O fotoğrafın ardından...

Dün Gazete Habertürk'te yayınlanan kadına şiddet fotoğrafının ardından kim, ne söyledi?

08 Ekim 2011 Cumartesi, 10:59:00Güncelleme: 09 Ekim 2011 Pazar, 01:45:20
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
O fotoğrafın ardından... Sonra Oku

Dün gün boyu Gazete Habertürk'te yayınlanan kadına şiddet fotoğrafı konuşuldu. Köşe yazarları da konuyla ilgili yaklaşımlarını kaleme aldılar.

İşte Gazete Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı'nın konuyla ilgili yazısı ve köşe yazarlarının değerlendirmeleri...

FATİH ALTAYLI
Sarsıcı fotoğrafı neden kullandık?

Dün Türkiye’nin en çok tartışılan konularından biri Habertürk’ün manşetiydi kuşkusuz.
Manşetteki “sırtından bıçaklanmış kadının” fotoğrafı.
Çok sarsıldınız değil mi?
Bize sövdünüz.
Bana sövdünüz.
Eleştirdiniz beni.
“Ahlaksız, vicdansız herif” dediniz değil mi?
“Bu fotoğraf basılır mı gazeteye” dediniz.
“Bu ne rezalet” dediniz.
Bana söverek, Habertürk’e söverek vicdanlarınızı rahatlattınız değil mi?

Biliyor musunuz, böyle yapacağınızdan en küçük kuşkum yoktu.

**

ECE TEMELKURAN
Bıçak

Habertürk’ün bugünkü sürmanşetindeki fotoğraf yanlıştı. Olmamalıydı. Sebeplerini gazetecilik etiği açısından anlatabilirim, kötülüğün ve şiddetin sıradanlaştırılması bakımından anlatabilirim, kişisel rahatsızlık duygumdan söz edebilirim, insan bedeninin mahremiyetine saygıya, öldürülmüş kadının çocuklarının, sevdiklerinin haklarının ihlaline işaret edebilirim. Ama bunlar sabahtan beri “Ece Temelkuran ne diyorsun bu işe?!” diye internetten tepkilerini dile getirenlerin bilmediği şeyler değil. Bu fotoğrafın yayınlanmasından, gazete içi de dahil birkaç istisna dışında herkes rahatsız. Velhasıl o fotoğrafın yayınlanması yanlıştı. Nokta. Olmamalıydı.

Meselenin benim için başka bir boyutu var. Tüm samimiyetimle söylüyorum, sabahtan beri bu fotoğraf üzerinden kendimle ilgili, gazetecilikle ilgili, Türkiye ile ilgili birçok şey düşünüyorum.

Birincisi çok rahatsız olanlardan kaçının ünlülerin internete düşen sevişme görüntülerini izlemediğini merak ediyorum. Mesele mahremiyet ise eğer.

Sonra mesela, internetten fotoğrafa tepki gösterenlerden kaç kişinin kadınların nefret cinayetlerine kurban gitmesi ile ciddiyetle ilgilendiğini merak ediyorum...


**

RAHŞAN GÜLŞAN
Dün sırtımızda bıçakla gezdik

Benim için hayat ne çok güzel, ne çok kötü başlamıştı dün sabah. Sıradan ve olabildiğince sakin hayatımda her biri bir öncekine benzeyen sabahlardan biri daha başlıyordu. Türk kahvemi pişirdim. Her sabah oturduğum koltuğuma oturup elimde köpüğünün güzelliğine sevindiğim kahvem olduğu halde gazetelere bakmaya başladım.

Habertürk Gazetesi’ni en son okurum. Ona sıra geldiğinde kahvem bitmişti. Sürmanşetteki fotoğrafı gördüğümde nefes alamadım.

**

BALÇİÇEK İLTER

Bıçak

Şimdi birileri çıkıp da diyebilir ki, "Bir soruna hiç bu kadar net, keskin ve çarpıcı bir şekilde dikkat çekilmemişti!" Gazetemin dünkü sürmanşetinden bahsediyorum elbette. 2 çocuk annesi Şefika Etik'in kocası tarafından bıçaklanmış, öldürülmüş fotoğrafından... Yarı çıplak, kanlar içinde... Sırtında bir bıçak... Hani birçoğunuzun gazeteyi gördüğünüz anda tersini çevirdiğiniz, bakmak istemediğiniz o fotoğraf...



