Haberimizin başında çok önemli bir konuya dikkat çekelim ve yanlış inanışları ortadan kaldıralım: “Tamamlayıcı tıp” klasik tedavileri reddederek yerine alternatif tedavi yöntemleri sunmak demek değil. Tersine işin içine uygulanan klasik tedavilerin etkisini artıracak ve hastaların daha iyi sonuç almalarını sağlayacak uygulamaları da katmak demek. Son yıllarda sık karşılaştığımız bu kavrama “Bütünleyici Tıp” da deniyor. Peki bu uygulamalar ne sağlıyor? Tamamlayıcı tıp standart tedavilere ek olarak hastaların daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürüp tedavi sonuçlarının daha iyi olmasını sağlayan yöntemleri içeriyor. Günümüzde ABD’de Harvard, Stanford, Yale, Johns Hopkins, Mayo ve Cleveland Klinik gibi dünyaca ünlü 60’ın üstünde üniversite ve ünlü tıp kuruluşları bünyelerindeki tamamlayıcı tıp merkezleri ile dikkat çekiyor.

AMAÇ DAHA SAĞLIKLI OLMAK

Tamamlayıcı tıp kapsamına giren şeyler daha sağlıklı sonuçlar için yapmamız gerekenleri içeriyor. Bunların başında fiziksel aktivite ve egzersiz geliyor. Neden mi? Çünkü birçok hastalığın temelinde fiziksel aktivite eksikliği ve insanların vücut ağırlıklarının fazla oluşu yatıyor. Yapılan araştırmalar özellikle bazı kanser türlerinde (akciğer kanseri, meme kanseri vb.) egzersiz yapan hastaların tedavi sonuçlarının çok daha iyi olduğuna işaret ediyor. Bu hastalarda hem kanserin nüksetme riski daha az oluyor hem de bu kişilerin yaşamlarını daha sağlıklı ve mutlu geçirdikleri görülüyor.

5 YIL İÇİNDE TÜM KANSERLER YÜZDE 25 ARTACAK

ABD’de yılda 1.4 milyon kişiye kanser tanısı konuyor. 2025’te bu rakamın 2 milyona çıkacağı düşünülüyor. Öngörüler tüm kanserlerin 5 yıl içinde yüzde 25 civarında artacağı yönünde. Bu tablo sağlıksız yaşam biçimine “dur!” deme zamanımızın geldiğinin işareti. Bunu söylüyoruz çünkü kanserlerin üçte ikisine kendi elimizle davetiye çıkarıyoruz. Oysa risklerden uzak kalmak ve tehlikeyi önemli oranda azaltmak mümkün. Bu noktada “tamamlayıcı tıp” kavramının önemini görmezden gelmemeliyiz. Klasik tedavilerin etkisini artıracak bu uygulamaların bilimsel temelli ve çok çarpıcı sonuçları var. Atlanta Emory Üniversitesi Üro-onkoloji Bölüm Başkanı, Anadolu Sağlık Merkezi Tamamlayıcı Tıp Merkezi Danışmanı, Hematoloji, Medikal Onkoloji ve Üroonkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Küçük, tamamlayıcı tıbbın önemini ve hastalara sağladığı avantajları anlatıyor.

SOYA FASULYESİ MEME KANSERİNE KARŞI!

KANSERLERIN 3’te 1’inin sağlıksız ve yanlış beslenme kaynaklı olduğuna dikkat çekiliyor. Yeterli sebze meyve tüketmemek, şekerli ve yağlı yiyecekleri tercih etmek ve vücut ağırlığının fazlalığı kansere yol açan en önemli faktörler arasında yer alıyor. Hastaların tedavilerini beslenme şekilleri ve yaptıkları diyetler de etkileyebiliyor. ABD’de meme kanseri hastaları arasında yapılan bir çalışmada diyetlerindeki yağ oranını yüzde 30’dan 15’e düşüren meme kanseri hastalarının daha uzun yaşadıkları ve yaşam sürelerinin hastalık nüksetmeden en az 2 yıl uzadığı görülüyor. Son yıllarda soya fasulyesi üzerinde yapılan çalışmalar ise soya fasulyesi ürünlerini daha fazla tüketen kadınların meme kanserine daha az yakalandıklarına ve bu kişilerin tedavilerinden daha iyi sonuç alındığına işaret ediyor. Tüketilen soya miktarına bağlı olarak meme kanseri vakalarında yüzde 10 30 oranında azalma görülüyor. Tedavi sonrasında soya tüketen hastaların sonuçlarının ise diğerlerine göre yüzde 20 oranında daha iyi olduğuna dikkat çekiliyor.

