KOAH'dan korunmak için ne yapılmalı?

Prof. Dr. Nurdan Köktürk: KOAH'ın zararlı toz, gaz ve parçacıkların solunması sonucu hava yollarında ve akciğerlerde gelişen mikrobik olmayan iltihapla geliştiğini, hava yollarının daralması, tıkanmasıyla sonuçlanan bir hastalık olduğunu söyledi

Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
KOAH Sonra Oku

T.C. Sağlık Bakanlığı ve Türk Toraks Derneği işbirliğiyle 16 Kasım 2016 tarihinde Dünya KOAH Günü etkinlikleri yapılarak toplumumuzda, sağlık çalışanlarında ve sağlık yöneticilerinde KOAH farkındalığı ile bilincin artırılması hedefleniyor.

Türk Toraks Derneği (TTD) adına açıklama yapan TTD KOAH Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Nurdan Köktürk, KOAH'ın zararlı toz, gaz ve parçacıkların solunması sonucu hava yollarında ve akciğerlerde gelişen mikrobik olmayan iltihapla geliştiğini, hava yollarının daralması, tıkanmasıyla sonuçlanan bir hastalık olduğunu söyledi.

Hastalığın genellikle ilerleyen yapıya sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Köktürk, tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olmasına karşın, kamuoyu tarafından yeterince bilinmediğini dile getirdi. "Toplumumuzda 40 yaş üstü her 5 kişiden birinde KOAH vardır. Oysa, 10 KOAH hastasının sadece biri doktora başvurmuş ve doğru tanı alabilmiştir." diyen Prof. Dr. Köktürk, hastalık gelişiminde olumsuz çevre koşullarının önemli bir etken olduğunu kaydetti.

Küresel Hastalık Yükü Çalışması'na göre, KOAH'ın yılda 2 milyon 900 bin hastanın ölümüne yol açtığını anlatan Prof. Dr. Köktürk, "KOAH, tüm ölümlerin de yüzde 5,5'inden sorumludur. Türkiye'de solunum sistemi hastalıkları en sık görülen 3'üncü ölüm nedenidir ve bu ölümlerin yüzde 61,5'i de KOAH'tan kaynaklanmaktadır" dedi.

“KİRLİ HAVAYA MARUZ KALMAK KOAH’IN BAŞ NEDENİ”

Prof. Dr. Nurdan Köktürk, kirli hava solunmasından KOAH'ın en temel nedeni olduğunun altını çizerek, bunun özellikle son 200 yılda sanayi devrimi sonrasında ortaya çıkan bir sorun olduğunu vurguladı. KOAH'lı hastaların ve bu hastalıktan ölen kişilerin dünyadaki dağılımına bakıldığında, yüzde 90'dan fazlasının düşük-orta gelirli yoksul ülkelerde yaşayan kişileri kapsadığına dikkati çeken Prof. Dr. Köktürk, şöyle devam etti:

"Anne karnından itibaren ev ve iş yeri gibi iç ortamlarda, gerekse dış ortamlarda solunan zararlı duman, gaz ve küçük parçacıklar nedeniyle KOAH oluşumuna neden olur. Tütün dumanı, termik santraller, fabrikalar ve trafikteki arabaların egzozlarından çevreye yaydıkları kirli hava, ısınma ve yemek pişirme amaçlı evlerdeki soba veya ocaklarda yakılan
odun, tezek, ağaç kökleri ve kömürün dumanı ve tozlu dumanlı işyerlerinde soluduğumuz kirli hava hastalığa neden olan en önemli sebeplerdir."

Prof. Dr. Köktürk, KOAH'ın ilerleyici hastalık olmasına karşı önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi. Hastalığın, genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıktığını ve kendini uzun süreli nefes darlığı, öksürük, balgam gibi şikayetlerle gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Köktürk, söz konusu belirtilerin hastalık ilerledikçe arttığını belirtti.

“HAFTADA ÜÇ GÜN 45 DAKİKA HIZLI TEMPOLU YÜRÜYÜŞ FAYDALI"

Hastalığa bağlı ortaya çıkan nefes darlığının, fiziksel aktivitede kısıtlılık yarattığını dile getiren Prof. Dr. Nurdan Köktürk, KOAH hastalarının uzun mesafe yürüyemediğini ve zaman içinde günlük işlerini yapmakta güçlük çektiğini vurguladı. Prof. Dr. Köktürk, gün içinde yetersiz fiziksel aktivite sonucunda kas kaybının oluştuğunu belirterek, "Fiziksel aktivitede azalma, hastanın yaşam kalitesini bozar, sakatlık ve ölüme yol açar" diye konuştu.

Yurt dışında yapılan araştırma sonucuna göre, haftada iki saat ve daha fazla yürüyüş yapanlarda KOAH'a bağlı hastane başvuruları ve söz konusu hastalık nedeniyle ortaya çıkan ölüm oranlarında yüzde 30-40 azalma tespit edildiğini anlatan Prof. Dr. Köktürk, hekim bilgisinde hastaların en az haftada üç gün 45 dakika hızlı tempoda yürüyüş yapmalarının önerildiğini bildirdi.

KOAH'lı bir hastanın ilk olarak sigara kullanımını bırakması ve dumana maruziyetten kaçınılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Köktürk, bunun dışında diğer zararlı toz ve dumandan uzak durulması, ortam havasının temiz tutulması, grip ve zatürre aşılarının yapılması ve nefes yoluyla alınan ilaçların kullanılması gerektiğini söyledi.

 

BU HABERE İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER