Deniz Gezmiş ile Bülent Ersoy aynı sahnede
Şaşırdınız değil mi? Yaklaşın öyleyse...
Garajistanbul ve Alman Theater Freiburg ekibinin beyin loblarını harekete geçiren Kabine’sinin kahramanları arasında; Deniz Gezmiş, Hrant Dink, Martin Heidegger ve Bülent Ersoy yer alıyor. Şaşırdınız değil mi? Yaklaşın öyleyse...
BETÜL MEMİŞ / memisbetul@gmail.com
Dün akşam, Garajistanbul’da, -birazdan- olacakları heyecanla bekleyen bir güruhun bünyelerinden biriydim. İçeriden (Garaj’ın kurucularından) Mustafa Avkıran’ın sesi yükseliyordu, “Herkes çadırlara!” Avkıran’ın sesini duyanlar benim gibi, içeride telaşlı ve bir o kadar da farklı bir serüvenin bizi beklediğini sezmişti. (Hoş Garajistanbul’un tatlı bünyesi Gökçen; “Çok keyifli bir performansla “Kabine” ile karşındayız... Alman Bundes Kültür Stiftung’un desteğiyle, Wanderlust projesi kapsamında gerçekleşen 2 yıllık bir tiyatro projesi bu. Almanya’dan Theater Freiburg ile Garaj’ın geliştirdiği bu ortak çalışmada; iki ülkenin ikonları aynı sahnede -Kabine’de- buluşuyor. Gerisi sürpriz olsun, muhakkak izlemelisin, gel!” dediğinde merakımı daha da şevklendirmişti.)
Oyun saati geldi ve Garaj kapısı aralandı. Merkalı-heyecanlı bünyeler olarak, Garaj’dan içeri adımımızı attık. Arkada fonda, bizleri -durma dans et!- diye çağıran müziğinden sahneye kurulan çadırlara ve ortalıkta dolanan oyunculara değin ambiyans algıda diyaframı açacak türdendi. Keşfedilmesi gereken ama pek de bilmediğimiz bir alemin içinde yolculuğumuz başlamıştı. Kısaca burası; Alman ve Türk ikonlarının çadır-kenti olmuştu. Ses, ışık, görüntü; her şey enteresandı. Düşünün ki çadır-kentin ev sahipleri arasında; Hrant Dink, Deniz Gezmiş, Martin Heidegger, Bülent Ersoy, Ziya Gökalp, Papa Benedict, İhsan Doğramacı, Alice Schwarzer, Joseph Goebbels, Ajda Pekkan ve Kemal Sunal gibi isimler yer alıyordu. Ne kadar faklı söylence ve kapsama alanları olan isimler değil mi!? (Bu arada dün akşam, Kemal Sunal’ın doğum günüydü. Memleketim coğrafyasının as ikonlarından biri olan Sunal’ın doğum günü vesilesiyle de; Garaj’ın ve Mustafa Avkıran’ın bir güzelliği olsa gerek, biz sevenleri ve ailesi ustayı şarkılarla yâd ettik.)
Şecerede kaybettiklerimizi bir bir yüzümüze vuran Kabine’nin arkasındaki kahramanlara gelince… Övül ve Mustafa Avkıran, Björn Bicker, Michael Graessner, Viola Hasselberg ve Peter Kastenmüller’in sanat yönetmenliğini üstlendiği “Kabine”nin fikir ve konsepti Viola Hasselberg’e ait. Sahne ve kostüm tasarımlarında Michael Graessner, metinlerde Björn Bicker ve Şirin Aktemur Toprak, bünyeyi coşkuya gark eden, şahane müziklerde ise Nuri Harun Ateş, Selçuk Artut ve Bernadette La Hengst’in imzası bulunuyor. Koreografisini Övül Avkıran, Monica Gilette ve Mihran Tomasyan’ın yaptığı performansın video çalışmalarında Selçuk Artut ve Monica Gilette’ın emeği bulunuyor. Gelelim bizleri hem fiziksel, hem de biyolojiksel deryalarda coşturan oyunculuklara; Selçuk Artut, Nuri Harun Ateş, Övül - Mustafa Avkıran, Björn Bicker, Anna Böger, Memet Fatih Gençkal, Monica Gillette, Michael Graessner, Bettina Grahs, Viola Hasselberg, Bernadette La Hengst, Peter Kastenmüller, Mihran Tomasyan, Şirin Aktemur Toprak.
“BÜYÜK KORKUN KÖKTEN DİNCİLİK Mİ?”
