'Aşk için intihar ederdim'
Kadir Çöpdemir'den özel hayatıyla ilgili çok çarpıcı açıklamalar...
13 Mart 2010 Cumartesi, 10:46:12
Kadir Çöpdemir’i yeni oynadığı sucuk reklamında zayıflamış görünce gözlerim yerinden oynadı. Kilo takıntılı biri olarak onu böyle süzülmüş görünce hemen telefona sarıldım. İstanbul’un en güzel kafelerinden birinde buluştuk ama ağzına bir lokma girmedi Allah sizi inandırsın. Şu sıralar TRT’ye haftada dört gün yayınlanacak yeni bir program hazırlayan Çöpdemir, nasıl zayıfladığını anlattı...
HT CUMARTESİ- Füsun SAKA
Nasıl kilo verdiniz?
Açık söylemek gerekirse bir kampanya yürüterek yapmadım bu işi, hayatımdaki karbonhidratları çıkartınca böyle oldu.
Açık söylemek gerekirse bir kampanya yürüterek yapmadım bu işi, hayatımdaki karbonhidratları çıkartınca böyle oldu.
Yani börek çörek, ekmek yemiyor musunuz artık, bunları hayatınızdan tamamen çıkardınız mı?
Ya aslında gözümden çıkardım da gönlümden çıkartamadım. Karbonhidrat kışkırtıcı, işveli, cilveli bir hanımefendi gibi. Bugün belki bir mesafe koyarak soğuk bakarsın, “Uzaklaştım” dersin ama yarın kokusuyla, duruşuyla, kendine has bakışıyla seni kışkırtabilir. Mesela Yeniköy böreğinin bir duruşu bakışı, buğuyu üzerine doğru bir salışı vardır. Chanel 5’in kokusu bile onun yanında kıyıda dursun. O kıymalı soğan kokusunu alırsın ve ister istemez ona doğru gidersin, çökertirsin mideye. Hayatım boyunca karbonhidratı çok tüketen biri oldum. Ekmek bağımlılığım var. İnsan yurtdışından ekmek taşır mı? Ben taşıyorum. Oralarda ekmek endüstrisi bizden çok ileride. Fransa, İngiltere, Avusturya’da inanılmaz ekmekler yapılıyor; ben de gidince utanmadan, sıkılmadan
bavuluma ekmek doldurup geliyorum. Tarz bir ekmeği katıksız bile yiyebilirim. Ayrıca akşamları, pastadır kurabiyedir mutlaka yemek isterim; buna suböreği ve sigara böreği takıntımı da ekleyelim. Mesela saat 17.00 civarı evde çay içiyorsam, yanında gözleme ve sigaraböreği isterim. Sigara böreğinin içindeki peynirin kızarınca, eriyip böreğin kenarlarından akması beni çıldırtır. Şimdilerde, bir süre mola verdik karbonhidrata ama bu demek değil ki, ayrıldık. Biz sadece seviyeli bir ilişki için biraz geri çekilelim dedik. Geçenlerde mesaj çekmiş unlu mamuller, “Artık dayanamıyorum senin bünyene girmek istiyorum” diye. Ben de “Al beni” diye cevap yolladım. Sonu ne olacak bu ilişkinin bilmiyorum?
Ya aslında gözümden çıkardım da gönlümden çıkartamadım. Karbonhidrat kışkırtıcı, işveli, cilveli bir hanımefendi gibi. Bugün belki bir mesafe koyarak soğuk bakarsın, “Uzaklaştım” dersin ama yarın kokusuyla, duruşuyla, kendine has bakışıyla seni kışkırtabilir. Mesela Yeniköy böreğinin bir duruşu bakışı, buğuyu üzerine doğru bir salışı vardır. Chanel 5’in kokusu bile onun yanında kıyıda dursun. O kıymalı soğan kokusunu alırsın ve ister istemez ona doğru gidersin, çökertirsin mideye. Hayatım boyunca karbonhidratı çok tüketen biri oldum. Ekmek bağımlılığım var. İnsan yurtdışından ekmek taşır mı? Ben taşıyorum. Oralarda ekmek endüstrisi bizden çok ileride. Fransa, İngiltere, Avusturya’da inanılmaz ekmekler yapılıyor; ben de gidince utanmadan, sıkılmadan
bavuluma ekmek doldurup geliyorum. Tarz bir ekmeği katıksız bile yiyebilirim. Ayrıca akşamları, pastadır kurabiyedir mutlaka yemek isterim; buna suböreği ve sigara böreği takıntımı da ekleyelim. Mesela saat 17.00 civarı evde çay içiyorsam, yanında gözleme ve sigaraböreği isterim. Sigara böreğinin içindeki peynirin kızarınca, eriyip böreğin kenarlarından akması beni çıldırtır. Şimdilerde, bir süre mola verdik karbonhidrata ama bu demek değil ki, ayrıldık. Biz sadece seviyeli bir ilişki için biraz geri çekilelim dedik. Geçenlerde mesaj çekmiş unlu mamuller, “Artık dayanamıyorum senin bünyene girmek istiyorum” diye. Ben de “Al beni” diye cevap yolladım. Sonu ne olacak bu ilişkinin bilmiyorum?
