ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Dennis Hopper, 1969’da çektiği alt kültürün izini süren yol filmi “Easy Rider” ile çığır açıp adını dünyaya duyurmuştu. Ancak zamanla kötü adam karakterlerinin aranan oyuncusu oldu. Ses tonu, gözlerinin aldığı şekiller ve yüz ifadesinin girdiği hal ile halen akıllarımızdan çıkmayan bir figürdür kendisi. En son “Palermo’da Yüzleşme”de izlediğimiz oyuncu, hayata gözlerini yummuş olsa da belli ki yıllar boyu kendini unutturmayacak! Zira böylesi kötü adamları oynamak zor iştir...

Sinemaya Nicholas Ray’in “Asi Gençlik”i (“Rebel Without a Cause”, 1955) ile 29 yaşında giriş yapan Dennis Hopper’ın, kariyerinin son halkası maalesef 2010’da çektiği bağımsız proje “The Last Film Festival” olacak. Türk sinema izleyicisinin onu izlediği son yer ise Wim Wenders’ın “Palermo’da Yüzleşme”si (“Palermo Shooting”, 2008). Oradaki ‘Tanrı’ rolüyle dahi filmin üstünde bir perfomans sergilemeyi becermişti!

Altın Palmiye’den Altın Ahududu’ya uzanan bir kariyer

Aslında kalitesi tartışılmaz olsa da, uçlarda gezinen filmografisi sebebiyle tartışmalara yol açtığı da görülmüştür. Öyle ki 1969’da çektiği “Easy Rider”, Cannes’da ‘en iyi ilk film’ ödülü aldı, 1994’de yılında ise Kevin Costner’lı “Su Dünyası”ndaki (“Waterworld”) kötü adam performansıyla Altın Ahududular’da ‘En Kötü Oyuncu’ seçildi. Ancak bu durum, aleyhine işlemedi oyuncunun.

Öyle ki 1936’da Kansas’ta doğsa da Los Angeles’ta ikamet eden Hopper, gerçek bir ‘arıza’ olarak anılır çoğu zaman. Bunun da ana sebebi “The Trip” (1967) ve “Easy Rider”da, uyuşturucu kullanan, özgürlükçü ve hippie’vari maceracı karakterlerle sinemaya girmesidir. “Easy Rider”ı yönetmenlik kimliğindeki bağımsız ruhla yol filmini muhalif bir yapıya kavuşturmak için kullanan Hopper, bir türlü sinema kimliğini düzgün bir yere oturtamadı. Sürekli damgalandı. Uyuşturucu ve seksi zekice kullanışı ve hızlı kurgu geleneğini başlatmasıyla öne çıktı.

Mavi Kadife”, oyunculuk kimliğinin mihenk taşı oldu

Yani o konuda da bir uçluk söz konusuydu. Bu durum “Easy Rider” sonrası “The Last Movie” (1971), “Colors” (1988) gibi sadece bazı kesimlerin beğendiği filmler çekse de belini bir türlü doğrultamamasını sağladı. “Kıyamet”te (“Apocalypse Now”, 1979) rol almasıyla birlikte ise kötü adamların aranan oyuncusu olabildi anca. Özellikle de David Lynch’in “Mavi Kadife”sindeki (“Blue Velvet”, 1986) sürekli ağzında bir oksijen maskesiyle kafası uçuk dolaşan Frank karakteri onun portresi olarak bilindi.

Önceleri westernlerin kovboyu olarak gördümüz Hopper, orada oturttuğu sahne kimliğini “Katliam” (“Texas Chain Saw Massacre 2”, 1986), “Red Rock Kasabası” (“Red Rock West”, 1993), “Çılgın Romantik” (“True Romance”, 1993), “Hız Tuzağı” (“Speed”, 1994), “Su Dünyası”, “Uzayda Konvoy” (“Space Truckers”, 1996), “Karartma” (“The Blackout”, 1997), “Koruyucu” (“The Keeper”, 2004), “Ölüler Ülkesi” (“Land of the Dead”, 2005) gibi filmlerde sürdürdü. Böylece stüdyo sisteminin içinde bir yüze sahip oldu.

Birçok bağımsız sinemacıyı etkilemiş öncü bir yönetmen

Ancak en iyi performanslarının arasında Wim Wenders’in “Amerikalı Arkadaş” (“Der Amerikanische Freund”, 1977) filmindeki Tom Ripley rolü örnek verilebilir. 2000’lerin sonlarına doğru “Uyurgezer” (“Sleepwalking”, 2008), “Oyum Kime?” (“Swing Vote”, 2008) ve “Aşkın Peşinde” (“Elegy”, 2008) gibi bağımsız filmlerde oynasa da daha çok “Hell Ride”daki (2008) kült karakteriyle öne çıktı. Zaten onun bu dönemdeki kariyeri, kült bir kimliğe dönüşme ile TV filmlerinin aranan oyuncusu olma arasında şekillenmeye çalışıyordu.

Bu açıdan bakınca kariyerinin bir özetini sunduğu söylenemez bu kısmın. Ancak “Easy Rider” ile yol filmleri tarihinde açtığı çığır ile “Mavi Kadife”deki Frank karakteri halen unutulmadı ve unutulmayacak. Hopper, kötü adamların üç boyutlu oyuncusu olarak her zaman anılacak! Zira yüz ifadesinin korkutuculuğu, gözlerini kullanışı ve tedirgin edici ses tonuyla onu unutmak mümkün değil!

Çalıştığı yönetmenler arasında Wim Wenders, Sam Peckinpah, Roger Corman, Henry Hataway, George A. Romero, Nicholas Ray, Tony Scott gibi isimlerin bulunması da Hopper’ın kalitesini ortaya koyar. Öyle ki bir taraftan da birçok bağımsız sinemacıyı etkilemiş bir yönetmendir kendisi...

keremakca@haberturk.com


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000