Alman medyasının 'multikulti' açılımı
Kerem Akça, Semra Güzel Korver'in "Multikulti Haberler" belgeselini değerlendirdi
KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com
TRT’nin göç temasını inceleyen ‘Almanya’da Yarım Asır’ projesi çerçevesinde üretilen “Multikulti Haberler” belgeselinin galası 6 Nisan’da TRT İstanbul Radyosu’nda gerçekleştirildi. Almanya’da yaşayan Türk insanının kültürel kimlik sıkıntısını keskin gözlemlerle ve alt başlıklarla inceleyen dörtlemenin ikinci ayağında hedef medyadaki İslami önyargıyı, alt kültürleşme sürecini ve entegrasyon sorunsalını kavramak. Almanya’ya göçün 50. yılında ‘ötekilik’ meselesine tersinden bakan, Semra Güzel Korver koordinatörlüğündeki bu proje iki belgeselle daha sürecek. Meraklısı için ekleyelim: “Multikulti Haberler”, TRT’nin bütün kanallarındaki tekrar gösterimlerinde yakalanabilir.
2011’de üç göçmen üzerinden bir portre çıkaran “Alamanya Alamanya”, TRT’nin ‘Almanya’da Yarım Asır’ dörtlemesinin ilk ayağını oluşturmuştu. Semra Güzel Korver’in yönetmenliği ve koordinatörlüğündeki bu proje, 2013’te ikinci halkasına kavuşuyor. Ülkedeki Türk uyruklu göçmenlerle ilgili ‘her şey melezlikte gizli’ yorumu ise bu sefer yabancı medyanın bakış açısından ‘İslami önyargıları yıkmak kolay değil’e çevriliyor.
Çokkültürlülüğün geldiği boyutlar medya üzerinden inceleniyor
“Multikulti Haberler”, çokkültürlülüğün geldiği boyutları merceğine alıyor. Sonraki bölümlerde arşınlayacağımız ‘ekonomi’ ve ‘eğitim’ ana başlıklarının öncesine bir ara bölüm yerleştiriyor. Bu kez hedef belli bireyleri incelemek değil. Aksine Almanya’daki medya kuruluşlarında Türklerin durumuna odaklanmak gibi gözüküyor.
‘Çokkültürlülük’ yani ‘multiculturalism’ de büyük oranda bu merkezi yaklaşımdan yükseliyor. Aidiyet, dil, göç, kültür çatışması, entegrasyon ve İslami önyargılar gibi temalar ana odak noktasına dönüşüyor. Özellikle son dönemde Müslümanlık için oluşan ‘herkes terörist!’ bakış açısının kökenlerine bir yolculuk da gerçekleştiriliyor.
Röportajlar ve görüntü parçaları bu konuda dengeli bir bütün oluştururken Korver’in de bu tehlikeli söyleme dikkat edip ‘liberal’ bir yaklaşım belirlemesi kelimenin tam anlamıyla arşivlik bir belgesel daha kazanmamızı sağlıyor.
Ötekileşmenin faydaları ve zararları neler?
Bunun yanında da Köln Radyosu, Radyo Multikulti gibi Türklere alan açan kurumlar da bir anlamda ana kurumların altındaki konumlarıyla adeta bir ‘alt kültür’ün tanımını yapıyor. Peki ya ZDF, Der Spiegel gibi bildik yayınların katkısıyla ‘Batı Avrupa’nın yaklaşımı ile bizim ‘Doğu Avrupa’ bakışımızın arasındaki gelgitler, dönüşümler perdeye nasıl yansıyor?
Aslında ilk belgeselde konulan melezlik hali, burada da ‘ötekileştirme’ esaslarını koruyor. Hafif ırkçı ve oryantalist yaklaşımla Arap ülkesi konumuna sokulan Türkiye’nin sırf dini sebeplerle dışlanacak pozisyona itilmesi öne çıkarılıyor. Böylece ‘Almanya’da Yarım Asır’ın göç için yapılan anlaşmanın 50. yılındaki işlevi açığa çıkıyor. Çokkültürlülüğün entegrasyona alan açtığı süreçte bizim insanımıza hayati meselelerde söz hakkı tanınıp tanınmadığı inceleniyor. Böylece göçmenlerimizin konumunun hassasiyeti, ekonomi ve eğitim kavramları devreye girmeden önce iyiden iyiye artmış oluyor.