festivali’ne film verme konusunda ciddi şekilde düşünmesine yol açıyor. Bir dostuma, “Ya filmini Antalya’ya neden getirmiyorsun?” diye sordum, o da çok naif bir şekilde “Bizi bu kadar insan ödüllendiriliyor, bir de sizden ödül alamadan dönmek... O zaman biz çok üzülürüz” dedi. Ödül alamamak ihtimali açıkçası onları bir kez daha düşünmeye sevk ediyor. Ne var ki onlar da her zaman aramızda. Gişe filmlerini Antalya Film Festivali’nden koparmak söz konusu bile olamaz. O filmler için özel gösterimler düzenliyoruz. Yarışmaya ise genellikle kendi tercihleri nedeniyle katılmıyorlar.

‘TÜRK SİNEMASI TAKDİRE ŞAYAN’

Türk sinemasının şu anki durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok takdire şayan bir durumda. Yani Türk sinemasındaki son yıllarda çekilen filmler zaten uluslararası festivallerde aldığı ödüllerden de anlaşılacağı üzere gerçekten takdire layık. Ben de filmlerimizi büyük bir keyifle izliyorum. Türkiye’de izleyicinin gösterdiği ilgi, yurt dışında alınan ödüller Türk sinemasının hak ettiği ilgiyi gördüğünü kanıtlıyor. Oyunculuktan senaryoya, teknikten yönetmene her yönüyle çok kaliteli filmler çekiliyor. 2004’te festivale katılacak 10 filmi zar zor bulmuştuk. Bugünse 150’ye yakın film çekiliyor. Bu da sinemamızın nasıl güçlendiğinin bir göstergesidir.

Ne oldu da bu kadar güçlendi?

Türkiye güçlendi, gelişti. Başka hiçbir şey değil. Türkiye ekonomisinin güçlenmesi, ülkenin milletin refahının artması Türk sinemasını güçlendirmiştir.

Hayalinizdeki festivale ne kadar yakınsınız?

Daha çok var. İlk 5 senelik dönemimizden sonra bir itibar zedelenmesi yaşamasaydık şu anda çok daha iyi yerlerde olabilirdik. 5 sene aradan sonra yeniden sıfırdan başlamak zorunda kaldık. Her yıl güçlenerek hayalimizdeki festivale ulaşacağız. Gün gelecek Cannes, Venedik ve Berlin gibi olacağız. Emin olun o günler çok uzak değil. Saydığım festivallerin düzeyine geldiğimiz gün hayalimdeki festivale ulaşmış olacağız.



O günler için sizin dışınızda başkalarının ne yapması gerekiyor?

Bu iş bir tek Menderes Türel’in başarabileceği kadar kolay bir iş değil. Bir kere Türk sinema endüstrisinin bu işi çok iyi sahiplenmesi gerek ki sahipleniyorlar zaten. Sinema endüstrisiyle beraber halkın bu konuda bizi teşvik etmesi lazım. Sağ olsunlar Başbakanlık’tan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na kadar hükümetimizin ciddi katkılarını alıyoruz. Artık onlar bizim festivalimizin sadece devlet sponsoru değil adeta ortağı gibiler, bu festivali birlikte yapıyoruz desek yeridir.

Festivalin sosyal medya açılımı

“FESTİVALDE dijital iletişimle de fark yaratıyoruz. Hiç mütevazı olamayacağız. Akademi’den de Cannes Film Festivali’nden de daha aktif ve iyi dijital medya kullanımı gerçekleştiriyoruz. Sosyal medya için çektiğimiz videoları takipçilerimiz festivalin tanıtım filmi zannediyor. Türkiye’de ilk kez basın açıklaması 360 derece kameralarla çekildi. Türkiye’de ve dünyada tanınmış ünlü sosyal medyacılar ve sinema blogger’ları festival için Antalya’ya geldi. Festival sırasında sosyal medya entegreli sürpriz uygulamalarımız olacak. Özellikle Snapchat ve Instragram noktaları ziyaretçilerimizin ilgisini çekecek.”

‘Antalya’da yabancı filmler çekilecek’

Antalya’yı bir film platosu haline getirme çalışmalarınız ne aşamada? Antalya’da beş senelik hizmette ara dönemi yaşadık. Bir reklam arası aldık. Ondan sonra kaldığımız yerden... Hatta benim seçim şarkım ‘Nerede kalmıştık Antalya’ olmuştu. Yola yeniden çıktık. Şimdi projelerimiz aşağı yukarı hazır ve çok hızlı bir şekilde bunun gerçekleştirilmesiyle ilgili sürecin yavaş yavaş sonuna geliyoruz. Los Angeles’a gittim, Hollywood’daki en ünlü prodüktörlerle görüştüm. Çok önemli bir filmin prodüktörü “Biz filmimizi Ortadoğu’da şu ülkede çekmiştik. Başımıza bombalar yağıyordu. Antalya’da film çekmeyi çok isteriz” demişti. Sinemada teşvik kanunumuz da hazır. Bakanlık da bekliyor, Meclis’e sevk olacak. Teşvik kanunumuzun çıkmasından sonra emin olun birçok yabancı şirket Antalya’da film çekecek. Zaten yabancı sinemacılar bana hep “Kanunu çıkarın, stüdyoları kurun, ondan sonra kovsanız da gitmeyiz” diyorlar. Şimdiden başlayan görüşmelerimiz var. Bir şirket Endonezya veya Filipinler’de çekecekleri filmi Antalya’ya kaydırmayı düşündüklerini söyledi.

HT MAGAZİN / Mehmet ÇALIŞKAN


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300