"Bir daha dünyaya gelsek yine tiyatro yapardık"

27.03.2017 - 09:51 | Güncelleme:

27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nünde "Sahnelerden Aşk Şarkıları" adlı konser öncesi ünlü tiyatrocularla sohbet ettik

HT Magazin'de yer alan Ece Saruhan röportajında, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü ‘Sahnelerden Aşk Şarkıları’ konseriyle kutlayacak olan Çiğdem Erken, Alican Yücesoy, Celil Nalçakan, Demet Evgar, Devrim Yakut ve Selçuk Borak “Bir daha dünyaya gelsek yine tiyatro yapardık” diyor. 

Bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü!

Benim için her gün tiyatronun günü ama kutlamayı hak eden çok az şeyin kaldığı bu dünyada tüm kalbimle, ruhumla kutladığım gerçekten özel bir gün! Dolayısıyla bayram sevinciyle koştum az sonra sohbetimizi okuyacağınız oyun arkadaşlarımın yanına. ENKA Kültür Sanat, bu özel günü, bu akşam saat 20.30’da ENKA İbrahim Betil Oditoryumu’nda özel bir konserle, Çiğdem Erken’le ‘Sahnelerden Aşk Şarkıları’yla kutlayacak. Çiğdem Erken ve orkestrası çalacak, Alican Yücesoy, Caner Cindoruk, Celil Nalçakan, Çağan Irmak, Demet Evgar, Devrim Yakut, Gökçe Bahadır, Hakan Bilgin, Keremcem, Özge Borak, Selçuk Borak, Serkan Keskin, Tuba Ünsal ve Tuğrul Tülek şarkılar söyleyecek. Repertuvarda hem herkesin bilip sevdiği aşk şarkıları hem de filmlerden, oyunlardan, müzikallerden şarkılar var. Çiğdem Erken, Alican Yücesoy, Celil Nalçakan, Demet Evgar, Devrim Yakut ve Selçuk Borak’la buluşup konseri ve ‘iyi ki var’ımız tiyatroyu konuştuk...

"BU KONSERLE BİR GELENEK BAŞLATTIK"
ENKA Kültür Sanat’ın sanata, tiyatroya verdiği destek çok değerli. ‘Sahnelerden Aşk Şarkıları’ konseri nasıl doğdu?

Çiğdem Erken: ENKA Kültür Sanat’ın Direktörü Gül Mimaroğlu ve Direktör Yardımcısı Murat Ovalı, 3 yıl önce beni arayıp “Bu sene 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü senin konserinle kutlamak istiyoruz” dediler. Fikir çok hoşuma gitti. Aslında teklif bana ve orkestrama yapılmıştı. Ben “Tiyatroya çok düşkünüm ama bunca yılı birlikte kat ettiğim oyunculara da çok düşkünüm. Sahnede onlarla birlikte olmak isterim” dedim. O dönemde oyuncuların sahnede şarkı söylediği çok fazla proje yoktu. Bu konserle bir gelenek başlatmış olduk. Bu yıl üçüncüsünü düzenliyoruz. Yine harika oyuncular bir araya geldi. Bütün arkadaşlarım müthiş bir özveriyle bu konserin bir parçası oldular. Film ve dizi setleri, tiyatro oyunları varken vakit yarattılar. Bir oyuncu, söyleyeceği şarkı en çok ona yakışsa bile o şarkıyı söyleyeceği gün açık yara gibi dolaşır ortalıkta. 2 dakikalık bir şarkı oyuncu arkadaşlarım için bir heyecan vesilesi oluyor ve bu çok güzel bir şey. En güzeli de birlikte 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü kutluyor olmak. Benim için doğum günümden daha önemli bir gün. Asıl hedefimiz bu hepimiz için çok özel olan günde birlikte eğlenmek, kutlamak, asıl evimizi unutmamak ve insanlara da hatırlatmak.

Devrim Yakut: Bu konserin şöyle bir güzelliği var; tiyatro da böyle şenliklerden çıkmış. Dionysos adına düzenlenen bağ bozumu şenliklerinde insanlar çok eğlenmişler. Bunu yapanlarla izleyenler ayrılmış, sonra da tiyatro doğmuş. Bu konserin özü eğlenmek, bir arada olmak, kardeş sanatların bir arada olması. Biz bir parçası olduğumuz için çok mutluyuz, seyirciler de çok mutlu olacak.

