BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Bugüne kadar pek çok ismin parlamasını sağlayan, Türkiye’nin ilk menajerlik okulunu kuran Tümay Özokur mesleğinin kitabını yazdı: ‘Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın’. Madem oyunculukla bu kadar ilgilenen var, bakalım gerekliliklerini de yerine getirebilecek misiniz diye soruyor. Siz istediğiniz kadar iyi olun, diziniz bir anda yayından kaldırılabiliyor. Bununla baş edebilecek güçte misiniz? İşte tüm bu soruları kalpten yanıtlamadan bu maceraya atılmamak gerektiğini söylüyor Özokur. Oyunculuk kariyer planlaması, oyunculuğun evreleri, duygusal yolculuk ve izlenecek yol haritası nasıl olmalı her şeyi anlatıyor kitabında. HT pazar'dan Ekin Türkantos'un röportajı...

Bir yılda kaç kişi ajansınıza oyuncu olmak için geliyor?

Sayamayacağım kadar çok. Hepsine bakıyorum ama çok talep var gerçekten.

Bir oyuncu için olmazsa olmazlar neler?

Yetenek. Zannediyorlar ki olmazsa olmaz şey güzellik veya yakışıklılık, fiziki özellikler. Bir kere şunu bilsinler ki oyuncunun güzeli, çirkini diye bir şey olmaz. Oyuncunun tipolojisi çok değişik tiplerde olabilir. Türk sinemasında Adile Naşit, Nubar Terziyan, Hulusi Kentmen gibi çok değerli yüzlerimiz var. Yeteneğin üzerine eğitim de koyduklarında ballı börek. İyi bir oyuncu olmak için önce iyi bir insan olmak gerekiyor. Eğer ki “İyi ki” kelimesinin altını dolduramazsak hiçbir mesleğin hakkını veremeyiz. Oyuncuysan at binmek, yabancı dil, dans etmek gibi meziyetleri mesleğine katman gerekiyor ki bir adım öne geçebilesin. “Hayatta en kolay şey sıradan insan olmak” derdi babam.

İnsan neden oyuncu olmak ister?

Klişe cevap “Bir gün hemşire, bir gün mühendis olmak istiyorum” derler ama ben oyuncu olmak isteseydim böyle bir tanımı kullanmazdım. Oyunculuk zor bir yaşam şekli. Alkışlanan ve egonun beslendiği meslek grubudur. Bu mesleğin senden getirilerini ve götürülerini iyi tahmin etmen lazım. Çok iniş, çıkışları var, dolayısıyla ruh sağlığını çok zinde tutabilmen, ruh dengesini doğru yönetebilmen gerekiyor. Oyunculuk kararı, kariyer planlamasında A’dan Z’ye düşünerek yola çıkılması gereken bir yolculuk. Aksi halde tahmin edemeyeceğiniz kadar travmatik durumlar söz konusu olabilir. 

Bu dönemde oyuncunun menajersiz ayakta kalabilmesi ne kadar mümkün?

Hiçbir zaman tekil başarı olamaz. Her başarının arkasında bir ekip vardır. Yurtdışında oyuncu, kazancının yüzde 40’ıyla yaşıyor, yüzde 60’ını ekibiyle paylaşıyor. Bizde ise oyuncular, menajerlerine komisyoncu gözüyle bakıyor. Bu çok yanlış bir algı. O, senin hayatını kolaylaştıran, başarına önayak olan ekip arkadaşındır. Bunu “Benim sırtımdan para kazanıyor” diye okursan onun sayesinde elde ettiğin başarıyla ne yapacağız? Eğer senin haberin çıksın diye uğraşmazsa, sen evde otururken ne olacak? Madonna dünya starı. Düşünün ki röportajı için yer belirliyor, proje geldiğinde “Kaç para” diye pazarlık yapıyor. Böyle bir dünya starı düşünebiliyor musun? Eğer olmaması gerektiğini düşünüyorsan star olmamışsındır, doğru yerden bakmıyorsundur.

Ünlüler sosyal medyada her anlarını paylaşıyor, sanki her an ulaşılabilecek algısı yaratıyor, buradaki ince ayar ne olmalı?

Ulaşılır olmakla küstah olmak arasında ince bir çizgi var. İnsanlar tabii ki sana ulaşsın. Türkan Şoray gibi sanatçılar hep halkıyla iç içe oldu. Yeni jenerasyonda bazı arkadaşlar, küstah davrandığında kantarın topu kaçıyor. Bu mesleği tercih ettiysen, bir starsan “Bu benim özel hayatım” deme lüksün yok. Bu büyülü dünyanın maalesef bir gerçeği var.

‘HAYAT İNSAN BİRİKTİRMEK ÜZERİNE OLMALI’

Eski oyunculara çoğu zaman cep telefonlarından ulaşabiliyoruz ve röportaj sonrasında mutlaka teşekkür telefonu açıyorlar. Bu güzel bir samimiyet...

