TELEVİZYON HABERLERİ

11 ARALIK 2016

Başrollerinde Burak Serdar Şanal, Deniz Baysal, Cezmi Baskın ve Ahmet Saraçoğlu gibi isimlerin yer aldığı Rüzgarın Kalbi 7. yeni bölümüyle dün akşam izleyicisiyle buluştu. İşte Rüzgarın Kalbi 7. bölüm detayları...

RÜZGARIN KALBİ 7. BÖLÜMDE NELER YAŞANDI?

Yaşadıkları olaylar Rüzgar ve Zeynep’i birbirlerine daha çok yaklaştırmıştır. Ama Zeynep kalbinin sahibiyle ilgili sorular sormaya devam ettikçe Rüzgar huzursuz olur. Kemal Ayla ilişkisinden hoşlanmayan Vahide, Ayla’nın kafasını karıştırır. Öte yandan Rüzgar’a olan nefreti ve takıntısı her geçen gün artan Kutay'ın Rüzgar için korkunç planları vardır. Ama bu planlar ayağına dolanır ve hiç ummadığı şekilde sonuçlanır. Rüzgar Zeynep’le beraber olabilmek için hayatını düzene sokmaya karar verir ama hayat ona hiç hesapta olmayan sürprizler hazırlamıştır. Kalbinin sahibini arayan Zeynep, Meltem’in izini sürerken İstanbul’a kadar gelir. Bakalım orada kiminle karşılaşacaktır.

RÜZGARIN KALBİ OYUNCULARI

Başrollerini Burak Serdar Şanal (Rüzgar) ve Deniz Baysal’ın (Zeynep) paylaştığı dizide, Cezmi Baskın(Muammer), Ahmet Saraçoğlu(Kemal), Başak Daşman(Ayla), Batuhan Begimgil(Kutay), Funda Nereida Şirinkal(Neriman), Ebru Aykaç(Mualla), Turgut Tunçalp(Erdem), Müge Akyamaç(Vahide), Mehmetcan Mincinozlu(Tekin), Seçil Buket Akıncı(Hande), Özlem Mahmutoğlu(Başak), Zeynep Elçin(Sibel), Mert Asker(Sadık) gibi birçok ünlü oyuncu rol alıyor.

RÜZGAR
27 yaşında. İstanbullu varlıklı, görgülü, okumuş bir ailenin oğlu. Yakışıklı, eğitimli, cesur, romantik ve hikâyenin başında hayat dolu olan bir genç adam. Aşık olduğu kadınla evlenmek üzere olduğu için mutlu, hayat bütün beklentilerini karşıladığı için minnettar… Hayatının bu en mutlu döneminde çok sevdiği Meltem’i beklenmedik bir trafik kazasında kaybediyor. Cenazeden hemen sonra ölüm acısıyla baş etmek için çekip gidiyor. Meltem’in ölümünün yarattığı boşluğu, hiç bir şeyle dolduramıyor Rüzgâr. Az konuşan, neredeyse kimseyle ilişki kurmayan, kasabadaki kızların deyimiyle “yaban” bir adam var oluyor. Ta ki Zeynep’le tanışana dek...

ZEYNEP
Zeynep hayat dolu, neşeli, romantik, masum görünümlü, su gibi güzel, 24 yaşında. Nadir bulunan olağanüstü güçlü bir yaşam enerjisi var. Çocukluğundan gelen bir kalp rahatsızlığı onu yaşıtlarından ayırsa da, geleceğe dair umut dolu hayaller beslemeyi bilmiş. Aynı kasabada, aynı okulda okuduğu çocukluk arkadaşı Kutay’a kalbini kaptırıyor. Bu karşılıksız, platonik bir çocukluk aşkı, ama bitmiyor. 20’li yaşlarında kalp yetmezliğinin son evresinde, artık hemen herkes hayatından umudu kestiği sırada; Zeynep Kutay’a aşkını ilan ediyor. İyileşme sürecinde ve sonrasında daha sık görüştükleri Kutay ona evlenme teklif ediyor. Pembe hayaller kuran Zeynep tam da düğün öncesi aldatılıp gerçekle yüzleştiğinde büyük bir hayal kırıklığına uğruyor.

