ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Kosova’da lise öğretmenine âşık bir kız çocuğu... 16’sında öğretmeninden hamile kalmış. Babası kızı kapatmış şarap mahzenine, ölüme terk etmiş. Yaman bir kışın keskin soğuk bir yılbaşı gecesi teyzesi şarap almak için mahzene inmiş. Kan içinde debelenerek doğuran yeğeniyle karşılaşmış. Ebe gelmiş, çocuğu kurtarmış ama öbür çocuk ölmüş. Kurtulan o çocuk Muhterem Nur, ölen çocuk ise annesi...

Baba çocuğunun ölümüne üzülmemiş, torununun kurtulmasına öfkelenmiş. “Alın bu piçi cami avlusuna bırakın” demiş. Teyzesi bebeği kış günü cami avlusuna bırakmış ama hiçbir Müslüman dönüp bakmamış yüzüne karlar düşen bebeğe. Mecbur almış yanına, gizliden gizliye büyütmeye başlamış. Sonrası uzun hikâye...

Müslüm Gürses onunla tanıştığında, Muhterem Nur çoktan yıldızlara gidip gelmişti. Müslüm ise daha yeni gidiyordu. Hayatın daha siyah beyaz olduğu yıllarda, üst üste hepimizi ağlatan filmlerde esas kızı oynadı Muhterem Nur. Müslüm Gürses ise Halfeti’nin bir köyünde yeni dünyaya gelmişti. Geçenlerde raflarda yerini alan, Gülşen İşeri’nin “Ömrümce Ağladım- Muhterem Nur” kitabı, bu iki hayatın ve benzersiz aşkın teferruatıyla dolu.

FİLMLERİNDE DE AYNI ACI

Teyzesinin büyüttüğü Muhterem Nur’un uzun hikâyesinde, acılar nefes almadan maraton koşuyor. Muhacirlik... İstanbul... Henüz sabiyken başından geçen iki tecavüz vakası daha... Ve Yeşilçam’da başlayan bir hayat... Oynadığı 169 filmde kendisininki gibi acı hayatları canlandırmış. Hiçbir erkekte aradığı aşkı bulamamış. Murathan Mungan’ın deyimiyle “Üç Arkadaş’ın kör kızı” o. İnsanlar ona hep merhamet duyar. O hep mazlumdur.

Müslüm Gürses, Adana’nın belalı Hürriyet Mahallesi’ndeki çay bahçesinde, Yılmaz Güney’in “Koçero” filminde Muhterem Nur’un “ufka bakan o nemli” gözlerine hayran hayran bakarken, bütün hayatının, onun hayatındaki facialara benzer bir faciayla altüst olacağını nereden bilebilirdi ki?

Gürses Adana’da onun filmlerini hiç kaçırmıyor, platonik aşk besliyor, onu perdede gördüğünde “rüya âlemine” dalıyordu. Bir Muhterem Nur’a vurgun o sırada, bir de türküye... Sesi hiç kimsenin sesine benzemiyordu. Barak okuyor, bozlak seslendiriyor, bir uzun havaya asıldı mı herkesi bulunduğu yere mıh gibi çakıyordu. O tarihlerde mahallenin aynı zamanda açık hava sineması olan çay bahçesinde ses yarışması düzenlenecek, ona hazırlanıyordu...

ZOR BABA

Fakat babası, oğlunun yarışmaya katılmasını istememiş. Bir gün önce terzi çıraklığı yapan oğlunu dükkândan zorla alıp berbere götürmüş, saçlarını sıfıra vurdurmuş. Değişik bir babadır işte onunki de... Urfa’nın Halfeti İlçesi’nin bir köyünde yaşarken bütün köylüler illallah etmiş adamdan. İstenmediğini kendisi de bildiğinden, biraz da geçim derdinden alıp aileyi göçmüş Adana’ya. Ama burada da rahat durmamış. Her gün bir vukuat... Yolu mahpushaneye düşmüş. Bir süre kalmış, çıkıp tekrar mahalleye geldiğinde densizin biri karısıyla ilgili bir laf etmiş, o öfkeyle kahveden çıkıp eve yürümüş.

