"Türkan Şoray farklı bir final istiyordu"

Selvi Boylum Al Yazmalım'ın yapımcısı Arif Keskiner anlattı

19 Mayıs 2010 Çarşamba, 10:18:44Güncelleme: 10:18:44
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
"Türkan Şoray farklı bir final istiyordu" Sonra Oku

Türk sinemasının baş yapıtlarından “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmi restore edilerek günümüz sinema teknolojisine uyarlandı. Filmin yapımcısı Arif Keskiner’le filmin bu kadar çok sevilmesini sağlayan nedenleri konuştuk ve Türkan Şoray’ın senaryo aşamasında filmin finaline karşı olduğunu da  öğrendik.

Pınar ERBAŞ / HABERTÜRK

Galada filmi izlerken hâlâ ağlayanlar var mıydı?
Neredeyse bininci kez izliyor olmama rağmen benim bile gözlerim doldu. Türkan Hanım, Kadir de keza öyle. Çok etkilendiler. Filmin galasında Türkan Hanım’ı bir görseydiniz. Girişte durmuş gelenlere “Buyurun, hoşgeldiniz” diyor. Filmde kullandığı kırmızı yazmasını da getirmiş, elinde tutuyordu. Sonradan söyledi. Meğer filmde kullandığı giysileri hâlâ saklıyormuş. Bunun üzerine Kadir de itiraf etti. Onunkiler de evinde duruyormuş hâlâ. “Ben de onları giyip mi gelseydim acaba” dedi.

Bu film insanları neden bu kadar çok etkiliyor sizce?
İnsan ilişkilerine dair çok önemli bir noktanın altını çizen bir film çünkü. Emek vermenin önemini vurgulayan, gerçek sevginin ne olduğunu sorgulayan bir film yaptık. Bu sebeple hangi dönem izlenirse izlesin bu film insanda iz bırakıyor.

Yapım aşamasında filmin bu kadar büyük etki yaratacağını tahmin ediyor muydunuz?
Hayır. Zaten film vizyona girdiği ilk anda çok büyük etki yaratmadı. Esas patlama Antalya Film Festivali’nden ödül alıp, yeniden vizyona girdiği zaman oldu. Film çekilirken seyircinin beğenisi doğrultusunda filmin final sahnesinin nasıl olması gerektiği konusunda herkes ikilemde kalmıştı. Bir tarafta Asya’nın sevdiği adam var, bir tarafta çocuğunu büyüten, onlar için emek  harcayan başka bir adam. Asya hangisini seçecek? Hikâyenin orjinalinde Asya Ahmet’e, yani onlara kucak açan, yıllarca kol kanat geren adama gidiyordu.  Fakat filmin bu şekilde bitmesine Türkan Hanım karşı çıktı. “Bizim sinemamızda kadın sevdiği adama kavuşur. Bunun aksini halk yadırgar, iyi  olmaz” dedi. Hakikaten de o dönem öyleydi, filmlerde baş aktrist baş aktörle beraber olurdu. Yine de Türkan Hanım bir şekilde ikna edildi, hikâyenin  orijinaline sadık kalındı.

Belki filmin insanları her dönem bu kadar etkiliyor olmasının sebebi o sondur.
Katılıyorum. Klişeleşmiş bir sonla Bitseydi, film bu kadar etkileyici olmayabilirdi. O son sahnede herkes kendini Asya’nın yerine koyuyor.

Filmin çekim aşamasından biraz bahsedelim.

Başrolünde Türkan Şoray’ın olacağı bir film çekmek istiyordum. Yönetmen Atıf Yılmaz olacaktı. Bir arkadaşımın çok güzel bir hikâyesi vardı. Önce o hikâyeden yola çıkarak bir senaryo oluşturmaya çalıştık. Fakat iyi bir neticeye varamadık, iç karartıcı bir hikâye çıktı ortaya. Öyle ki filmin sonlarına doğru kadın çocuğunun tabutunu sırtında taşıyor falan, biz bile yazdıklarımızdan  rahatsız olduk. Bu arada Türkan Hanım merak ediyor senaryoyu, bizi sıkıştırıyor haliyle. Biz ona işlerin kötü gittiğini söyleyince o da Atıf Ağabey’e  Cengiz Aytmatov’un “Selvi Boylum Al Yazmalım” öyküsünü önermiş. Cengiz benim çok sevdiğim eski dostumdu. Allah rahmet eylesin. “Selvi Boylum Al Yazmalım” hikâyesini ben de biliyordum. O dönem o hikâyenin birkaç fotoromanı yapılmıştı. Başlarda hikâyeyi herkes biliyor diye işe sıcak bakmasam da Atıf Ağabey ikna etti beni. Senaryoyu da Ali Özgentürk’ün yazmasını teklif etti. “Olur” dedim. Oyuncu seçimleri de tamamlandıktan  sonra filmin çekimine başlandı. Bir buçuk ayda tamamlandı çekimler.

'KADİR'LE SETE SABAH BEŞTE DÖNDÜK'

Filmdeki erkek çocuk Samet’i bir kız çocuğu oynamış değil mi?
Evet. O dönem Adana’da yaşayan oyuncu Bilal İnci, karısı ve çocuğuyla beraber seti ziyaret etmeye geldi. Bilal Bey’in kızı Elif çok cana yakın bir kızdı. Atıf Ağabey’le de çok sevdiler birbirlerini. O sırada filmde Türkan Hanım’ın  oğlu Samet’i oynaması için bir çocuk oyuncuya ihtiyaç var. Atıf Ağabey ‘Elif’in  saçını keselim, o oynasın Samet’i’ dedi. Elif kız çocuğu, Samet erkek. Olur  mu olmaz mı derken, Elif’in saçı kesildi, siyaha boyandı. Neticede filmdeki erkek çocuk Samet’i o oynadı. Dört-beş yaşlarındaydı Elif o zamanlar.  Bilirsiniz kız çocukları o yaşlarda hayal dünyalarında âşık olurlar. Elif de Kadir’e âşık olmuş. Türkan Hanım’ı kıskanıyor. Türkan Hanım anlatıyordu:  “Biz Kadir’le çekim arasında konuşuyoruz, Elif bizi öyle görünce benim  eteğimden çekiyor, yanımızdan ayrılmıyor” diye. Çocuk işte.

Filmle ilgili özel bir anınız var mı?
Var tabii. Film Osmaniye’de çekiliyordu. Bir gün sete gittim. Atıf Ağabey’e ‘Akşam Kadir’le biraz kafa dağıtalım. İzin verir misin?’ dedim. Atıf Ağabey  kulağıma eğildi, “İsabet oldu. Kadir’i al götür, sabahın erken saatlerine kadar da getirme. Yarın final sahnesi çekilecek. Kadir’in yorgun ve perişan  görünmesi gerekiyor” dedi. Ben de aldım Kadir’i, sabahın dördüne kadar  yedik, içtik, eğlendik, türküler söyledik... Sabah saat beşte döndük sete.  Hemen uyuduk. Bir saat sonra kaldırmışlar Kadir’i. Tabii çok sinirleniyor  bizimki. Bağırıyor falan. O kadar içki ve yorgunluktan sonra kalkıp kamera karşısına geçiyor. Dikkat edin, filmin final sahnesinde, özellikle o son  fotoğraf karesinde Kadir çok yorgun ve çökmüş gözükür. Atıf Ağabey’in de  istediği buydu işte.