Peki bu aralar karbonhidrattan uzak durduğunuza göre ne yiyorsunuz?
Sabah makul bir kahvaltı yapıyorum. Su içiyorum, bu arada suyu çok seviyorum. Öğle yemeklerini hafifçe geçirip akşam etten arındırılmış sebze yemeği yiyorum. Örneğin, şu anda sıcak yuvamda beni bekleyen bir tas tavuklu bamya yemeğim var. Onu yiyerek üzerine çayımı kahvemi içip masumca bu faslı kapatacağım.
Sabah makul bir kahvaltı yapıyorum. Su içiyorum, bu arada suyu çok seviyorum. Öğle yemeklerini hafifçe geçirip akşam etten arındırılmış sebze yemeği yiyorum. Örneğin, şu anda sıcak yuvamda beni bekleyen bir tas tavuklu bamya yemeğim var. Onu yiyerek üzerine çayımı kahvemi içip masumca bu faslı kapatacağım.
Epeyce masummuş. Masum değil mi? Her an masumiyet duygularının sınırlarını zorlayıp şehvet boyutuna geçebilirim. Bizim gibi insanların bu konudaki hassasiyetleri önemli. Hassas oluyoruz karbonhidrata.
Dışarıdan gelen algı, bir içe dönüş, anında çorbaya ve ardından pilava yönlendirebilir beni ve benim gibileri.
Dışarıdan gelen algı, bir içe dönüş, anında çorbaya ve ardından pilava yönlendirebilir beni ve benim gibileri.
Bu arada karbonhidratların depresyona iyi geldiğini biliyorsunuzdur.
Yapma ya. Gerçi ben aşk acısı çekmeden de kakaolu fındık ezmelerini kaşık kaşık yerim.
Kaç kaşık mesela?
Bu konuda derecelerim var. Kaşık derken hangisini soruyorsun. Çay kaşığı mı, tatlı kaşığı mı, yemek kaşığı mı? Ben yanıtlayayım. Çay kaşığı küçük, yemek ise büyük geliyor. Tatlı kaşığını
tercih ederim anlayacağınız. Dört-beş kaşık çakarım ve buz gibi bir su içip sonra yine çakarım.
Bu konuda derecelerim var. Kaşık derken hangisini soruyorsun. Çay kaşığı mı, tatlı kaşığı mı, yemek kaşığı mı? Ben yanıtlayayım. Çay kaşığı küçük, yemek ise büyük geliyor. Tatlı kaşığını
tercih ederim anlayacağınız. Dört-beş kaşık çakarım ve buz gibi bir su içip sonra yine çakarım.
İçki ile aranız nasıl?
İçki içmem. Millet beni içki içiyor sanıyor ama ben karbonhidratçı, proteinci ve fanteziciyim. Ama burada fantezi yanlış anlaşılmasın seks anlamında değil, yemekle ilgili. Özellikle sevdiğim mutfaklar var. Mesela Fransız mutfağı baş sıralarda yer alıyor. Fruits de mer en sevdiğim yemeklerden biridir. Deniz tarağın buzun üzerinde getirirler, sirkeli sarmısaklı sosu vardır. Alıp çekersin içine, bu müthiş bir lezzettir. Yasak olan domuz eti dışında, tavşan, geyik hepsini
yerim.
İçki içmem. Millet beni içki içiyor sanıyor ama ben karbonhidratçı, proteinci ve fanteziciyim. Ama burada fantezi yanlış anlaşılmasın seks anlamında değil, yemekle ilgili. Özellikle sevdiğim mutfaklar var. Mesela Fransız mutfağı baş sıralarda yer alıyor. Fruits de mer en sevdiğim yemeklerden biridir. Deniz tarağın buzun üzerinde getirirler, sirkeli sarmısaklı sosu vardır. Alıp çekersin içine, bu müthiş bir lezzettir. Yasak olan domuz eti dışında, tavşan, geyik hepsini
yerim.
10 KİLODAN BİRAZ FAZLA VERDİM
Kaç kilo verdiniz?
Çok vermedim aslında, giden miktar 10 kilodan biraz fazla. Nazar değecek sorma. Sonuçta, “Gözün gördüğü, gönlün istediği vücuda şifadır” der büyükler. Kendini kısıtlayıp “Aman popodan yaydıracağım, şuradan kaldıracağım” diye istediği şeyi bünyeye zerk etmezsen bu da kısıtlamada ifrata gitmektir. Onun yarattığı stres ne olacak peki? Taksim’e gidip katliam mı yapacaksın? Diyetisyenlere de kızıyorum empati yapamıyorlar. Zaten onların önerisine göre, o kadar az yiyen herkes zayıflar. Sen yedirterek zayıflat değil mi? O zaman yapılan iş önemli olur.
