24 NİSAN 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

HT GAZETE / Hülya KÜPÇÜOĞLU-ÖZEL RÖPORTAJ

Sanatçının uzun yıllardan beri üzerinde durduğu zaman kavramı, bu sergisiyle birlikte daha vurgulu bir hal alıyor. Her serginin bir sözü olması gerektiğine inanan Taktak sorularımızı yanıtladı.

■ Çok sık sergi açmıyorsunuz. Bunun sebebi nedir?
Kuşkusuz ki bu bir tercih. Her sergide bir söz söylediğimi göstermek istiyorum ve her serginin bir söz söylemesi gerektiğine inanıyorum. O yüzden her gün oluşturduğum çalışma temposunu toparlayıp, ancak en az 2 senede bir çıkartabiliyorum ortaya.

"Her serginin bir söz söylemesi gerektiğini düşünüyorum" dediniz. Bu serginin sözüne gelelim. Serginizin adı "Zamanlar İçinde".
Önceki çalışmalarımda zaman ile ilgili isimler yakıştırdığım olmuştu. Sonraki sergilerde doğrudan zamana dokunan işler ürettim, hatta sergi başlığımı bile oluşturdu. Son sergimde kaçınılmaz olarak; sevdiğim düşüncelerimle özdeşlik oluşturan zaman ile yüz yüze bakıştık ve sergi adım oldu.

'ÇADIR BİR SİMGE'

■ Önceki işlerinizle bağlantılı yeni resimler görüyorum serginizde...
Hem ilişkiler hem de kopuşlar görebiliriz. Bu durum benim sanat hayatımın başından beri oluşagelmiştir. Kendimi ve izleyiciyi önceki serüvenden koparmak istemem. Sergilerde önceki sergilerden işaretler olabildiği gibi tek tek resimler de kendi içlerinde kendi oluşumlarına göndermeler taşırlar. Örneğin resmin boya katmanlarını göstermek gibi...

■ Çadır formu bir mekânın da göstergesi resimlerinizde, değil mi?
Elbette çadır benim için doğrudan mekânı ifade eden bir elemandı. Hem geleneksel hem de 80 öncesinin sosyo-politik simgesiydi. Zamanla değişime uğradı; üçgenleşti ama benim için gene aynı anlamı ifade ediyordu. Adeta kaçınılmaz olarak; sivrilmekte olan üçgenlerden, uygarlık anıtı dediğim, dikilitaşlara ulaştım. Kendi dikilitaşı -ma hiyerogliflerimi ekledim, böylelikle başından bu yana sürmekte olan resimde yazıya yer verme tutkuma da kılıf hazırlamış oldum! Bir de zaman kavramının harikulade metaforu olan bisiklet biçimini de işin içine katarak; herkesin bildiği evrensel biçimlerle bir dünya yaratmaya çalıştım.

'İNSANSIZ BİSİKLET OLMAZ'
■ Katalogdaki yazıda bisiklet ile insan yaşamı arasında paralellik kurduğunuzu söylemişsiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?
Bisiklet, insan olmadan anlamı olmayan bir form. İnsanla bire bir ve beraber anlam taşıyan bir biçim. İnsan yaşamı gibi geri dönüşü olmayan geri vitesi olmayan bir alet. Aynı zamanda insan gücü yettiğince bisiklet kullanabiliyor. Enerjisi tükendiğinde düşüyor. İnsan yaşamı gibi adeta. Bu anlamları olduğunu da fark ettim. Aynı zamanda içinde benim başlardaki aşkım olan üçgenleri de barındırıyor. Kompozisyon olarak da üçgen.


‘Müzayede kavramının içi boşaltılmamalı’

■ 2000'li yıllarda Türk sanat ortamı çok yoğun ve önemli süreçler geçirdi. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Söz konusu dönemde birçok müze kurma girişimi oldu ve hâlâ koleksiyonerlerin bu bağlamdaki somut çalışmalarını duymaktayız. Ancak bu girişimlerin ilk olma onuru İstanbul Modern'e aittir. Şimdi, galerilerde açılan sergilerden çok müzayedelerdeki yapay artışlar gündemi işgal ediyor. Oysa galerilerin sanat ortamına hâkim olduğu
dönemde galericiler fiyatlar konusunda, sürekli olarak eleştirilirdi. Geriye dönüp baktığımızda; galericiler sanat ortamına katkıları dışında piyasa bağlamında da oldukça romantikl ermiş... Sanatçının dı -şında ge l işen ve sanat yapıtının meta-laştığını gösteren müzayedeler dünya sanat piyasasında da var olan bir yapılanma. Hiç kuşkusuz sanat eği l im l erinin bir tanesi ve bu yapılanma dışında da birçok alternatif bulunmakta. Müzayede kavramının içini boşaltmadan etkinlikleri sürdürmek gerekir.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300