Beğen
Takip Et

Kıskançlıktan kurtulun

Aşırıya kaçtı mı tehlikeye dönüşebilen bu duygudan kurtulmanın yolları...


10 Mart 2008 Pazartesi, 10:57:00Güncelleme: 10:57:00
Kıskançlıktan kurtulun Sonra Oku
Kıskançlık insanoğlunun doğasında olan normal bir duygu diyor uzmanlar. Her duygunun olduğu gibi onun da dozu, ayarı, iyisi kötüsü var. Kıskançlığa en çok ‘aşk’ diyarında rastlanıyor. Kimisi hoş geliyor, kimisi nahoş. İşte, A’dan Z’ye nerede ararsanız karşınıza çıkması muhtemel bu duygu üzerine Medical Park Hastanesi'nden Uzman Psikolog Sinem Demir bakın neler diyor.

“Sakın bir söz söyleme.../ Yüzüme bakma sakın!/Sesini duyan olur, sana göz koyan olur. /Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın, /Annen bile okşarsa benim bağrım kan olur... Dilerim Tanrı'dan ki, sana açık kucaklar /Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun, kan tükürsün adını candan anan dudaklar, /Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!" bu faslı geçmemiş aşık var mıdır? Kendi geçmemişse de, anne babası iç geçirmiştir bir vakit bir yerde derinden, göz göze ya da platonik.

Kıskançlık güzel bir duygu değil. İçinde 'iyi' bir hal barındırmıyor. Ama iş aşka gelince gelip tam orta yere konuyor. İster sevin ister sevmeyin, aşkınız bitene kadar da sizle beraber yaşıyor. Aşk kısmı fena değil ama, işin içine para, kariyer, şan, şöhret hatta bazen olmayacak konuların kıskançlığı da giriyor. Girmekle kalsa iyi. Giderek büyüyor ve çoğu zaman kişinin farkında olmadığı bir hastalık biçimini alıyor.

AŞKIN NESİ BU KISKANÇLIK?

Biz aşka bakalım. En çok hastalık o bölgede yapıyor. Psikolog Sinem Demir, "İnsanın doğasında olan kıskançlık, aslında normal bir duygu. Ama ipin ucunu kaçırdıysanız ve karşınızdakini boğacak duruma geldiyseniz önlem almanız gerekebilir" uyarısını yapıyor.

En kültürlüsünü, en modernini, en aklı başındasını, en güzelini bile tuzağına düşüren kıskançlık üzerine düşünür Sokolof şu lafı etmiş, "Kıskançlık, insanın en az bilinen duygusu ve üzerinde en az konuşulan davranışıdır. Bir muammadır." Yazar ve evlilik danışmanı David R. Mace "Normal kıskançlık, pek çok evliliği kurtarmış bir evlilik sübabıdır. Anormal kıskançlık ise yıkıcı bir saplantıdır ve tedavi edilmesi gerekir" derken, Decrates "Kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur" der.

EVLİLİĞİN TUTKALI MI?

Prof. Dr. Psikiyatr Nevzat Tarhan, az miktarda kıskançlık duygusunun evlilikte tutkal etkisi yaptığını, hatta eşleri bir arada tutmak, evlilik bağlarını güçlendirmek açısından da yararlı olduğunu belirtiyor. Ve şunları söylüyor "İlişkiyi diri tutan, kişileri birbirine bağlayan az miktarda kıskançlık duygusu doğal olmakla beraber, çok ciddi olarak bir ilgiden, sevgiden yoksun kalma kaygısı taşınıyorsa bu hem kıskanan kişiye hem ilişkiye zarar verir.

Yoğun bir şekilde kıskançlığın yaşandığı evlilikler kıskanan için de kıskanılan için de çekilmez hale gelir. Her şeyden önce yersiz yere kıskanılan kişi kendisini kapana kısılmış gibi hisseder. Kıskanan ise zaten en büyük zararı kendisine verir. Çözümsüz kalan kıskançlık olayları da evliliğin temelini sarsar." İdeal evliliklerin temelinde, dozunda kıskançlık ve eşin sadakatine güven duygusu bulunduğunun altını çizen Demir bakın bu konuda neler söylüyor." Bu ikisi bir arada yer almalıdır. Evlilikte güvensizliğe yer yoktur. Kıskançlık ve güvensizlik aşırıya vardı mı çekilmez olur.