“Türkler geliyor!” tabelalarıyla selamını veren gösteri, Süperstar Ajda’nın “Bambaşka Biri” şarkısından “Büyük korkun kökten dincilik mi? / Kapındayım 2005’ten beri alsan da başka ülkeleri..” şeklinde -yeni versiyon- yaratan ekibin, bizleri orta sahnede dansa davet etmesiyle devam etti. Yamacımdaki tiyatrosever bünye ile Alice Harikalar Diyarı’ndan içeri girdiğimizi ve beyaz tavşanın önderliğinde, engin deryalarda bildiğimiz ama unutturdukları gerçekleri içmeye başladığımızı anlamıştık. Çok da ayrıntı vermek istemiyorum aslında, bu efsunlu seyirliği kendiniz ekleyiniz, mor kaplı defterinize diye.
Garajistanbul ve Theater Freiburg ekibi; “‘Öteki’ benim kültürel kimliğimi nasıl algılıyor? / ‘Öteki’ benim kimliğimin içinde ‘yeni’ olan neyi keşfediyor? / ‘Öteki’ benim ikonlarımı nasıl tanımlıyor?” sorularından yola çıkarak, her iki ülkenin kültürel kimliğini belirlediğine inandıkları 20 ikonu, “Kabine” projesinde yer alan 10 sanatçı ile buluşturmuş ve bu 30 kabine üyesini birbirleriyle yüzleştirmiş. Türk bir kontrtenorun, Alman bir pop şarkıcısı ile karşı karşıya geldiği, dansçılar, müzisyenler ve oyuncuların kendi ikonları ile oyun oynadığı, Türkler’in Alman, Almanlar’ın ise Türk olduğu bu “Kabine”de, tüm fraksiyonlar ortak gündemi yakalamaya çalışmış: “Demokrasi nedir? Nereye gidiyor? Ortak bir Avrupa fikrinin geleceğine giden yolu kim gösteriyor? Kim en iyi propaganda yapıyor ve insanların tepesinin tasını en çok kim attırıyor? Bu pazarın en eğlenceli köşesi neresi ve bu pazarda en güzel bira, en güzel çay nerede içilir?”
“BU ÜLKEDE CİNAYETLERİ POLİTİKALAR BELİRLER!”
Mesela; Avrupa Birliği Bayrağı’nda yer alan 12 yıldızın hangi sömürge topraklarına tekâmül ettiğini (ortaya çıkan haritaya-şaşırdınız mı?!.), Bülent Ersoy’un “şaka gibi bir figür” -biraz komik ve biraz saçma- olduğunu, kadın-erkek tanımlarında olduğu gibi Avrupalılık mevzusunun da içinin boşaltıldığını, Almanlar, Türkler, Kürtler, Ermeniler, Amerikalılar, Fransızlar ya da Afganlar, idealler, kayıplar, toplumlar, şiddet, işkence, bireyler, yılmadan-yıkılmadan paranın etrafında dolanan savaşlar vs. Yani “Kabine” sizleri, yeniden sorgulamaya-keşfetmeye ve hatırlamaya davet ediyor. Ve gecenin en kabarık tanımı ise; “Bu ülkede (hangisi? onu da siz bulun!) cinayetleri politikalar belirler” söylemiydi.
Artık bende susma vakti; izin verirseniz; Garaj ve Theater Freiburg ekibi konuşsun da yalnız olmadığınızı görün-üz ve vicdanınız şaha kalksın! O halde Kabine’nin silkelen ve kendine gel ey ademoğlu diyen şarkısıyla bugünün de vedasını yapalım. Ekibin John Lennon’un “Imagine” şarkısını dillendirmesi Garaj’daki biz fanilere -ilaç niyetine- çok iyi geldi. Ne diyordu Lennon, “Imagine”de; “Cennetin olmadığını hayal et / Eğer denersen kolay /Altımızda cehennem yok / Üstümüzdeyse sadece gökyüzü var / Hayal et bütün insanların bu gün için yaşadığını / Hiç ülke olmadığını hayal et / Bunu yapmak zor değil / Öldürecek ve uğruna ölecek bir şey yok / Ve din de yok / Hayatı barış içinde yaşadığını / Mülkiyetin olmadığını hayal et / Yapabilir misin merak ediyorum... ” Lennon’un üstüne kafiye tutturmak zor! İyisi mi ben yavaştan akarken geceye size de yol görünsün Garaj istikametinde. “Hafta sonu ne yapsak da rahatlasak” diyenlere; tadında ve tam kıvamında bir seyirlik rotası; “Kabine”, bu gece saat 20.30, yarın saat 15.30 ve 20.30, pazar günü ise saat 20.30’da karşınızda olacak! Giriş: 25, 20, 15 TL. Tel: (212 244 44 99)