Çocuklar neden oyun oynar?

Bir çocuğun "Bebek nasıl yapılır?" sorusunu nasıl yanıtlarız?


02 Ağustos 2011 Salı, 14:27:50Güncelleme: 03 Ağustos 2011 Çarşamba, 14:41:24
Çocuklar neden oyun oynar? Sonra Oku

BEGÜM ÇELİKKOL/ HABERTURK.COM SAĞLIK HABERLERİ SERVİSİ

Hangimiz oyuncaksız büyüdük ki? İki yaşına kadar evdeki kap kacaklarla oynayarak başladık, iki yaşından sonra balkondan aşağı mandal atmalarla devam ettik. Sonrasında arabalar, bebekler derken büyüdük... O zamanlar normal bir şeymiş gibi gelen oyuncaklar hakkında şimdilerde "Çocuklar neden oyuncakla oynar ki acaba?" gibi sorular bile sorabiliyoruz. Şimdilerde ise hayatımızda bilgisayar oyunları var. En bilindik evcilik oyunu bile bilgisayar üzerinden oynanabiliyor...

"Oyun aslında çocukların kendilerini ifade etme biçimi... Yetişkinler de farkında olmadan oyun oynayabiliyor... Doğumla ölüm arasında oyun vardır. Oyun, çocuğun yaşamının parçasıdır. Bebekler uyuyana kadar yaptığı her işte oyun vardır. Pikesini çekiştirirken, yatağının üzerindeki dönencelerle de oyun oynar" diyor Pedagog Nurten Aba...

Gerçekten de öyle, hepimiz şekilleri, renkleri, simgeleri oyun oynayarak öğreniyoruz. Hatta yeni kuracağımız evliliğin temellerini bile çocukken oynadığımız evcilik oyunuyla atıyoruz...

Hazır uzmanı bulmuşken, oyuncakların, oyunların çocuklar üzerindeki etkilerinden; "Bebek nasıl olur?" sorusunun yanıtını nasıl vermemiz gerektiğine kadar pek çok şeyi konuştuk...

Çocuklar neden oyun oynar?
Oyun onların kendini ifade etme biçimi. Bir çocuğu izleyerek onun sorunlarını, özellikle bizim mesleğimizde, onlarla oynayarak çözebiliyoruz. Oyun onların içindeki dünyanın dışa yansıması.

Oyun gelişimiyle zihinsel gelişim arasında bir bağ var mıdır?
0-2 yaş arası bebeklik dönemidir. Bu dönemdeki oyunlar çok farklı. Bizimle yaptığı oyunlar, onun çevreyi keşfederek, dünyayı çözmeye çalışarak oyun eylemi olur. 0-2 yaşta çocuk simgeleri fark eder. Bir örtünün altına obje sakladığınızda onu aramaya başlar. Sizi gördüğünde çok eğlenir. Bunlar onun için oyundur. 2 yaşından sonra simgeler girer hayatına. Araya dil de girdiği için daha farklılaşır. Daha büyüdükçe kurallar girer. O kuralları takip etmeye başlar. Çok da başarılı olamaz. Yaramazlıklarının ardında bir mesaj var. O mesajı okuduğumuzda sıkıntıyla karşılaşabiliriz. Çocuk bebekleriyle oynarken, kendisine davranıldığı gibi davranır. Sıraya dizer, öğretmeninin yaptıklarını uygular. Erkek çocuklar babasının davrandığı gibi davranır. Evde sözel şiddet varsa onu yansıtır. Çocuk oyun oynarken, siz uzman olmasanız da onun durumunun nasıl olduğunu çözebilirsiniz.

OYUNU GÖZLEMEK ŞART
Evde bir şiddet olduğunu, çocuğa baktığımızda nasıl anlarız?

