Cildimiz neden yaşlanıyor?

Kanadalı kozmetik mucidi genç kalmanın sırrını verdi!


17 Şubat 2011 Perşembe, 11:28:34Güncelleme: 11:28:34
Cildimiz neden yaşlanıyor? Sonra Oku

BEGÜM ÇELİKKOL/ HABERTURK.COM SAĞLIK HABERLERİ SERVİSİ

O pek çok yaşlanmayı geciktirici ürünün mucidi. Şimdilerde yeni bir ürünü piyasaya çıktı. Çocukluğunda meraklandığı ilaç üretimi ileriki hayatında mesleği oldu. Amacı daha genç görünümlü nesiller yaratmak ve sırrını tüm dünyayla paylaşmak. Geçtiğimiz haftalarda Kanada'dan Türkiye'ye gelen Dr. Eric Dupont, "Nasıl yaşlanmayız?" sorusunun yanıtını bizimle paylaştı. Zaten Dr. Dupont'a baktığınızda tavsiyelerinin işe yarayacağını tahmin ediyorsunuz. 45 yaşında ama hiç 45 yaşında gibi durmuyor...

Kendinizden bahseder misiniz?
Kanada'da doğdum. Babam polisti amcam da tıp fakültesinde öğretim görevlisiydi dolayısıyla çok genç yaştaki öğrencilere ders veriyordu ve ben de bundan çok etkilendim.
Kansere karşı ilaç geliştiriyordu o dönemde, ben de bu sayede 15 yaşında bu sektöre girme fırsatı buldum. Ben de ilaç geliştirme çalışmalarında bulundum hatta yaz okulunda yaptım bunları. Özellikle "İlaçların yan etkileri var mı, yok mu?" diye yapılan çalışmalarda yer aldım. Daha sonra ben de amcamın yolundan giderek tıp alanında bir şeyler yapmak istediğime karar verdim. O yüzden de doktoramı endokrinoloji ve labovatuvar alanında yapmak istedim.

Cilt niye yaşlanır? Sigara mı yoksa çevresel föktörler mi, yiyecekler içecekler mi? Neler etkilidir bunda?
Bunu ikiye ayırabiliriz: Dış ve iç faktörler olarak. iç faktörlerimiz genetiğimiz, kalıtsal özelliklerimiz, anne babadan gelen özellikler; diğer dış faktörler ise tamamen yaşamsal tarzımız. Sigara içiyorsanız, beslenmeniz veya korunmadan güneşe çıkıyorsanız bunlar yaşlanma sürecini hızlandıran faktörlerdir. Bu süreci ya hızlandırabilirsiniz ya da yavaşlatabilirsiniz. Yaşam sürecinizi kendi yaptıklarınızla belirliyorsunuz.

YAŞAM SÜRESİ UZADI
Cildin yapısıyla ilgili olan görüşler doğru mu? Kuru cilt çabuk yaşlanıyor, yağlı cilt kırışmıyor gibi görüşler...

Bir önceki soruyu tamamlayacak bir şey söyleyeyim. Bu yüzyılın başında beklenen ortalama yaşam süresi 50 yıldı ama şimdi birinci yüzyılda bunu 80'e çıkardık yani yaklaşık olarak yüzde 60 olarak bir artış söz konusu. Bunun sebepleri neler bunlara daha sonra gireceğim. Bu yaşam süresinin uzamasınında sebeleri var. Mesela insanlar artık daha fazla hijyene önem gösteriyor veya ilaç enstitüsünde gelişmeler olduğu için antibiyotikler ve diyabet ilaçlarını geliştirebildiğimiz için yaşam süresini uzatabildik. Yani bu sadece birçok faktöre bağlı etken değil çok fazla etken var bunu etkileyen. Aynı şekilde cilt için de geçerli. İki farklı cilt tipini yaşlanma açısından şu şekilde açıklayabiliriz: Cildimizin üst tabakasında sabur var. Yağlı veya kuru cilt olması tamamen bunun seviyesine bağlı. Kuru ciltte bu değer eksik oluyor ve su yani nemlendirici etkisi olamıyor ve cilt kuru oluyor. Böyle olduğunda ciltteki enzimler ve proteinler doğru çalışamadığı için erken yaşlanmaya sebeb olabiliyor. Kuru cildin yaşlanmasının sebebi bu. Yağlı ciltte de herhangi bir şey yapılmadığında artıklar için bu durum solunumu engelliyor, hücreler nefes alamıyor ve akneye sebeb olabiliyor.