Çok vermedim aslında, giden miktar 10 kilodan biraz fazla. Nazar değecek sorma. Sonuçta, “Gözün gördüğü, gönlün istediği vücuda şifadır” der büyükler. Kendini kısıtlayıp “Aman popodan yaydıracağım, şuradan kaldıracağım” diye istediği şeyi bünyeye zerk etmezsen bu da kısıtlamada ifrata gitmektir. Onun yarattığı stres ne olacak peki? Taksim’e gidip katliam mı yapacaksın? Diyetisyenlere de kızıyorum empati yapamıyorlar. Zaten onların önerisine göre, o kadar az yiyen herkes zayıflar. Sen yedirterek zayıflat değil mi? O zaman yapılan iş önemli olur.
AŞKTAN YİYEREK KORUNUYORUM
Bazıları âşık olunca zayıflar sizin üzerinizde o tür etkileri mi var mı duygularınızın?
Başımdan bir evlilik geçti, ilk eşime büyük tutkuyla âşık oldum, sonra bir kere daha benzer bir şey yaşadım ama onlardan sonrakiler sevgi, ilgi gibi açıklanabilir. Aşk, zor ve yıpratıcı bir durum. İnsanı insanlıktan çıkartan, başka hallere sokan bir şey bence.
Bazıları âşık olunca zayıflar sizin üzerinizde o tür etkileri mi var mı duygularınızın?
Başımdan bir evlilik geçti, ilk eşime büyük tutkuyla âşık oldum, sonra bir kere daha benzer bir şey yaşadım ama onlardan sonrakiler sevgi, ilgi gibi açıklanabilir. Aşk, zor ve yıpratıcı bir durum. İnsanı insanlıktan çıkartan, başka hallere sokan bir şey bence.
Nasıl koruyorsunuz kendinizi aşktan?
Yiyerek. Aşktan korunmakla ilgili değil tabii ama artık 40’ımı geçtim. Bu yaştan sonra seçtiklerin, hayata bakışın değişiyor, süzgecin daha sağlam oluyor. Duyguların üzerindeki gerçekçi analizlerin yerine oturuyor. Artık olayları 20’lerde 30’larda gördüğüm gibi görmüyorum. “Hangisi iyi” dersen? “Tabii ki aşk” derim. Saç telinden ayak
tırnağına kadar insanı titretir, güzeldir.
Yiyerek. Aşktan korunmakla ilgili değil tabii ama artık 40’ımı geçtim. Bu yaştan sonra seçtiklerin, hayata bakışın değişiyor, süzgecin daha sağlam oluyor. Duyguların üzerindeki gerçekçi analizlerin yerine oturuyor. Artık olayları 20’lerde 30’larda gördüğüm gibi görmüyorum. “Hangisi iyi” dersen? “Tabii ki aşk” derim. Saç telinden ayak
tırnağına kadar insanı titretir, güzeldir.
Aşk için ölür müsünüz?
Zamanında ölürdüm. Ama şimdi ölmem.
Zamanında ölürdüm. Ama şimdi ölmem.
Demek ki artık eskisi gibi âşık olmuyorsunuz. O duygunun önüne başka şeyler mi geçti?
Her geçen gün değerlerine sahip çıkma ve koruma duygusu gelişiyor insanda. Etkilendiğin biriyle karşılaşınca o değerleri hemen arka cebine atamıyorsun ama iddia
ediyorum 20 yıl önce durumum böyle değildi.
Her geçen gün değerlerine sahip çıkma ve koruma duygusu gelişiyor insanda. Etkilendiğin biriyle karşılaşınca o değerleri hemen arka cebine atamıyorsun ama iddia
ediyorum 20 yıl önce durumum böyle değildi.
Aşk için intihar bile edermişsiniz eskiden?
Evet öyleydi ama yaşlandım belki artık. An itibarıyla hayatımda aşk uğruna ölümü göze almak yok.
Evet öyleydi ama yaşlandım belki artık. An itibarıyla hayatımda aşk uğruna ölümü göze almak yok.
İnsan şöhret basamaklarında yükseldikçe gerçek olanla olmayanı ayırmakta zorlanıyor mu?
Biraz öyle biraz da bulunduğun noktada hayat standardın yükseliyor. Beşeri zevklerini tanıyorsun hayatın ve diyorsun ki, “Eğer bir ilişki yaşayacaksam o da bunu yaşamalı, bu tatlı tatlı olmalı. Şiddet yerine, itişmeden yaşamak ne şeker olur.” Üç yıldır aşçılık eğitimi almış genç bir kız arkadaşım var. Yakın zamana kadar memleketin güzel bir restoranında- çalışıyordu. Yeni zaman aşçıları oluyor ya genç ve güzel. Öyle işte, 24 yaşında
Biraz öyle biraz da bulunduğun noktada hayat standardın yükseliyor. Beşeri zevklerini tanıyorsun hayatın ve diyorsun ki, “Eğer bir ilişki yaşayacaksam o da bunu yaşamalı, bu tatlı tatlı olmalı. Şiddet yerine, itişmeden yaşamak ne şeker olur.” Üç yıldır aşçılık eğitimi almış genç bir kız arkadaşım var. Yakın zamana kadar memleketin güzel bir restoranında- çalışıyordu. Yeni zaman aşçıları oluyor ya genç ve güzel. Öyle işte, 24 yaşında
Habertürk'ü facebook'da beğen







