BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!
Paulo Coelho
Paulo Coelho

Bir parça köz ne kadar parlak yanarsa yansın ateşten uzaklaşınca giderek söner. Ve bir adam ne kadar akıllı olursa olsun, komşularından uzaklaşınca sıcaklığını ve ışığını giderek kaybeder

Diğerlerinin önemi

10 Eylül 2017 Pazar, 09:04:08

YALNIZ KÖZ

Juan her pazar kiliseye gider ayine katılırdı. Ama zamanla papazın hep aynı şeyleri anlattığını fark etti ve kiliseye gitmeyi bıraktı.

İki ay sonra, soğuk bir kış günü papaz Juan’ı ziyarete geldi.

“Herhalde beni tekrar ayinlere katılmaya ikna etmek için geldi” diye düşündü Juan kendi kendine. Papaza, kiliseye gitmeyi onun sıkıcı vaazları yüzünden bıraktığını söyleyemeyeceğini biliyordu. Başka bir mazeret bulmalıydı. Ne söyleyeceğini düşünerek şöminenin önüne iki sandalye çekti. Papazla birlikte ateşin karşısına oturduklarında ona soğuk havadan bahsetti.

Papaz hiç konuşmuyordu. Juan birkaç kez sohbet konusu açmak istedi ama olmadı, sonunda ikisi de konuşmadan oturmaya koyuldu. Neredeyse yarım saat boyunca sessizce ateşi seyrettiler.

Sonra papaz ayağa kalktı ve henüz yanmamış bir dalın yardımıyla ateşin içinden bir parça köz alıp çıkardı, ateşten biraz uzağa koydu.

Köz, ateşin ısısı olmayınca yavaş yavaş sönmeye başladı. Bunun üzerine Juan hemen kalktı ve o bir parça közü tekrar ateşin içine itti.

Papaz gitmek üzere ayağa kalktı ve “İyi geceler” dedi.

“İyi geceler ve çok teşekkürler” dedi Juan. “Sayenizde anladım: Bir parça köz ne kadar parlak yanarsa yansın ateşten uzaklaşınca giderek söner. Ve bir adam ne kadar akıllı olursa olsun, komşularından uzaklaşınca sıcaklığını ve ışığını giderek kaybeder. Gelecek pazar kilisede olacağım.”

FARE KAPANI

Fare, çiftlik sahibinin bir fare kapanı almış olduğunu fark edince çok endişelendi, çiftçi onu öldürmeye karar vermişti!

Fare bütün diğer hayvanları uyarmaya girişti. Herkese “Fare kapanına dikkat edin! Fare kapanına dikkat edin!” deyip duruyordu.

Farenin bağırışlarını duyan tavuk, ona sessiz olmasını söyledi “Sevgili fareciğim, bunun senin için büyük bir sorun olduğunu biliyorum ama bana herhangi bir etkisi yok, o yüzden lütfen ortalığı ayağa kaldırmaktan vazgeç!”

Bunun üzerine fare konuyu domuzla konuşmaya gitti, ama domuz da uykusu bölündüğü için sinirlenmişti.

“Evde bir fare kapanı var!” diye bağırdı fare heyecanla.

“Endişelenmeni anlıyorum, beni düşündüğün için de teşekkür ederim” dedi domuz, “İçin rahat olsun, bu akşam senin için dua edeceğim. Ama daha fazlasını yapamam.”

Kendini daha da yalnız hisseden fare, belki bir avuntu bulurum umuduyla bu kez ineğin yanına gitti.

Ondan da “Sevgili fareciğim, bu konunun benimle ne ilgisi var? Hiç fare kapanına sıkışıp ölen inek duydun mu?” cevabını aldı.

Kimsenin kendisine destek olmadığını gören fare çiftçinin evindeki deliğine saklandı, korkuç bir olay olmasından korkarak bütün gece hiç uyumadan deliğinde bekledi.

Sabahın erken saatlerinde bir ses duydu; bir şey fare kapanına yakalanmıştı!

Çiftçinin karısı farenin yakanıp yakalanmadığını kontrol etmek için aşağıya indi. Ama karanlıkta kapana yakalanın zehirli bir yılan olduğunu ve sadece kuyruğunun ucunu kapana sıkıştırdığını fark etmedi. Çiftçinin karısı kapana yaklaşınca yılan onu soktu.

Karısının çığlığını duyan çiftçi yataktan fırladı ve karısını alelacele hastaneye götürdü. Orada gerekli tedavileri yapıldı ve kadın eve gönderildi.

Ama hâlâ ateşi yüksekti. Hastalığa en iyi gelen şeyin tavuk suyuna çorba olduğunu iyi bilen çiftçi, karısını iyileştirmek için tavuğu kesip pişirdi.

Karısı iyileşmeye başladı. Çiftçi ve karısı o bölgede sevilen insanlar olduklarından, tüm komşular geçmiş olsun demek için evlerine toplandı. Komşularının yakın ilgisinden mutlu olan çiftçi onlara teşekkür mahiyetinde güzel bir yemek vermek için domuzu kesti.

Karısı sonunda tamamen iyileşmişti ama tedavisinin faturası çok yüksek çıkmıştı. Çiftçi sonunda ineği de mezbahaya gönderdi, etinden kazandığı parayla karısının tedavi masraflarını ödedi.

Bütün bu olan biteni deliğinden izleyen fare kendi kendine şöyle dedi: “Ben hepsini uyarmıştım. Keşke tavuk, domuz ve inek, bir arkadaşın derdinin diğerlerinin de derdi olduğunu anlasalardı.”

(Çeviren: Mine Akverdi Denktaş)

 

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000
2000