ANNE VE KARDEŞ ACISIYLA SAHNEYE

Ertesi gün Müslüm’ün yarışması var. Kafa kabak bile olsa girecek yarışmaya. Muhterem Nur’un filminden çıkmış o akşam yine. Evin etrafında bir kalabalık görmüş. Korkuyla eve yaklaştığında, annesinin bedeninin başında elinde kanlı kör bıçakla babasını görmüş. Annesini öldürmekle kalmamış, henüz 1.5 yaşındaki kız kardeşini de doğramış babası. Baba hapishaneye, annesi ve kız kardeşi kara toprağa... O ise ses yarışmasına...

Müslüm Gürses, içine oturmuş anne ve kardeş acısıyla çıkar sahneye. “Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı” uzun havasını söyler, birinci olur. Artık müzikle yoluna devam edecek. Kazandığı parayla da bir başına kaldıkları kardeşi Ahmet’i okutacak.

Yıllar sonra babası hapisten çıkar, Urfa’ya döner. Bir köyde babasına bir ev alır, bir de işletsin diye bir çayhane... Ne de olsa kendi deyimiyle “Tohumunun eseridir”... Babası yeniden evlenir, o sırada askerde olan kardeşi Ahmet izinli gelir köye. 1978, ülkede kanın oluk oluk aktığı yıllar. Babası Ahmet’i asker kaçağı diye ihbar eder, evi jandarmalar basar, tartışma çıkar. Ahmet bir eri bıçaklar kaçar. Askerler ateş eder, öldürürler onu da...

Müslüm kardeşinin ölüm haberini aldığında Tarsus’ta sahnededir. Hızlıca yola çıkar. Adana yolunda arabası arkadan bir kamyona çarpar. Şoför ölür, Müslüm de ölür, alır morga götürürler. Otopsi için savcı gelir, cesedin küçük bir hareket yaptığını görür, doktor çağırırlar. Doktor “Reflekstir” der, o sırada Müslüm daha büyük bir hareket yapar. Daha dikkatli muayene eden doktor, yaşadığını anlar. Ferdi Tayfur’un desteğiyle tedavisi İstanbul’da sürdürülür. Ameliyatta kırılan alnına platin takarlar. Koku alma duyusunu kaybeder, işitmenin yarısı ise yok olur. Hareketleri yavaşlar, başka bir adam olur çıkar. O zamana kadar söylediği türkülerle meşhur olmuş olan adam, yine de müzikte yepyeni bir tarzın sahibi olur. Bundan böyle o ağır hayata, daha da ağır şarkılar eşlik etmeye başlar.

DEVLERİN AŞKI

Bu arada Muhterem Nur’un yıldızı Yeşilçam’da inişe geçmiştir. Aynı anda başka bir yıldız yavaş yavaş gökyüzüne tırmanır. Tanıştıklarında Muhterem Nur 41 yaşında, pavyonlarda şarkı söyleyip dans etmektedir. Müslüm ise 20 yaşında, ruhu yara bere içinde, ama kariyerinin zirvesindedir. Malatya’da bir turne sırasında Muhterem Nur’a attığı bir tokat, aşklarını ateşler...

Müslüm onun için “Bir kadın tanıdım çok ağlıyordu” derdi. Kendisinin gözpınarlarıysa çoktan kurumuştu. Müslüm platonik aşkıyla buluşmanın, Muhterem ise delikanlıya kaygısızca sırtını yaslamanın güvenini yaşadı. Evlendiler...

35 yıl süren evliliklerinde Muhterem Nur hep “Ben ölürsem bu çocuğa ne olacak, kurtlar sofrasına yem olur” korkusu yaşadı. Ama yorgun bedeni daha fazla taşıyamadı Müslüm’ü, Muhterem Nur’dan önce kavuştu Hakk’ın rahmetine. Hayatları Muhterem Nur’un filmlerine, Müslüm Gürses’in şarkılarına benziyordu. Aşklarıysa filmlerden öte...

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000