Yasaklanmalı mı?

Kürtaj tartışmasında kritik nokta ruh üflenmesi... Bilim insanları ve din alimleri Habertürk'e çarpıcı açıklamalar yaptı...

31 Mayıs 2012 Perşembe, 07:00:15Güncelleme: 10:41:42
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
kürtaj yasağı Sonra Oku

GAZETE HABERTÜRK / TÜLAY ŞUBATLI

BAŞBAKAN Erdoğan’ın “Her kürtaj bir Uludere’dir” sözlerinin ardından düğmeye basan Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, “10 haftalık sınırı gözden geçireceğiz. 4 haftaya indirilebilir. Kürtajın tamamen yasaklanması da söz konusu olabilir” şeklindeki sözleri büyük yankı uyandırdı. Konunun uzmanlarına “Kürtaj 10. haftada değil de 4. haftada olabilir mi? Böyle bir şey mümkün mü? Ve kürtaj yasaklanmalı mı?” diye sorduk. Kadın doğum uzmanları, gebeliğin 4 haftada belirlenemeyeceğini savunuyor. Uzmanlar kürtajın yasaklanmaması konusunda da hemfikir. Din adamları ise annenin hayati tehlikesi olmadığı sürece kürtajın caiz olmadığını ifade ediyor.

‘Ruh üflenmediği için ulema 3 aya kadar kürtaja izin veriyor’
Prof. Dr. Beyza Bilgin (Ankara Üniv. Öğrt. Üyesi)

KÜRTAJ yasaklanamaz. Çünkü İslam hukuku açısından da hiçbir devlette yasaklanmamış. Dinen kürtaja izin var ama şartları var. Yasak ve sınır getiremezler. Din ulemaları 120 güne kadar tene ruh üflenmediğini söylüyorlar. 120 güne kadar insan olduğu belli olmamıştır. İnsan olduğu belli oluncaya kadar ona ruh üflenmiyor. Yani bir et parçası. Henüz ne olduğu belli değil. Ulema 3 aya kadar kürtaja izin veriyor.

‘Kadına doğur demek insan haklarına aykırı’
Prof. Dr. İsmail Mete İtil (Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Bşk.)

EĞER son âdet tarihinden itibaren 4 hafta kastediliyorsa bu durumda gebelik ultrasonda bile görünür halde değildir. O nedenle teknik olarak alınması uygun değil. Gebelik kan testiyle anlaşılabilir ancak. Kürtaj uygulanması son derece zordur. Çünkü gebelik görünür halde değildir. Üstelik dış gebelik de olabilir. 4 haftada ancak rahim kalınlaşması şeklindedir. Ama eğer ilişkiden sonraki 4 hafta kastediliyorsa yani döllenmeden sonraki 4 hafta ise son âdet tarihine göre zaten 6 haftalık oluyor. Yurtdışında bu oran 12 haftaya kadar serbesttir. Türkiye’deki 10 haftalık oran çok ileri bir gebelik haftasına işaret etmiyor. Kürtaj yasaklanmamalı, çünkü doğum kontrol yöntemlerinde bile yüzde 100’lük bir koruma oranı yoktur. Bir şekilde istenmeyen gebelik sahibi olan kadın ne yapacak o zaman? Ona zorla doğurman gerekir demek insan haklarına aykırıdır.

‘Dölleme olduğu anda, o insandır kürtaj caiz değil ’
Prof. Dr. Saim Yeprem (Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi)

BİR insanın ne zaman başlayıp ne zaman bittiğinin önce ortaya konması gerekiyor. Din İşleri Yüksek Kurulu’nun vardığı sonuç şu: Bir insan annesinin yumurtası babasının spermiyle döllendiği anda başlar ve beyin ölümü gerçekleşene kadardır. Anne karnında geçirilen zaman hayat merhalelerinden biridir. İslam’ın 5 prensibinde 1. sırada “canı muhafaza”geliyor. Bir başkasının canı muhafazası ile çatışması halinde hangisinin tercih edileceği söz konusu oluyor. Bebek ister yeni döllenmiş ister 3-5 ay geçmiş olsun annenin sağlığı tehlikeye girdiğinde bu noktada annenin sağlığı tercih edilir ve bebek feda edilir. Anne sağlığı tehdit edilmediği sürece anne karnındaki bebeğin herhangi bir sebeple alınması İslam açısından caiz değildir. Bunun süresi önemli değildir. Tecavüz sonrası bebeğin doğması annede ömür boyu sürecek bir travma oluşturacaksa bir uzmanın önerisiyle alınması gerekir.

