06 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Profesyonel kariyerine 1997 yılında Hadi Çaman Yeditepe Oyucuları’nda özgün sahne müziği bestecisi olarak başlayan ve 20 yıla yakın süredir pek çok tiyatro eserinin müziklerini besteleyen Özer Atik’i biz ‘Komedi Dükkanı’ ile tanıdık. Bu proje o kadar sevildi ki, ardından ‘Arkadaşım Hoşgeldin’ ve ‘Müdür Ne’aptın’ ile devam etti. Dizi müzikleri ve reklam jingle’ları da yapan Atik, program yapımcılığı da yaptı, single çalışmaları da... Etiler’de yeni açılan La Boucherie Dinner Theatre’ın hem küratörü hem şovun yöneticisi hem de şovun bir parçası. İnsanlar bir anda kendilerini bir oyunun içinde bulabiliyorlar. Çünkü genel konsept böyle. Artık eğleneceğimiz, öğreneceğimiz ve rol alacağımız projelere ilgi duyuyoruz. Özer Atik ile yeni şovunu konuştuk.

Sahne önü ve arkasında birçok yenilikçi projele adınızı duyurdunuz...

Hepsinin ortak paydası müzisyen kimliğim. Meslek hayatıma konservatuvarda öğrenciyken tiyatro eserleri için kompozitörlük yaparak başladım. Farklı disiplinlerin bir arada, ahenkle nasıl çalışabileceğini gözlemledim. Pek çok oyuncuyla meslek hayatının başındayken tanıştım. Yer aldığım işlerin çoğunda bu eski dostlukların katkısı vardır. Aradığım en önemli kriter kaliteli ve samimi olması.

La Boucherie Dinner Theatre’da gerçekleştirdiğiniz içeriğe dair neler söyleyebilirsiniz?

Eğlenceli, azıcık sivri dilli, gece gezen insanların dilini konuşan bir içerik. Çizgileri var ama kaygısı, korkusu yok...

Bar tiyatrolarına aşinayız ama burada farklı konseptleri buluşturuyor kabare, müzikal, alaturka geceleri yapıyorsunuz. Hangisine ilgi daha çok?

La Boucherie Dinner Theatre, Umut Evirgen’in kurduğu bir hayaldi ve beni bu işin olabilirliğine ikna etti. İçeriğine aylarca çalıştığımız gösterilerimiz var. Gösteriden bir gün önce kafa kafaya verip, dekorundan tekstine, müziğinden ışığına her şeyi tasarlıyoruz. Dikkatimiz ve ilgimiz ağırladığımız misafirlerimizin üzerinde. Seyircinin reaksiyonuna göre ani refleksler gösterip, kurguda değişikliler yapıyoruz. Her şovun ayrı bir öyküsü, farklı bir izleyici kitlesi var. Ne mutlu ki hepsi de rağbet görüyor.

İnteraktif gösterilerde izleyicinin katılımı nasıl sizce?

Mekânı izleyicinin sahnedeki gösteriye ister istemez katılabileceği şekilde tasarladık. Gösterilerimizdeki yaklaşımımız seyircinin oyuna katılmasından ziyade, oyuncunun seyirciye katılması. Bütün gece yanınızda oturan birisi aniden şovun bir parçası oluveriyor. Her şey doğal akışında ve mekânın içinde saklı.

Ağırlayacağınız isimlerle sahne öncesi neler konuşacağınızı konuşur musunuz, o anda mı gelişir?

Sahnemizde kimseyi planlı programlı ağırlamıyoruz. Sahnemiz herkese açık, söyleyecek sözü olan herkesin sahnesi. Her şovda mutlaka kıymetli konuklarımız bize eşlik ediyor. Her şey ortamın samimiyetinde ve doğal akışında oluyor. Kâh oyuncular seyircinin arasında kâh seyirciler sahnede, müthiş bir etkileşim var. Planlanarak olacak şey değil.

İnsanlar artık rahat edeceği ve bir şeyler öğrenebileceği ortamlarda eğleniyor değil mi?

Rahat edilmeyen bir yerde eğlenebilmenin mümkün olmadığı kanısındayım. Bizim bu işteki lokomotifimiz müzik. Takip etmesi çok zahmetsiz, eşlik etmesi çok kolay, izleyiciyi her türlü duygu durumuna çok çabuk sokabilen bir şey müzik. Gösterileri farklı müzik repertuvarlarıyla kurgulamamızın sebebi de bu. Kimseye bir şey öğretmek gibi bir derdimiz yok. Lafımızı esirgemek gibi bir kaygımız da... Rahat, eğlenceli ve sivri dilli bir tarzımız var.

 

HT CUMARTESİ / Ekin TÜRKANTOS

 

 

 

 

 

 

 

 

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300