Bu ikili hayatlarımıza dokunmaya geliyor

Osman Müftüoğlu ve Ebru Akel "Hayata Dokunmak Lazım" programıyla Show TV ekranlarında olacak

22 Eylül 2013 Pazar, 12:10:27Güncelleme: 12:11:01
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
Osman Müftüoğlu ve Ebru Akel "Hayata Dokunmak Lazım" programıyla Show TV ekranlarında olacak Sonra Oku
ASLI ÖZTÜRK - HT PAZAR
Profesor Doktor Osman Müftüoğlu ve güzel sunucu Ebru Akel "Hayata Dokunmak Lazım" programıyla Show TV ekranlarında sizlerle buluşacak.
Bir ortamda Osman Müftüoğlu varsa birinci şart sağlıklı beslenmektir. Bu yüzdendir ki biz tavuk suyuna çorbalarımızı içerken çiçeği burnunda anne Ebru Akel de rezene çayını yudumluyordu. İkiliyle yeni programları "Hayata Dokunmak Lazım"ın tüm detaylarını ve biraz da özel hayatlarını konuştuk. Siz de hayatınızı güzelleştirmek, sağlıkla ilgili tüyolar almak ve keyifli bir sabah geçirmek istiyorsanız Eylül sonunda Show TV'de başlayacak bu programı kaçırmayın.
Ebru Akel: 'O kadar büyük laflar edebildiğime şaşırıyorum'
 
Nasıl çıktı program fikri?
Hamilelik serüvenimi anlatan bir kitap yazdım. Doğumu ve sonrasını da kaleme aldım. Program fikri de buradan çıktı. Canlı yayına çıkmayı çok özlemiştim. Aklımda bu kitap yeşerirken, konuyu Osman
Müftüoğlu'yla istişare ettik.
 
Sizin hayatınıza dair özel şeyleri de öğreneceğiz yani.
Benim hayatımı da konuşacağız, Osman Bey'in tecrübelerini de... Ama bu daha çok gerçekçi, bilgi kirliliğinden arınmış bir program olacak. Son zamanlarda herkes sağlıklı yaşama dair bir şeyler söylüyor. Hayatla ilgili püf noktalarını Osman Müftüoğlu'nun ağzından dinlemek hepimiz için ayrıcalık olacak.
 
Osman Bey minik tariflerden bahsetti. Ne gibi tarifler bekliyor bizi?
Sadece sağlık programı yapmıyoruz. Hepimiz yaşam stilimizi iyileştirmek için uğraşıyoruz. Hayata dair es geçtiğimiz şeyler oluyor. İnsanları önemli olduğu halde unuttukları hususlar konusunda uyanışa çağıracağız. Yaşam içerisinde bizi aktif kılacak hem minik hem büyük tarifler vereceğiz.
 
Konuk alacak mısınız?
Ünlü konuklarımız da olacak, hayatın içinden insanları da ağırlayacağız. Ama sabah programı formatında olmayacak. Konuklarımın hayatlarının içine girmeyi planlıyorum.
 
Konuk odaklı mı olacak sohbetler?
Gelenlerin kendilerini değerli hissetmesini istiyorum. Ben artık programlara katılmıyorum. Çünkü bana soru sorup cevap vermemi beklemeden arkasını dönen bir sürü sunucu var.
 
Size gelenlerin böyle bir sıkıntısı olmayacak yani.
Ev sahibi olarak konuklarımın da seyircilerimin de mutlu ayrılacağı bir program yapmak istiyorum. Her zaman yeni formatları denedim, bu da içeriği yeni bir program. Öncü bir sunucu oldum.


'KULİSE GİDİP AĞLADIĞIMI HATIRLIYORUM'
 
Konu sizin öncü-sunuculuğunuza gelmişken Türkiye'de insanları evlendiren ilk sunucusunuz.
O dönem için yapılmış en başarılı projedir. 10 yıl geçti ama insanlar hâlâ ekmeğini yiyor. İnsan ilişkileri asla modası geçmeyecek bir konu. Benim yaptığım program ilk değildi ama en çok tanındığım programdı.
 
