"Birinci evlilik deneme, ikinicisi doğru olan"

Tartışma yaratacak bir iddia...


21 Ağustos 2010 Cumartesi, 12:56:52Güncelleme: 12:56:52
"Birinci evlilik deneme, ikinicisi doğru olan" Sonra Oku

Psikiyatrist Dr. Alper Hasanoğlu, Vatan Gazetesi'nde yazdığı yazıda birinci evliliklerin deneme, ikinci evliliklerin ise doğru olduğunu söyledi... İşte tartışma yaratabilecek yazı...

"Hemen hemen her iki evlilikten biri boşanmayla sonuçlanıyor. Evlenenlerin ise neredeyse üçte birinde, eşlerden biri en azından ikinci kez “evet” diyor. İstatistikler ikinci kez “evet” diyenlerin çok daha kolay boşandıklarını da gösteriyor. Daha önceki ilişkide yaşanan sorunlar üzerine düşünülmemişse, aynı davranış ve düşünüş kalıpları ikinci evlilikte de tekrarlanıyorsa ve ikinci eşten beklentiler artıyorsa tekrar boşanma riski daha da yükseliyor.

Boşanma oranlarına baktığımızda bir ahlak çöküntüsü mü yaşıyoruz diye sorabilir birçok insan. Ya da evlilik kurumu işlevini yitirdi, insanları mutlu etmekten çok mutsuz ediyor diye de düşünülebilir. Gerçekten de kendi anne-babalarımızın ve hatta kendi evliliklerimizin duygusal olarak bize neler yaşattığını dürüst bir şekilde kendimize itiraf edersek ne demek istediğim rahatça anlaşılabilir.

Çiftlerin bir ömür boyu birlikte olmak için attıkları imza artık bir anlam ifade etmiyor. Çünkü eşleri birbirlerinden ayıran ölüm değil, orta yaş krizinden çıkmayı kolaylaştıran ya da günlük hayatın ve alışkanlıkların ölümcül can sıkıntısından kurtaran 20 yaş daha genç, güzel bir sevgili oluyor çoğunlukla.
Sosyologlar bireyciliğin ön planda olduğu günümüz dünyasında insanların birbirlerinden beklentilerinin karşılanamayacak kadar yüksek olduğunu belirtiyorlar. Beklentiler gerçekleşmezse elveda! Bir birliktelikten, evlilikten sıyrılıvermek günlük hayatımızın bir parçası oldu neredeyse. Bizden önceki kuşaklar ise büyük bir endişeyle bizim evlilik kurumunu artık ciddiye almadığımızı düşünüp, üzülüyorlar.

Hiçbir şeyden ders çıkarmayan bir kitle de var ama. İkinci kez evlenenler. Şöyle de düşünülebilir. İkinci kez denediğimizde artık hayatımızın başka bir evresinde bulunmaktayız. İkinci kez yaşanan mutlaka daha önce yaşanan illüzyonun bir tekrarı olmak zorunda değil. Beklentilerimizi azaltmış, daha dikkatli davranmaya başlamış olabiliriz. Biraz daha yaşlı, yani daha olgun ve daha gerçekçiyizdir. Psikanalizin kurucusu Freud, ikinci evliliklerle ilgili olarak şu tespiti yapar: “Aynı kadınla yapıldığı takdirde, ikinci evlilik birinciden kesinlikle daha iyidir.” Yani, birinci evlilikte idealize ettiğimiz evlilik ve evlendiğimiz kişiyle, evlilik kurumunun gerçekliği birbirleriyle büyük bir çelişki içindedir ve bu çelişki sonrasında yaşanan zorunlu bir hayal kırıklığıdır. İlk olarak ikinci denememizde bu ideal resimden vazgeçip gerçeği olduğu gibi kabul edebiliyoruz sanki.
Hemen hemen her iki evlilikten biri boşanmayla sonuçlanıyor. Evlenenlerin ise neredeyse üçte birinde, eşlerden biri en azından ikinci kez evet diyor evlendirme memuruna. İstatistikler ikinci kez “evet” diyenlerin çok daha kolay boşandıklarını da gösteriyor. Daha önceki ilişkide yaşanan sorunlar üzerine düşünülmemişse, aynı davranış ve düşünüş kalıpları ikinci evlilikte de tekrarlanıyorsa ve ikinci eşten beklentiler artıyorsa tekrar boşanma riski daha da yükseliyor.

