Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler H. Bunu Konuşuyor Jönlükten devrimciliğe Yeşilçam’ın bir efsanesine daha veda

        Yeşilçam’ın unutulmaz sanatçısı Tarık Akan, akciğer kanseri sonucu 66 yaşında hayatını kaybetti. Yeşilçam’ın en yakışıklı jönlerinden biri olarak 1971’de başladığı sanat hayatına 111 film sığdıran Tarık Akan, 80’li yıllarla birlikte devrimci kimliğiyle karşımıza çıktı. Mavi Boncuk’ta “Yakışıklı Necmi”, Hababam Sınıfı’nda “Damat Ferit”le boy gösteren sanatçı, Maden’de “Nurettin”, Yol’da “Seyit Ali”, Sürü’de “Şivan” olarak bambaşka bir kimliğe büründü. 12 Eylül döneminde hapis yattı, bunu beyazperdeye de taşıdı. Son dönemde sıkı muhalif kimliğiyle gördüğümüz Tarık Akan, kanserle adı yan yana geldiğinde “İyiyim” mesajı verdi. Ancak hastalık yakasını bırakmadı. Duyanlar inanamadı: “Aaa! Tarık Akan ölmüş.” Zeki Alasya’nın ölümünde Ayşen Gruda’nın dediği o cümle, bir kez daha yerini buldu: “Dün her evden bir cenaze kalktı.”

        ‘MÜCADELE HİÇ BİTMEYECEK’

        7 Eylül’de Adana’nın Çukurova Belediyesi tarafından düzenlenen Yılmaz Güney’i anma gecesine telefonla bağlanan Tarık Akan, görüşme sırasında Yılmaz Güney’in bir efsane olduğunu ifade ederken, eşi Fatoş Güney’den ‘mücadelesini sürdürmesini’ istemişti. Cep telefonu ile salona dinletilen görüşme sırasında, Fatoş Güney’in “Tarık sen bizim canımızsın ve iyileşeceksin, yine güzel işler yapacaksın” sözlerine, Akan “Mücadele hiç bitmeyecek” karşılığını vermişti. Bu, Akan’ın kamuoyu önündeki son mesajıydı.

        İstanbul’da dünyaya geldiğinde adı Tarık Tahsin Üregül’dü... Subay olan babası Yaşar Üregül’ün görevi nedeniyle bir süre Erzurum Dumlupınar ve Kayseri’de yaşadı. Babasının emekli olmasıyla tekrar İstanbul’da taşındı. Ortaokul ve liseyi Bakırköy’de bitirdi. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde makine mühendisliği okudu, ardından girdiği gazetecilik yüksek okulundan mezun oldu. Sinemaya başlamadan önce Bakırköy ve Yeşilköy sahillerinde cankurtaranlık yaptı. 21 yaşındayken katıldığı Ses Dergisi’nin düzenlediği “Sinema Artist Yarışması” hayatını değiştirdi. Yarışmada birinci oldu. Geçen yıl Habertürk TV’ye verdiği röportajında, o günleri şöyle anlatıyordu:

        “Allem ettiler kallem ettiler, beni o yarışmaya soktular. Birinciye çok para veriyorlardı. Kazanınca Bakırköy’de yürüyemez oldum. Herkes bana bakıyordu. Elimden tuttular, götürdüler. Zorla sinemaya girdim.”

        ARTIK TARIK AKAN’DI

        Yeşilçam’a adım atmıştı. Artık Tarık Akan’dı... Genellikle kadınlar için söylenir ama “Allah özene bezene yaratmış” sözü onun için söylenmişti sanki. Yeşilçam’da kısa sürede kendini kabul ettirdi. Olağanüstü yakışıklılığı, zümrüt gözleri, boyuyla bosuyla kadınların sevgilisi olmuştu. Saç stili, giyinişiyle de hayranlık uyandırıyordu. Kimi zaman romantik bir sevgili, kimi zaman haylaz bir öğrenciydi. Ama şöhretin büyüsüne hiç kapılmadı. Hep mütevazı kaldı. En büyük destekçisi ise Ertem Eğilmez’di... 1971’de “Solan Bir Yaprak” filmi ile oyunculuk kariyerine başladı. Başrol, yalnızca 1 yıl sonra geldi. 1974 yılında Ertem Eğilmez’in yönettiği Rıfat Ilgaz’ın aynı adlı eserinden uyarlanan “Hababam Sınıfı” (1975) ile devam filmi olan “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı”da “Damat Ferit” rolüyle karşımıza çıktı. Hem Hababam serisi, hem de 1975 yılındaki Gülşen Bubikoğlu ile oynadığı “Ah Nerede” adlı romantik komedi ile gişede büyük başarı sağladı. Yeşilçam’ın sembolü olan yıldızlarla oynadığı filmlerle de ön plana çıktı.