Özgüvenle ilgili sıkıntı oluyor böyle bir durumda. Çocuk korkak oluyor. Ya da o da aynısını yansıtıyor. Bağırıyor, hırçın oluyor. Beden diliyle anlatıyor her şeyi. Çünkü dertlerini dile getiremiyor. Arkadaşlarına kötü davranıyor. Başkalarının oyunlarını bozuyor, onların oyuncaklarını çekiyor. Veya içe kapanıyor. Bu çocukları ele almamız lazım. Düz duvara tırmanan çocuklar da oluyor. Her çocuk tipi sıkıntı mesajı verebilir. Oyunu gözlemek bizim için çok önemli bir malzeme. Danışmanlık yaptığımız ebeveynlere bunu öneriyoruz. Mesela, çocuk anne oluyor, anne çocuk oluyor. Bu oyunlarda sorunları net biçimde görebiliyoruz.

Babalar ilgilenmiyor mu çocuklarıyla?
Eskiden öyleydi ama şimdi yüzde 50 babalar çocuklarıyla ilgileniyor. Danışmanlara gidiyorlar.

Ebeveynler çocuklarla oyun oynamalı mı?
Bunu yaparsanız, "Ben önemliyim" mesajı verirsiniz. "Sen televizyon izle, ben gazete okuyacağım" derseniz, biz kavramı çocukta gelişmiyor. Çocuk, önemli olduğunu hissetmeli. Günde 20 dakika çocuklara ayırmak gerekir. Çocuklarıyla sadece oyun oynamalılar. "20 dakika seninleyim ama ondan sonra da bir işim var" demek gerekir. Somut olarak söylemek gerekir. Gerekirse alarm kurmalılar. Oyun esnasında anne- baba "Bana rol ver" demeli. Ben kızımla oyun oynuyordum mesela.

EVCİLİK OYUNU ZARARLI MI?
Evcilik oyununun sakıncası var mı?

Hayır. Yıllar önce danışmanlık yaptığım bir yerde farklı bir rol alma isteği olan bir erkek çocuk vardı. Onu yönlendirmiştik. Biliyorsunuz üç yaşından sonra cinsel kimlikler gelişiyor. Onunla ilgili mesajlar alıyoruz. Cinsel kimlik gelişiminde bir şey yapamıyorsunuz. Sadece sosyalleşmesi üzerine çalışıyorsunuz. Bu anlamda evcilik oyunu önemli, çocuk burada ne rolünü alaca? Çocuk etken mi, edilgen mi? Edilgense onu daha aktif edebilecek çalışmalar yapabiliyoruz.

CİNSEL TERCİHİ NASIL ANLARIZ?
Çocuklarda cinsel kimliklerle ilgili ne gibi sorunlarla karşılaşıyoruz?

3 yaşına kadar çocukta cinsellik kavramı yoktur. Hangi cinse ait olduğunu bilemez. "Anne, kızdır; baba, erkektir" der, onlardaki özellikleri kendisinde bulmaya çalışır. Erkek çocukta feminen tavırlar varsa, kızlarda erkeksi tavırlar okul öncesi dönemde keşfedilebiliyor. Oyuncaklarla, oynadıkları oyunlardaki rollerle, kıyafetlerle anlaşılabiliyor. Örneğin, kız çocuk asla elbise giymiyor. Kızların pembeye tutkusu vardır bilirsiniz. Erkek kardeşleri olan kız çocukları için kaygı duyulabilir ama bu farklı bir şey. Anne ve baba bu farklılığı görebiliyor. Kızlardaki farklılık üzmüyor ama erkeklerdeki farklılık çok üzüyor. Önce ebeveyn tarafını hazırlamak gerekiyor. Bu da yaşamın bir gerçeği. Çocuklarımızı "Her şekilde kabulümsün" mesajını vererek büyütmeliyiz. Bu çocuklara, her çocuk gibi davranmak gerek. Uyum sağlayamadığı durumlarda destek vermek gerekir. "Sen farklısın" dememek gerek. Çocuk farklı olduğunu 9 yaşına kadar anlamıyor, ergenliğe geçişte anlıyor. Bu çok zorlu bir süreç. Onun hayatını kolaylaştırmak bizim asli görevimiz. Ebeveynler, öğretmenler, pedagoglar bundan yola çıkmalı.

