ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

İftarda aşırı miktarda yağlı, kalorili yemek tüketilmesi, gündüz içilemeyen sigaraların iftar sonrası ardı ardına içilmesi gibi konuların kalp hastalarında risk faktörleri olduğu ifade eden Prof. Dr. İsmet Dindar şunları söyledi: “Ramazan ayında hastanelerin acil servislerine iftar ile sahur arasındaki tokluk süresinde daha çok başvuru oluyor. Eğer, iftarda kısa sürede aşırı yemek alışkanlığından vazgeçebilsek, ramazanda kalp krizleri şimdikinden çok daha az olacak. Özellikle koroner kalp hastalığı bulunanlarda oruç tutarken oluşan uzun süreli açlık sonrasında iftarda yüksek kalorili ve aşırı yağlı, kızartılmış besinler, sakatat ve hamur işlerinin hızlı tüketimi ile kalp krizi görülme riski ortaya çıkıyor.”

Sağlıklı bireylerde orucun tıbbi açıdan yararlı etkileri olduğunu, oruç tutmanın kan yağlarını düzenlediğini ve iyi huylu olarak bilinen (HDL) kolesterol düzeyini olumlu yönde etkilediğini belirten Prof. Dindar “ bazı noktalara dikkat edilirse oruç tutmak koroner kalp hastalığını olumsuz yönde etkilemez ve ani krizlere yol açmaz” dedi.

İftarda ve sahurda kalp sağlığı açısından neler tüketilmelidir?
Prof. Dr. İsmet Dindar, iftarda ve sahurda kalp sağlığı açısından tereyağı, sakatatların yağları, koyun etinin içerdiği yağlar ve sığır etinin görünen yağlarıyla margarinlerden uzak durmanın  çok önemli olduğuna da dikkat çekti. İftarda kesinlikle hızlı yemek yememek gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Dindar, öncelikle çay, ekmek ve peynirle ya da çorba ile hafif bir kahvaltı yaparak, mümkün olduğunca bol sulu ve kızartılmamış gıdalar tercih edilmesi gerektiğini belirtti.

Doğal maden suyu içilerek sıcakla kaybedilen mineral ihtiyacın karşılanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Dindar, “Alınması gereken besinler makarna, komposto ve hoşaf. Sahur sofraları ise kahvaltı gibi hazırlanmalı. Su ve mineral ihtiyacını karşılayacak gıdalar yanında ölçülü miktarda yumurta, süt, yoğurt, peynir veya lifli gıdalar (sebze yemekleri) tüketilmeli. Bunlar, hem kan şekerinin yavaş yükselmesini sağlar, hem de aşırı mide salgısına neden olmadıkları için acıkmayı da geciktirir” dedi

Sıcaklarla beraber uzun süre aç kalmak nedeniyle vücuttan su ve tuz kaybının fazla olacağını dolayısıyla  tansiyonda belirgin oynama ve düşmeler görülebileceğine de dikkat çeken Prof. Dr. Dindar, özellikle tansiyon ilacı kullanan hastalarda bu düşüşlerin bayılmalara sebep olabileceğini hatırlattı ve “Bu nedenle orucun ilk günlerinde sık tansiyon  kontrolleri yapılmalı ve gerekirse tansiyon ilaçlarında doz değişimlerine gidilmeli” dedi.

Kalp hastaları oruç tutabilir mi?
Koroner kalp hastalığı tedavi edilmemiş kişiler için oruç tutmanın riskli olduğunu belirten
Universal Çamlıca Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Direktörü Prof. Dr. İsmet Dindar, özellikle bol yağlı, kalorili ve hızlı yenilen iftar yemeklerinden sonra bu hastaların kalp krizi geçirme risklerinin arttığını ifade etti. Koroner damarların tıkanmasına bağlı kalp krizi, yüksek tansiyonun kalp kasını yorması sonucu kalp büyümesi, kalp kapağı hastalıkları veya kalp yetersizliği olan hastaların ilaç kullansalar bile oruç tutamayacaklarını belirten Prof. Dr. Dindar, “Pek çok ilaç günde tek doz almakla etkili hale getirilmiş olmakla birlikte yine de sıcak havalarda 15-16 saati bulan oruç süresinde ilaç alınmaması bazı hastalar için sakıncalı olabilir. Kalp yetersizliği olan kişiler, vücutlarında artan tuz ve suyu azaltmak için idrar söktürücü ilaçlar kullanır. Kişilerin çalışma ortamları da önemli. Klimalı bir ortamda masa başı çalışan bir kimse veya Ramazan ayını yaylada tatil gibi geçirmeyi planlayan bir koroner kalp hastası oruç tutabilirken, yaz aylarında güneş altında efor sarf ederek çalışan sağlıklı bir kişi oruç tutamayabilir. Oruç tutmak isteyen hastaların kendi durumları hakkında doktorlarını bilgilendirerek, görüş ve öneriler doğrultusunda hareket etmelerini ve ilaç düzenlemelerini de ihmal etmeden doktorları ile birlikte yapmalarını çok önemli görüyorum” dedi.

  • Kalp
  • Prof. Dr. İsmet Dindar

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000