Oscar'a niye aday olmadılar?
Kerem Akça, 84. Oscar Ödülleri'nde hakkı yenen filmleri ele aldı
84. Oscar Ödülleri’ne iki haftadan az süre kalmışken bir de yarıştaki kabaran ‘hakkı yenenler’ listesine bakış atalım istedik. Yılın en iyi filmi “Hayat Ağacı” kendine ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Yönetmen’ kategorilerinde yer buldu bulmasına ama “Sürücü”, “Kevin Hakkında Konuşmalıyız”, “Köstebek” ve “Ejderha Dövmeli Kız” sanki ödül kıstaslarına yüzde yüz uymadığı için dışarıda kalmış gibi. Bunun yanında oyuncu dallarında da Michael Fassbender, Ryan Gosling, Tilda Swinton, Bryce Dallas Howard, John Hawkes, Kevin Kline, Evan Rachel Wood ve Albert Brooks gibi yılın en iyi performanslarını veren isimler bir şekilde kenara itilmiş gözüküyor.
keremakca@haberturk.com
Her ödül sezonunda ‘Oscar yarışında niye itelendi?’ gibi bir sorunun ışığında tartışmalar yapılır. Bunun da genelde doğru bir sonuç vermediğini biliriz. Zira Oscar Ödülleri’nde yarışmak veya ‘En İyi Film’ dalına girmek bilindiği üzere ‘o yılın en iyi filmleri’ kıstasını doldurmaz. Tamamen stratejilerle oluşturulan bir platformun analizini yapmak, ona göre de belli temalar ve artistik eğilimlerle hareket etmek şarttır. Zaten bu durumu beş aydır analiz ediyoruz. Hatta 26 Şubat gecesi verilecek ödüller öncesi de nihayetine erdireceğiz. Ancak bu sefer bambaşka bir konuya, ‘yarışın dışında bırakılanlar’a değinmek istedik.
Refn, Alfredson ve Fincher akla yatkın mağdurlar
Bu sene “Hayat Ağacı”nın (“The Tree of Life”) aday olması ile birlikte ‘hakkı yenen filmler’ oranında belli bir azalma görüldüğü kesin. Ancak özellikle “Sürücü” (“Drive”), “Kevin Hakkında Konuşmalıyız” (“We Need to Talk About Kevin”), “Köstebek” (“Tinker Tailor Soldier Spy”) ve “Ejderha Dövmeli Kız” (“The Girl with the Dragon Tattoo”) başta olmak üzere “Martha Marcy May Marlene”, “Margaret” ve “Burada” (“Here”) gibi eserlerin de o hariç yarıştaki diğer filmlerin üzerinde olduğu kesindi.
Tabii bunlara ‘drama’ kategorisine girmediği için rekabette hiç ama hiç adı geçmeyen “Hanna”, “Salgın” (“Contagion”) ve “Ruhlar Bölgesi” (“Insidious”) gibileri de eklenebilir. Ama elbette sözünü ettiğimiz filmleri Oscar yarışında görmeyi istemek ‘pollyannacılık’tan öte bir şey getirmeyecektir. Ancak bu senenin esas mağdurları; Nicolas Winding Refn’in kiralık katil filmlerini Michael Mann’vari portreye kavuşturduğu “Sürücü”sü, Thomas Alfredson’un destansı bir anlatıyla casusluk gerilimini sardığı “Köstebek”i ve David Fincher’ın tekinsiz bir atmosferle seri katil filmini donattığı “Ejderha Dövmeli Kız”ıydı.
Bari genç yönetmene acıyın!
Zira yukarıda adı geçenlerden en çok bu eserlerin isimleri o kategori için uygundu. Zaten tam da bu sebeple satır aralarında ‘aday adayları’ olarak söz ediliyorlardı. ‘En İyi Yönetmen’ kategorisine bakınca ise Lynne Ramsay’nin beklenen ‘adaysızlık’ geri dönüşünün yanı sıra Refn, Alfredson, Fincher gibi klasik isimlerden ziyade ilk filmini (“Martha Marcy May Marlene”) çeken genç yönetmen Sean Durkin’i de toplama dahil edebiliriz. Çünkü onun Derin Amerika’da bir cinsel istismar tarikatını öne çıkarması bir tarafa meseleyi sömürmeden dingin anlatıyla, az ses kullanımıyla ve plan sekanslarla sarması, yani Avrupa sinemasında gördüğümüz bir stil benimsemesi suç olmamalı öyle değil mi?
Elbette öyle olmaması lazım. Ama taşlar ancak böyle yerine oturuyor. Yönetmenlik konusunda fark yaratırken meseleye yaklaşımda bir özdeşleşme ve heyecanlandırma kriteri göz etmek şart hale gelmiş durumda Oscar etiketi için.