Şimdi dönüp baktığınızda nasıl görünüyor o günler?
O yaşımda nasıl o kadar büyük lafları edebildiğime şaşırıyorum. Hâlâ bazı kostümlerime bakıp gülüyorum. Ama çok sevdiğim bir dönemdi.
 
Bir daha yapar mısınız?
Hayır, yapmam. O dönem için güzeldi ama bitti. Şu an o formatın versiyonunu yapan arkadaşlar gayet güzel bir şekilde sürdürüyorlar.
 
Bir de 8.5 saatlik canlı yayın rekorunuz var.
Program normal saatinde başlamıştı. Halk oylaması vardı. Sonuçları bekliyorduk, "Diyaloglar, kavgalar" derken olayların akışı hızlandı. 20.00'de başladığımız programı sabaha karşı 04.30'da bitirdik. Yıpratıcı bir geceydi. Kulise gidip ağladığımı hatırlıyorum.


'Eyvah nasıl bakacağım bu bebeğe'
 
Yeni doğum yaptınız. Annelik nasıl gidiyor?
Herkes "Anne olunca anlarsın" diyordu. Gerçekten öyleymiş. Tarifsiz bir duygu. Annelik bitmeyen bir vicdan azabı. "Sütünü içti mi, yeterince uyudu mu" gibi sorularla dolu aklım. Sezgilerim had safhada açıldı, oğlum Eren'e yoğunlaştım.
 
İlk günler nasıldı?
Zordu. "Eyvah ben nasıl bakacağım bu bebeğe" dediğim oldu. Ama birbirimize alıştıkça her şey daha güzel olmaya başladı.
 
Yardımcınız var mı?
Resmiye Hanım var. Oğluma çok güzel bakıyor. Çocuk bakmak konusunda ondan birçok şey öğreniyorum.
 
20 yıl ileri sarsak nerede görmeyi planlıyorsunuz Eren'i?
Hayatta istediklerini yapabilen, sağlıklı ve dürüst bir çocuk olmasını diliyorum. Pimpirikli bir anne gibi görünmek istemem ama oğlumun ayaklarının yere sağlam basmasını istiyorum. "Hangi mesleği yapsın, sanatçı olsun mu" diye sorarsanız cevap veremem.



OSMAN MÜFTÜOĞLU- 'Teknoloji detoksu yapmalıyız'

Nereden çıktı "Hayat Dokunmak Lazım" ismi?
Günümüz insanının en büyük sorunu hızlı yaşamak. Bu yüzden hayattan kopuyoruz. Oysa hayata dokunabilsek, sahip olduklarımızın kıymetini bilsek daha mutlu olacağız. Programda da kaliteli bir yaşam sürmenin yollarını anlatacağız. Küçük reçeteler, hayatı güzelleştiren ve kolaylaştıran tarifler vereceğiz.
 
Ne gibi reçeteler?
Bizi izleyenlerin daha genç, daha güzel, sağlıklı ve mutlu kalmalarını sağlayacak türden şeyler.
 
Programda siz olunca "sağlıklı yaşam" da ister istemez bir adım önde oluyor.
Sağlık yoksa, paranın da lüksün de bir anlamı yok. Ama önce bilgili olmanız gerekiyor. Bu program doktor ya da sağlık programı tadında olmayacak. Ben "iyi hayat programı" diyorum. Tabii iyi bir hayatın anahtarı da sağlıklı olmak.
 
