Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Ateşal, stresli yaşamı olan, sinirli ve öfkeli davranan kişilerin nasıl tehdit altında olduğu konusunda uyardı.

Aşırı stresli, sinirli ve öfke patlamaları yaşayan insanlarda kalp ve tansiyon rahatsızlıklarının görülme oranı, bu durumun başka ne gibi kardiyovasküler hastalıklara yol açtığı konularında bilgi veren Prof. Dr. Sebahattin Ateşal, stresli yaşamı olan, sinirli ve öfkeli davranan kişilerin nasıl tehdit altında olduğu konusunda uyarılarda bulundu.

Stresin çevresel gereksinimlerin, organizmanın adaptif kapasitesini zorlayan bir süreci olarak tanımlandığını ifade eden Prof. Dr. Ateşal, "Bu adaptif zorlanma süreci hastalıklarla sonuçlanabilecek biyolojik değişimlere sebep olabilir. Hayat türlü streslerle doludur ve stres genç, yaşlı, zengin, fakir herkesi etkisi altına alabilir. Yaşam streslerinin kardiyovasküler hastalık ya da ciddi bir koroner veya serebral olay riskini artırdığı uzun süredir düşünülmektedir. Ama stresin kalp hastalığına neden olduğu evrensel olarak kabul görmüş değildir" dedi.

BU HASTALIKLARA DİKKAT

Yaşam şekline dikkat çeken Prof. Dr. Ateşal, "Koroner kalp hastalığı ile ilişkili olduğu yaygın olarak kabul görmüş 'değiştirilebilir' risk faktörleri; kolesterol düzeyinin yüksek olması, hipertansiyon, sigara içiciliği, diyabet, obezite, fiziksel aktivite eksikliği, metaboliksendrom, zihinsel stres ve depresyondur.

Genellikle bu risk faktörleri; fiziksel aktivite eksikliği-obezite-metaboliksendrom ya da stres-depresyon-sigara içiciliğinde olduğu gibi kümelenme eğilimindedir. Bunlardan sigara içiminin bırakılmasının, koroner arter hastalığı açısından en önemli önleyici tedbir olduğunu belirtmek gerekir. Yüksek serum kolesterol düzeylerinin nedenlerini belirlemek için Friedman ve arkadaşları stres ve serum kolesterol arasındaki ilişkinin erken çalışmalarından birini gerçekleştirmişler ve stresin serum kolesterol düzeylerinde artış nedenlerinden birisi olduğunu bulmuşlardır. Sınav stresi yaşayan tıp öğrencileri ile eğitim ve sınav dönemlerindeki askeri pilotlar üzerinde çalışmalar yapan diğer bazı araştırmacılar da bu bulguyu doğrulamışlardır'' şeklinde konuştu.

Stres sırasında kan basıncı ve serum kolesterolü arttığından, stres ve hipertansiyon arasındaki ilişkinin uzun dönemler boyunca şüpheli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ateşal, "Ancak duygusal stres genellikle hipertansiyon etiyolojisinde önemli bir faktör olarak kabul edilir. Bu ilişkinin erken delillerinden birisi Dunbar'ın büyük çalışmasından gelmiştir. Dunbar, eleştirildiğinde veya hata yaptığında kolayca mutsuz olmak ya da hayal kırıklığına uğramak, bastırılmış öfke sahibi olmak ve öz güven eksikliği gibi belirli kişilik özelliklerinin hipertansif hastaların karakteristiği olduğunu vurgulamıştır. Daha sonra bu ilişki kabul edilerek hipertansif hastalar için eğitim programlarına stres yönetimi de dahil edilmiştir'' diye konuştu.

STRESLİ HAYAT, SİGARA GİBİ ZARARLI ALIŞKANLIKLARA YOL AÇIYOR

Stresli bir hayat yaşamak, insanlarda kardiyovasküler hastalık için risk faktörleri olan sigara içmek ve kötü beslenmek gibi zararlı alışkanlıkların benimsenmesine neden olabildiğini söyleyen Prof. Dr. Ateşal, "Kötü beslenmek obezite, metabolik sendrom ve tip-2 diyabet gibi koroner arter hastalığı için risk faktörü olan durumlarla sonuçlanabilir. Ama stresin kendisi de vücudun davranış biçimini değiştirebilir ve kalp sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabilecek dolaşım ve sinir sistemi değişikliklerine neden olabilir. Çalışmalar akut stresin kalbe kan akışında azalmayı tetiklediği, kalp ritim anormalliklerini ve kan pıhtılaşması olasılığını artırdığını göstermektedir. Bunların hepsi kardiyovasküler hastalık gelişimini artırıcı rol oynayabilir. Koroner damarlarda zaten damar sertliği olan bireyler akut bir stresle karşılaştıklarında koroner damarların kasılması ve kan akımının azalması nedeni ile göğüs ağrısı yaşayabilirler. Uzun bir zaman süreci boyunca yaşandığında tüm bu etkiler kan damarlarının endotel denilen iç yüzünün zarar görmesine neden olabilir. Buysa kan damarlarını ateroskleroza daha duyarlı hale getirir. Eğer mümkünse davranış özelliklerinin ve koşulların değiştirilmesi kardiyovasküler hastalığa yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Profesyonel bir psikososyal destek yanı sıra risk faktörü ve yaşam tarzı değişiklikleri açısından karidyovasküler danışmanlık alınması bu tür yakınmaları olan bireyler için en iyi başlangıç noktası olacaktır" açıklamasında bulundu.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000