ÖZEL RÖPORTAJLAR

21 ŞUBAT 2017

Murat Cemcir ve Ahmet Kural için kariyerlerinde yeni bir başlangıç... Filmlerinin senaristi ve yönetmeni Selçuk Aydemir’le birlikte kurdukları TR 40 33 Productions adlı şirketin ilk işi olan ‘Çalgı Çengi İkimiz’, “İnsanın kendi kaderini eline alması çok değerli” diyen Cemcir ile Kural için hem yeni bir adım hem de çıktıkları yola saygı duruşu.

2011’de 30 bin TL’ye 6 günde çektikleri, paraları bittiği için gösterime çıkaramadıkları, Cem Yılmaz’ın destek vermesiyle izleyiciyle buluşan ‘Çalgı Çengi’ ile sinemaya adım atan ve o filmle kamuoyu tarafından tanınan Cemcir ile Kural, başlarına gelmeyen kalmadık düğün şarkıcıları ‘Salih’ ve ‘Gürkan’a ‘Çalgı Çengi İkimiz’ ile dönüş yaptı.

30 bin TL’den 15 milyon TL’ye, 60 bin izleyiciden 7 milyon izleyiciye, tanınmayan simalardan yüksek şöhrete... Bunların hepsi 5 yılda oldu. İki ‘Çalgı Çengi’ arasındaki o 5 yıl içinde gelen para, yoğun ilgi ve yüksek şöhret, Murat Cemcir ile Ahmet Kural’a ne getirdi, onlardan ne götürdü? İşin özü para, yoğun ilgi ve yüksek şöhret onları değiştirdi mi? Zaman zaman kahkahalar içinde zaman zaman da son derece ciddi tavırlarla cevapladılar.

‘BU FİLM BİR SAYGI DURUŞU’ 

‘Çalgı Çengi İkimiz’, ilk filminiz ‘Çalgı Çengi’ ile sinemaya başlamanıza bir saygı duruşu mu?

Murat Cemcir: Tam olarak öyle. ‘Çalgı Çengi’ye kadar Ahmet (Kural) ve Selçuk (Aydemir) ile ayrı ayrı kariyerlerimiz vardı. O filmle bir araya gelip bugünlere uzandık.

Ahmet Kural: ‘Çalgı Çengi’nin ikincisi bizim içimizde kalan bir projeydi. 5 yıl içinde 3 kez yapma girişiminde bulunduk ama olmadı.

M.C.: Evet, girişimlerimiz sonuçsuz kaldı. Yüzümüze gözümüze bulaştırdık.

Ne oldu da ikincisini çekmeyi şimdi başardınız?

A.K.: ‘Çalgı Çengi’ içimizde kalan bir projeydi. Kendi şirketimizi kurunca çekmeye karar verdik. Bizim için bir saygı duruşu oldu. Çünkü ilk bebeğimizdi ve kamuoyu bizi ‘Çalgı Çengi’ ile tanıdı.

M.C.: ‘İşler Güçler’den hemen sonra ‘Çalgı Çengi’yi çekecektik ama o dönem çevremizdekiler hep “Sizi hep A Plus izleyici izliyor. Total izleyiciye de hitap etmelisiniz” diyorlardı. Ne var ki sokakta alışveriş yaparken, manava ya da bakkala gittiğimde teyzeler, amcalar bizi çok sevdiklerini söylüyorlardı. AB kesimi... Neyse o AB kesimi. Total izleyiciye de hitap etmek için Selçuk’un ilk senaryolarından biri olan ‘Düğün Dernek’i çektik. Sağolsunlar ilgi gösterdiler, hatırı sayılır izleyiciye ulaştık. Bu arada AB kesiminden hiç arkadaşım olmadı. Peki AB kesiminden senin arkadaşın oldu mu Ahmet?

A.K.: Benim tanıdıklarım var.

M.C.: AB kesimiyle ortamımız olmadı ama tanışıklığımız oldu.

