Kafkas halklarının uzun yaşam hikayelerine konu olan ve anne sütüne en yakın içecek olarak adlandırılan kara maya usulü kefir, içerdiği mineraller, vitaminler ve antioksidanlar nedeniyle kanser, sindirim rahatsızlıkları, yüksek tansiyon, uykusuzluk bronşit, safra ve sinirsel rahatsızlıklara iyi gelerek hastalara "Hayat iksiri" oluyor.

Deri ticareti yaparken Kafkas ülkelerine gittiği sırada Kazakistan'da süt ürünü kefirle tanışan ve şifalarını duyduktan sonra bu alana ilgi duyarak, yaklaşık 6 yıldır kefir üretimi yapan üretici Harun Geniş, yaptığı açıklamada kefirin anne sütüne en yakın içecek ve tam anlamıyla şifa kaynağı olduğunu anlattı.

TÜRK KÖPÜĞÜ

Kuzey Kafkasya kökenli olup "Türk köpüğü" olarak Rusça'da şimdiki adını aldığını ve Kuzey Kafkasyalı Müslümanlara bir armağan olduğuna inanılan kara maya usulü kefirin, sütün mayalanarak elde edildiğini aktaran Geniş, "Kara maya usulü kefir, Kafkaslarda keşfedildiği gün nasıl ve hangi ortam koşullarında yapıldıysa biz de o şekilde imalat yapmaktayız. Bunun için belirli koşullar bulunmakta. Yani hayvanın antibiyotik almamasından yediği ürüne kadar sütün doğallığını koruması gerekir. Ayrıca fermantasyon yani sütün çalınma ortamının ışık olmayan bir zeminden seçilmesi gereklidir" diye konuştu.

Kefirin içerik olarak şifalı yönleriyle birçok hastaya çare olduğunu ve üretici olarak bunu sağlamak için ürünün üretimine büyük önem verdiklerini belirten Geniş, şu bilgileri verdi:

"Süt proteinlerinden albümin ve globülinin pıhtılaşması 65 santigrad derecede başlar. Bu sebeple biz sütü sadece 63 santigrad dereceye kadar benmari usulü ile getirerek, çoğu zararlı mikroorganizmayı etkisiz hale getiririz, (Salmonella 56 °C, Brusella 60 °C de ölür) devamında hızla ve yine benmari usulü soğutarak kalan zararlı mikroorganizmaları etkisiz hale getirmeye çalışırız. Bu derecelerde dahi bazı probiyotik bakteri çeşitleri zarar görse de fermantasyon sırasında tekrar çalıştırılabilmektedir. Bazı probiyotikler ışıkta yaşayamaz, hem mayamız hem de kefirimiz üretim esnasında ışıkla temas ettirilmez, probiyotik çeşitliliği korunur. Ayrıca mayamız Kazakistan menşelidir. Karamaya Kefir’e has mayalama sıcaklığı, fermantasyon süresi ve teknikleriyle probiyotik çeşitliliği ve sayısı bakımından en yüksek değerlere sahiptir. Bir militrede 210 milyon probiyotik bakteri sayısına sahiptir ayrıca bu zengin laktik asit bakterisine sahip kefirimiz plastik şişede değil, cam şişede satılır. Bilinen kefir kültürleriyle mayalanmamış, kara maya usulü elde edilmiştir. Dolayısıyla hem probiyotik bakteri çeşitliliği hem de probiyotik sayısı bakımından elimizden gelen en yüksek değerler ile tüketicilerimize sunulmaktadır."

"ŞİFA KAYNAĞI"

Ürünün Avrupa Birliği Tüm Tüketicileri Koruma Derneği tarafından "Altın marka" ödülüne layık görüldüğünü ve tüm biyolojik testlerin önemli laboratuvarlarda test edilerek tüketime sürüldüğünü belirten Geniş, şunları kaydetti:

"Kefirin faydalı olduğu ve birçok hastalığı deva olduğu tıbben yapılan testlerle kanıtlanmıştır. Bunun için de karanlık ortamda mayalanması gerekir. Kefirin kalitesi için özellikle kaliteli ve doğal süt temini ile başlar. Öncelikle sütün antibiyotiksiz olmasından emin olmamız gerekiyor. Çünkü antibiyotikli sütte hiçbir mikro organizma yaşamadığı gibi kefir mayasının içinde bulunan probiyotik bakteri çeşitleri de yaşayamaz. İyi bir kefir de elde edememiş oluruz. Kefir elde ettiğimizi sanabiliriz ama sadece kesilmiş bir süt elde ederiz. Bu açıdan ürünümüz kaliteli birçok proteinler içerir. En önemli özelliği de cam şişede ürün uzun süre sağlıklı bir şekilde kendini muhafaza etmektedir."

Üretici Harun Geniş, dünyanın en yüksek probiyotik sayısına sahip karamaya kefirin mikrobik enfeksiyonlara karşı vücudun direncini artırdığı, kronik yorgunluğu azalttığının tıbben kanıtlandığını belirterek, "Özellikle kanser, karaciğer rahatsızlıkları, mide ve bağırsak düzensizlikleri, kansızlığa karşı iyileştirici özelliği bilimsel anlamda test edilerek kanıtlanmıştır. Bu anlamda dünyanın birçok yerinden ürünümüze talepler oluyor ve bunları karşılamaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Kefirin kanserli hücrelerin küçülmesini sağladığının laboratuvar sonuçlarıyla kanıtlandığını savunan Geniş, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yapılan araştırmalar kanserli hücrelerin tek besin kaynağı olan şekerin kefir mikroorganizmaları tarafından bağırsaklarda tüketilmesi sonucu kanserli hücrelerin besinsiz kalmasına ve küçülmesine yol açtığı tıbben tespit edilmiştir. Ancak her kefir şekerle beslenmez, yani canlı mikroorganizma değildir. Kefir mayasıyla elde edilen kefirler şekerle beslenerek bağırsaklarda uzun bir süre yaşayabilir. Sentezlenmiş sentetik bakterilerle elde edilmiş kefirler ise beslenmez yani cansız mikro organizmalardır. Bu anlamda fazla yarar sağlamaz. Bağışıklık sistemini de başta olumlu gibi etkilese de antibiyotik ya da penisilinin yan etkisiyle aynı olabilir. Doktorlar destek olarak ürünümüzü birçok hastaya tavsiye ediyor. Bazen ürün yetiştirmekte zorlanıyoruz. Çünkü yaptığımız ürün Kafkaslarda yer alan ürünle birebir aynı özellikler göstermektedir. Bunun için ürünümüzle ilgili çok olumlu tepkiler alıyoruz."

AA


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000