Hassas yürekler için 'Çarpışma'
"Pas ve Kemik" yarın vizyonda! Kerem Akça yazdı...
KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com
Şiddet, cinsellik, protez bacak, çıplaklık ve bacakların olmadığı beden gibi öğelerin bir araya geldiği orantısız/rahatsız edici bir arka plan oluşturup, bunlara temas eden bir romantizm inşa ederken garip bir tat veren özel bir eser. “Pas ve Kemik”, Hollywood melodramının eskimiş tanımını David Cronenberg’in “Çarpışma”sından Leos Carax’ın “Köprüüstü Aşıkları”na uzanan belirgin akrabalıklarla onarmaya çabalıyor. Bunun devamında adının da katkısıyla gözümüzün önündekilerden ziyade etraftakilerle ilgilenmesiyle sıradan bir duygusal-dram olmaktan kurtulan, her türlü kitleyi bir yerinden yakalama garantili bir aşk filmine dönüşüyor. Kimi ‘tonlama’ zaafları ve stratejik ‘ağlatma’ numaralarına karşın Audiard’ın tutarlı yönetmenliği ve oyuncuların inandırıcılığıyla dikkat çeken “Pas ve Kemik”, 3 Mayıs’ta vizyona girecek filmler içerisinde doğru bir seçenek oluşturuyor.
Öncesinde iki film çekmiş olsa da 2000’lerde çıkışa geçen ya da bilinmeye başlayan Jacques Audiard, ‘klasik drama’ iskeletinden taviz vermeyen, Fransız sinemasının nefes alma adabına uyum sağlayan bir isim. Ama bu ‘taban’ı farklı omurgalara, karakterlere ve türlere yerleştirip çekici motiflerle/temalarla yoğurmayı ihmal etmiyor. Onun filmlerinin merkezinde veya bir kenarında bir ‘suç hikayesi’ sürekli akarken bunun üzerine eklenenler de bir anlamda psikolojik gelgitleri belli ediyor. Böylece akım dışı sinemacılardan biri olarak Fransa’dan Alain Corneau, Jules Dassin, Jacques Demy gibi isimleri akla getiriyor.
Yönetmen, “Yeraltı Peygamberi”nde (“Un Prophète”, 2009) hapishane filminin kalıplarının içinde ikiyüzlülük, muhbirlik gibi meseleleri, “Kalbimin Durduğu An”da (“De Battre Mon Coeur s’est Arreté”, 2005) kalbinin durmasıyla kimlik değiştiren bir gangsterin hikayesini öne çıkarmıştı. Ağır tempo ve sallanan kamera kullanımı öne çıkmıştı. “Pas ve Kemik” (“De Rouille et d’Os”, 2012) ise erkek işi bir aşk filmi tanımıyla anılabilir. Bu süreçte sürekli aynı ekiple çalışan Audiard, sadece görüntü yönetmeni koltuğuna 2005’ten itibaren daha farklı bir ismi oturtmuş.
Bu durum büyük oranda ‘2.35:1’e geçişle yorumlanabilir. Stéphane Fontaine gibi Hollywood da görmüş bir ismin ‘sallanan kamera’nın hareketini doğru ayarlaması da onun yönelimi adına önemli. Özellikle de ülkede bu tip kameranın kullanımını iyi belirleyemediği için daha en baştan paydos diyen filmlerin sayısının arttığını düşünürsek... Ancak yönetmenin ‘gangster filmi’nin katmanlarının içindeki serüveninde biraz fazla ‘Fransız sanat filmi’ne bağlı kalıp, Melville, Dassin gibi eski toprakların ‘üst seviye’ işlerine yanaşamadığı da bir gerçek.
Bu sebeple burada soluğu cinsellikle de doldurulmuş bir aşk hikayesinin çevresinde alması olumlu bir hareket bana kalırsa. En azından yeteneğinin sınırlarını keşfetme olanağı yakalamasına önayaklık edecektir bu durum. Bu doğrultuda da adamakıllı karakterler ve onların katmanlı/metaforik motivasyonları üzerinden bir ‘dolaşım’ belirlediği söylenebilir. Bunun arkasına eklenen yakın planlardan genel planlara uzanan çekim ölçekleri silsilesi ise filmin gerçekçi ‘duygu’su adına önem arz ediyor. Psikolojik yaklaşımın seyirciyle bağını kuvvetlendirirken, dramatik derinliği de bir incelemeye tabi tutuyor.
