MEHMET ÇALIŞKAN / HABERTÜRK MAGAZİN

Mustafa Ceceli ile geçğimiz günlerde çıkardığı ‘Aşk İçin Gelmişiz’ vesilesiyle buluşup sohbet ettik. Gerek Ceceli’nin kişiliği gerekse albümün formatı gereği sohbetimiz elbette maneviyat merkezli oldu. ‘İnsanlığın derdi hırs, güç, para. Yarın öbür gün hiçbir değeri olmayacak şeyleri dert etmiş durumda. Dert etmeye değmez’ derken ‘Kainatın Aynasıyım’daki bazı sözleri değiştirdiği için kendisine tepki gösteren Alevi vatandaşlardan özür diledi.

■ ‘Aşk İçin Gelmişiz’ ile neden maneviyata yönelik bir albüm yapma gereği duydunuz?

‘Aşk İçin Gelmişiz’, bir aşk ve dostluk albümü. İçerisinde ilahiler var, bir deyiş var ve halk türküsü var. Artı yeni eserler de var. 5 yıldır bu tip eserleri bir araya getirerek bir albüm hazırlamaya fikrim vardı. Neden şimdi? Çünkü dünyada öyle bir nefret akımı var ki. Ayrımcılık, düşmanlık, kin, üzüntü, gözyaşı, kahır, bela, dışlamacılık, kutuplaşmalar... Bu nedenle aşk ve dostluk çağrısı yapan ‘Aşk İçin Gelmişiz’i yapmanın zamanının şimdi olduğuna inandım. İnsanlığın derdi hırs, güç, para. Yani yarın öbür gün hiçbir değeri olmayacak şeyleri dert etmiş durumda. Bu albümü, dert ettikleriniz dert etmeye değmez mesajını vermek için yaptım.

"FARKLI DÜŞÜNENİ DE SEV"

■ Bu dünya size ne ifade ediyor? Hayat sizin için nedir?

Yunus Emre diyor ki; ‘Ölen bedendir, insanlar ölmez. Beden ömrü belli, 70-80 yıl ne biçildiyse, Allah ne kadar takdir ettiyse bir gün bitecek. Fakat bizim bilmemiz gereken konu ölümsüz bir canlı olduğumuz. İnsanın hem bu dünyasını hem de ölüm ötesi dünyasını bir çiçek bahçesine çevirmesi gerekir. Bunu yapabilmesindeki yol da bana sorarsan sevgi ve aşktan geçiyor. Yunus Emre demiş ki ‘72 milleti sev.’ Ya, farklı düşünüyor diye daha komşu sevilmiyor. Birinin benden farklı düşünmesi benim eksik tarafımdır. Başkalarının farklı düşüncelere sahip olabileceğini düşünmemek hayata dar bir pencereden ve at gözlüğüyle bakmaktır. Hayatın da o kadar olur. Hayatın da o kadar olursa ölüm ötesi de o kadar olur.

■ Aşkın herkes için tanımı vardır ya, peki sizin için tanımı nedir?

Bende tanımı yok. Aşk tanımsız. O yüzden aşkı farklı bir şekilde hissedip yaşayan ve bunu aktaran bu ehillerin farklı aşk tanımlarını buluyoruz. Der ya ‘Kavuşmak değildir aşk, kavuşamamaktır. Aşkta vuslat olmaz. Okuduğum aşk tanımları içinde en hoşlandığım şudur: ‘Sevmek, sevdiğinle yok olmaktır.’ Yeryüzünde yaşayan 7 milyar insan için bambaşka bir tanımı olacak, hepsi de doğru olacak. Aşkı sen tanımlarsan doğrudur.

■ Hacdan dönünce hayata bakış açında, insan ilişkilerinde radikal bir değişim yaşandı mı?

