BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

HT Cumartesi'de Özge Gedik, Ece Candan ile röportaj yaptı.

İş çıkışı baleye gideceğini söyleyen arkadaşıma “Bu yaşta ne balesi?” diye karşılık verdiğimde haberdar oldum bale fitness akımından. Türkiye’de daha yeni yeni duyulmaya başlansa da uzun yıllardır her yılbaşı gecesini heyecanla bekleten modellerin bile favori sporu. Siz de “Küçükken hep baleye gitmek istemiştim ama yollamadılar” diyorsanız hâlâ geç değil. Daha zarif olmak isteyen, arkadaşlarının “Dik dur!” ikazından usanan, farklı bir spor arayanlar için bale fitness’ı eğitmeni Ece Candan’la konuştuk

Bale fitness nedir?

Bale figürleri, ilhamı ve disipliniyle tamamen hedefe yönelik egzersizlerin birleşiminden oluşan bir program. Çok setli hareketlerle vücudun kaslanmasını ve şekillenmesini hedef alıyoruz. Burada dans yok. Ders sonunda müzik açıp yapabiliyoruz ama bir koreografi hazırlamıyoruz. Farklı bir fitness tercihi.

Baleye ilginiz nasıl başladı?



4 yaşımda başladım, 6 yıl eğitim aldım. Lisedeyken derslerden çıkıp bale hocamla her gün 2-3 saat çalışırdık. Sabahları 07.30’da kalkıp baleye gidip oradan da dershaneye giderdim. Saçlarım hep topluydu, içimde hep mayom vardı. Çünkü okuldan baleye gidip gömleğimi çıkarıp derse girerdim. 2011’de girdiğim konservatuvar sınavını kazanamadım. Tendonlarımda bir sorun vardı ve 2’nci elemede elendim. Kazansaydım burada 1 sene okuduktan sonra eğitimime Paris’te devam etmek istiyordum. Daha sonra bir topluluğa girip dans ederek bütün dünyayı dolaşmak tek hayalimdi. Sonuçların açıklandığı gün 11 Eylül olayları olmuştu. Bütün dünya çalkalanmış ve benim dünyam yıkılmıştı. Daha sonra sınavlara girme cesareti bulamadım. Ortopedi uzmanı, balerin olabileceğimi ama tendon problemim sebebiyle hiçbir zaman baş balerin olamayacağımı söylemişti.

Ama siz yine de pes etmediniz...

Evet, üniversitedeyken 0-6 yaş arasına bale dersleri vermeye başladım. O zamanlar “Öğretmenlik bana göre değil, ben dans etmedikten sonra bir anlamı yok” diyordum. 2.5 yıl bir dergide çalıştım.

Baleye dönüşünüz nasıl gerçekleşti?

Baleye dönmek istiyordum. Amerika’da bale fitness programlarını izlemeye başladım. Neredeyse modellerin hepsi bu sporu yapıyordu ve Türkiye’de yoktu. 16 yıl bana eğitim veren bale hocam Filiz Özar, İstanbul Devlet Opera sanatçılarından Mutlu Cankup ile haftada 3 gün çalıştım, beni çok desteklediler. Programım da müziklerim de hazırdı artık. Instagram hesabı açtım, önce arkadaşlarım sonra onları da takip eden başka insanlar geldi. Şu an çok güzel bir kitlem var.



Bale fitness sporunu kimlere öneriyorsunuz?

Herhangi bir sakatlığı olmayan, esnekliğini artırmak, duruş bozukluğunu gidermek, daha ince ve uzun kasları olmasını isteyen herkes gelmeli. Dersler 1 saat sürüyor. Minimum 2 gün yapılmalı. 3 gün olursa harika olur tabii ki.

Daha önce baleye gitmemiş birisi için geç değil mi?

Burası herkesin hayalini gerçekleştirdiği bir yer. Bale fitness yapıyoruz ve 1 saat de olsa müzikle bambaşka bir dünyaya gidiyoruz. Buraya her gelen mayosunu, patiğini, eteğini, taytını alıyor. O mayoyu eteği giydiği an duruşu, kendine bakışı değişiyor.

‘GISELLE’LE KARDİYO ÇALIŞIP LA BAYADERE İLE ESNİYORUZ’

Bale fitness esnasında çalan müzikleri siz mi seçtiniz?

Her harekete özgü müzik listesi oluşturdum. Böylece öğrenciler sıkılmıyor. Bazı zorlayıcı hareketleri Fransız rap şarkılarıyla yaptırıyorum. ‘Giselle’ balesinin müzikleriyle kardiyo çalışıp ‘La Bayadere’nin müzikleriyle esniyoruz. Duruş çalışırken Edith Piaf ile asker gibi yürüyoruz. Carla Bruni bile çalıyorum bazen.

Geri dönüşlerden memnun musunuz?

Şehir karmaşasında kadınlar da erkek gibi oldu. Ama buraya geldiklerinde “Kendimizi kadın gibi hissettik” diyorlar. En maskülen kadının bile buna ihtiyacı olduğunu görüyorum.



‘TÜRK İNSANI KAMBUR’


Derste en çok karşılaştığınız sıkıntılar neler?

Sık sık dik durmaları konusunda uyarıyorum. Yapamayacağım diye ağladıklarında “Acı yoksa zarafet yok” diyorum. Sokakta da dikkat ettiğim bir şey var; Türk insanı kambur. İnanılmaz skolyoz hastalığı yaşayan ve duruş bozukluğu olan insan var.

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000
2000