Medine projesi

Kutsal topraklarda babalarının çiftliğini işletircesine yakıp yıkan... Murat BARDAKÇI yazdı...

02 Kasım 2012 Cuma, 11:14:13Güncelleme: 11:14:46
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
Medine projesi Sonra Oku

HABERTÜRK, Suudiler'in bir ucunda Hazreti Muhammed'in türbesinin bulunduğu Medine'deki Mescid-i Nebevî'yi yıkıp yerine 1 milyon 600 bin kişinin birarada namaz kılabileceği yeni bir cami inşa etmeye hazırlandıklarını dün manşetten verdi ya...
Sağcısı, solcusu, dindarı ve lâiki ile gazetelerimizin internet siteleri yekvücut olup haberin üzerine gittiler ve hızlarını alamayıp işe keskin bir Atatürk sosu ilâve edince, ortaya yepyeni bir Medine efsanesi çıkıverdi...
Bir iktisat profesörünün bundan iki sene önce ortaya attığı iddiaya göre, Suudiler güya 1930'lu senelerde de böyle bir işe kalkışmışlar ama Atatürk Suudi Arabistan'ın o zaman tahtta bulunan kurucusu İbn Suud'a bir mektup göndermiş, "Türbenin tek bir taşına dokunacak olursan ordumu oraya gönderirim haaa!" demiş ve İbn Suud bu işe cesaret edememişti!

REJİMİN TARİHÎ SABIKASI
Şimdi, Medine projesinin aslını yazayım:
Haberi ilk veren İngiliz ve Rus basınında "Hazreti Muhammed'in mezarının yıkılma ihtimalinden" falan sözedilmiyor, "Dünyanın en eski camii olan Mescid-i Nebevî'deki bazı tarihî kalıntıların ortadan kalkabileceği endişesi" dile getiriliyordu...
Zira, Suudi ailesi tarih katliamı bakımından zaten sabıkalı idi; iktidara geldikleri 1926'dan itibaren memlekette Vehhabî itikadı uyarınca tarihî eser nâmına ne varsa yerle bir etmişlerdi. Yıkımlar 1980'lerden itibaren daha da artmış ve Mekke ile Medine'ye kendi kimliklerini verebilmek ve çok kıymetli olan araziden daha fazla rant elde edebilmek maksadıyla Medine'deki Arif Hikmet Kütüphanesi ile Mekke'deki Ecyad Kalesi başta olmak üzere eskiden kalma birçok mekânı ortadan kaldırmışlardı...
Mesele bugün, Suudi hışmından şimdiye kadar kurtulabilmiş olan tek-tük birkaç tarihî eserin de Medine'de çok yakında uygulamaya konacağı söylenen yeni projenin neticesinde yokedilme ihtimalidir; yoksa Hazreti Muhammed'in türbesinin yıkılıp yeniden yapılması diye birşey sözkonusu değildir. 19. yüzyılın başlarında çıkan Suudi isyanında Abdülvahab'ın yolundan giden silâhlı güruh gerçi birçok din büyüğünün mezarını yoketmiş, kalanları da 1926 sonrasında İbni Suud ortadan kaldırmıştır ama Hazreti Muhammed'in kabrine dokunmaya cesaret edememişlerdir!

ŞİMDİLİK KALACAK AMA...
Kutsal topraklarda babalarının çiftliğini işletircesine yakıp yıkan, yıktıklarının yerine ucubeler diken Suudi yönetimini günahım kadar sevmem ama Medine projesi ile ilgili gerçeği söylemem gerekiyor:
Maketini gazetemizin "Politika" sayfasında gördüğünüz proje Hazreti Muhammed'in türbesinin bulunduğu "hücre-i saadet"e dokunmamakta, hücre ile üzerinde bulunan Sultan İkinci Mahmud'un inşa ettirdiği "kubbe-i hadrâ"yı, yani "yeşil kubbe"yi aynen muhafaza etmektedir. Yapılacak olan, Mescid-i Nebevî'nin Emevîler devrinde başlayıp Memlûkler, Osmanlılar ve Suudiler zamanında da devam eden ve sonuncusu 1974'te tamamlanan genişletme çalışmalarının devamıdır.
Proje dönüp dolaşıp peygamberin türbesine tecavüz halini alacak olduğu takdirde İslam dünyasının sesini yükseltmesi gerekir ama Suudi parasını elinin tersi ile itip sesini çıkartabilecek İslam dünyası nerdeeee?
Son zamanlarda elde ele dolaşan ve "hücre-i saadet"e ait olduğu iddia edilen düzmece fotoğraflar ile Atatürk'e atfedilen "Ordumu gönderirim haaaa!" palavrasından bir sonraki yazımda sözedeceğim.

Yaşam Haberleri

Tüm Yaşam Haberleri