Devletin değil milletin sanatçısı

Neşet Ertaş "Devlet Sanatçısı' payesini neden reddetti?

26 Eylül 2012 Çarşamba, 10:07:47Güncelleme: 12:07:59
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
Neşet Ertaş Sonra Oku

HT GAZETE

İki yıldır kanserle mücadele eden ve 16 gündür Medical Park İzmir Hastanesi’nde tedavi gören ‘Türkü Baba’ Neşet Ertaş, dün sabah 08.45’te, 74 yaşında hayata veda etti. Ertaş’ın ölüm nedeni kamuoyuna ‘ileri evre kanser’ olarak açıklandı. Ölüm haberinin ardından Ertaş’ın sevenleri hastaneye koşarken kardeşi Necati Ertaş ağabeyinin vasiyetini, “Beni babamın ayak ucuna gömün” cümlesiyle Türkiye’ye duyurdu.

Babasının ölümünün ardından gözleri dolan oğul Hüseyin Ertaş ise duygularını, “Yolcumuzu bugün uğurladık. Türkiye’nin abisi, babası, kardeşiydi” diye dile getirdi. HABERTÜRK, Türk halk müziğinin ustasını hayatıyla ele aldı...

HASTALIĞI NEDENİYLE ALMANYA’YA YERLEŞTİ

Ertaş, 1938 yılında Kırşehir’in Çiçekdağı İlçesi’ne bağlı Kırtıllar Köyü’nde, saz ustası Muharrem Ertaş ile Döne Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Önce eline keman alan Ertaş, 5-6 yaşında bağlamayla tanıştı. Babasıyla düğünlerde saz çalıp türküler söylemeye başladı. Etkilendiği tek kişinin babası olduğunu söyleyerek, “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız” derdi. 1950’li yılların sonunda İstanbul’a giderek babasına ait “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül?” türküsüyle ilk plağını çıkardı. İlgiyle karşılanan Ertaş, 2 yıl İstanbul’da yaşadıktan sonra Ankara’ya yerleşti. Ancak yaşadığı hastalıklar nedeniyle kardeşinin daveti üzerine Almanya’ya gitti. Çocuklarının eğitimi ve sanat çalışmalarını 23 yıl Almanya’da sürdürdü. 2000 yılında İstanbul’da verdiği konserle sahne hayatına döndü. UNESCO tarafından ‘yaşayan insan hazinesi’ ilan edilen Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet Konservatuvarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görüldü.

‘DEVLET SANATÇISI’ PAYESİNİ İSTEMEDİ

Ertaş, Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanlığı döneminde kendisine verilmek istenen ‘devlet sanatçısı’ payesini “Hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor. Halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldım” diyerek kabul etmedi.

‘BOZKIRIN TEZENESİ’ NEREDEN GELİYOR?

 1969’da Almanya’da verdiği bir konser sonrası Türkiye’ye dönerken ehliyetsiz otomobil kullanmaktan dolayı Yugoslavya’da 3 ay hapse mahkûm olan Ertaş, kendisini kimsenin aramamasına oldukça üzüldü ve “Hapishanelere Güneş Doğmuyor” adlı türküsünü besteledi. Ertaş’ın hapishanede olduğunu öğrenen Yaşar Kemal, Yugoslavya’daki hapishaneye postayla gönderdiği ‘İnce Memed’ romanının kapağına ‘Bozkırın Tezenesi. Geçmiş olsun” diye yazmıştı. Ve o tarihten sonra Ertaş’a hayranları ‘Bozkırın Tezenesi’ olarak seslendi. (Tezene: Bağlama mızrabı)

Büyük ozanın en sevilen parçalarını sizin için derledik.

 Dinlemek için tıklayın...

 

KİMLİK KARTI

DOĞUM TARİHİ: 1938
DOĞUM YERİ: Kırşehir (Kırtıllar Köyü)
EĞİTİMİ: İlkokul terk
MEDENİ HALİ: Halk müziği sanatçısı Leyla Ertaş ile evli ve 3 çocuk babasıydı.
UNUTULMAZ ESERLERİ: Zülüf Dökülmüş Yüze, Neredesin Sen, Ayaş Yolları, Ahirim Sensin, Kendim Ettim Kendim Buldum, Kibar Kız, Hapishanelere Güneş Doğmuyor, Gel Gayri Gel, Gitme Leylam, Seher Vakti, Gönül Yarası, Gönül Dağı, Mahur Gözlüm, Zahide ve Yalan Dünya

‘Öldü’ haberine üzülmüştü
Neşet Ertaş, hastanede tedavi gördüğü son günlerinde Twitter’da çıkan “Ertaş öldü” haberlerine üzüntü duyduğunu ifade ederek şu yanıtı vermişti: “Merhaba sevenlerim, duydum ki yine ‘Öldü’ haberlerim çıkmış. Daha önce de bu tür asılsız haberler çıkmıştı, bu haberler beni çok üzmektedir. Benimle ilgili sağlıklı haberleri buradan alabilirsiniz. Sevenlerim merak etmesin.”