Dünyada bu kadar savaş, büyük şehirlerde bu kadar stres, yiyeceklerde de bu kadar hormon varken nasıl sağlıklı kalacağız?
Her şey yolundayken sağlıklı olmak kolay. Bunca gerginlik arasında sağlığı elde tutabilmek kolay değil. İnsanlar sağlıkla parayı doğru orantılı sanıyor. Ancak sağlıklı yaşamak pahalı bir şey değil. Uzun yaşam öykülerinin hiçbiri New York'tan ya da İstanbul'dan çıkmıyor. İyi yaşamak için bilgiye, ilgiye ve bize doğru yol haritasını çizebilecek uzmanlara ihtiyacımız var. Programda sağlıklı yaşam için gerekli ipuçlarının hepsini vereceğim.
 
Her yer 3G'li telefonlarla, radyasyonlu gereçlerle doluyken o ipuçları bize yetecek mi?
Bu aletler bizi bambaşka bir formata soktu. Artık aynı masadaki insanlar bile yazışarak anlaşıyor. İnsanlar birbirlerine dokunmuyor. Kimse göz ve ten teması kurmuyor. Bu yüzden de hayattan kopuyor. Öncelikle teknoloji detoksu yapmalıyız. Bütün bu iletişim araçlarının içinde nefes almayı unutmamalıyız. Çünkü biz hızlandıkça ruh bedenden kopuyor.

'İNTERNET POLİS OLMAYAN OTOBANA BENZİYOR'
 
Birçok televizyon programında danışman doktorlar görüyoruz. Bu izleyiciyi ne yönde etkiliyor sizce?
O programları izleyip hastalık hastası olanlar var. Tartışmamız gereken şey televizyon yoluyla hastalıklar hakkında bilgi vermenin ne kadar doğru olduğudur. İnsanların doktorlara hastalanınca ihtiyaç duyulan bir şeymiş gibi bakmasına sebep oluyoruz. Doktorla hastalıklardan ziyade, sağlıklı kalmanın yollarıyla ilgili konuşmanın doğru olduğunu düşünüyorum.
 
Ama doktora gitmek yerine televizyondan kendine teşhis koyanlar var.
Bu bir televizyonu kullanma kılavuzuna bakıp tamir etmeye benzer. İnsanlar hastanelere gitmeyi sevmiyor. Çünkü eskiye nazaran daha az hareket ediyoruz. Şehirlerde ulaşım büyük bir problem. Bu nedenle de bu tarz pratik çözümler tercih ediliyor.
 
Bir de internet var.
İnternet bilgiye ulaşımı kolaylaştırıyor. Dikkat etmek lazım çünkü kirli bilgilerle dolu. Ben interneti polis olmayan bir otobana benzetiyorum. Bilgi karmaşası olduğu için sağlığı korumayı daha da zorlaştırıyor.


Hepimiz din eğitiminden geçtik
 
Soyadınızla ilgili bir hikâye var...
Cumhuriyet kurulduğunda ailemizin soyadı Bilgen'miş. Ancak 50'li yıllarda izin verildikten sonra Müftüoğlu soyadını almışız.
 
Neden?
Bizim için din eğitimi almak geleneksel bir şeydir. Ayrıca ailemizde çok sayıda din adamı, müftü var.
 
Sizin tıp okumanız sorun olmadı mı o zaman?
Biz 7 kardeşiz. En büyük kardeşim ekonomi profesörü. Diğer dört kardeşim de üniversite mezunudur. Hepimiz din eğitiminden geçtik ama profesyonel meslek olarak tercihimiz din adamlığından yana olmadı.
 
Bu anti aging (yaşlanma karşıtı) ürünleri ve bu tarz operasyonları Allah'ın işine karışmak olarak niteleyenler var. Sizin fikriniz nedir?
Anti aging sözcük olarak hoşuma gitmiyor. Yaşlılığı durdurmak söz konusu olamaz. Ancak "iyi yaşlanmak" diye bir şeyin varlığından söz edebiliriz. Eğer vücudumuza iyi bakarsak Allah'ın bize bahşettiği ömrü hakkıyla yaşarız.