‘ESKİDEN SERSERİ TAKILIYORDUK’

İlk filminizden bu yana geçen sürede hayatınızda neler değişti?

A.K.: Kişiliklerimiz oturdu. Sorumluluklarımız arttı. Yaşam tarzımıza dikkat eder olduk.

M.C.: Eskiden serseri takılıyorduk. Sabahın geç saatlerine kadar sokaktaydık. Memleketle ilgili konuları bu kadar dert edinmiyorduk. Artık memleketle ilgili konuları takip ediyoruz, memleketle ilgili olaylara dikkat kesiliyoruz. Rol modelleri olduğumuz, o kadar kişi filmlerimizi izlediği için yaşamlarımıza dikkat ediyoruz. Özetle son 5 yıl bizi adam etti.

Yaşam tarzınızın değişmesinden rahatsız değilsiniz değil mi? 

A.K.: Değiliz tabii ki.

M.C.: Şöhretten dolayı bir ara ego yapılır ya, biz en çok ondan rahatsız olduk. Sonra fark ettik ki şöhretin götürdüğü getirdiğinden fazla. Filmimizi 7 milyon kişinin izlemesi, sevgi göstermesi insanın içini gıdıklıyor tabii. İlk röportajımızı seninle yapmıştık. O gün bizi bir gün 7 milyon kişinin izleyeceğini hiç düşünmemiştik. 

‘AT, YAT VEYA KAT ALMADIK’ 

Çalgı Çengi’yi 6 günde, 30 bin TL’ye çekmiştiniz. İkincisi için ne kadar para harcadınız?

A.K.: Murat ile Selçuk’a ‘Çalgı Çengi İkimiz’i de 6 günde, 30 bin TL’ye çekmeyi önerdim. Olmadı ama...

M.C.: O dönem 30 bin TL bana çok gelmişti. İkincisi için harcadığımız para da çok geldi. 4 milyon dolar civarında para harcadık. 

30 bin TL’den 15 milyon TL’ye... “Heyttt be, 5 yılda nereden nereye geldik” diyor musunuz? 

A.K.: Ben dedim. Prodüksiyon bayağı geniş oldu.

M.C.: Selçuk, THY’de mühendisti ve 10 günlük izni vardı. İmkânsızlıklar içinde bir şey yapalım diyerek yola çıkıp yapmayı başarmıştık. Amacımız az para harcayıp çok kâr etmek değildi. Paramız o kadardı. Az parayla izleyiciye keyifli bir film sunmak için uğraşmıştık. ‘Çalgı Çengi İkimiz’ için de amacımız elbette aynı. Harcayabildiğimiz kadar para harcadık, olabildiği kadar büyük prodüksiyonlu bir film çektik. İzleyiciye yine onları ne kadar sevdiğimizi, gözümüzde para olmadığını göstermek istedik. Paramız varken de bu düşünce içinde olduğumuzu göstermeyi amaçladık. O paralara at da yat da kat da alabilirdik. Gerçi at alsak batardık. O ayrı.

A.K.: Evet. At, yat veya kat almadık. Paramızı filme yatırdık.

M.C.: Bir kez daha ev yerine komşu aldık. 

‘KENDİMİZİ YAYMADIK’

 Hep komşu hep komşu. Evi ne zaman alacaksınız?

A.K.: Haklısın. Sürekli komşu alınır mı?

M.C.: Alınır, çok fazla komşumuz olduğu zaman dayanışmayla başka şeyler de yaparız.

A.K.: Site miyiz biz? Ben şoför çocuğuyum, sen memur çocuğusun.

M.C.: Lojmanlarda büyüdüğümüz için olabilir. 

30 bin TL’lik filminiz ile 15 milyon TL’lik filminiz arasındaki farklar nelerdir?

M.C.: Bak şimdi bu önemli. Her iki filmin de çıkış noktası izleyiciye keyifli zaman geçirmek, hayatlarına güldürü yoluyla dokunmak. Sonuç olarak samimiyet. Manevi olarak hiçbir şeyden kısmamız söz konusu olamaz. Maddi olarak da öyle. ‘Çalgı Çengi İkimiz’de imkânımız olduğu için keyiflendirme yolunda daha çok para harcadık. ‘Çalgı Çengi İkimiz’ en iyi filmimiz ve daha çok güldürecek.