Demet Evgar: Hepimiz bir şekilde birbirini bilen insanlarız. Çiğdem benim çok sevdiğim, çok eski bir arkadaşım. Onun evinde piyano eşliğinde çok şarkılar söyledik. Selçuk Abi hepimizin çocukluğunu biliyor. Bir araya geldiğimizde bir anda kreş gibi oluyor içinde bulunduğumuz ortam ve bu insanı taze tutuyor. Bir arada olmanın tadını çıkarıyoruz.

"ŞARKI SÖYLEYECEĞİMİZ İÇİN HEYECANLIYIZ"

Beyler size ne hissettiriyor bu kutlama ve sahnede şarkı söyleyecek olmak?

Selçuk Borak: Şarkıcı değiliz ama sahnede elimizden geleni yapmaya çalışacağız. Ben ilk kez geçtiğimiz yıl kızımla (Özge Borak) birlikte şarkı söyledim bu konserde. Şu anda en az o günkü kadar heyecanlıyım ve tekrar çağrıldığım için çok mutluyum.

Alican Yücesoy: Benim için bu bir ilk, umarım devamı da gelir. Umarım birbirine değen insanlar olarak her 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü bu konserle, bir arada kutlarız. Şarkı söyleyeceğim için de çok heyecanlıyım.

Celil Nalçakan: Böyle bir projenin içinde olmak başlı başına çok özel bir durum. Ben de şarkı söyleme işini bir süredir hasbelkader yapmama rağmen çok heyecanlıyım. Değişik bir deneyim olacak. Hepsi hayran olduğum oyuncular olduğu için “Kuliste fotoğraf çektiririm” gazıyla başladım. Bakalım finalde ne olacak? Şaka bir yana güzel olacağına eminim.

"TİYATRO, ÇOK TEMİZ BİR DÜNYA"

Tiyatro sizler gibi benim için de aşkın karşılığı. Bana verdiğin bir röportajda “Tiyatro beni daha iyi bir insan yaptı” demiştin Çiğdem, bence bu durum tiyatroyla dost olan herkes için geçerli. Biliyorum tarifi zor ama bu aşkı kelimelere dökmenizi istesem neler söylersin?

Çiğdem Erken: Ben tiyatro müzisyenliğine 1995 yılında başladım. Tiyatro virüs gibi bir şey, bir kez kandan içeri girince bir daha çıkmıyor. Ben son yıllarda birçok alanda çalışıyorum. Televizyon müziği yapıyorum, film müziği çalışmalarına başladım, öğretim üyesiyim, konserlerim var ama tiyatroda aldığım zevki, ruhumda yarattığı hazzı başka hiçbir yerde bulamadım, bulabileceğimi de sanmıyorum. Tiyatro çok temiz bir dünya, sadece iyi olanların başarılı olabileceği bir dünya. Tiyatro müziği neden dünyaya geldiğimi bana tarif eden şey oldu. Âşık oldum işte, çok da tarifi yok. Bir kere daha dünyaya gelsem yine tiyatro yapardım. Hatta “Sadece tek bir şey yapabileceksin” deseler yine tiyatro müzisyeni olmak isterdim.

Selçuk Borak: Ben 1969 yılında kimya okumayı bırakıp sanata geçtim ve bu hayatımın bana hep mutluluk veren en büyük dönüm noktası oldu. Evliliğimi bu konumda yürüttüm, çocuklarımı bununla büyüttüm. Tiyatro insanı besleyen, etrafını aydınlatan bir olay. Ben de bir daha dünyaya gelsem yine tiyatro yapardım.

"TİYATRO ŞİFASIYLA İNSAN RUHUNUN İHTİYACIDIR"

Tiyatro yapan için de seyreden için de terapi gibi, öyle değil mi?