Dengeler kadının lehine bozuldu

Bunun tam tersini de söylemek mümkün. Evli çiftlerin yarısı boşanıyorsa diğer yarısı da evli kalıyor. Ama günlük pratiğimizde uzun süre evli kalmış çiftlerden, evliliklerinin sürmesine neden olan şeyin çoğunlukla cesaret eksikliği olduğunu duyuyoruz. Şunu da unutmamak gerekir ki, bir birlikteliğin ömür boyu sürmesi için neredeyse 50 sene birlikte yaşamak gerekiyor. İstisnalar bir kenara bırakılırsa, hangi sevgi bu kadar uzun süre devam edebilir.
Ayrıca kadının toplumsal yaşamda mesleki olarak yer almaya başlaması, ekonomik olarak bağımsızlığını ilan etmesi ve doğum kontrol yöntemleri sayesinde ne zaman doğuracağına karar verebilir durumda olması ilişkilerdeki dengeyi kadının lehine bozdu. Kadın artık evde kalmak ve yalnızca ev kadını, anne rolüyle yetinmek istemiyor haklı olarak. Çünkü evde hazırladığı mükellef pazar kahvaltısı için bile kendisine teşekkür etmeyen adamın karşısında, işyerindeki kafede kendisine iltifatlar yağdıran karizmatik iş arkadaşı var. Ve bu iş arkadaşıyla girişilecek ikinci bir deneme çok şey vadediyor. Çünkü ikisi de neyi yapmamaları gerektiğini iyi bildikleri gibi, karşılarındakinden neyi beklememeleri gerektiğini de çok iyi biliyor.
Bundan yüzyıl önce olsa kadın buz gibi olmuş evlilik yatağında uyumaya devam eder ya da en fazla çocukların odasına serilmiş bir yer yatağında uykuya dalmaya çalışırdı. Erkekse parayla ulaşabileceği kadınlarla açlığını bastırır, evini bir otel olarak kullanırdı.
Oysa şimdi risk alma hakkına sahibiz. Ve yeni olan çok şey vadediyor.

7 YILDA BİR NİKAH TAZELENMELİ

Otomatik Boşanma

Kısa bir süre önce Almanya’da aile sosyologları, aile psikolojisiyle ilgilenen profesyoneller ve politikacılar ilk bakışta herkesi tedirgin eden bir konuyu tartışmaya açtılar. Evliliklerin doğal süresi nedir? Bu tartışmaların sonunda “Otomatik Boşanma” diye adlandırabileceğimiz bir öneri çıktı ortaya. Evli çiftlerin 7 yıl sonra resmi olarak kendiliğinden boşanmış olmalarıydı bu öneri. İsteyen çiftler evliliklerine devam etmek için yeniden resmi başvuruda bulunabilir ve evliliklerini tazeleyebilirler bu öneriye göre. Ya da boşanma sürecinin beraberinde getirdiği bürokratik ve hukuki travmadan korunmuş olarak başka bir hayat biçimine geçebilirler. Bu öneri rahatsız edici gibi gözükse de evliliklerine devam etmek isteyen çiftler için bir güven tazeleme, sevgilerini test etme olanağı sağlayabilir. Ayrıca ayrılma kararı verenlere de birbirlerinden nefret etmeden hayatlarına başka bir yön verme şansı verir. Bizim için çok mu erken böyle postmodern bir birliktelik için? Ama evlilik kurumunun çoğunlukla mutsuzluktan başka bir şey getirmediği modern zamanlarda başka birçok olasılığın yanında, neden olmasın?"