Hacca annemle gitmiştim. Daha sonra birkaç kez umreye gittim. Hatta oğlum Arın 3 yaşındaydı, onu da götürdüm. Hac beni özgürleştirdi. Kendimi tanıdım, kendimi fark ettim. İnsanlara bakışım değişti, bütün sınırlarım kalktı. Adeta herkesi kucaklamak isteyen biri oldum. En önemlisi benim için önyargı bitti.

■ Son yıllarda ünlülerin hacca veya umreye gitmesi çoğaldı. Sizce neden? Ünlülere ne oldu?

Bence özel bir nedeni yok. İnsanlar içinden geldiği için gidiyor. Nasipse gidersin, değilse gidemezsin. İnsanların içinden gitmek gelirse onun için her şeyi yaparlar.

"STARLIK ARTIK ULAŞILABİLİRLİKTİR’"

■ Starlık kavramıyla ne kadar ilgileniyorsun?

Star algısı ve tanımı değişti. Eskiden star kavramının karşılığı erişilmez olmaktı. Örneğin Michael Jackson’ın sadece otel odasından salladığı elini görebilirdik. Dolayısıyla bir erişilmezlik vardı. Şu anda bu tanım tersine döndü. Erişilebilirlik. Yani sosyal medya üzerinden çok ünlü bir sanatçıya ve etkinliklerine veya orkestra provasından görüntüye erişiliyor. Bir de starların evliliğiyle ilgili algı da değişti. Hani diyorlar ‘Star evli olmaz’ diye. Bu klişeler çöktü. Bir kere dünyanın en yakışıklı adamıyla en güzel kadını evli. Angelina Jolie ile Brad Pitt. Benim starlık kavramıyla ne kadar ilgilendiğime gelince metroya da biniyorum, bakkaldan alışveriş de yapıyorum.

"HERKES AMA HERKES İÇİN DUA EDERİM"

■ Aileniz ve büyükleriniz dışında dualarınızda da eksik etmediğiniz kimler var?

’ Aslında bir insan dua ederken herkes için eder. Ben ayırmam, insanlığa dua ederim. Bütün insanlığa hidayet ve güzellik dilerim. Nasip, bir gün kabul olur inşallah. İnşallah 2016 aşk yılı olsun, insanların üzerindeki kir pas kalksın. Buna halen daha çanak tutmaya çalışan, alevlendirmeye çalışan insanlara da Allah akıl fikir versin.

■ Muhafazakâr kesimin şarkıcısı diyorlar sizin için buna tepkiniz ne oluyor?

Bu tanımlama, ülkemizde kutuplaştırmaya ve kategorize etmeye çok meraklı insanların bulduğu bir cümle. Ben herkes için şarkı söylüyorum. Beni isteyen herkes dinleyebilir. Ben insanları kendi inançları, görüşleri, düşünceleri, hayata bakışları açısından asla ayırmam. Ayrıca bunu söyleyen insanların önce benim konserime bir defa gelmesi gerekiyor.

"BEN SADECE ŞARKI SÖYLEDİM"

■ Çıkış yaptığınız dönemde müzik sektörü krize girmişti. Yine de başardınız. Ne oldu da başardınız?

Nasip dünyası. Bir şey olması gerekiyorsa oluyor. Şarkılarda samimiyetten oluşan bir köprü kurmaya çalışıyorum. Ben sadece şarkı söyledim. Başka hiçbir şey yapmadım. Bir tane siyah takım elbise, siyah kravatla kim bilir kaç klip çekmişimdir? Çünkü amacım sadece şarkı söylemekti. Bu halimi de sağ olsunlar insanlar sevdi. Bütün düzen değişti. Artık eski klişeler yok. Evli sanatçıların ilgi görmeyeceğini de söylerlerdi. Niye? O düzen değişti.

"NİYETİM SAF VE TEMİZDİ"

■ ‘Kainatın Aynasıyım’da Alevi vatandaşlarımızın tepkisini çeken söz değişikliği olayı nedir?