A.K.: İlk filmimizde daha az oyuncu vardı, set imkânlarımız kısıtlıydı. ‘Çalgı Çengi İkimiz’deyse daha geniş bir oyuncu kadromuz var. Set imkânlarımız mümkün olabildiğince rahat ve kapsamlıydı. Böyle olması kendimizi yaydığımız anlamına gelmemeli. Yine en iyisini sunmaya çalıştık. 

‘Çalgı Çengi İkimiz’in en iyi filminiz olduğunu düşündüren nedenler nelerdir? 

A.K.: Hem Selçuk’un yazdığı en komik senaryo hem de ‘Çalgı Çengi’nin naifliği var. ‘Düğün Dernek’teki o aksiyon anlayışıyla ‘Çalgı Çengi’nin mizahı bu filmde birbirine harmanladı.

M.C.: Bir de herkesin kendi liginde en iyisi olduğu bir kadromuz oldu. Milli takım gibi...

‘Hiçbir şeyimiz kalmadı’

Yaptığı iş karşılığı para alan oyuncularken şimdi para veren patronlar oldunuz. Aradaki fark ne?

Ahmet Kural: Ben o kısıma hiç girmiyorum. İdari işlerden Selçuk ile Murat sorumlu.

Murat Cemcir: Necati Abi (Akpınar), Hayri Abi (Aslan) ve Erdal Abi (Tosun) gibi çok değerli kişilerle çalıştık. Ne paradan ne de başka bir olanaktan kaçındılar. İşimize de karışmadılar. Allah hepsinden razı olsun. İnsanların kaderini eline almasının çok değerli olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle yapım şirketi kurduk. Şu ana kadar da iyi gittik. Kendi işimiz olduğu için ekstra bir özenle çalışıyoruz.

Şirket kurduktan sonra hayatınızda ne değişti? 

M.C.: Varımızı yoğumuzu filme gömdük. Barkımızı da gömdük.

A.K.: Hiçbir şeyimiz kalmadı.

‘Çalgı Çengi’yi 60 bin kişi izlemişti. ‘Çalgı Çengi İkimiz’i çekmek iyi bir fikir miydi, düşük gişesi ikincisi için stres oluşturmadı mı?

M.C.: ‘Çalgı Çengi’, gösterimden çıktıktan sonra internet ortamında keşfedilmişti. Dilerim bu film hemen keşfedilir. 6 hafta içinde keşfedildi, keşfedildi. Aksi takdirde bir daha film yok. Bakın buradan söylüyorum.

A.K.: Ben zaten stresli bir adamım. Bir zahmet herkes akrabalarını da götürsün, insanlar topluca gitsinler filme.

M.C.: Bazıları bireysel, bazıları aile filmi çeker. Bizimkisi sülale filmi. Dolayısıyla bizzat kan bağı olan insanlar hep beraber gidip izlesin. İşin ciddi yanı şu; stres bizi daha iyi işler yapmaya yönlendiriyor. Her filmden sonra oturup “Bunun daha komiği olur mu?” konusuna eğiliyoruz. Sonuçta her iyiden daha iyi olan bir iyi mutlaka vardır. Biz de her zaman mutlak iyinin peşindeyiz. 

‘O sınavı verdik’

Başarılı olmak içi çıkılan yolda verilen mi yoksa başarılı olduktan sonra o yoldan çıkmamak için verilen mücadele mi daha sancılı?

Ahmet Kural: Yoldan çıkmamak için verilen mücadele daha sancılı. Şükürler olsun biz o sınavı vererek bugünlere geldik.

Murat Cemcir: Necip Fazıl Kısakürek’in güzel bir sözüyle cevap vereyim: Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen hem yolunu kaybedersin hem de dostunu.

A.K.: Bizim mottomuz budur.