MUAMMER
Zeynep’in dedesi, Neriman ve Ayla’nın babası, ailenin direği. Görmüş geçirmiş bilge bir adam, kasabanın yerlilerinden, çok sevilip sayılıyor ve sözü geçiyor. Orada doğmuş büyümüş, üniversitede orman mühendisliği okumuş, ama mezun olduktan sonra tekrar kasabaya dönmüş. İlerleyen yaşına rağmen, hala dinç, kafası zehir gibi çalışan bir adam Muammer. Tek kusuru kendine sürekli bir takım işler icat etmesi ve çalışmadan duramaması. Ailesi hayattaki en değerli varlığı. Kızlarına karşı her zaman sevecen ve şefkatli olmuş, hayatta en düşkün olduğu kişi de biricik torunu Zeynep.

KEMAL
Rüzgâr’ın dayısı, Vahide’nin kendinden küçük erkek kardeşi. Kırk yaşlarında, son derece karizmatik, yakışıklı, iyi eğitimli, zengin bir adam. Kent soylu, yedi kuşak İstanbullu asil bir ailenin oğlu. Mühendislik okumuş, dünyada gezip görmediği yer kalmamış. Yemeyi içmeyi, sohbet etmeyi seven, görgülü, hemen hemen her konuda bilgili bir adam, üstelik son derece samimi rahat ve doğal…

AYLA
Muammer’in kızı, Zeynep’in teyzesi. Ailenin gülen yüzü, kasabanın “fahriye abla”sı. Kırk yaşlarında, son derece güzel, alımlı, neşe dolu, hayat dolu bir kadın. Ama vakti zamanında hayat onun da kalbini kırmış. Yıllar evvel, İstanbul’dan ayrılıp, kasabaya babasının yanına taşınmış. Kasabada Ayla’ya hayran olmayan, vakti zamanında evlenmek için yanıp tutuşmayan, kapısında gözyaşı dökmeyen adam bulmak zor. Ama Ayla kimseyi istememiş, geçmişin yasını tuttuğu için değil, hiç kimseyi bir ömür geçirmek isteyecek kadar çok sevmediği için. Zeynep’i öz kızı gibi seviyor. Tam bir “anne yarısı”, yeğenine çok düşkün..

KUTAY
Kendini beğenmiş, sadece kendini düşünen, yakışıklı, özgüvenli bir genç adam. Eğitimli, hırslı, dışarıdan bakıldığında oldukça havalı... Zeynep’in platonik aşkı. Annesi fazla şımartıyor Kutay’ı her halini hoş görüyor, baba ise tek oğlum diyerek ne isterse alıyor, bütün isteklerini karşılıyor. Beğenilmemek, reddedilmek, istenmemek nedir bilmiyor. Hiç başına gelmemiş. Kutay kendinden pek beklenmedik bir şekilde Zeynep’ evlenme teklif ediyor. Zeynep’in ona hayranlığı, ailelerinin birbirlerine uygunluğuysa tek sebep. Hem temiz kız, hem İzmirli, hem de zengin dedesinin tüm mirası ona kalacak…

NERİMAN
Zeynep’in annesi, Muammer’in büyük kızı. Sevgi dolu, fedakar, tastamam bir anne. Zeynep’in hastalığı boyunca ona kol kanat germiş, moral vermiş, geceler boyunca hastanede başında beklemiş, dualar etmiş. Zeynep’in hastalığı sebebiyle ona çok düşkün ve biraz fazla korumacı. Bütün anneler gibi kızı için her şeyin en iyisini en güzelini istiyor. Dengi dengine, rengi rengine biriyle evlensin, bunca yıl hastalığı yüzünden çektiği sıkıntıdan, zorluktan sonra, rahat etsin, huzurlu sevgi dolu bir yuvası olsun istiyor.

MUALLA
Kasaba kökenli ama zengin bir ailenin kızı. Rahat bir hayata doğmuş, hiç zorluk çekmemiş, hiç acı yaşamamış. Çok saf bir tarafı var. Biraz geç anlıyor, bazen kafası duruveriyor ama kötü biri de değil. Belki de bu kadar saf olduğu için, oğluyla kocasının çevirdiği dolaplardan genelde haberi olmuyor ya da her zaman en son onun haberi oluyor.

