"Kültür" Kime Göre Neye Göre...
Kime Göre Neye Göre'de bu hafta toplumların tarihsel süreç içerisinde oluşturarak kuşaktan kuşağa aktardıkları "Kültür" kavramı konuşuldu
Programın moderatörü Ceren Akdağ Şahin “Kültür nedir? Kültürlü insan kime denir? Kültür ve medeniyet kavramları arasında nasıl bir ilişki var? Kültürler arası hiyerarşi var mı, Doğu neresi, Batı neresi? Hakim kültür hangisi? Farklı kültürlerin birbirleriyle çatıştığı, uzlaştığı noktalar neler?” diye sordu, Cemil İpekçi, Cem Mumcu, Günseli Kato, Esra Elönü ve Pelin Batu ‘kendine göre’ yanıtladı.
Ziya Gökalp’in “ Türk milletindenim, İslam ümmetindenim, Batı medeniyetindenim” cümlesine atıfta bulunularak başlayan tartışmada “Siz kendinizi nereye ait görüyorsunuz?” sorusuna ilk yanıt Cemil İpekçi’den geldi. İpekçi, Türkiye’de yaşayan kimsenin Batılı olamayacağını ancak Batılı kültüre ilgi duyabileceğini savundu ve ekledi:
"Cumhuriyet’in kuruluşuyla beraber, Atatürk de gözlerini kapadıktan sonra kökleri olmayan ağaçlar gibi yetiştirildik. Batılı olmak diye bir kavram konuldu önümüze. Bu topraklarda yaşayan kimse “Ben Batılıyım” demesin."
Esra Elönü aidiyet konusunda “Kendimi hiçbir kültüre ait hissetmiyorum, Kur’an kültürünü önemsiyorum” deyince Günseli Kato “Kur’an kültürü hepimizin içinde var, bir kültüre ait olmadan yaşanmaz” diyerek itiraz etti.
Konu çok eşlilik meselesine gelince Esra Elönü “Din, en büyük kültür üreten kurumdur. Kuran-ı Kerim kültür üretmez ama kültür dönüştürür. Çok eşlilik de bir kültürdür ama İslamiyet’te yeri yoktur. Çok eşlilik çok yanlış anlaşılıyor ve bugün çok insanın kalbi ve dili yanıyor.” dedi.
Kendisine aydın diyen gazetecilere sinirlendiğini söyleyen Cem Mumcu:” Bana ‘aydın’demeyin çünkü ben bu kelimeyi küfür gibi algılıyorum. Benim de içinde bulunduğum “entelektüel” bir grup var ve bu gibi kimselerin cenazeleri genelde Teşvikiye Camii’den kalkar. Ben orada, esnaf olmasa kaldırılamayacak cenazeler gördüm. Çünkü Türk aydını, ölüsünü gömmesini bilmez. Türk aydını, tabutu nasıl taşıyacağını da bilmez. İnsanın ölüsünü gömmeyi bilmemesi çok büyük ayıptır, kültürsüzlük budur.”dedi.
Yorumcular Ceren Akdağ Şahin’in “Siz Kültür Bakanı olsanız ilk yapacağınız şey ne olurdu?” sorusuna da renkli yanıtlar verdi:
Cemil İpekçi “Ben poşet çay veren, Türk kahvesi yerine espresso satan restoran bırakmaz, belgelerini elinden alırım” derken Cem Mumcu da zincir restoranların hiçbir kültürü yansıtmadığını, onları kapatıp yerlerine yerel mutfak kültürünü benimsemiş mekanlar açabileceğini söyledi. Pelin Batu ise Türkiye’de sanatçılara karşı çok ağır sözler sarf edildiğini söyleyerek Devlet Tiyatroları gerginliğine değindi ve sanatçılara karşı geliştirilen bu tutumun kırılması gerektiğini söyledi. Günseli Kato tercih hakkını olumsuz yana kullandı ve “Ben Türkiye gibi bir ülkede Kültür Bakanı olmak istemezdim.” dedi.
Doğu-Batı tartışmasında Cem Mumcu “Batı, Doğu’yu turistik malzeme olarak görüyor” deyince Esra Elönü bunun İslam kültüründen kaynaklı olduğunu savundu: “Batı toplumu, İslam kültürünü aşağılıyor. Diyanet de İslamiyet’i çıkıp anlatamıyor, bu yüzden her yerde ben konuşuyorum!”
Kültür emperyalizmi, kültürler ve medeniyetler arası geçişlerden konuşulurken söz Avrupa Birliği konusuna gelince Pelin Batu “Avrupa Birliği’ne girmeye uğraşıyoruz ama AB 20-30 yıl sonra Disneyland gibi kalacak” dedi.
Cem Mumcu kültür emperyalizminin dil üzerinden yaratıldığını söyleyerek çocuklarıyla İngilizce konuşan, yuvada İngilizce öğrenen çocukların ailelerini eleştirdi: “Büyük bir hegemonya altındayız. Aileler çocuklarının yuvada İngilizce öğrenmesini istiyorlar. Buna gerek var mı?” deyince Pelin Batu “İngilizce, dünyaya açılmayı sağlıyor. Amerikan kültürü özentisi olmadan öğrenmek gerekli” dedi.
İslam’ı yaşayış biçimleri ve İslam kültürü programın ana tartışma konularından biriydi. Günseli Kato İslamiyet’in en doğru yaşandığı ülkenin Türkiye olduğunu söylerken Esra Elönü “Bu ülkede insanlar özgürce İslamiyet’i yaşayamıyor. Dini konularda sesinizi yükselttiğiniz zaman şeriatçı oluyorsunuz” diyerek Kato’ya karşı çıktı.
Ceren Akdağ Şahin’in “Bayramların tatil günlerine dönüşmesine ama bunun yanında Sevgililer Günü, Babalar Günü, Anneler gibi günlerin hızla benimsenmesine ne diyorsunuz? Bayramlar bu günlere karşı direnebilecek mi?” sorusuna Pelin Batu “Sevgililer Günü’nü asla kutlamam, sevgilim varsa da o gün asla görüşmem” derken Cemil İpekçi karşı çıktı: “Özel günler olmadığı zaman hayat bana göre çok anlamsız. Ben Noel’i de severim, Paskalya’yı da, oruç tutmadığım halde Ramazan’ı da…”
“Yakın zamana kadar alaturka olarak nitelendirilip küçümsenen arabesk müziğe bugün sahip çıkılması ve en popüler gece kulüplerinde bu kültüre ait şarkıların çalınmasını nasıl yorumlarsınız?” sorusuna Cem Mumcu bu sahiplenmedeki samimiyete inanmadığını söyleyerek “Bazı televizyoncular ‘Bakın biz ne kadar özeliz’ demek için arabesk sanatçıları programlarına çağırıyorlar. Kendi toprağından çıkan şey aşağılanmaz” deyince Esra Elönü Mumcu’ya destek verdi: “İnsanlar arabesk kültürü kabul ettikleri zaman kendilerini aşağılanmış hissediyorlar. Fazıl Say’ın yaptığı yani arabesk seven insanları yavşaklıkla suçlaması bence en büyük yavşaklıktır. Bu, o müziği dinleyen insanları aşağılamadır.”