Kadir kıymet bilmek, insan olmak çok önemli... Bunlar yuvada başlıyor. Hayat insan biriktirmek üzerine olmalı. Bazı menajerlerde de oyuncuyu ağırdan satma durumu var. Bir menajerin görevi yapımcıya, basın danışmanına oyuncusunu ulaşılabilir kılmak. Sen daha menajerine ulaşamıyorsun, böyle saçma şey olur mu? Sırf bu sebeple Türkiye’nin ilk menajerlik okulunu açtım.

Ajans kurdunuz, menajerlik okulu açtınız. Geçmişten bugüne oyuncu profili nasıl değişti?

Başlarda ben ne sunarsam onu almak üzere bir alışveriş vardı, herkes verilen hizmetten memnundu. Birçok eğitime katıldım. Yıllar geçtikçe insanların mutsuzluklarıyla yüzleşmeye başladım. İş bulduklarım mutlu, bulmadıklarım mutsuz. Kendimi sorgulamaya başladım.

'OYUNCULUK, A’DAN Z’YE DÜŞÜNEREK YOLA ÇIKILMASI GEREKEN BİR YOLCULUK'

‘Duayenlerin desteğe ihtiyaçları yok, desteğe ihtiyacı olan gençler’

Oyuncuların mutsuzluklarını masaya yatırdım ve temel sebebinin ben olmadığımı gördüm. Umut vaat eden oyuncu, senden önce iş istiyor. Kendi başarısı da eklenince projeyi alıyor, 1 bölüm, 5 bölüm fark etmez ekrana çıkıyor ya çok mutlu. Sonra çıtayı yükseltiyor, devamlı rol istiyor, ana kast istiyor, jenerikte ön sırada olmak istiyor, parasını erken almak istiyor, hepsi oluyor. Biraz daha popüler olunca “Basın neden bu kadar özel hayatıma giriyor” diyor. Aaa, öyle mi? Yukarıdaki de diyor ki “Sen gir şu çukura, yılan, çıyan, gözünü toprak doyursun”. İşte gelişim böyle oluyor. Oyunculuk egosu tavan yapan ve alkışlanan meslek gruplarından. Egosunu doğru yönetebilen insandan zarar gelmez. Zaman içinde talepler böyle değişiyor.

“Ben bu işi neden yapıyorum” diyor musunuz?

Mesleğimi yapma konusunda ağır frene bastığım, kafamı torpidoya geçirdiğim çok oldu. Ama hiçbir zaman kaçıp gidemem. Sanıyorum böyle yaşlanırım. Ben Aysel Gürel gibi ölmek istiyorum. Cıvıl cıvıl, rengârenk... Bu mesleğin agresyonu, vefası, hüznü, coşkusu ve mutsuzluğuyla hiç durmuyor. Bende hiçbir zaman durağanlık yok, medcezir gibiyim. Bir gün biri bana çok sarılıyor, bir gün birisi benden nefret ediyor. O yüzden hem çok seviyorum işimi hem de hiç sevmiyorum. Ortası yok. Böyle öleceğim. Bir anda. Yani “Tümay hastalandı, hastanede” gibi değil, bir anda olacak her şey.

‘ASLAN OĞLUMUN KENAN’DAN NEYİ EKSİK?’

Gençken iyi projeler geliyor da orta yaş ve yaşlılıkta işler daha kısıtlı sanki. Orta yaş üstü oyuncular için koordinasyon daha önemli. Bu anlamda özel bir çalışmanız var mı?

Valla ben sana bir şey diyeyim mi, Ayten Uncuoğlu coşkulu bir kadın. Işıl Yücesoy, Arsen Gürzap’a bakıyorsun asalet akıyor üstünden, Serpil Tamur, Yıldız Kültür... Yaş alıyorsun, yaşlanmıyorsun. Ne zaman ki içindeki çocuk ölüyor, o zaman yaşlanıyorsun. Bence oyuncular tecrübelerini doğru toparlarsa, en güzel dönemleri duayen yaşları. Onların hiç öyle bir desteğe ihtiyaçları yok, desteğe ihtiyacı olan gençler.

Çünkü yolun başındalar...

Onlarınki umut yolculuğu. Önce fark edilme telaşı ardından korkuları başlıyor. Ardından hayal kırıklığı, hüzün, öfke, utanç, yalnızlık ve depresyon. Böyle zamanlarda en tehlikeli kişiler hayatlarında onları en çok seven insanlar. “Benim aslan oğlumun Kenan’dan neyi eksik”, “Senin menajerin de sana iş bulamadı mı hâlâ?” ya da mahalledeki arkadaşının “Ne o, hani meşhur olacaktın” gibi sözleri var ya o çocukların bittiği yer... Bu kitap çok gerçek. İçinde isimler ya da dedikodu yok ama çok hayat var. O kadar çok isim var ki... Devamı gelecek, marka yolculuğu ile devam edecek. Ben yazacağım, okunur, okunmaz bilmem. Yazmayı çok sevdim. Susmayı da öğrendim ama içim çığlık çığlığa o ayrı.

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000