Oyun seçerken nasıl davranmalıyız?
Planlanmış bir odada disiplinli olur oyun. Bir çocuk odasında bir masal köşesi olmalı, orada birlikte kitap okunabilir. Masada oynanacak oyuncaklar olmalı, Puzzle, Lego gibi... Oyun seçerken çocuğun ihtiyacı olan yönüne doğru hareket etmeliyiz. Çocuğun ince motorunu geliştirmek istiyorsak, kesme, yapıştırma yapacağız. Dolma yaparken ondan da yardım isteyeceğiz. Ya da hırçın bir çocuk varsa, tatile gidilmediyse balkona bir havuz koyacağız orada suyla oynamasını sağlayacağız. Su oyunu rahatlatan bir şey. Hareketli çocuklarda zıplama oyunu olabilir. O zıplarken biz sayı sayabiliriz. Önemli olan oyun içinde oyun üretmek.

Çalışan anne babalar oyun oynamak istemiyor...
"Sen önemli değilsin" mesajı vermemek gerek. "Ben duş aldıktan sonra sen bunu yap" denilebilir ya da "Bana bir sürpriz hazırla" denilebilir. Veya "Haydi sofrayı kuralım, sen yardım et. Sonrasında sana bir sürprizim var, belki de sen bana sürpriz yaparsın" denilebilir...

Oyun yasaklanmalı mı?
Anne ve babalar bunu yapabiliyor. Bu ödüle ve cezaya giriyor. Anne- baba tutumları arasında en sık rastladığımız bu. "Bunu yaptın, çok güzel oldu sana bardak alıyorum" ya da "Bu yanlış, bardağını alıyorum" deniyor. Bunu yetişkine yapsanız bozulur. Somut ödüller vermeye alıştırırsanız hayatı boyunca böyle davranacak. Halbuki o davranışları yapmak zorunda olduğu için yapmalı. Oyuncakları, karne hediyesini doğru bulmuyorum. Karneler, çocukların o yılki başarı belgeleri. Bu zaten yapmaları gereken bir şey. "Tatile çıkıyoruz, tatile çıkınca bunları yapabiliriz. Sen bu yıl yoruldun" şeklinde yaklaşılabilir...

BİLGİSAYAR NASIL KULLANDIRILMALI?
Bilgisayar oyunları var. Ebeveynlerin belası mı kurtarıcısı mı?

Anlık kurtarıcı gibi ama uzun vadede öyle değil. Yabancı bir internet sitesinde bir video izlemiştik. Kapı çalınıyor ve anne kapıyı açıyor. Elinde silahlı adamlar annenin yanından geçip, çocuğun yanına gidiyorlar. Biraz sonra yine kapı çalınıyor ve anne kapıyı açıyor. Transeksüeller annenin yanından geçip çocuğun odasına gidiyor. Yine kapı çalınıyor ve yine tuhaf insanlar çocuğun odasına gidiyor. Bilgisayar oyunlarını kontrolsüzce çocuğa teslim etmek budur. Tanımadığınız insanları evinize alıyorsunuz. Bunun içinde her şey var. Filtre edilmeden, kontrol edilmeden çocuğun odasına bilgisayar konulmaz.

Ama çocuklar 4 yaşından itibaren bilgisayar kullanmaya başlıyor
Bilgisayarı elbette öğrenecekler ama sınırlı sürede ve kontrollü biçimde. 14 yaşına kadar salondaki bilgisayardan herkesin gözünün önünde kullanacak. Herkes o bilgisayarı kullanacak. Yaptırımları uygulamamak için öngörüyle hareket edeceğiz. Kullandırtacağız ama sınırlı sürede. Günde bir saat mesela. Fazlası bizim için de onlar için de zararlı.