ERDEM
Kutay’ın babası Erdem, kasaba kökenli bir adam… Babası kasabanın eski belediye başkanıymış, işini de bilen bir adammış. Belediyedeki gücünü de kullanarak servetini epey büyütmüş. Erdem, gençlik yıllarından itibaren yıllarından paraya pula, işe güce düşkün. Her türlü alevere dalavere işinden iyi anladığı ve ticari zekâsı da yüksek olduğu için gayet başarılı olmuş. Bir tekstil fabrikası var, iyi yönetilmediği için zarar etmiş, batmak üzere. Erdem, fabrikayı finanse edebilmek için arazi yatırımlarına güveniyor.

VAHİDE
Rüzgâr’ın annesi, Kemal’in ablası. Kent soylu, yedi kuşak İstanbul’lu asil bir ailenin kızı. Kardeşi Kemal’in doğallığının ve sıcaklığının tam aksine, Vahide’nin herkese karşı mesafeli bir duruşu var. Bortek Mimari’nin sahibi ve saygı duyulan yöneticisi. Ama anneliği de yöneticiliği gibi mesafeli. Oğlu Rüzgâr’ı çok sevmesine ve aslında hiç ihmal etmemesine rağmen; sevecen ve sıcak değil, otoriter ve mesafeli bir anne. Rüzgâr’ın yaşadığı büyük travmadan sonra onunla iletişim kurmakta çok zorlanıyor.

TEKİN
Kutay’ın kuzeni, Erdem’in yeğeni. Hande’nin kocası. Dürüst, çalışkan tertemiz bir genç. “Güven” ailesinin tek güvenilir bireyi. Kasabada yaşıyor, bir balık üretim çiftliği var. Amcasının kasabadaki arazi alım satım işleriyle de uğraşıyor. Anne ve babasını kaybettikten sonra hayatta kalan tek akrabası Erdem. Kuzeni Kutay’la beraber büyümüşler. Kutay her zaman ondan çok daha iyi koşullara sahip olmasını hiç dert etmemiş, içinde ne bir kin ne bir kıskançlık var.

HANDE
Zeynep’in en yakın arkadaşı. Çocukluklarından beri hiç ayrılmamış, bütün yazları, bayramları, tatilleri birlikte geçirmiş, iki kız kardeş kadar yakın büyümüşler. Hande hem gerçek bir dost ve hem de her ailenin oğlunun yanında görmeyi isteyeceği cinsten bir genç kız, tam bir temiz aile çocuğu.. Sakin, hoşgörülü, özünde saf, neşeli, romantik bir kız. Tekin’e çok aşık. Hayatıyla ilgili en doğru kararı verdiğinden emin ve çok mutlu.

SİBEL
Zeynep’in kasabadaki en yakın arkadaşlarından biri. Sibel ve ailesi de kasabanın yerlilerinden. Yaz kış orada kalırlar. Annesinin kasabada bir eczacı dükkânı var. Hayalleri olan, özünde saf, neşeli, güler yüzlü, esprili bir kız Sibel... Ercüment’in aylarca peşinden koşmasından sonra ilişkileri başlamış, Sibel de biraz yokluktan, denemeye karar vermiş.

BAŞAK
Zeynep’in kasabadaki en yakın arkadaşlarından bir diğeri. Çok dobra, açık sözlü, dürüst, erkek gibi bir kız. Aslında çok güzeldir, ama güzelliği umurunda bile değildir. Kızlar arasında, en erkeksi olan, en rahat kıyafetler, en salaş kotlarla gezen odur. Sıkıcı ve rutin işlerden hoşlanmaz, hep hareket, macera bir yenilik peşindedir.

SADIK
Muammer’in çiftlikteki yardımcısı, yoldaşı, en güvenilir insanı. 25 yaşlarında, adı gibi sadık, güvenilir, vefalı, iyi kalpli tam bir Anadolu delikanlısı. Muammer’e ve ailesine her şeyden çok düşkün, gerekirse onlar için canını bile ortaya koyar. Muammer de ona çok düşkün, Sadık onun sağ eli gibi, onsuz adım atamıyor ve çiftlik işlerinde herkesten çok ona güveniyor.

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300