Kevin Kline ve Albert Brooks komedi kimliklerine mi yenildi?
Aslında diğer kategorilere göz atınca her zamanki ‘hakkı yenen’ düşüncesinin ‘sevilmeyen filmler’ neticesinde öne çıktığı gözlemlenebiliyor. ‘En İyi Erkek Oyuncu’da “Utanç” (“Shame”) ile Michael Fassbender’in, “Zirveye Giden Yol” (“The Ides of March”) ile Ryan Gosling’in ve “Sığınak” (“Take Shelter”) ile Michael Shannon’un ‘tavizsiz karakter oyunculuğu’ düşünceleri sebebiyle dışarıda bırakıldıkları net. Bu isimlerin üzerlerine bir tarihi figür kimliğini giymekten ziyade dengeli performans sergilemeleri bir şeyleri etkilemiş belli ki!
‘En İyi Kadın Oyuncu’ dalında ise elbette Tilda Swinton, “Martha Marcy May Marlene”den Elizabeth Olsen ve “Pariah”dan Adepero Oduye isimleri ilk akla gelenler. ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’da kariyerinde bir daha böyle göremeyeceğimiz “Suikast”teki (“The Conspirator”) Kevin Kline’ın kötü adam potresinin yanında gözümüz sanki “Martha Marcy May Marlene” ile John Hawkes, “Sürücü” ile Albert Brooks ve “Köstebek” ile Toby Jones’u arıyor gibi. Brooks ile Kline’ın ‘komedi oyuncusu’ benliğinden zarar gördüğü ve bu sebeple arka plana itildiği şüphesiz. Anlayacağınız aynen geçtiğimiz yıllarda Jim Carrey’de yaşanan ‘küçümseme’ durumu söz konusu olmuş olmalı.
Nuri Bilge Ceylan’ı da unutmayalım
‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ dalında ise “Duyguların Rengi”nde en belirgin beyaz kötü olduğu için ırkçı Akademi üyelerinin kurbanı olan Bryce Dallas Howard ilk mağdur. Onu “Pariah”taki anne karakteriyle Kim Wayans, “Zirveye Giden Yol”daki siyasi dolapların köşeye sıkıştırdığı saf kız tiplemesiyle Evan Rachel Wood, “Utanç”taki cesaretiyle Carey Mulligan ve “Martha Marcy May Marlene”den Sarah Paulson izliyor.
Senaryo dallarına bakınca ‘En İyi Uyarlama Senaryo’da “Ejderha Dövmeli Kız” ve “İçinde Yaşadığım Deri”nin (“La Piel Que Habito”), ‘En İyi Özgün Senaryo’da ise “Margaret” ve “Suikast”in isimlerini geçirmemek olmaz elbette. Teknik kategorilerde ise görüntü yönetiminde “Sürücü”, “Burada”, “Martha Marcy May Marlene” ve “Köstebek”, ses ve ses kurgusunda “Hanna”, müzikte “Sürücü” ve “Ejderha Dövmeli Kız”, kurguda “Kevin Hakkında Konuşmalıyız”, “Sherlock Holmes: Gölge Oyunları” ve “Sucker Punch” ilk akla gelenler.
Son olarak biraz bizi de ilgilendiren ‘Yabancı Dilde En İyi Film’ dalına da bakalım. Oradaki rekabette ise “Torino Atı” (“A Torinói ló”), “Bir Zamanlar Anadolu’da” ve “Attenberg”in ‘hakkı yenenler’ tanımını hemen üzerine aldığı görülebiliyor. Ama tabii o kategoride kitlelerin de rahat anlayabileceği filmler çeken Philippe Falardeau ile Joseph Cedar’ın kariyerlerinin son halkalarının içeri girmesi gayet doğal.
Kerem Akça’ya göre Oscar’da hakkı yenen aday adayları:
En İyi Film: Sürücü (Drive)
En İyi Yönetmen: Lynne Ramsay (Kevin Hakkında Konuşmalıyız)
En İyi Kadın Oyuncu: Tilda Swinton (Kevin Hakkında Konuşmalıyız)
En İyi Erkek Oyuncu: Michael Fassbender (Utanç)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Bryce Dallas Howard (Duyguların Rengi)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: John Hawkes (Martha Marcy May Marlene)
En İyi Özgün Senaryo: Margaret
En İyi Uyarlama Senaryo: İçinde Yaşadığım Deri (La Piel Que Habito)
En İyi Görüntü Yönetimi: Sürücü
En İyi Kurgu: Kevin Hakkında Konuşmalıyız
En İyi Müzik: Ejderha Dövmeli Kız
Yabancı Dilde En İyi Film: Torino Atı (A Torinói ló)