Bendeki sorun da bu. Aknelerle savaşımda başarılı olamıyorum
Bu durumda temizleme çok önemli 

Temizleme benim için çok önemli. Buna çok önem veririm. Zaten çok makyaj yapan biride değilimdir ama yaparsam temizlemeden asla yatmam,  birçok ürünü bir arada kullanırım temizleme olarak ...
Bazı yerlerde akne var ama değil mi?

Evet
Sadece orada olan bölgelere enzim teokrasi içeren ürünler kullanılması lazım. Yani sadece o bölgelere lokal olarak uygulayın belli bir süre sonra kendiliğinden geçecek. İlk önce bu enzim teokrasi ürünleri içeren ürünleri kullanıp bu bölgedeki akneleri öldüreceksiniz, kurutacaksınız cildi daha sonra da gerekli diğer ürünleri kullanarak bir daha olmamasını sağlayacaksınız.

ERKEN YAŞLANMANIN SEBEPLERİ

Erken yaşlanmaya neler sebep oluyor daha başka?

Erken yaşlanmayı örnek olarak şunu söyleyebilirim, güneşte çok fazla kalıp cildinizi kurutmak yaşlanmanıza sebep olur ama aynı şey soğuk iklimler için de geçerli. Mesela, kuzeyde yaşayanlar soğuğa çıkarken her hangi bir koruma kullanmadıklarından çok çabuk yaşlanıyorlar. Yani kadınlara bakıyorsunuz 50 yaşında görünüyor ama aslında 30- 35 yaşında oluyorlar. Kışın da o kadar önemli. Çok soğuk olduğunda yüzünüz kurur,
dudaklarınız kurur ve erken yaşlanma olur. Cildinizin sağlıklı bir şekilde kalması için proteinlerin düzenli çalışmasına ihtiyaç var ve su olmayınca yani cilt kuru olduğunda da bu olmuyor.
 
ÜRÜNLER YAŞLANMAYI GECİKTİRİR Mİ?

Siz yaşlanma karşıtı kozmetik ürünlerinin mucidisiniz. Sadece bu ürünler kullanılarak yaşlanmanın önüne geçilebiliyor mu? Bu bir mucize mi?
Çoğu kişi bunlara inanmıyor ya da çok az etkisi olduğunu söylüyor. Yani "Sadece nemlendirici ve temizleyici  ürünler kullanarak yaşlanmanın önüne geçebilir miyiz?" diyorlar. Öyle düşünenler bir bakıma doğru düşünüyor çünkü biz yaşlanmayı sadece bir bakıma erteleyebiliyoruz, tamamen durdurmak mümkün değil. Genetik programımız bu şekilde. Bu süreci ya hızlandırabilirsiniz ya da yavaşlatabilirsiniz. Güneş, soğuk, kuruluk bunların hepsi yaşlanmayı hızlandırıyor. Kompleks bir yaklaşımla kırışıklığı erteliyoruz ama bunu tamamen durdurmak imkânsız tamamen durdurmak imkansız.

Cildimiz 3 katmandan oluşuyor. Epidermiks en dış katman ve buarda damar yok. Dermiste de proteinler var. Damarlar var. Dermisin altında da epidermis var. Kasılma olduğu damarların ve kan dokulalarının olduğu ...

2011'de yapılan araştırmalarla farklı yaşlanma mekanizmalarına ulaşıldı. Bunlardan birincisi nemlilik oranının yaşlandıkça azalması. Yaşlandıkça hep bir şeyler azalıyor hep bir şeyleri kaybediyoruz demek çok da doğru değil. Çünkü cilt için 16 farklı mekanizma var ve bunların yüzde 50'si azalırken yüzde 50'si artıyor. Bunlardan bir tanesinde nem oranı azalıyor. Kozmetik sektörü ilk başta bunun üzerine gitti. Nemli olması, nemlendirilmesi... Nemlendirme amaçlı nemlendiricilerle başlandı .

50 YILDA İLK YAŞLANMA SEBEBİ ÇÖZÜLDÜ

Sadece birinci yaşlanma nedenini mi çözmek için 50 yıl önce çalışmalara başlandı?