KISKANÇLIK MI PARANOYA MI?

Kıskançlık çok aşırıya varmışsa bir paranoya vakası ile karşı karşıyayız demektir. Bu tipler aşırı gururlu, geçimsizdir, kendini üstün görür, şüpheci ve evhamlıdır. Her şeyden olmadık anlamlar çıkarırlar. Yolda yürürken bile eşlerini gözaltında tutarlar. Çevredeki erkeklere veya kadınlara bakıp bakmadıklarını kontrol ederler. Eve gelince perde ile oynanıp oynanmadığını araştırır, pencereden hangi erkeği gözetlediği konusunda hesap sorarlar. Kocası geç gelse, hangi kadınla birlikte olduğu konusunda onu bunaltırlar.

"NELER YAPABİLİRİM?NELER YAPILABiLiR?


"Kıskançlığın olmaması tabii ki problemdir ama yanlış kullanıldığında çok yıkıcıdır" diyen Psikolog Sinem Demir, abartıldığında sadece kıskananı değil, kıskanılanı da yıpratığını belirtiyor. "Devamlı aldatılmak düşüncesiyle yaşamak kesinlikle dayanılmazdır.

Bu durumlarda kıskançlık çiftleri birbirine bağlayan değil, ayrılığı hızlandıran ciddi bir hastalık haline gelmiştir" uyarısında bulunuyor. Ve şunları ekliyor; “Kıskançlık duygularının kaynağını araştırmalıdır. Sebeplerini kendi kendimize sıralamalıyız. Haklı mı haksız mı olunduğuna karar verilmelidir. Kıskanç insan çevresine rahatsızlık saçtığını akıldan çıkarmamalıdır. Halledilemeyen ve anormal, garip yönleri fazla olan kıskançlıklarda muhakkak beraberce bir psikiyata gidilerek tedavi yolu seçilmelidir."

DANS EDİN RESİM YAPIN

Kıskançlığın ilacının ‘sosyalleşme’ olduğunu vurgulayan Medical Park Fatih Hastanesi’nden Uzman Psikolog Sinem Demir, “Kıskançlığı dizginlemenin en doğru yolu hobiler edinmek, dans etmek ve resim yapmak gibi sosyal aktivitelere katılmak" diyor. Demir; şu önerilerde bulunuyor: "Birinin mutluluğuna imreniyorsanız, ‘keşke ben de öyle mutlu olsam’ dersiniz, ama o kişi için kötü hisler beslemezsiniz. n Kıskançlıkta ise ‘ah keşke’ demenin bir adım ötesine geçer, o kişiyle gerçekten bir sorununuz olmasa bile, varmış gibi davranırsınız. İyi ihtimalle onu görmezden gelirsiniz, kötü ihtimalle o kişiyle ufak tefek hayali sorunlar çıkarırsınız.

HASET YUVA BİLE YIKAR!

Haset, bu duyguların en ağırıdır! Yerinde olmak isteğiniz kişinin sahip olduklarını kaybetmesini ister ve bunun için harekete geçersiniz. Hedef, o kişinin mutluluğunu yıkmaktır. Mutluluk sebebi evlilik ise eşiyle ilişkisini, sosyal hayat ise arkadaşları ile ilişkisini bozmaya çabalar. Bozma araçları; dedikodu, iftira-yalan olabilir. En uç nokta ise fiziksel zarar vermektir. n Herkes imrenebilir, pek çok insan kıskanır, daha az insan haset duyar! İmrenmek olağan bir duygudur ve birçok insan tarafından hissedilebilir. Ancak bir ‘izleyici’ konumunda, sürekli diğerlerinin mutluluklarını gözlemek, bir yaşam tarzı haline gelebilir. Özellikle duygusal yoksunluklar yaşadığına ve diğerleri kadar ‘şanslı’ olmadığına inanan biri bunu yapabilir.
 
Bugün