İkide Bir'de sert tartışma
Nihal Bengisu Karaca ve Serdar Turgut Anayasa Mahkemesi kararını tartıştı
Serdar Turgut: Ben prensip olarak anayasa mahkemelerinin daima içeriğe girmelerini yani temel prensipleri incelemeleri gerektiğini, şekille bağlantılı kalmamaları gerektiğini düşünüyorum.
Nihal Bengisu: Neye dayanarak böyle düşünüyorsunuz? Çünkü Anayasanın 148. Maddesi anayasa değişikliği konusunda çok açık bir şekilde şekil yönünden inceleyebilir diyor.
Serdar Turgut: Anayasa şekil olarak denetleyebilirsiniz diyor biliyorum, ama Anayasalar da yanlış yazılabilir. Anayasa da yanlış yazılmıştır bence o konuda. Bir prensibi koymaya çalışıyorum. Ben Amerika’yı çok iyi biliyorum bu konuda. Oradaki mahkeme mutlaka içeriğine bakarak yasaların Anayasa’nın başlangıç ruhuna uygun mu diye denetleme yapabilir. Ve hiç kimse de orada benim yasa çıkarma hakkıma müdahale ediyorsun demez. Bu dengenin gereği olarak kabul edilir. Türkiye’de demokrasi bilinci çok fazla gelişmediği, her kurum birbirinden ürktüğü ve birbirinden kötü niyetli bir yaklaşım beklediği için bu güçler dengesi hiçbir zaman oturamayacak. Şekli denetim diye bir şey o zaman Anayasa mahkemesi kalkabilir bence, ben böyle düşünüyorum.
Nihal Bengisu: Anayasa Mahkemesi ülkemizde yürütmenin ve yasamanın yetkilerini, yasa yapma yetkisini ve milletin iradesini yansıttığı meclisi fazlaca bloke eden bir kurum oysa?
Serdar Turgut: Milletin iradesiyle seçilir bir iktidar ,iktidar ondan sonra yarısında seçildiği iradeye ters hareket edebilir, yasalar da çıkarabilir, bunu denetleyecek bir güç gerekiyor. İşte Anayasa mahkemesi bunun ilk aşaması. Her şeyi milletin iradesi diyerek aşamazsınız
Nihal Bengisu: Her şeyi cumhuriyetin kazanımları diyerek de aşamazsınız ve yine seçimle gelen, halkın seçimine ilişkin güvensizlik var Türkiye’de, kurumlar böyle ideolojik bir yere sıkışmış değil mi sizce de?
Serdar Turgut: Halkın dediği olur lafından giderseniz güçler dengesine göre oluşmuş bu dengenin, bu mekanizmanın çalışmasını kuramazsınız. Her şeye halk karar vermez. Halk demokrasilerde seçer bir iktidarı gelir. O iktidarın bir döneminde halkın kendisini seçen iradeye ters düşen kararlar alabilir. Bunu da denetleyecek dur diyecek bir karşıt güç gerek.
Nihal Bengisu: Referandum o anlamda tekrar halka sormaktır işte. Yani ey halk biz senin seçtiğin temsilcileriniz bir iş yaptık, bize hala güveniyor musun? Yaptığımız iş konusunda nerde duruyorsun? Senin iradene tekrar danışmak istiyoruz noktasında referandum kadar net, söylediğiniz sakıncaları ortadan kaldıran bir yöntem var mı? Meclis değişikliği referanduma götürmek istiyordu sonuçta.
Serdar Turgut: Ben bu kararın AKP’ye yarayacağını düşünüyorum. Referanduma da yarayacağını düşünüyorum. İdeolojik olarak bu karara hayır demeyi düşünen insanlar Anayasa mahkemesinin kararı sonrasında, tamam bazı maddeler düzeltildi tamam ben bu değişikliğe evet diyebilirim diye düşünebilir ve evet diyen insanların sayısında artış olacaktır.