        SALONDAN TOPLUMSAL HAYATA

        1970’lerin ikinci yarısından itibaren toplumsal mesajlar veren, siyasi görüşünü de ortaya koyan filmlerde rol almaya başladı. Birçok filminde, işçi sınıfının, ezilenlerin sorunlarına yer verdi. Haksızlıklara direndi, yeri geldi meydan okudu. Bu kararı verdiğinde henüz 28 yaşındaydı... Bu filmlerle birlikte bıyık da bıraktı. 1977’de Zeki Ökten’in yönetmenliğini üstlendiği, başrollerini Melike Demirağ ve Tuncel Kurtiz ile paylaştığı “Sürü”, ertesi yıl Cüneyt Arkın’la beraber oynadığı “Maden”, 1982’de Şerif Gören ve Yılmaz Güney’in yönettiği “Yol” filmi geldi. Türk sinemasının gelmiş geçmiş en iyi filmlerinden biri kabul edilen Yol, 1982 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye aldı, Akan da En İyi Örkek Ödülü’ne aday gösterildi. Bu film onu dünyaya da duyurdu. 1990’da Yusuf Kurçenli’nin yönettiği “Karartma Geceleri” filminde, işkence gören bir öğretmeni canlandırdı. Uluslararası alanda da ödül alan film, Yeşilçam’ın klasikleri arasına girdi.

        12 EYLÜL DÖNEMİ

        Tarık Akan, 12 Eylül’ün mağdurlarından biriydi. 12 Eylül’ün hemen ardından, 1981 başlarında Almanya’da yaptığı bir konuşma yüzünden yurda dönüşünde tutuklandı ve 2.5 ay hücrede kaldı. O dönemi anlattığı anı kitabı, 2002’de “Anne Kafamda Bit Var” adıyla yayınlandı. Dönemin önemli olaylarına da değindiği kitabının bir bölümünde Yol filminin yapım öyküsüne de yer verdi. Bir dönem Yeşilçam’dan dışlandı. 12 Eylül sürecinde taksi kiralama sistemi ile ticaret hayatına atıldı. Şimdi adeta sessizliğe bürünen ve kendisinin de okuduğu Bakırköy’deki Taş Mektep adlı ilkokulu, yap-işlet-devret sistemi ile alarak Özel Taş Koleji’ni kurdu. 1986’da evlendi ve 3 çocuğu dünyaya geldi. 1995’te Aziz Nesin’in vefatından sonra görevini devralan oğlu Ali Nesin’den, Nesin Vakfı Başkanlığı’nı devraldı.

        TAŞLARIN SIRRI’YLA EKRANA DÖNDÜ

        Tarık Akan, 80’li yılların ardından 90’lar ve 2000’lerde de sinema filmlerine devam etti. Ancak eskiden olduğu gibi çok film çekmedi. 1991-1992 yılında çekilen “Taşların Sırrı”, onu bir televizyon ekranında gördüğümüz ilk dizisi oldu. 2002-2004 arasındaki TRT’de yayınlanan “Koçum Benim” adlı dizi, büyük beğeni kazandı, reyting rekorları kırdı. 2009’da Yol’dan sonra Şerif Sezer’le tekrar kamera karşısına geçtiği “Deli Deli Olma” adlı filmde, gençliğini oğlu Barış Zeki Üregül oynadı.

        SİLİVRİ’DE EN ÖNDEYDİ

        Son dönemde Bodrum Akyarlar’da taştan bir Rum evini restore edip dostlarını da ağırladığı yazlık evinde de kalmaya başlayan Tarık Akan, muhalif kimliğiyle öne çıktı. Ergenekon ve Balyoz davalarında da en önde yer aldı. Kumpas mağduru olan arkadaşlarını Silivri zindanlarında hiç yalnız bırakmadı. Yeri geldi kalabalığın en önünde durdu, barikatları yıkmaya çalıştı, yeri geldi sessiz çığlıkların sesi oldu. Onun yaptığı şey, inandığı yolda bir sanatçının duruşuydu.

        ‘AAA! TARIK AKAN ÖLMÜŞ’

        Hiç kimsenin ölümü yakıştıramadığı Türk sinemasının efsanesi Tarık Akan’ın vefat haberi, dün sabah 08.30 sıralarında duyuldu. Akan’ın, akciğer kanseri sonucu tedavi gördüğü İstanbul Amerikan Hastanesi’nde hayatını kaybettiği açıklandı. Akan’ın gece 01.00’de yaşamını yitirdiği ifade edildi. Ölümünün ardından cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı Gasilhanesi’ne gönderildi.

        Duyanlar duymayanlara “Aaa! Tarık Akan ölmüş” derken, hem şaşkınlık hem de üzüntülerini dile getiriyordu. Dün sanki herkesin evinden bir cenaze çıkmıştı... Ayşen Gruda’nın, Zeki Alasya’nın ölümünde söylediği gibi...

        KİMLİK KARTI

        Doğum yeri-yılı: İstanbul-1949

        Asıl ismi: Tarık Tahsin Üregül

        Eğitimi: Gazetecilik yüksek okulu mezunu

        Oynadığı film sayısı: 111

        Önemli filmleri: Emine (1971), Solan Bir Yaprak Gibi (1971) Canım Kardeşim (1973), Hababam Sınıfı serisi (1974-1976), Ah Nerede (1975), Sürü (1977), Baraj (1977), Nehir (1977), Maden (1978), Kanal (1979), Adak (1979), Yol (1982), Deli Kan (1982), Derman (1983), Pehlivan (1983), Tele Kızlar (1985), Su da Yanar (1987), Üçüncü Göz (1988), Karartma Geceleri (1990), Çözülmeler (1994), Eylül Fırtınası (2000), Deli Deli Olma (2009)

        ERGÜN ÇOLAK / GAZETE HABERTÜRK

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