ÜMRAN AVCI/ HABERTÜRK GAZETE

FLORANSA’da İtalyanca eğitimi alırken kansere yakalandığını öğrenen Dida Kaymaz, 9.5 yılda hayata nasıl tutunduğunu, nasıl vazgeçmediğini, şifayı bulmak için yaptığı içsel ve bedensel yolculukları, nasıl beslendiğini, kaleme aldığı “180” isimli kitapta anlattı. 6.5 aylık hamileyken bebeği karnında ölen Kaymaz, kanamalar durmayınca İtalya’da hastaneye gitti.

Doktorlar, tümörün agresif olması nedeniyle 180 gün ömrü kaldığını söyledi. Kaymaz, duygularını “O hastane odasında yaşadığım hisse en yakın duygu, bir idam mahkûmunun infaz gününü öğrendiğinde hissettiği şey olabilir belki” diye özetliyor. Kaymaz, Peru’ya gidip tıp eğitimi de alan şaman şifacı Don Juan Vargas’la tanıştı. Vargas “Hangi duyguyu hazmedemedin? Bu neyin öfkesi” deyince genç kadın, “Ben çocuğumu gömdüm, onun yaşaması gerekiyordu” diye duygularını anlattı.

Orada, çocuğunun kimliği olarak duran ancak hikâyeyi bilmeyen bir kişi Kaymaz’la çocuğuymuş gibi konuştu ve “Anne, senin bir suçun yok çünkü ben yaşasaydım, sen ölecektin” dedi. Kaymaz, bu sözlerden sonra iyileşmeye daha fazla motive oldu. Bir süre sonra tümör farklı bölgelere sıçradı. İstanbul’a gelen Kaymaz, hayatına yön veren ve kanseri yenen Mustafa Küçük’ün vasiyetiyle Kansersiz Yaşam Derneği’ni hayata geçirdi.

26 yaşında “6 ay ömrün var” denilen Dida Kaymaz, bugün 37 yaşında. Kaymaz, kanserle ilişkisini şu sözcüklerle ifade ediyor: “Kanser bir elbise, sen de bir askısın. Ben bu elbiseyi üzerime hiç giymedim. Ayrıca hiçbir savaşın kazananı olmadığı için kanserle de savaşmadım.”

  • ÜMRAN AVCI
  • kanser

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000