Nihal Bengisu: Kritik 3 madde üzerinde tartışıldı hep. İşte Anayasa mahkemesinin yapısını değiştiren, HSYK yapısını ve askere sivil denetim, özellikle yüksek askeri şura kararlarına yargı yolu da getiriyor. Bu paket genel olarak özgürlükçü maddeler de içeriyor.12 Eylül kırıntısı bazı uygulamalara son veriyor. Çocuk hakları, kadın hakları standartlarını yükselten bazı düzenlemeler getiriyor. Fakat bakıyorsunuz 12 Eylülde çok yara almış, 12 Eylül Anayasa’sından çok sıkıntı çekmiş, kendini solcu olarak tanımlayan kişiler bu referandumda, bu Anayasa değişikliğine hayır demeyi daha yakın görüyorlar kendilerine. Yani solun bu paradoksundaki tek etken Ak Parti’nin yargıyı ele geçiriyor sloganı mıdır?
Serdar Turgut: Evet aynen öyledir. Bende de aynı korku var. Maalesef bu korku oluşturuldu Türkiye’de havadan inmedi bize zembille. Uzun yıllardır olan bazı olaylar var, bu korkumuz olmazsa biz solcular olarak diyecem yine arkadaşlar kızacak bana AKP’ye çok rahat destek verecektik. Fakat onlar uygulamalarıyla biz de ileride Totaliter bir ülkeye gideriz korkusu yarattılar. Onun için hayır dememiz olası.
Nihal Bengisu: Anayasa mahkemesine seçilen üyeler zaten Yargıtay’dan, Danıştay’dan yani hali hazırda mevcut kurulu düzenin içinden seçile seçile oralardan süzülerek geliyorlar. Yani bu noktada Ak Parti’nin depoda beklettiği adamlar var da , hurraaaa onlar buralara doluşacak diye bir şey yok ki.
Serdar Turgut: Niyetten biz emin değiliz. Bu memlekette birçok kurum ele geçirilerek dönüştürüldü. İktidarın da hakkıdır bir şey demiyorum. Ve de biliyoruz ki bunun karşısında bazı kurumların bunun dışında kalması Türkiye’de esenliğe daha yardımcı olabilir diyoruz. Onlarda ele geçirilirse diyelim bazı kurumların korkusu var.
Nihal Bengisu: Ele geçirmek mi, oradaki pür, betonlaşmış ideolojik örüntünün biraz seyrelmesi mi? Ona çoğulculaşma denir, Evet yeknesaklığın değişmesi denir. Sizin yazılarınızdan örnekler vererek bir şey söyleyeceğim: Yargının ele geçirilmesi dilini kullanırsanız , resmi ideolojiyi mezhep gibi kabul eden ve halkı ona göre tanımlayan kurumların, zihniyetin değişimini, çeşitlenmesini ele geçirme olarak görürseniz başta siz bunu yaparsanız, nasıl yazılarınızda bahsini ettiğiniz farklı kesimlerin barışması, diyalog kurması söz konusu olacak, söyler misiniz?
Serdar Turgut: Bu iş geçmişte bir sabıkası olan bir iktidar tarafından yapılıyor. Bir takım niyetler dile getirildi. Bazı kurumlara bazı kişiler getirildi.
Nihal Bengisu: Nedir mesela o kurumlar? Çoğu da şayiadır Serdar Bey yapmayın etmeyin yani
Serdar Turgut: AKP çok temiz, Bizdeki AKP düşmanlığı da havadan zembille geldi zaten.
Nihal Bengisu: Havadan gelmedi de, ak parti içindeki bu tarz bir mücadelenin fitilini ateşeleyen şeyde havadan gelmedi. Bu canhıraş mücadele görüntüsü, AK parti’deki bir takım agresif tutumlar da havadan gelmedi. Bu da bu ülkedeki statükonun bir takım uygulamaları ve yapıp etmeleri sonucu ortaya çıktı. Ama siz bazı şeyler değişmesin, yargı bürokrasi hiç değişmesin böyle gitsin diyorsunuz, sonra da iki kesim barışsın filan…