Beğen
Takip Et

Böbrek taşını beslenmeyle önleyin

Böbrek taşlarının tedavisinde ve oluşumunun önüne geçilmesinde beslenmenin önemli bir faktör olduğu belirtildi.


15 Eylül 2010 Çarşamba, 10:01:48Güncelleme: 10:01:48
Böbrek taşını beslenmeyle önleyin Sonra Oku

Konuyla ilgili bilgiler veren Üroloji Uzmanı Dr. Ömer Fatih Çelik, böbreklerin kanda bulunan aşırı mineral tuzları ve diğer eriyik haldeki maddeleri uzaklaştırarak filtre görevini yaptığını söyledi. İdrar içersinde eriyik halde tam eriyememiş aşırı doymuş olan minerallerin taş oluşumuna neden olduğunu kaydeden Çelik "Örneğin, içtiğiniz soğuk çayda aşırı miktarda konulan şekerin erimeye çalışması gibi. Minerallerin çözülmemiş kısımlarının bir araya gelerek gruplar oluşturur ve artık sert taşlar oluşur. Böbrek taşları genelde böbreklerde oluşur. Fakat diğer idrar yolları kısımlarında da görülebilir. Böbrek taşları çok küçükse fark edilmeden idrar yolları ile atılabilir. Oysa sıklıkla onlar büyürler ve kenarları tırtıllı - keskindir. Bu taşlar idrar yollarından geçişi esnasında çok aşırı ağrı oluşur. Bazı taşlar, idrar yollarından kendileri geçemez ve cerrahi veya medikal tedaviye ihtiyaç duyulur. Pek çok insan için, böbrek taşları çimenlikler içinde karahindiba gibidir. Onlar elimine edilebilir ancak, zaman alır. Bu durumda tedavinin en önemli parçası tekrar taş oluşumunu önlemek şeklinde amaçlanmalıdır. Böbrek taşları çeşitli tipleri vardır. Bu farklılıktan dolayı taşın tipinin tespiti hem doktorun yaklaşımı hem de tedavi yaklaşımı açısından önemlidir. Önleyici tedaviler ilaçlarla yapılabileceği gibi alınan yiyecekler ile yapılan değişikliklerle de sağlanabilir. Böbrek taşlarının yüzde 80'i kalsiyum ile diğer mineralleri içerir ve genellikle kalsiyum ve oksalat bileşimi şeklindedir. Kimi vakalarda beslenmenin ayarlanması bu tip böbrek taşlarının oluşumunu önlemede yardımcı olur" dedi.

"Kalsiyumu düzenleyen bir diyet pek çok sağlıklı yetişkin için yeterli bir beslenmedir" diyen Dr. Ömer Fatih Çelik "Oysa kalsiyum için tavsiye edilen diyet, menopoz sonrası, gebe ve emziren kadınlarda veya 25 yaş altı pek çok kişide sorun oluşturabilir. Eğer bir doktor önerisi yoksa, kalsiyum desteği tavsiye edilmez" şeklinde konu ştu.

Dr. Ömer Fatih Çelik, böbrek taşı tedavisinde beslenme ile ilgili şu önerilerde bulundu:
"Sıvı alımını artırmak: Bu böbrek taşı oluşumuna yatkın hastalar için en önemli önleyici faktördür. Mesela, daha fazla şeker, yarım bardağa göre bir bardakta daha iyi eriyebilir. Hastalar her gün 2 litre veya daha fazla idrar çıkartabilecek kadar sıvı almalıdır. Kılavuz kitapçıklara göre, gündüz alınan her saat için bir bardak sıvı ve gece 1 defa bir bardak sıvı şeklindedir. Alınan sıvının en az %50'si su olmalıdır. Sıcak hava şartları ve fiziki aktivitesi fazla olan kişiler için bu sıvı miktarının artırılması önerilmektedir.

Kalsiyum: Yiyeceklerde bulunan kalsiyum bağırsaklardan sindirim sırasında emilir. Vücut bu minerali pek çok fonksiyon için kullanır. Emilen fazla miktar böbrekler vasıtasıyla atılır. Kalsiyum en fazla süt ve süt ürünleriyle alınır. Bu besinlerdeki kalsiyum genelde kolaylıkla emilir. Diğer besinler, mesela koyu yeşil renkli sebzeler de önemli miktarda kalsiyum içerir. Oysa bu besinler kalsiyumun kolayca emilimini engelleyen maddeler de içerir.