Uyguladığı şablonun omurgası açılışta ve kapanışta çatırdıyor
Hikaye dışı sesi (non-diegetic voice) sanki ‘İngilizce müzik’ dışında kullanmayan Audiard, burada yavaş çekim, sıçramalı kurgu ve montaj sekansı esas alan genel kitleyi de kavrayabilecek bir görsel yapıyla çıkageliyor. Desplat’ın müzik kayıtları da tempoyu arttırma açısından nokta atışı yaparken, karakterlerin özdeşleşilesi dönüşlerinin arkasını Hollywood kıvamında dolduruyor. Geleneksel açı-karşı açı tekniğinden öte bakış açısı planları, yakın planlar ve orta ölçekli genel planlar perdeyi tesiri altına alıyor.
Bunun devamında ‘İtalyan Yeni Gerçekçi’liğiyle bağ kurulabilecek gerçekçi, lineer ve sallantılı süreç, sanki “Pas ve Kemik” isminin anlamı üzerine bir formül belirliyor. “Aşk ve Küller” (“Blue Valentine”, 2010) ve “İmkansızın Şarkısı” (“Noruwei No Mori”, 2010) gibi son dönemin iddialı aşk filmlerinde zaafa dönüşen ‘melodram’ı iletişim konusunda birincil faktör olarak konumlandırma konusunda da ayağını hiç korkak alıştırmıyor. Ancak bu alışkanlığı, kendi formülünün ilk 20 ve son 10 dakikasında daha baskın olarak hissettiriyor.
“Unutamadığım Aşk” ile “Köprüüstü Aşıkları”yla kuvvetli ilişkiler kuruyor
Burada bir kazada bacaklarını kaybeden Stéphanie’nin Alain ile yaşadığı soyut aşk merkeze yerleşiyor. Alain’in oğlunu ve beraber yaşadığı kızkardeşini geçindirmek için yoğun şiddet içeren sokak dövüşlerine ‘Van Damme’ misali katılması, Stéphanie’nin ise balina eğitmenliği yapması, bir anlamda baş ve sondaki ‘suyun içindeki kamera’ ile dolduruluyor. Buradan bir doğallık ve sürekli yeniden doğuma açılma ‘mucize’si perdeyi sararken, bunun ‘hüzünlü dönüş’lerle canlandırıldığı söylenebilir. Ancak bu sekanslar romantizmin inandırıcılığını zedeliyor açıkçası.
Craig Davison’ın 2005 tarihli romanını baz alarak yazdığı hikayeyi beyaz perdeye uyarlayan yapıt, bacaklarını kaybetmiş bir kadın ile ona bakmaya çalışan bir adamın aşkını önce ‘seks arkadaşlığı’, ardından ‘tutku’ ve zamanla ‘aşk’ olarak tanımlaması Fransız sineması görüşünü ayağa kaldırıyor. Böylece “Köprüüstü Aşıkları”nın (“Les Amants du Pont-Neuf”, 1991) evsizler aşkındaki sıçramalı kurgu, gözlerin körelmesine kadar uzanan ‘direnç’le canlanıyor. Onun üzerine “Unutamadığım Aşk”ın (“An Affair to Remember”, 1957) ‘sakatlanıp aşka ulaşamama’ yan hikayesi ekleniyor. Böylece sanki Deborah Kerr’in oradaki Terry’si ile Jean-Claude Van Damme’ın “Kan Sporu”ndaki (“Bloodsport”, 1988) Frank Dux’ını bir araya getiren garip bir çift ortaya çıkıyor.
“Çarpışma”nın hassas yüreklere uygun versiyonu
Ancak sanki yönetmen, Cronenberg’in J.G. Ballard uyarlaması “Çarpışma”sında (“Crash”, 1996) gördüğümüz ‘demir/araba kazaları-beden/seks’ ilişkisine yaslanan sinema dilinin daha hassas yüreklere ve alt sınıfa uygun versiyonunu yapmak için yola çıkmış. Orada kapitalizm eleştirisi niyetine canlanan bir çeşit parafili türü ise burada ‘imkansız aşk’la yer değiştiriyor. Kaza sahneleri, bir bakıma erotik etkileşim aracı işlevini yüreklerle kurulan iletişime çeviriyor. Elbette ‘araba’ ile ‘su’yun yer değiştirmesi bu noktada önemli. Zira bireyler arasında oluşabilecek herhangi bir teması engelliyor bu
durum. Böylece çarpıcı-radikal ilişki/cinsel fantezi filmi tanımı, özdeşleşmeye açık aşk filmi tabanıyla dolduruluyor. Temassızlık duygusallıkla yoğruluyor.
“Pas ve Kemik” bir anlamda Masumura’nın “Red Angel”ında (“Akai Tenshi”, 1965) kollarını kaybetmiş savaş gazisi erkek asker ile onun hemşiresi arasında süregelen yasak ilişkinin farklı bir versiyonunu, politikadan arınmış şeklini sunuyor. Erkek karakterin şiddetle ilişkisi ile kadın karakterin sakat kalmasını tanımsız bir şekilde ‘aşırılık’ gösterme aracı olarak kullanıyor. Bu süreç, büyük oranda ‘cesur ve orantısız seks sahneleri’yle de dolduruluyor.