**

UMUR TALU, HABERLE İLGİLİ ŞU TWEET'LERİ ATTI:

- Israrla, "kadın cinayetleri" değil "erkek cinayetleri! derken kastettiğim buydu biraz da
- Özne yine "erkek şiddeti"... Ama uzun bıçakla, ama sütun santimle
- Pazar günü böyle bir azabımı ve bunu neden asla unutmadığımı yazacağım
- Evden sokağa, askerlikten işyerine, okuldan örgüte; erkeklik, üstünlük ile açık ve örtülü şiddet kültürü, demokrasinin temel sorunu
- Mağdurun şiddet dolu öfkesinden söz etmiyoruz... Muktedirlerin, tahakküm edenin, kendini üstün görenin üstünlük şiddeti
- Yoksa, gazetecilikte de, her birimizin gazeteciliğinde de, insanlığımızda da basiret bağlanması, kahredici hata, sansasyon manyası hep oldu
- Bir sorun da şu: Bıçaklanan, çıplak kaçan bir kadını böyle göstermeye isyanımız; onu, onları görmezden gelmeye isyanla da nasıl buluşacak
- Medya pornografisine isyan eden herkes, (erkek) şiddetin varoluşuna, gösterilmese dahi yaygın ve derin oluşuna dair bir öfkeyle dolu mu
- Ama bir tür gazetecilik kültürünün içinde şiddete ortaklık varsa, bu bazen savaş baltası olarak ortaya çıkar bazen sırtta bir bıçak!
- Memlekette utandığımız çok şey var. Yakın ya da uzak. Seçenekler hep "Ya sev ya terk et" diye geliyor; orijinalinden nefret edenlerce bile
- Bir kadına şiddeti bütün kadın, erkek ve çocukların üzerine doğru şiddetle çoğaltan arkadaşlar: Yazılarımızla sizi hiç utandırdık mı?
- Eğer yazarken, biz sizi utandırmamaya çalışıyorsak, siz bizi, hepimizi niye utandırıyorsunuz?
- Yazdıklarımızla sizi utandırdık mı sorusu, Habertürk'te bu işlere karar veren arkadaşlara sorulmuştu

 

**

AHMET HAKAN
O fotoğrafa dair

Habertürk'ün dün sürmanşetten yayınladığı sırtından bıçaklanmış kadının fotoğrafını gördüğüm anda...
Ben de "Bu kadarı fazla ama" dedim.
Ben de "ölüm pornografisi" diye bir saptama yaptım.
Ben de bakamadım.
Ben de acayip sinirlendim.
Fakat bir süre sonra...
Bir parça yatıştım.
Neden mi? Anlatayım...

 

**

MEHVEŞ EVİN
O bıçak vicdanınıza saplansın

Genç kadın yüzüstü sedyeye yatırılmış, uzağa bakan donuk gözleri yarı kapalı. Sırtında kocaman bir ekmek bıçağı saplı duruyor. İlk bakışta yaralı olduğunu düşünüyorsunuz.

 

**

ATİLLA AKAR, MEDYARADAR'DA ŞÖYLE YAZDI:
Habertürk ve Fatih Altaylı'ya bir “Medya Linçi” mi uygulanıyor?

Biliyorum, “esen rüzgâra karşı” laf söylemek kolay değildir. “Akıntıya karşı” kürek çekmek yorucu ve risklidir. Hele de belli bir “camia”da kanaatler tam aksi istikameti gösteriyorsa. Maazallah adamı ipe çekerler.. Çeksinler! Çarmıha gererler… Gersinler! Umurumda değil… Eğer ben doğru bildiğimi söyleyemeyeceksem “varlık gerekçem” nedir? Bir tür “mahalle baskısı” etkisi ile konuşacaksam benim “kimliğim” nerede kalır?