Demet Evgar: Psikoterapi gibi gerçekten. Ve seyirciyle yapılan bir şey. Seyretmek ve izlemek çok farklı şeyler. Televizyonda bir şeyi izlersiniz, tek taraflı yapılan bir şeydir ama tiyatro izlenmez, seyredilir. Hayat gibi bir seyir halinde olmayı anlatır aslında. Bu yüzden arındırır. İçinde bir hikâye vardır tıpkı hayatta da olduğu gibi, hata vardır tıpkı hayatın içinde de olduğu gibi, bir şeyler eksiktir yine hayatta olduğu gibi. Ve sahnedeki şeyi oynarken oyuncu olarak tamamlarsın, seyreden de hayalinde tamamlar tıpkı hayattaki gibi. Tiyatro iyileştirir, toplar, bir araya getirir. İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’da her şey topla tüfekle yerle bir edilirken günümüzün en önemli tiyatroları kurulmuş. Çünkü tiyatro bir ihtiyaçtır. Şifasıyla, psikoterapistiyle insanın ruhunun bir ihtiyacıdır. İnsanın duyarlılık derecesine katkı sağlar, farkındalığı artırır. Ülkemizde şu anda çok iyi oyunlar yapılıyor ve salonlar doluyor. Birlikte gülmek, düşünmek, hüzünlenmek seyirciye iyi geliyor.

"DÜNYA BARIŞININ İMARININ YOLU TİYATRODAN GEÇİYOR"

Tiyatronun en değerli özelliklerinden biri de hayatın içinde en çok unuttuğumuz şeyi, empatiyi hatırlatması öyle değil mi?

Devrim Yakut: Tiyatro içinizdeki bir sürü cevheri ortaya çıkarır, insanı şifalandırır, iyileştirir, daha iyi bir insan yapar. İnsanın anlayabilme potansiyelini yükseltiyor. Bir gazetenin üçüncü sayfasında bir seri katili okuduğumuzda bizim aklımıza ilk gelen “Bu sonuç. Peki ne oldu da bu adam bu hale geldi?” cümlesi oluyor. Bunun toplumdaki herkes tarafından hissedilebildiğini düşünsenize... Dünya barışının imarı herkesin yolunun bir şekilde tiyatrodan geçmesinden geçiyor. Buna bütün kalbimle inanıyorum. Derdim mesleğimi kutsamak değil, cerrahlar kadar kutsal bir iş yapmadığımızı biliyorum ama tiyatro çok özel ve şifalı bir iş.

Celil Nalçakan: Devrim Abla’nın dediği gibi belki yaptığımız iş hayat kurtarmıyor ama mesleği hayat kurtarmak olanları işlerine mutlu yolluyoruz en azından. Ben 7 sene jeoloji, ardından da 1 sene turizm otel işletmeciliği okuduktan sonra tiyatro eğitimi aldım. İyi ki de tiyatroya başlamışım, yoksa bu kadar mutlu olamazdım.

"TİYATRONUN SAĞLADIĞI BİRLİK ÇOK ÖNEMLİ"

Tiyatronun şifasından, iyileştirici gücünden söz etmişken, bu sezon “Ruhuma iyi gelecek bir şeye ihtiyacım var, tiyatroya gideyim” cümlesini o kadar çok insandan duyuyorum ki...

Alican Yücesoy: Öncelikle sana uzun süredir yaptığın “Tiyatro iyidir, iyileştirir” kampanyası için teşekkür ederim. İyi ki yaptın, bizim de bildiğimiz ama söylemediğimiz bir şeydi çünkü. Tiyatro gerçekten iyidir, iyileştirir. İyileştirmek sadece sağlık anlamında değil, iyi insan olmaya yaklaşmak bir yandan da. Tiyatronun en değerli yanı içinde birbirimizi öteki yapmayacak, birbirimize hak verecek, bizi birbirimize yaklaştıracak şeyleri barındırıyor olması. Dünyada bunun için bir topluiğne ucu kadar bir şey varsa, o da tiyatroysa, ben bunun içinde yer alabildiğim için çok iyi hissediyorum kendimi. Hiçbir şey beklemeden her şeyini seyirciye döken bir iş tiyatro. Seyirciye hiç tanımadığı insanlarla, kim olduklarını düşünmeden yan yana oturup birlikte vakit geçirebileceği bir alan sağlıyor. Bu birliktelik çok önemli, çok değerli. Ben de bir daha dünyaya gelsem başka bir şey yapmak istemezdim, yine insanlara sanatla dokunabilmek isterdim. Evet biz yapan insanlar olarak tiyatroya bayılıyoruz ama bence seyircideki etkisi bizdekinden çok daha büyük, güzel ve değerli. Dahil oldukça onlar da çok daha iyi anlıyor bunu. Hep beraber oldukça tiyatronun bu iyileştirici ve birleştirici gücü çok daha iyi anlaşılacak.

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