M.C.: Şöhret olmak çok kolay. Zor olan kendini, ailenle ve dostlarınla olan ilişkilerini bozmadan, hayatla ilgili değerlerini değiştirmeden şöhreti sırtında taşıyabilmek. 40 yaşına geldim. Çok başarılı birkaç film yaptıktan sonra kaybolup gidenleri gördüm. Getirileri çok değerli olan şöhreti taşıyabilmek elbette zor olmalı. Aksi, eşyanın tabiatına aykırı olurdu.

Paranın kişiliği değiştirmemesi yaradılıştan mı kaynaklanır yoksa özel önlem mi alınmalı? 

M.C.: Yaradılışında yoksa, o yönde bir terbiye alınmamışsa özel önlem alınamaz.

A.K.: Özel önlem alınamaz ama dikkatli davranmak gerek. Sorumluluğunu bilip dikkatli davranmak da zaten yaradılıştandır, alınan terbiyedendir.

M.C.: Kafamıza göre tweet atamayız, her gece feneri orada-burada söndüremeyiz, onunla-bununla kalkamayız. Tek kural, Ahmet Kural...

Komedyenler için “Parayı ve şöhreti buldular. Çevreleri değiştiği için eskisi gibi üretemiyorlar” düşüncesi vardır. Sizde durum nedir?

M.C.: Komedyen, hayat tarzını değiştirip izole bir yaşama sahip olursa, kimseyi beğenmezse, kimseyi dinlemezse, çevresini değiştirirse üretim sıkıntısına düşer hatta biter. Bizim hayatlarımızda bir değişim yok. Örneğin lise arkadaşlarım hâlâ hayatımdalar.

‘İş dışında tartışmayız’

En son ne zaman tartıştınız?

Ahmet Kural: Yazın tatildeyken filmdeki şarkıların hangileri olması konusunda ciddi bir tartışma yaşadık. İş konuları dışında hiç tartışmadık, tartışmayız.

‘Cem Yılmaz’dan başka destek olan olmadı’

Zamanında Cem Yılmaz size destek vermişti. Artık sizin de şirketiniz var. Gençlere destek verecek misiniz?

Ahmet Kural: Elbette öyle bir amacımız var.

Murat Cemcir: Şirketin kuruluş amaçlarından biri de budur. Çünkü bize Cem Yılmaz’dan başka kimse destek olmadı.

Kimlerden destek istediniz? 

M.C.: Kimler olduğu önemli değil. Oturmuş bir sistem ve ortada bir pasta var. Herkes o pastanın kremasını yemek istiyor, yeni gelenle paylaşmak istemiyor. Biz de pastayı iyi yeriz yani. Ne var ki tek başına yemeyiz. Hak edenlerle paylaşırız.

A.K.: Başarı ortada olan pastanın kremasını yemek değil. Başarı, ortadaki pastadan daha büyük pasta yapıp veya yapılmasına olanak sağlayıp hak edenlerle paylaşmak. Biz öyle yapacağız. 

‘Bizi bölemeyecekler’

Dünyayı ve Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu göz önüne alırsak komedinin hayatımızdaki yeri nedir?

Ahmet Kural: Yaptığımız işi vatani görev gibi görüyoruz. İnsanların gülmeye, hayatla bağlarının kopmamasına gereksinimi var. Biz de gülme üzerine olan ürünü seve seve ortaya koyuyoruz.

Murat Cemcir: Hani bir dostumuz çok üzgündür de onu güldürmek, neşelendirmek isteriz ya. Bizim filmlerimizde öyle bir durum söz konusu. Şehitlerimiz var, içimiz kavruluyor. Allah mekânlarını cennet eylesin, ailelerine sabır versin. Ayakta durmamız gerek. Çocuklarımız için ayakta durmaya daha çok gayret etmeliyiz. ‘Hayat Güzeldir’ filminde de olduğu gibi geleceğimiz için hep umutlu olmalı, çocuklarımıza umut aşılamalıyız. Açıkçası böyle günleri, bizi bölmek isteyenleri gördükçe daha fazla gaza gelip daha çok güldüren, umut aşılayan filmler çekmek istiyoruz. 