DOMATES PROSTAT KANSERİ RİSKİNİ YÜZDE 30 DÜŞÜRÜYOR

HARVARD Üniversitesi’nde 30 yılı aşkın süreyle yaklaşık 47 bin kişinin beslenme şekilleri inceleniyor ve 30 yıl sonra bu kişilerin bir bölümünde kanser oluştuğuna dikkat çekiliyor. Görülüyor ki az domates tüketenlerin prostat kanserine yakalanma riski daha yüksek. Durumla ilgili bilimsel veriler ortaya koyan araştırmalar domatesin prostat kanseri riskini yüzde 30 oranında düşürdüğünü gösteriyor. Atlanta Emory Üniversitesi’nde kendilerinin de bu konuda araştırmalar yaptıklarını söyleyen Prof. Dr. Ömer Küçük, “Az domates tüketmek kanser riskini artırıyorsa domatesin faydası içinde bulunan ‘likopen’ adlı maddeden geliyor olabilir diye düşündük ve prostat kanserli hastalara likopen verdik” diyor. Sonrasında hastaların ameliyatla prostatları alınıyor ve ne gibi değişiklikler olduğuna bakıldığında likopen verilen hastaların tümörlerinin daha küçük olduğu görülüyor. Bu sonuçla likopenin tümör küçültücü ve kanser riskini azaltıcı etkisi ortaya konmuş oluyor.

EGZERSİZ BAZI KANSERLERİN NÜKS RİSKİNİ AZALTIYOR

Düzenli egzersiz yapan meme, akciğer ve prostat kanseri hastalarına uygulanan tedaviler yüzde 10 20 oranında daha olumlu sonuç veriyor. Yani bu hastalarda kanserin nüksetme riski azalıyor, nükste gecikme ve yaşam kalitesinde artış oranı yüzde 10 20 arasında değişiyor. ABD’de hastalar dahil herkese günde en az 30 dakika tempolu yürüyüş ya da eşdeğer yüzme, bisiklete binme, aerobik gibi fiziksel aktiviteler öneriliyor. Bilimsel çalışmalar haftada 150 dakika egzersizin hem kanser riskini azalttığını hem de kanser hastalarının tedavisini olumlu etkilediğini gösteriyor. Daha açık anlatalım: Haftada 5 gün 30 dakika yürüyüş yapmanın kolon ve meme kanseri riskini yüzde 30-40 oranında azalttığını gösteren çalışmalar bulunuyor. South Carolina Üniversitesi’nin 1987-2002 yılları arasında 18-81 yaşlarında 2863 kadın ve erkek kanser hastası üzerinde yaptığı bir araştırma, düzenli ve tempolu egzersiz yapan kanser hastalarında ölüm oranlarının yüzde 33 düştüğünü gösteriyor. Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir başka araştırma ise menopoz sonrası düzenli egzersiz yapan kadınlarda meme kanseri riskinin ciddi oranda azaldığına dikkat çekiyor. 1986 2006 yılları arasında menopoz sonrası 95 bin 396 kadını inceleyen bilim insanları, bu kadınlardan 4782’sinin meme kanserine yakalandığını tespit ediyor. Menopoz döneminde ve sonrasında düzenli egzersiz yapanların risklerinin yüzde 95 oranında düştüğü görülürken, meme kanserine yakalanan 4782 kadının düzenli egzersiz yapmadıkları belirtiliyor.

KANSER AĞRILARINA AKUPUNKTUR VE TIBBİ MASAJ

Son zamanlarda yapılan araştırmalar, standart tedavilere ek olarak düzenli yoga yapan meme ve prostat kanseri hastalarının bağışıklık sistemlerinin yüzde 10 20 oranında daha güçlü olduğunu gösteriyor. Bu hastaların vücutlarında enflamasyon (iltihap) azalıyor, kendilerini daha iyi hissedip stresten arındıkları için yaşam kaliteleri artıyor. Bazı bilimsel çalışmalar kanser ağrılarının akupunktur ve tıbbi masajla da azaltılabildiğini gösteriyor. Akupunktur özellikle eklem ağrısı çeken hastaların tedavisini yüzde 30 oranında olumlu etkiliyor.

KANSER AĞRILARINA AKUPUNKTUR VE TIBBİ MASAJ

Son zamanlarda yapılan araştırmalar, standart tedavilere ek olarak düzenli yoga yapan meme ve prostat kanseri hastalarının bağışıklık sistemlerinin yüzde 10-20 oranında daha güçlü olduğunu gösteriyor. Bu hastaların vücutlarında enflamasyon (iltihap) azalıyor, kendilerini daha iyi hissedip stresten arındıkları için yaşam kaliteleri artıyor. Bazı bilimsel çalışmalar kanser ağrılarının akupunktur ve tıbbi masajla da azaltılabildiğini gösteriyor. Akupunktur özellikle eklem ağrısı çeken hastaların tedavisini yüzde 30 oranında olumlu etkiliyor.

Ceyda ERENOĞLU / GAZETE HABERTÜRK

  • kanser
  • Prof. Dr. Ömer Küçük

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

Sen de Düşüncelerini Paylaş!
2000
Kalan karakter : 2000