Âşık Daimi’ye ait olan ve düşünce dünyamdaki insan tanımını ve kavramını adeta yepyeni bir boyuta taşıyan, çığır açan ‘Kainatın Aynasıyım’ deyişini ‘Aşk İçin Gelmişiz’de seslendirmek istedim. Hak sahiplerinden gerekli izinleri aldım. Tamamıyla saf ve temiz bir niyetle bu deyişi seslendirdim. Ancak sonrasında bazı dostlarım ve kardeşlerim bana deyişi seslendirme adabına uygun olmayan hareketlerim olduğunu hatırlattılar. Adeta dans figürleri sergileyerek deyişi seslendirdiğimi ve bunun kesinlikle adaba uygun olmadığını fark ettirdiler. Kesinlikle istemeyerek, bilmeyerek incittiğim kırdığım bütün dostlardan özür dilerim, af dilerim. Elbette ehli benden çok daha iyi bilir. Elbette ustalarımız, büyüklerimiz daha iyisini hatta en iyisini bilirler. İkinci bir hususun da deyişte seslendirmediğim bölümler olduğunu söylediler. Çeşitli mecralarda bazı ustaların ‘Kainatın Aynasıyım’ın bazı bölümlerini okumadığını gördüm. Dolayısıyla da bunun bir problem olabileceğini aklımdan hiç geçirmemiştim. Ancak yine bu konuda da eğer incittiğim, kırdığım dostlarım varsa onlardan da burada özür dilerim, af dilerim. İnşallah sevgiyle, mutlulukla birbirimizin yüzüne bakmak dileğiyle. Sevgiler.

"ÖDÜL ALINMAZ VERİLİR"

■ Sizin 43 ödülünüz var, bu da yılda ortalama 7 ödüle denk geliyor. Ne hissediyorsunuz?

Maşallah. Ben derim ki ödül alınmaz verilir . Dolayısıyla öncelikle ödül verenlere minnettarım. Sağolsunlar onlar ödüllendiriyor bizi. Şarkıların insanlara ve doğru yere ulaştığını gösterdiğini düşünüyorum. Bir yandan da her yıl belli bir üretim yaptığımızı ve bu üretimin de karşılığını bu şekilde adeta gördüğümüzü düşünüyorum.

"DEĞİŞEN DÜNYAYA ADAPTE OLMALIYIZ"

■ Peki yapım şirketi kurmanızın amacı nedir?

Ceceli Müzik adıyla yapım şirketimiz aslında 3 yıldır var. Biz bunu daha ziyade daha farklı projeler için kullanıyorduk ama ‘Aşk İçin Gelmişiz’i de kendi şirketimizden çıkarmış olduk. Müzik endüstrisi şu anda açıkçası bir dönüşüm içerisinde. Biliyorsunuz artık fiziki satışların neredeyse dibe vurmuş olması, birkaç albüm dışında fiziki dediğimiz yani CD satışının neredeyse çok azlara inmesi artık şirketlerin bu konuda kârlarını kaybetmeleri sebebiyle artık dijital dünyayı yaşıyoruz. Herkes elinde akıllı telefonuyla bir gününü geçiriyor. Sosyal medyayı buradan dinliyor, müziğini buradan kullanıyor, filmini buradan seyrediyor, fotoğrafını buradan çekiyor. Hatta evinde profesyonel kamerası olan tatile giderken götürmüyor. Diyor ki “Benim telefonum iyi çekiyor 15 megapiksel. Böyle bir dönemde artık fiziksel olarak mücadele etmenin de bir gereği yok. Değişen dünyaya adapte olabilecek, uyum sağlayacak mecralara kaymamız gerekiyor. ‘Aşk İçin Gelmişiz’ albümü benim çok hızlı bir şekilde yaptığım bir albüm olduğu için burada bir müzik şirketiyle görüşüp, projeyi onlara kabul ettirip sonra pazarlıklara girişecek vaktim yoktu. Aynı zamanda albümle ilgili bütün çalışmaları hemen hemen kendim yaptım. O yüzden bir şirket desteğine ihtiyaç duymadım.

  • Mustafa Ceceli

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000