Sonuçta koyu yeşil yapraklı besinlerdeki kalsiyum miktarı süt ve süt ürünlerine göre daha azdır. Bazı ilaçlardaki kalsiyum da vücut tarafından emilebilen veya emilemeyen formda olabilir. Genellikle vücut ihtiyacından daha fazla kalsiyumu emer. Oysa belirli durumlarda, absorbe edilen miktar çok çok fazla veya böbreklerden atılan miktar aşırı derecede fazla olabilir. İdrarda aşırı miktar kalsiyum hiperkalsiüri olarak adlandırılır. Hiperkalsiürisi olan vakalarda kalsiyum alımını kontrol altına almak kalsiyum taşlarının oluşumunu önleyebilir. Eğer doktor kalsiyum alımını kontrol eden bir diyet tavsiye ediyorsa, amaç ne çok fazla ne de çok az olan dar bir aralık içersinde kalsiyum alımı şeklinde olmalıdır. Çünkü vücudun belirli bir miktarda kalsiyuma ihtiyacı vardır. Bir diyette, erkekler için günlük 800mg kalsiyum alımı tavsiye edilmektedir. Menopoz sonrası kadınlara ise 1200 mg önerilmektedir. Kalsiyum kontrolü altındaki hastalar vitamin veya diğer destek tedavileri almadan önce doktora başvurmalıdırlar. Çünkü kalsiyum çok rahat emilen bir mineraldir.

Oksalat: Oksalat en fazla bitkisel gıdalarda vardır. Kalsiyum bağırsaklarda oksalat ile birleşir.

Böylece emilebilecek kalsiyumun emilme yeteneğini azalır. Çünkü bazen oksalat veya kalsiyum oksalat taş formlarında bağırsaklarda yeterince kalsiyum yoktur. Sonrasında aşırı miktarda olan oksalat böbreklere gider ve oradan atılır. İdrarda bu kadar aşırı miktarda oksalat olmasına hiperoksalüri denir.

Oksalat veya kalsiyum oksalat taşları olan kişiler için, hekim hafif kalsiyum miktarının yüksek olduğu oksalat miktarını düşüren diyet tavsiye ederler. Bu hastalara günlük 50 mg oksalatı aşmayan diyet tavsiye edilir. Bunu yapmakla, oksalatın yüksek veya orta derece miktarda olan besinlerin azaltılmalı veya diyetten çıkartılmalıdır. Oksalatın olduğu pek çok miktarda besin olmasına rağmen 8 çeşit yiyecek idrardaki oksalat miktarını arttıracağı gösterilmiştir. Bunlar; ravent bitkisi, ıspanak, çilek, çikolata, buğday-kepek, fındık, pancar ve çay.

Şeker, tuz ve hayvansal proteinler: Bu ve bunun gibi pek çok madde kalsiyum ve kalsiyum oksalat taşlarının oluşumunu arttırdığı bilinmektedir. Bazı şekerler, yiyecekler içerinde doğal olarak bulunur ve endişe verdici gibi görülmemektedir. Oysa böbrek taşı olan insanlar aşırı şeker bulunduran paketlenmiş yiyeceklerden kaçınmalı ve yiyeceklerini hazırlarken şekeri azaltmalıdırlar. Diyette tuzu azaltma idrardan atılan kalsiyum miktarında da azaltma oluşturduğu görülmüştür. Sonuç itibarıyla; kalsiyum içeren taşları bulunan hastalar günde 2300 ile 3500 mg arasında sodyum alınımından fayda bulurlar. Diyet içersindeki yüksek miktarda hayvansal proteinler böbrek taşlarının oluşumunu destekleyen idrarda yüksek miktarda mineral oluşumunu etkiler. Böylece, böbrek taşları gelişimine yatkın olan insanlar ihtiyaçlarından fazlası hayvansal protein alınımından kaçınmalıdırlar. Bir diyetisyen tarafından o kişi için günlük protein alımı oluşturabilinir.

Erimeyen lifler: Lifler bitkilerin sindirimi zor kısımlarıdır. İki tip lif vardır; suda eriyebilenler ve erimeyenler. Vücuda her ikisinin önemli katkıları vardır fakat buğday, çavdar, arpa ve pirinçte bulunan erimeyen lifler idrardaki kalsiyumu azaltmasına yardımcı olabilir. Bunlar bağırsaklarda kalsiyum ile birleşir ve böbreklerden atılması gereken kalsiyumu dışkı ile atılımını sağlar. Erimeyen lifler bağırsaklardan maddelerin geçişini hızlandırır ve sonuçta; bağırsaklardan emilen kalsiyum miktarı daha azalır.

Vitamin C: Vitamin C vücut tarafından kullanıldığında oksalat oluşumu sağlanır. Böylece; eğer doktor diyetince oksalat kısıtlamasını tavsiye ediyorsa vitamin C desteği önemli bir fikir değildir. Bu durum doktor hasta arasında tartışılabilir.

İHA