BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

İstanbul Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarımda arkadaşlarımla en çok tartıştığım konu, bize hiç zaman kazandırmayan bir patikanın ısrarla kullanılmasıydı. Okul yolunda o patika ve planlanmış yol yan yanaydı. Ama hocalar dahil birçok kişi patikayı tercih ediyordu. Hemen ana kapının yanında; şimdi gidin yine oradalar... Alışkanlık, vazgeçemediğin için alışkanlıktır? Ben de farkında olmadan oradan yürüyordum. Geçenlerde gördüm ki biri bu patika meselesini projeye dönüştürmüş. HT Pazar'dan Ece Ulusum'un haberi...

Fotoğraf sanatçısı Mustafa Cevahir Akbaş, İstanbul’un patikalarını tek tek çekmiş, belgelemiş ve birçok galeride sergilemiş. Adını da Istanbul Express Ways koymuş. Bu ismi koymasının sebebini de “İstanbul’un patikaları yaşayanların telaşını gösteriyor” diyerek açıklıyor. Tabii o, işin sanat tarafından bakıyor. Oysa bu patikalar psikolojik, sosyolojik, politik, artık bu kalemden ne varsa bir tablo da koyuyor önümüze.

‘PATİKA BİR BAŞKA PATİKAYI KAPATIR’
İlk fotoğraf: Zincirlikuyu’da yeraltı geçidinden bir yol varken yol kenarından otobüs duraklarına giden uzun ince bir patika oluşmuş. Oysa yürüyen merdivenlerle daha hızlı aşılabilecek bir mesafe. Zamandan kâr yok ve hiç güvenli değil. Bir başka kareye bakıyorum; Gezi Parkı’nda. Her yaz yenilenen çimenlerin üstünde, yanda dümdüz yol varken başka bir yol oluşmuş. Bu yolu o kadar çok kişi tercih etmiş ki patika artık yoldan daha büyük olmuş. Bu patika oluşturma güdüsü nereden geliyor? İyice meraklandım, araştırmaya başladım.

İngiliz tarihçi Edward Palmer Thompson, “İngiliz İşç i Sınıfının Oluşumu” kitabında patikaların en çok işçi sınıflarının yaşadığı bölgelerde görüldüğünü, siyasi rejimlerin değişim süreçlerinde daha da belirginleştiğini söylüyor. “Toplumsal, psikolojik askıların patikalarla coğrafyayı açıkça etkilediğini söyleyebilirim” diyor tarihçi. Bir diğer bakış açısı Sosyolog Charles Tilly’den: “Patika bir başka patikayı kapatır. Bunu somut ya da ideolojik olarak da düşünebilirsiniz. Bakmanız gereken tek şey, gerekli mi?” Akbaş’ın fotoğraflarındakiler pek gereki gibi durmuyor. Zaman kazandırmadıkları da ortada.

Ama orada sizi çağıran bir şey yoksa patika da oluşmaz, normalde oluşmamalı yani... Peki neden yapyoruz bunu?

‘PİŞMANLIKLARDAN DERS ÇIKARILMAMASI’
İşler ilginçleşiyor. Bu konu, Siyaset Bilimci Paul Pierson ve Sosyolog Theda Skocpol’un da ilgisini çekmiş. 2002’de konuyu araştırmışlar. Sonuç olarak, günümüzde çevremizdeki patikaların analizinin iktidar ilişkileri açısından ufuk açıcı olabileceğini ve iç-dış siyasi ilişkilerinde sorun yaşayan ülkelerin patikalarının daha gözle görülür olduğunu söylüyorlar. Siyasi psikolojinin bir şekilde dışavurumu yani.

Bu, derslere de konu olmuş bir durum. “Path dependence” yani “patika bağımlılığı”...

Biraz açıklamama müsaade edin. Buna göre şehir içi patikalar, geçmişte alınan kararların kolay yıkılamadığı, gelecekte alınacak kararlar üzerinde de çok büyük etkileri olduğunu gösteriyor. Yani, sizin dışınızda alınan kararları değiştirmeniz, bunlardan hareketle gelecekte neler olacağını kestirmeniz zorsa, bu günlük hayata sirayet ediyor. Ve bu konu özelinde çalılıklar arasından, çimler üzerinden kendi küçük ama güvenli gelen yolunuzu açmaya meyilli oluyorsunuz. Bir kez o yola girdiğinizde eğer birileri sizi takip ederse, dönüşü de kolay olmuyor.

