ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

İşte Ahmet Taşgetiren'in web sitesinde yer alan yazısı..

Evet, size ironik gelebilir ama doğrusu bu:

Erdoğan, Bekir Coşkun'u kurtardı.

Artık Hürriyet, Bekir Coşkun'u işten çıkarabilir mi?

Genel Yayın Müdürü Ertuğrul Özkök, Doğan Medya Grubu basın yayın ilkelerini hatırlatıp yazar kıyımını gerekçelendirebilir mi?

Başbakan, size yine ironik gelebilir ama, biraz daha erken davransa belki Emin Çölaşan'ı da kurtarabilirdi. Emin Çölaşan'a yazık oldu!

Bana göre Başbakan, Hürriyet'i ve Hürriyet yazarlarını da kurtardı. Emin Çölaşan'ı attığı için bir kesimden Hürriyet'e yoğun bir tepki vardı. Emin Çölaşan için yazı yazmaktan kaçınan Hürriyet yazarları büyük tepki görmekteydiler. Şimdi kurtuldular. Hepsi birden Başbakan'a yüklenebilirler.

Doğrusu, Başbakan Erdoğan'ın sözleri iyi değil. Bu sözler kolaylıkla “Ya sev ya terket” üslubuna monte olabilecek cinsten. Zaten öyle de oldu. “Komünistler Moskova'ya”, “Türbanlılar Suudi Arabistan'a”, “Mollalar İran'a”, “Kürtler Kuzey Irak'a” ve “Ya sev ya terket!” Böyle diyerek geliyor ve memleketi birbirimizden arındırmaktan büyük zevk alıyoruz. Birlikte yaşama problemimiz var. Eminim Başbakan ya da Ak Partililer, şu anda o sözden rahatsızdırlar.

Ama eğri oturup doğru konuşalım:

Zaman zaman Bekir Coşkun ve bir kısım yazar da yazarlıktan başka her şeyi yapıyor, özellikle “topluma küfür” üretimi konusunda üzerlerine yok.

Sammiyetle söylüyorum, Bekin coşkun'u zaman zaman çok yadırgamışımdır. Hayvan sevgisi, ağaç sevgisi konusundaki yazıları çok güzeldir. Ama insan konusunda ciddi bir “insanilik” sıkıntısı yaşadığını düşünüyorum.

Şuna katılabilirim: İnsan, bazen hayvandan aşağı olabilir. Çünkü hayvan hayvaniliği seçmez, ana insan hayvaniliği seçtiğinde değme canavara taş çıkarabilir. Yeryüzündeki büyük cinayetlerin altında hep insanların imzası vardır.

Ama külli suçlamalara ne demeli? Bekir Coşkun'un yaptığı bu. Belki toplumun en ezilmiş kesimine, en güçlülerin yanında yer alarak vuruyor, bunun farkında değil.

Başından beri “dindarlar”la problemi var. Ben onun hemen “Benim problemim dindarlarla değil, dincilerle” diyeceğini tahmin ediyorum. Ama, o hiç de sağlıklı bir ruh yapısından süzülüp çıkmamış sövgüler varıp, en samimi dindarları vuruyor. Siz eğer, diyelim Ak Parti'ye oy vermiş 16 milyon insandan “göbeğini kaşıyan adam” ifadesiyle söz ediyorsanız, yani bu ülkenin en azından 16 milyon insanını dışlıyorsanız, bu, Güney Afrika'daki ırk ayrımcılığından (apartheid) başka bir şey midir? Ben Bekir Coşkun'da iki ruhlu bir insanı görüyorum. Bir yanda hayvan-sever, öte yanda insan biçer!

Düşünüyorum, Türkiye'ye o küfür (sövgü) halet-i ruhiyesinden bakan Bekir Coşkun türünde bir Başbakan olsa bu memlekette, 16 milyonların hali nice olur? Başbakan Bekir Coşkun'a “Gül Cumhurbaşkanım değil, diyorsa memleketi terk etsin” dedi, kıyamet koptu, 16 milyona “Ya bizim şablonlarımıza uy, ya da ...” denirse ne olur? Jakobenlik bu değil mi? Ve oralarda birileri “Jakobenlikse jakobenlik...” demiyor mu? ve bu memlekette yıllardır bu söylenmiyor mu?

Tamam Başbakan Erdoğan'a kızalım.

Ama öte yanda yapılan ne?

Sabah akşam sütununuzu sövgülerle doldurmanın anlamı ne?

Bekir Coşkun'un gideceği yer yok, iyi, olmaması da iyi... Bu topraklara bağlılık iyi bir şey.

Ama bakın, sırf başörtüsü yüzünden memleketi terk edip dünyanın orasında burasında okumaya çalışan binlerce genç kız var. Yani fiilen vatandaşlık hakları ellerinden alınmış binlerce genç kızı var bu ülkenin... Okuyup gelseler, ülkelerinde kamu görevi yapmaya izin verilmeyen, hatta kamu görevi yapan birisinin eşi olmasına izin verilmeyen bayanlar...

Bekir Coşkun için ayaklanalım, tamam.

Ama Hayrünnisa Gül'e uygulanan apartheid politikası karşıs ında ne yapalım?

Bu ülkede milyonlarca insan “Öz yunrdunda garipsin, öz vatanında parya” duygularına itildi. Bekir Coşkun ne yazık ki, burada “Güçlüler” safında yer alıyor. Ben, yanılıyor muyum, bir kere bile başörtüsü acısı yaşayan genç kızların ezilmişliğine sahip çıktığına tanık olmadım.

Bu ülkede hiç kimse hukuksuzluğa maruz kalmasın. Hiç kimse hukuk dışı bir güce boyun eğmeye zorlanmasın. Ama bunu nalıncı keseri gibi söylemeye de yönelmeyelim. Başbakan'ın sözlerinden hemen “otokrat kişilik” yorumları çıkaranlar, bugüne kadar uygulanan, ya da başarılı olabilse bu iktidarın canına okuyup gerçekleşecek ve onlara otokrat yetkiler sunacak bir otokratik yapıyı kutsayanlar olmasın.

Bazen diyorum, Bekir Coşkun keşke hep Pako yazıları yazsaydı. O zaman onu çok daha insani bir rolde görürdüm. İnsanlara sıra gelince adeta kimyası bozuluyor Bekir Coşkun'un... ve genellemeler içinde insani çizgiyi silip süpürüyor. Bence kendine yazık ediyor.

ahmettasgetiren.com.tr


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Tüm yorumları göster(9)
Kalan karakter : 2000