Kürtaj cinayettir’
Ali Rıza Demircan (İlahiyatçı yazar)

İNSAN haline gelecek bir canlının hayatıyla oynanması nedeniyle kürtaj bir cinayettir. Gebeliğin ilk haftaları dahil, gebelik sürecinin herhangi bir noktasında, zorunlu olması dışında kürtaj yapılması İslam’a göre yasaktır. Yasak kapsamındadır. Gebeliğin 105’inci günü sonrasında edilen müdahale tam bir cinayettir. İnsan öldürme gibidir. Sağlık koşulları açısından yapılacaksa, bu 105 günlük süre içinde yapılmalıdır.

FITRATA MÜDAHALE Mİ?

HABERTÜRK yazarı Nihal Bengisu Karaca da kürtaj ve sezaryenle ilgili görüşlerini Twitter’da paylaştı. İşte Karaca’nın konuyla ilgili görüşleri:
* Sezaryen doğal değilmiş, fıtrata (yaratılış, bir şeyin yaratılırken kazanmış olduğu özellikler bakımından durumu) müdahale imiş vs. İyi o zaman kardiyo şokla kalbi duran insanları hayata döndürmeyelim, o da fıtrata müdahale.
* Sezaryen kadınlarda travma yaratıyormuş vs. Nasıl travmaysa herkes abdominaplasti yaptırıp karın gerdiriyor.
* Sezaryen oranlarının yükselmesi hayırlı değil tamam ama panik atak hastası bir kadına normal doğum yaptıramazsın. Boş boş konuşanlar var.
* Sezaryen doğal değil tamam. Tavsiyem epidural anestezi ile sezaryen. Canlı oluyorsun, bebeği hemen kucaklıyorsun mis gibi! Çok da fıtri.
* Kürtaj için “Benim bedenim benim hakkım” mantığı çok doğru değil, ama sezaryen için seçim hakkı kadına aittir.

‘Dış gebelik gözden kaçabilir’
Prof. Hakan Şatıroğlu (Aile Planlaması Derneği Bşk.)

4 haftalık gebelikte, gebeliğin kesin tanısı konamaz. 4 haftada cenin daha gelişmemiştir, küçücük bir oluşum kesesi görülebilir, kalp atımı yoktur. Ancak gebelik testiyle anlaşılabilir. 8-10 haftada kalp atımları başlar. 4 haftada gebeliğin rahim içi mi yoksa rahim dışı mı olduğunun kesin tanısını koyamayız. Eğer gebelik dış gebelikse yani tüplerdeyse orada gelişmeye devam eder, yırtılır ve iç kanamayla hastanın hayatı tehlikeye girebilir. 4 haftalık kürtaj tıbbi olarak yapılmaması gereken bir şey.

‘Merdivenaltına iner anne ölümleri artar’
Sıddık Akın (Sağlık ve Sosyal Emekçileri Hizmet Sendikası Genel Sekreteri)

BU, yasaklamanın dolaylı bir şeklidir. Çünkü 4 hafta içinde gebe olduğunu anlamayan ve sonrasında bunu öğrenecek olan kişilerin resmi olarak kürtaj olma hakları ellerinden alınacak anlamına gelmektedir. Böylesi durumlar da annenin sağlığı ciddi risk altına girebilir. Bugün dünyada her yıl yaklaşık 46 milyon kürtaj yapıldığını, bunun yarısının yasal olmayan kürtajlar olduğunu, bunların üçte ikisinin ise uygun olmayan koşullarda yapıldığını biliyoruz. Gebeliğe bağlı ölüm oranlarında güvensiz koşullarda yapılan kürtajın etkisi ilk sıradadır. Böylesi bir yasaklama merdivenaltı kürtaj yapan kuruluşların ve kişilerin sayısını artıracaktır.