Güncel durumu anlayabilmek için birçok siyaset bilimciyi aradım. Çoğu “Hımm” dedi. Ya yoğundular ya da bunun üzerinde epey düşünmek gerektiğini söylediler. Sonunda San Diego State Ünivesitesi’nin yeni bir çalışmasında, bizim patikalara uyabilecek bir yorum yakaladım. Belki de sırrı çözdüm: “Gelişmekte olan ülkelerin bugününe bakarsak, geçmişte yapılan seçimlerle şekillenen patikalar muazzam büyüklüğe ulaşmış. Patika bağımlılığı kavramı, soyut ve somut anlamda iç içe girmiş. Geçmiş tecrübe ve geleneklerden kaynaklanan tercihlerin, daha iyi alternatifler ortaya çıkmasına rağmen hâlâ üstünlüğünü koruduğunu göstermiş. Bu, insanların gelişmelerin sonunu düşünmek istemediklerinin ya da geçmişten pek ders alınmadığının göstergesi olabilir...”

Evet, konu karmaşık. Ama ilginç de. Neyse. Artık bastığınız patikaları başka bir gözle düşünün bence.

Mustafa Cevahir Akbaş:
İnsanlar kendi yollarını çizmeyi seviyor

Bu proje nasıl aklına geldi?
Patika projesi kent üzerine söz söylemeye çalıştığım bir dönemde, çevremdekilerin kentin dönüşümüne odaklanmasına alternatif hikâyeleri olabileceğini düşünürken karşıma çıktı. Aslında doğuş süreci büyüdüğüm mahalleyle ve o bölgede geçmişimde yer alan birçok anıyla iç içe. Patikalar o mahallede yaşarken de o mahalleden ayrıldıktan sonra da hep vardı.

Patikaları neye göre seçtiniz?
İstanbul’un merkezinde birçok yerde patikalarla karşılaştım. Aslında bu patikalar kentin bir dili olduğunu gösteriyordu. Kentin merkezinden ve çevresinden bir seçki yaparak bu patikaların İstanbul’un alternatif yolları olduğu söylemeye çalıştım.

İlk çektiğiniz hangisiydi? Kaç kare çıktı?
Başta 60-70 patika fotoğrafı çektim. Bu yaklaşık 6 ay sürdü. Seçki sunduğum alana göre değişiyor. Tasarladığım kitapta 28 tane kullanmayı seçerken, sergilerde sayıyı 11 kareye indirdim. Sadece iyi patika fotoğrafları göstermek değil amacım. Asıl istediğim farklı patikaların fotoğraflarını sunarak patikaların farklı biçimlerde her yerde olduğunu söylemek.

Patika sizin için ne ifade ediyor?
Açıkçası somut kısmını sadece fotoğrafta veya karşımıza çıktığında görüyoruz. Beni hep soyut kısmı ilgilendirdi. Soyut kısmı; yolların asıl sahiplerine hitap etmediğini ve o bölge sakinlerinin kendi yollarını bir direniş gibi ortaya çıkardıklarını anlatıyor. Kendi yollarını çizmeyi seviyorlar. Bir başka açından baktığımda tek kişinin yapabileceği bir durum da değil bu. Kolektif bir bilincin ve işbirliğinin ürünü olarak karşımızda.

Patikalar ilginçtir; biri ‘nedense’ oradan geçer, ayak izleri oluşur ve başkaları da o ayak izlerini takip eder. Toplumu okumanın da bir çeşit yolu gibi geliyor.
Beni çok düşündüren konulardan biri de bu. O izin oluşması uzun bir süreç. Yaşam biçimini yorumlayarak eyleme dönüştürmekle ilgili gibi. Gündelik hayatta da böyleyiz, çevremizdeki bir duruma kayıtsız kalamıyor, anında yorumlayıp bizim için de ‘faydalıysa’ hemen eyleme döküyoruz. Festivallerde, meydanlarda, pikniklerde hatta toplu taşıma kullanırken bile birçok örneği var. Her şey ayak izleri daha oluşmadan birbirine inanarak takip eden insanlarla başlıyor.

Avrupa ülkelerinde yol olmayan bölgelerde patikalara denk geldim ancak bizim patikalar yolun ya hemen yanında ya da sözde kestirme...
Projemi isimlendirirken Istanbul Express Ways’i seçtim. Çünkü bu patikalar Avrupa veya Anadolu’daki patikalardan farklı. Anadolu’da insanlar kestirme için patika oluştururken, İstanbul’da patikayı yürümeye başlıyorum ya bir otobüs durağına çıkıyor ya bir merdivene gidiyor. Yani şehirli telaşının ayak izleri bunlar.

Hiç o patikalarda birini durdurup niçin bu yolu seçtiğini sordunuz mu?
Onları izliyor veya fotoğraflıyordum daha çok. Ama bunun eksikliğini hissettiğimden hikâyenin eksik parçasını ilk fırsatta tamamlayacağım. Ancak çok güzel dönüşler aldım. Bakış açılarından önemli biri de herkesin patikada yürüme deneyimi olduğundan çalışmanın herkesle bağ kurabilmesi.

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000
2000