‘El Değmemiş Aşk’ın yıldızları Emre Karayel ve Ceren Moray, HT MAGAZİN’e konuştu

‘El Değmemiş Aşk’ filminde arkadaşlıkları aşka dönüşen bir çifti canlandıran Emre Karayel ve Ceren Moray, “Aşk ansızın gelen bir histir” diyor ve ekliyor: “Aşkını itiraf etmek dünyadaki en güzel şey”

Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
El Değmemiş Aşk Sonra Oku

Yönetmenliğini Umut Kırca’nın üstlendiği, Emre Karayel, Ceren Moray, Begüm Kütük, Ümit Erdim, Cem Kılıç, Ececan Gümeci ve Haldun Boysan gibi isimlerin rol aldığı ‘El Değmemiş Aşk’ filmi geçtiğimiz günlerde vizyona girdi. Filmde iki aşk arasında kalan bir adamı canlandıran Emre Karayel ve âşık olduğu kadınlardan birine can veren Ceren Moray’la buluşup masalsı bir yanının da olduğunu söyledikleri filmi konuştuk...

‘DİĞERLERİNDEN FARKLI’

Size “Bu filmde oynamalıyım” dedirten ne oldu?

Emre Karayel: Güzel yazılmış bir senaryo. Daha cast belli olmadan senaryoyu okuduğumda gülüp eğlenmiştim. Ceren ve Begüm’le (Kütük) iyi bir üçlü olacağımızı ve bu aşk üçgeninin seyirciyi güldüreceğini düşündüm. Bir de hem kariyerime hem de keyfime katkısı olsun istedim.

Ceren Moray: Üç senedir bir dizide aynı karakteri oynuyordum. O tempodan çıkıp filmde canlandırdığım Feryal’e hazırlanmak benim için çok iyi bir etüt oldu. Beni zorlayacağını düşündüğüm için teklifi kabul ettim. Senaryo okuyanı vuracak naiflikteydi. Diğer romantik komedilerden farklı olarak daha sakin, kendi içerisinde bir ritmi olan bir film oldu. 

‘El Değmemiş Aşk’ filminden önce hiç bir araya gelmediklerini dolayısıyla muhabbetlerinin olmadığını belirten Emre Karayel ve Ceren Moray tanışır tanışmaz çok iyi anlaştıklarını söylüyor.

‘İLİŞKİLER MEKANİKLEŞTİ’

Filmde canlandırdığınız karakterlerden bahseder misiniz?

E.K.: Zafer bıçkın bir mahalle delikanlısı. Babasının kanatları altında yaşayan, iki aşk arasında kalmış, hayatı ciddiye almayan biri. 

C.M.: Feryal ise filmin en gerçeküstü karakterlerinden. Gerçeküstü diyorum, çünkü bu zamanda böyle tertemiz, zararsız, herkesin güvenebileceği bir insan profili yok gibi.

El değmemiş aşk var mı peki günümüzde? 

E.K.: El değmemiş aşk olmasa bu kadar ozan, şair ve yazar çıkar mıydı? Böyle uzun havalar, türküler yazılabilir miydi? Şu sıralar Âşık Ferrahi’nin ‘Ah Neyleyim Gönül’ adlı eserine takılmış durumdayım. Sözlerine bakarsanız el değmemiş aşk olduğunu görürsünüz. El değmemiş aşk var ama günümüzde ilişkiler teknolojiinin ilerlemesiyle mekanikleşti. Bu, bizim dönemin sorunu değil. 9-15 yaş arasındaki çocukların problemi. Okuma yazmayı öğrenen çocuklar ellerine telefon ve tablet alıyorlar.

C.M.: İntiharların artmasının temel nedeninin Instagram olduğuna dair bir makale okudum. İnsanlar hayatlarını birbirleriyle kıyaslamaya başladı. Eskiden komşunun evinde sendeki gibi pilav piştiğini sanıyordun ama artık karides piştiğini öğrendik. Ayşe eşiyle Amsterdam’a gidiyor ama arkadaşları Alanya’da tatil yaptığı için “Biz niye gidemedik?” stresi yaşıyor. İnsanlığın doğasında hasetlik olduğunu düşünürsek sosyal medya hem dezenformasyona hem de mutsuzluğa neden oluyor.