Evet, kesinlikle. Toplamda 16 mekanizma var. Yani yenilenmesi, yeniden üretilmesi ve bu 16 mekanizmaya karşı bir araştırma yapılması. İkinci mekanizması bir bariyer olması yani dışarıdan gelen durumlara karşı bir bariyer oluşturması ve buda azalıyor yaşlandıkça. Cilt içindeki serbest radikallerin artması yani oksidasyon yaşlandıkça artıyor. Buda kötü birşey çünkü cilde zarar veriyor. DNA tamiride azalıyor yaşlandıkça. Enerji seviyeside azalıyor. Oksijen olması ve oksijen dolaşımı azalıyor. Bağışıklıkta azalıyor. Pigmentasyonda azalmıyor ama daha düzensiz hale geliyor. Yani lekelerin oluşması bazen hiç olmuyor bazen çok düzensiz şekilde olabiliyor ve keratinleşme sürecide daha dengesiz bir seviyeye gelebiliyor. Çünkü epidermiks her ay kendini yenileyebiliyor ve keratinleşme süreci düzensizleşebiliyor. Burası epidermisle, dermisin tam da buluştuğu nokta ve hücreler çıkıp epidermisin yüzeyine çıktıktan sonra hücre çekirdeğini bırakıp geçtiği için orada belirli bir süre sonra düzensizlik olabiliyor. Keratinleşmedeki düzensizliklerin sebebi de budur. Epidermisle, dermisin birleştiği yer cilt katmanlarının ayrıldığı yer. Çünkü burda damar yok. Oksijen, protein, su hepsi aşağıdan yukarı içten dışarıya doğru haraket ediyor. Dışardan içeriye giden kötü bir ürün gibi ama içerden dışarıya çıkan iyi bir yan ürün gibi. Bunlar işte oksijen, besinler, proteinler gibi şeyler içeriden dışarıya doğru haraket ediyor. O yüzden bu aradaki bilişim noktasında her iki yönden de bir şeyler gelebiliyor. Bu yüzden bu yaşlı insanlarda da bu katman artık gevşemeye başlıyor. Çok sıkı tutamadığı için ciltte su toplama olayı oluyor. Deri esnek hale gelir ve esnekliğini koruyamadığı için su toplamaya  başlar. Epidermis ve dermis birbirinden ayrılır. Ödem  ya da lenfatik sıvı oluşur. Dermis katmanıda çok önemli cildimizin önemli bir katmanını oluşturuyor. Yine dermisi oluşturan en önemli kısım hücre dışı matris denilen kısım ve bunuda 3 boyutlu bir yapı olarak düşünün ve cildin en önemli kısmını oluşturuyor. Normalde mesela 20 yaşındayken kolejen ve elastin üretimiyle onun tahribatı hep aynı seviyede direk enzim ve proteinler olduğu için sorun olmaz hep eşit kalır. Proteinler bir şekilde diğer olumsuz faktörlerden etkilendiği için tahrip oluyorlar ve bir süre sonra yenileri çıkıyor. Yaşlanmaya başladıkça bu süreç bu kadar hızlı olmuyor. Yaşlandıkça bu denge değişiyor. Daha az sentez, daha az elastin oluyor. Protein artıyor. Yaşlandıklıkçe bütün bunlar enflamasyon  dediğimiz bir mekanizma tarafından yavaşlatılıyor. Bu yüzden yaşlandıkça cildimiz daha çok hassaslaşır. Ya da kılcal damarlar görülür, kızarıklıklar olur, damarlar genişleyebilir. Enflamasyonla ilgili dediklerimiz mikro dolaşımla da ilgili bir durum olabilir.

En son yaptığınız ürünleri kaç kişi üzerinde denediniz?
200 kişi üzerinde denemiş bir çalışma var. Bu konuda akademisyenlerle daha çok çalışılıyor. Hedefleri belirledikten sonra en iyi monekülleri bulmak geliyor. Akademisyenler bu kısımda çok fazla bilgi sahibi değiller. Daha çok bu monokülleri icad eden kişilerle çalışmamız gerekiyor. Mesela kimyagerler ve bilim adamlarıyla çalışmalar gerektiriyor. Üçüncü aşamada da doğru moneküller doğru hedeflerle bir araya getiriliyor. Daha çok bu işin mühendislik ve kimya kısmı oluyor. Dördüncü aşamalarda da  bağımsız laboratuvarda ürünlerin güvenilirliği test ediliyor. Beşinci aşamada da dermatologlar ve plastik cerrahlar bu vaka çalışmalarını yapıyolar. Kanada'da, Fransa'da, Japonya'da 200 kişi üzerinde çalışma yapılmış, ürün denemiş. Önce lokal şekilde yapılan pilot çalışmalar yapılmış, son olarak tüketicilerin verdiği geri bildirimler var. Son iki yılda binden fazla yerde kullanıldı. 250 bin ürün satıldı son iki yılda.

KAHVE YERİNE ÇAY

Yaşınız kaç? Bu ürünlerden kullanıyor musunuz? Çok genç duruyorsunuz

45 yaşındayım uzun yıllardır bu ürünleri kullanıyorum. Onun dışında düzgün beslenmeye, dinlenmeyle cildim genç kalıyor. Siz de kahve değil çayı tercih edin çünkü çayda koruyucu monoküller var. Genetik en önemlisi ama diğer faktörlere de dikkat etmek lazım...