Ertaş’ın cenaze törenine Başbakan Erdoğan ile CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun da katılacağı öğrenildi.

TAZİYELER

CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL:

"TÜRKÜLERİYLE YAŞAYACAK"
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yayımladığı mesajda, Ertaş’ın her zaman sevgi, saygı ve takdirle hatırlanacağının altını çizerek, “En önemli kültür değerlerimizden biri olarak gönlümüzü titreten türkü ve bozlaklarıyla kalbimizde yaşamaya devam edecektir” açıklamasını yaptı.

TBMM BAŞKANI CEMİL ÇİÇEK:



"BOZKIRIN TEZENESİ"
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Ertaş’ın ölümüyle bozkırın sesinin kısıldığını ve Türk halk müziğinde bir dönemin kapandığını ifade ederek, “Bozkırın Tezenesi’nin Türk kültürüne verdiği hizmet hiçbir zaman unutulmayacak’’ dedi. Çiçek, Türkiye’de bir neslin Ertaş’ın türküleriyle büyüdüğünü vurguladı.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY:

  Neşet Ertaş'ın Ankara'ya getirilen cenazesini, Ertuğrul Günay karşıladı. Video için tıklayın

"PLANIM VARDI"
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “Bu kadar erken vefat edeceğini tahmin etmiyordum. Çok mütevazı bir insandı. Devlet sanatçılığını kabul etmeyişini Ertaş’a çok yakıştırıyorum. O, kamusal kurumun verebileceği onurun çok ötesinde bir isim. Sezen Aksu, Neşet Ertaş ve Şivan Perver’in bir arada Diyarbakır’da aynı sahnede yer almasını planlıyor, hayal ediyordum” ifadelerini kullandı.

CHP LİDERİ KEMAL KILIÇDAROĞLU:

"TÜRKÜLERİN DİLİ SUSTU"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bozkırın Tezenesi, türkülerin dili sustu. Halk müziğimizin ustası Neşet Ertaş aramızdan ayrıldı. Artık büyük ustayı dilden dile, gönülden gönüle; dalga dalga yayılan türküleriyle anacak, halk müziğinin bu usta sesini yıllar yılı söylenecek türküleriyle hem yanımızda hissedecek hem de yokluğunu duyacağız. Onu bozkır kadar engin ve bozkır kadar sonsuz olan sevgimizle uğurluyoruz” diye konuştu.

SABAHAT AKKİRAZ



"HALKINA GARİP DİYE SESLENİRDİ"
CHP İstanbul Milletvekili Akkiraz şunları söyledi: “Neşet Ertaş sadece bir ozan değildi. O, son 40 yılın şahidi, ustası, dili ve Anadolu’nun aynasıydı. Çalan her sazın telinde, söylenen her türkünün dilinde hep o vardı. Neşet Ertaş Hakk’a yürüdü. Halkına ‘Garip’ diye seslenen ve çaldığı her türküye mührünü vuran bu ustanın önünde saygıyla eğiliyorum. Hızır yoldaşı olsun.”

BÜYÜK OZANIN DOSTLARI ÖLÜMÜNÜ ŞÖYLE DEĞERLENDİRDİ:

‘BABASINI GEÇTİ’



Yaşar Kemal (Yazar):Neşet Ertaş’a ‘Bozkırın Tezenesi’ demiştim. Bu ismi sonuna kadar hakkıyla taşıdı. Babası büyük bir ustaydı ve benim büyük bir dostumdu. Gençliğinde ona hep babasını geçemeyeceğini söylemiştim ama babasını geçti. Ölümüne çok üzülüyorum. Bozkırdan böyle büyük bir sanatçı yetişir mi bilemiyorum.”

‘BÜYÜK BİR OZANDI’

Edip Akbayram (Sanatçı): “Uzun yıllardır hem dostum olan hem de birçok kez birlikte sahne paylaştığım bir meslektaşımı kaybetmenin acısı elbette büyük. Tür ki ye ’de ye ri dol du ru la ma ya cak çok değerli bir insan, büyük bir ozandı. Geride kalan bizler acı içindeyiz. Neşet Ağabey nur içinde yatasın.”

‘TÜRKÜ GİBİ YETİM KALDIK’

Kubat (Sanatçı): “Benim, Aşık Mahzuni ile birlikte hayran olduğum biriydi. Türküler gibi bizler de yetim kaldık. Türkiye, ne yazık ki türküler anlamında en büyük değerini kaybetti. Neşet Ertaş, türkülerinde ‘garip’ kelimesini çok kullanırdı. Şimdi biz garip kaldık.”

‘KARACAOĞLAN, PİR SULTAN’DI’



Hasan Saltık (Yapımcı): “Ne diyeceğimi bilemiyorum. Büyük bir kayıp, tarif edilemeyecek bir acı. Çok yakın arkadaşımdı, dostumdu. Birlikte bazı çalışmalarımız olmuştu. Günümüzün bir Karacaoğlan’ı, bir Pir Sultan Abdal’ıydı. Eşsiz bir sanatçı, çok iyi bir dosttu.”