‘ANSIZIN GELEN BİR HİS’ 

Feryal ile Zafer’in arkadaşlığı evliliğe kadar gidiyor. Arkadaştan eş olup olamayacağı hep tartışılır. Olur mu sizce?

E.K.: İnsan bazen çok yakınındaki birini seviyor. Bu sevgi o kadar kemikleşiyor ki derecesini ölçmeyi beceremeyebiliyor. “Arkadaşım” diyerek konuyu göğsünde yumuşatıyor. Bence aşkını itiraf etmek dünyadaki hem en güzel şey hem de çözümdür. Ülke olarak çoğumuz bunu başaramadığımız için çevremizdeki cevherleri kaçırıyoruz. Ben de bunu hayatımda yaşadım. Erkekler, kız arkadaşlarına karşı “Acaba sevgili olabilir miyiz?” sorunsalını çok yaşıyor. Kız arkadaş hayatta erkek için daha zor edinilen bir şeydir. Lisede varsa vardır. Bir de bilinçaltında bir kızı cepte görüp dışardaki kızlara bakan çok erkek var.

C.M.: 10 senelik bir arkadaşın vardır ve ona hiç sevgili gözüyle bakmamışsındır. Her zaman dokunursun ama bir gün dokunduğunda aşk doğar. Aşk ansızın gelen bir histir. Filmde ilişkimiz arkadaşlıktan evliliğe dönüyor ama biz halvet edeceğimiz günün değil, duygularımızı paylaşabilmenin derdindeyiz.

‘Filmde star yok, hikâye ön planda’ 

Popüler isimlerin olduğu film setlerinde genelde ego çarpışmaları yaşanır. Sizin setinizde böyle bir çatışma yaşandı mı?

Ceren Moray: Egosuz insan olur mu? Olmaz. Ama sete ilk gittiğimizde yönetmenimiz Umut Kırca da dahil olmak üzere herkes egosunu kapıda bıraktı. “Ne yapacağız?” diye kovalamaya başladık. Bu filmde star yok. Hikâye ön planda.

Emre Karayel: Ceren düşüncelerime tercüman oldu. Umut Kırca hem kendi egosunu hem de bizim egomuzu çok iyi yönetti.

‘OYUNCULAR TEMBELDİR’

‘El Değmemiş Aşk’ın İstanbul’da gerçekleştirilen çekimleri yaklaşık 6 hafta sürdü. Set sizi yordu mu?

Emre Karayel: Açık konuşmak gerekirse, oyuncular biraz tembeldir. En azından ben öyleyim. Sette arkadaşlarla birbirimize “Tamam her şey çok güzel” demektense sürekli birbimizi dürttük.

Ceren Moray: Öncelikle uzun süredir dizide olduğumuz için biraz sudan çıkmış balık gibi olduk ama her şeyi akışına bıraktık. Sette çoğu zaman “Çalışıyor muyum yoksa tatil mi yapıyorum?” ikilemine düştüm. Emre’nin “Oyuncular tembeldir” çıkışına katılıyorum. Oyuncu olarak seni milyonlarca insandan ayıran özelliğini fark ettiğin zaman buna sırtını dayayıp senelerce yaşayabiliyorsun. Bu bizim kültürümüze özgü bir şey zaten. Yaptığı işin alametifarikasını keşfeden herkes ona sırtını yaslıyor.

‘Aldatılırsam anında anlarım’

Filmde Feryal, Zafer tarafından aldatılıyor. Siz ne yapardınız böyle bir durumda?

Ceren Moray: Gerçek hayatta aldatılsaydım, Feryal gibi saf olmazdım. Anında anlardım.

‘Romantizmin kırmızı güle indirgenmesine karşıyım’ 

Romantik insanlar mısınız?

Emre Karayel: Duygusalım ama romantik değilim. Mesela gül taşımayı hiç bilmiyorum.

Ceren Moray: Ben de Emre gibiyim. Romantik tarafım ağır basmıyor. Romantizmin kırmızı güle indirgenmesine de karşıyım.

 Arif HÜR /  HABERTÜRK MAGAZİN

BU HABERE İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER