Hoşgörü mü tahammül mü?

‘Zararı dokunmayana tahammül etmeli, müdahale anarşi olur’

08 Ağustos 2011 Pazartesi, 10:47:46Güncelleme: 13:02:06
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
Hoşgörü mü tahammül mü? Sonra Oku

GAZETE HABERTÜRK/ POLEMİK

GÜLİN YILDIRIMKAYA

gulinyildirimkaya@haberturk.com

Yeni Şafak Gazetesi yazarı, İslam Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman “Tahammül mü hoş görmek mi?” başlıklı yazısında şöyle dedi “Bir apartmanda, bir sokakta, bir mahallede eşcinselinden sarhoşuna, nikâhsız birlikte yaşayanından (zina edenlerden) kumarcısına, Müslümanları sevmeyenlerden düşmanına, sokakta sevişenden çıplağına... kadar birçok insanla yan yana yaşıyoruz. Peki dindar Müslümanların bu insanlara karşı iç ve dış tavırları ne olacaktır? Müslüman bu davranışları asla beğenemez, bu fiillerden nefret eder, imkân bulsa düzeltme ve engelleme niyetini muhafaza eder. Çoğulcu bir toplumda yaşayan Müslümanın farklı olanlarla zorunlu ilişkisinin adına ben ısrarla “hoşgörü” değil, “tahammül” diyorum.“ Müslüman kendisinden farklı olana hoşgörü mü göstermeli, tahammül mü etmeli? İşte farklı görüşler...

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Erkal

HAYRETTİN Hoca “çok dinli, çok kültürlü, çok ahlak anlayışlıya tahammül” diye bir ifade kullanıyor, çok dinliye katılmıyorum. Müslüman olmayanlara bakışımız bellidir, tamamen hoşgörüdür. Hz. Muhammed Medine’ye hicret ettiği zaman orada bir sürü Yahudi vardı. Vatandaşlık anlaşması yapıldı ve herkes o şartlar içinde davrandı, hoşgörü gösterdi. Diğer anlamda ise, sizden farklı olanlara benim gibi giyin benim gibi düşün benim gibi davran diyemeyiz ama işi gücü topluma zarar vermek olan, ırzı namusu kalmamış, çalan çırpan, öldüren, yaralayanlara tahammül edilecek, hoşgörü gösterilmeyecek. Gücü değiştirmeye yetmiyorsa tahammül edecek. Buna sarhoşlar, evlilik dışı ilişki yaşayanlar, eşcinseller herkes dahil. Zarar vermedikleri müddetçe hoşgöreceğiz. Zarar verirse de tahammül, müdahale değil. Müdahaleyi devlet yapar. İslam’da da böyledir. Siz müdahale ederseniz o zaman kaos olur, anarşi olur.

Vakit Gazetesi Yazarı Abdurrahman Dilipak

‘Hoşgörü tepeden bakmadır, ‘tahammül’ en doğrusu’

BEN daha önce defalarca yazdım bu mesele hakkında, doğru olan hoşgörü değil tahammüldür. Ben neden şeytana tapan birini hoşgöreyim? Ama birlikte yaşıyorsam tahammül göstermem gerekiyor. İkincisi, hoşgörülen kişinin penceresinden bakacak olursanız sizin gibi düşünmüyor, sizin gibi inanmıyor, siz onu hoşgörseniz kaç yazar, hoşgörmeseniz kaç yazar onun için? “Hoşgörüyorum” demek “Hmm sen bir yaramazlık yapıyorsun ama neyse ben senin gibi değilim!” demek. Hoşgörü değil ama hüsnüzam edebilirim farklı yolda olanı. Bu insan, insanların imtihanı için özel olarak görevlendirildi diye düşünebilirim. Bu aslında İslam geleneğinde çok önceden hallolmuş bir mesele. Selçuklular zamanında Müslümanların birlikte yaşadıkları Yahudilere gösterdikleri tahammülü bugün birçok Müslüman topluluk birbirine göstermiyor. Hoşgörü dediğiniz şey hem tepeden bakma hem de meşrulaştırma anlamına geliyor. Neden onun yaptığını meşrulaştırayım, tahammül ediyorum. Bizim Şanar Yurdatapan’la 17 yıldır devam eden, tartışmasız süren bir arkadaşlığımız var. İnanan ve inanmayan iki insan. Bu tür sorulara hep muhatap oluyoruz, “Yeşil Kırmızı Anılar, Yeşil Kırmızı Söyleşiler” kitaplarımız da var. Uzun boylu tartışıyoruz bu hoşgörü ve tahammül meselesini. Birbirimize tahammül etmeyi öğrenmemiz gerek diye sık sık söylüyoruz. Empati çok doğru bir şeydir. Kuran-ı Kerim’de tearüf kavramı geçer. Allah “Sizi tearüf edesiniz diye yarattım” diyor, yani birbirinizi anlayasınız diye. Biz de bizim gibi olmayanı hoşgörmeden tahammül etmeye, anlamaya çalışmalıyız.

‘Ahlak dışı yaşayanın özgürlüğü sınırlıdır’

Araştırmacı Yazar İsmail Nacar

TÜRKİYE’de ilk defa hoşgörü değil tahammül kavramını yıllar önce ben ortaya atmıştım. İslam, temiz, dürüst hayatın kitabıdır, bunun dinidir. Biz İslami kavramların içinde hareket ederek, mümkün olduğu kadar doğruların yanında yer alırız. Doğruların insanlara öğretilmesi konusunda da medeni bir üslup içinde müdahalemizi yaparız. İki insan kavga ediyor, biri diğerine haksız şekilde saldırıyorsa haksızlık yaptığını söyleriz. Özel hayatımızda da bu böyledir. İslamın çirkin gördüğü, insan fıtratına, doğasına aykırı, ahlaki değerlere aykırı bir şey görünce müdahale ederiz. Böyle bir hadis de var “Kötülüğü gördüğünüz zaman evvela elinizle müdahale edin, gücünüz yetmiyorsa dilinizle müdahale edin, ona da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle müdahale edin.” Bu İslamın temel, evrensel kuralıdır. İslamiyette yanlışın doğru kadar hürriyeti yoktur. Yanlış ahlakla yaşayan insanları gördüğümüz zaman İslam terbiyesi bakımından ithamkâr olmayız, hakaret etmeyiz, tahammül ederiz ama yanlışı da söyleriz. Diyelim nihilist biri var karşınızda, hiçbir ahlaki kuralı yok. Kural tanımazlığı esas alan bir adamın sağlıklı bir toplumda, insan fıtratını esas alan bir toplumda hürriyeti, diğerleri kadar değildir. İslami değerlere, manevi değerlere aykırı yaşayan insanların, doğru yapan insanlar kadar hürriyeti yoktur. Polisin yapacağı işi de yapmayız biz ama fikri bakımdan müdahale ederiz.

İlahiyatçı Yazar Ahmet Tekin

‘Eşcinsellik, zina fıtrata aykırıdır tahammül değil mücadele gerektirir’

FARKLI kültürlere tahammül etme fikrine katılıyorum ancak çok dinli toplum tanımını kesinlikle kabul etmiyorum. Allah katında tek din İslam’dır. Hz. İsa, Hz. Musa’nın hükmü, Hz. Muhammed’in görevlendirilmesiyle birlikte tamamen ortadan kalkmıştır. İster inansınlar ister inanmasınlar, bütün insanlar Hz. Muhammed’in ümmetidir. Veda Hutbesi’nde Hz. Muhammed, “Benden sonra Peygamber yok, sizin dışınızda da ümmet yok” diyor. Hz. İsa ve Hz. Musa’ya bağlılık mümkün değildir. Bunlara tahammül etmek doğru bir ifade değil. Nikâhsız birliktelikleri ise İslam kesinlikle kabul etmez. Müslüman buna tahammül de etmemeli ama bir şekilde kıyamete kadar beraber yaşamak mecburiyetinde. Tahammül farklı bir şeydir, devamlı, zorlanarak, kendini sıkarak karşısında durmak demektir. Ben tahammül etmeyi doğru bulmuyorum. Doğru bir kelime değil, benimsemiyorum. Bu işi düzeltme girişiminde bulunmak daha doğru. Gayrimeşru birliktelikleri, eşcinselliği kabul etmek kesinlikle mümkün değildir. Bunlar fıtrata aykırı, insan doğasına aykırı şeyler. Müslüman mücadele ederek düzeltmeye çalışmalı. Hoşgörüyle karşılamak mümkün değil, tahammül hiç değil. İnsani münasebetler içerisinde bunlarla mücadele etmek gerekir.