Siz en iyisi yapmaya çalıştınız da psikolojilerinden dolayı insanların filminizi algılayamayacağından, dolayısıyla gülmeyeceğinden endişe etmiyor musunuz?

M.C.: Birine gülemediler, haydi ikincisine de gülemediler diyelim. Filmde 188 şaka var. İlla ki güleceklerdir. Gülmeyenle sohbet edip “Oğlum senin bir sorunun mu var?” demek isterim.

A.K.: Hakikaten gülünsün diye yapılmış bir film.

M.C.: Komedi filmi izlemek bizim gönlümüzü yumuşatıyor. Birilerinin kitap yazıyor, birilerinin film çekiyor, birilerinin resim-heykel yapıyor, birilerinin oyun sahneliyor olması gerek. İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya dünyayla savaşırken tiyatrolarını, sinemalarını kapatmamış, açık kalmaları için özellikle uğraşmışlar. Bu zihniyette oldukları için 10 otomobilden 8’ini onlar yapıyor. Biz öyle bir toplumuz ki örneğin bize 400 yıl sonra gelen matbaa konusunda bir anda dünyadan 200 yıl öne geçebiliriz. Bu kadar hızlı düşünen ve hızlı çalışan bir toplumuz. Şu an otomobil yapmaya başladık. 70 yıl geriden geliyoruz ama emin olunsun 10 yıl sonra otomobil konusunda dünyadan 30 yıl öne geçeceğiz. Kimse ülkemizin büyümesine, gelişmesine engel olamayacak. Bizi bölemeyecekler. 

‘Ben Murat Cemcir’im desem ne olacak?’ 

Bir kulüpte seni tanımamışlar, kuyruğa girmişsin. Bozulup “İyi de birader ben Murat Cemcir’im” demedin mi?

Murat Cemcir: Yok... Hiçbir zaman böyle bir şey yapmadım. “Ben Murat Cemcir’im” desem ne olacak? Kapıdaki görevli de “İyi, memnun oldum. Ben de Mustafa Yolaçan’ım” derse ne olacak?

Filmin, Nur Erkul’un da rol aldığı kız isteme sahnesi de izleyiciyi kahkahaya boğacak.

‘Gece yat Ahmet sabah kalk Ahmet’

Biraz da aşktan konuşalım. Aşk hayatınız ne durumda?

Ahmet Kural: Aşk yok, iş var.

Murat Cemcir: Olmasını çok istiyoruz ama. Gerçekten, çok samimi söylüyorum. Parayı da bulduk ama bunuyorum.

A.K.: Evet, Murat parayı buldu bunuyor.

M.C.: O parayı dağıtmam lazım. Evlenmeliyim. Buradan aklı başında, eğlenceyi seven hanım arkadaşlara sesleniyorum. Lütfen, nereye kadar Ahmet’le yaşayacağım? Gece yat Ahmet, sabah kalk Ahmet. Gözünüzü seveyim.

A.K.: Murat, benim onaylamadığım kimseyle evlenemez. Hayatına girecek kadının beni sevmesi gerek.

M.C.: Benimle evlenecek kadın içinse ilk kuralsa şu: Ahmet Kural’ı sevmek zorunda.

A.K.: Ne güzel bir şey evlenmek gibisi var mı?

Çocuk için mi yoksa aşk için mi evlenirsiniz? 

A.K.: Çocuk isterim ama aşk için evlenirim.

M.C.: Çevremizdeki birçok arkadaşımız evlendi. Ahmet’le ben kaldık.

Filmde kız isteme sahneniz var. Özel hayatlarınızda hiç kız istediniz mi? 

M.C.: Henüz istemedim. Beni istesinler istiyorum. İç güveysi olma hayalim var. Zengin bir kısmet bulursam... 

Mehmet ÇALIŞKAN / HT MAGAZİN


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300