Böylece Cotillard yükseldiği “Furia”da (1999) fiziksel güzelliğini kanıtlamasından beri en cüretkar rolüyle çıkagelirken, o anların filme yüklediği duygu ve tutku yoğunluğu da damaklarda eşsiz bir tat bırakıyor. Bir süre kadını ‘bacakları kesilmiş’, erkeği ‘orantısız vücutların arasında’ görmemiz ‘soyut-duyusal çekim’e kadar uzanıyor. Devamında da sokak dövüşünün orta yerindeki ‘erkek’in yakın planının arabadan inen kadının ‘bakış açısı’na kesilmesi değer arz ediyor. Bir anlamda o ‘aşırı’ anlarda üreyen ve tansiyonun yükselmesiyle filizlenen bir aşk karşımızdaki.
Şiddet ve seksin orantısızlığı üzerinden oluşan bir dil
Bu motivasyonlar devamında kadının ‘mafya patronluğu’na kadar uzanırken bir anlamda aradaki çekim ‘aşırılıklar’ üzerinden canlanıyor. Cotillard’ın bacaksız bedeni asla geri plana itilmezken, çıplaklığı da denize girilen sahneden itibaren inadına gözümüze sokuluyor. Bunlara adamın yattığı kadınlar ile işinde bağ kurduğu kan oranı da eklenince, şiddet ve seksin orantısızlığı üzerinden bir dil oluşuyor. Iñárritu’nun “Paramparça: Aşklar ve Köpekler”inin (“Amores Perros”, 2000) köpek dövüşü, kaza ve sakat kalmayı bir ‘şiddet ve aşk/sevgi’ birlikteliğine çevirirken duygusallığı unutmama arzusu
canlanıyor bir anlamda.
Audiard büyük oranda bu formülü belirlerken onu ‘şiddetle paslanan ruhlar’ ya da ‘kemikleri sayılan çıplak bedenler’ arasındaki zıtlaşmayı dramatik bir çekicilikle sarıyor. Böylece kaza ile dövüşü bir tarafa, cinsellik ve beden kullanımı diğer tarafa koyması gerekirken, hepsini iç içe geçiriyor. İşçi sınıfının çıkışsızlığı ve her şeyi kaybetmesine dair bireyler üzerinden akıp çekiciliğini kaybedebilecek hikâyeyi, soyut bir etkileşime transfer ediyor. Bu metaforları da ana omurga yerine yan katmanlara yerleştiriyor. Erkek ile kadın karakterlerin ‘temas’ kuracağı şeyler, aşık bireyden öte böylesi metaforlar da oluyor. Böylece Hollywood duygusal-dramlarının alışkanlığı değişiyor.
Seyirciyi içine almayı becerecektir
Ama bu melodramın alt türü, temelindeki ‘sömürüye kayan parça’yı son kalemde daha çok önemsiyor. Böylece işçi sınıfının parasızlık ve yükselme arzusunun sırtladığı bu hüzünlü aşk hikayesi yer yer incelenesi, yer yer boş verilesi bir görünüme kavuşuyor. ‘Pas ve kemik’ ya da ‘şiddet ve cinsellik’ ise bir anlamda bunun atardamarındaki imkansızlığı doyuran bir etkileyiciliğe ulaşıyor. Seyirciyi içine alırken yaralamayı beceriyor.
Paslanma ile kemik nakli yapma adına da aslında, ‘protez bacak’ ile ‘iç organlar’ üzerinden bir transfer gerçekleşiyor. Yüreksizlik ile fazla duygusallığın iç içe geçmesi noktasında insan benliğinin zaafları açığa çıkıyor. Kapitalizmin zorluklarından ziyade yoksullukta sırası gelmeyen sevgi bu iki kelimenin çatışmasından devreye giriyor. “Çarpışma”nın demir ile cinselliği bir araya getiren kapitalizm eleştirisi, sevgi yoksunluğunu ‘rahatsız eden görüntülerin öne çıkarılması’na kadar götürülüyor. İlişkinin yerini aşk alınca ise bütün ‘eklektik’ gözüken motifler bir Hollywood melodramının etrafına yerleşiyor. Audiard’ın sürekli kendini geliştiren bir yönetmen olarak büyük oranda “Yeraltı Peygamberi”nin üzerinde bir işe imza atıyor.
FİLMİN NOTU: 6.2
Künye:
Pas ve Kemik (De Rouille et D’Os / Rust and Bone)
Yönetmen: Jacques Audiard
Oyuncular: Mathias Schoenaerts, Marion Cotillard, Bouli Lanners, Céline Sallette,
Armand Verdure
Süre: 120 dk.
Yapım yılı: 2012