Çocuklar için oyuncak ne anlama geliyor?
Onlar için çok eğlenceli. Her gün yenisi gelse asla sıkılmazlar. Oyuncak, çocuk için hedef olmalı. Her gün, sık oyuncak almak doğru değil. Tasarrufa yönlendirmemiz gerekir. Bir kumbaraya her gün 1 TL koyması istenir. İstediği oyuncağa bir emek vererek sahip olması sağlanır böylece. Bu adımlar çok önemli. Oyuncak, çocuğun elindeki bir gelişim aracı. Zihinsel, fiziksel gelişim için önemli. Bu yüzden oyuncakların işlevsel olması gerek. Biblo gibi oyuncaklar yarar sağlamaz.

"Oyuncak" deyip geçilebilir mi?
Hayır tabii ki. Çok bilinçli davranmak gerekir. Çocuklar için ona zarar vermeyecek her şey oyuncak. Benim kızım minikken ben yemek yaparken dolabı açardı oradaki plastik olan eşyalarla oynardı. Seve seve izin verirdim. Ona zarar verecek her objeyle oynamaya hakkı vardır. Büyüyüp gelişmesi için keşfetmesi gerekiyor. Eskiden makaralara teller takıp oynarmış çocuklar. Ya da bezden bebekler dikilirdi. Bunlar da oyuncak. Kumla oynamak da oyuncak. Oyun hamurları var. Köydeki çocuklar çamurla oynarken buradakiler hamurla oynuyor. Çocuk her yerde çocuk.

SİLAHTAN UZAK TUTULMALI
Oyuncakların etkileri nelerdir?

Oyuncakların olumsuz etkileri çok fazla. Olumlu etkileri de çok. Çocuk analiz- sentez yapmayı öğreniyor. Renk, şekil, boyut... Bu kavramları öğreniyor. İlk adımda paylaşmayı öğrenmeli çocuk. Çok ucuz, adi, kenarı köşesi kesici oyuncaklar alınmamalı. Çocuklar ağızlarına sokabilirler oyuncakları. Boyalarına dikkat etmemiz gerek. Fiziksel olarak ona zarar vermemeli. 0-2 yaşta evdeki materyallerle oynaması daha doğru. Mesela silah... Alınmaması gerekir. Şiddet dürtüsünü ortaya çıkarır. Bu saatli bir bomba. Vermediğinizde çocuklar kağıttan bile silah yapıyorlar. Ben bile yapamam o kadar güzel bir şekil. Evde oyuncağı var, anaokulunda o oyuncakları bulamıyor. Önce anne babaları, hatta önce babaları büyütmemiz gerekiyor.

BARBİE BEBEK ÇOCUĞA SİGARA, ALKOL VERMEK GİBİ
Barbie bebekler konusuna girmek istiyorum. Hamile bebeklerin, emziren bebeklerin zararı var mıdır? Bir ara bunlarla ilgili haberler çıkmıştı hatta...

90'lı yıllarda çok konuşulmuştu. Kafa karıştırmıştı. Yararı yoktu. Zararları ne oldu, kim ölçtü bilmiyorum. Ama çocuklarınıza böyle bebeklerin verilmesi cinsel ayrımcılık. Kızlarda biyolojik bir şey anne olmak. Bunu desteklemeye gerek yok. Kızlar evcilik oynarken zaten anne olmayı öğreniyor. Hamile kadınları görüyor dışarıda, soruyor. Benim iki yaşlarında bir hastamız vardı, "O anne neden bebeğini yutmuş?" demişti. Bu soruyu soran bir kız çocuğuna bu bebeği vermek yanlış olur. Şimdi de emziren bebek var. Kız çocukta, cinsel dürtüler çok fazla yok. Zaman içinde gelişiyor. Ergenlikte gelişiyor. Çocuğa verdiğinizde emzirme sürecinde duygusal karmaşa oluyor. Çocuğun eline sigara vermek gibi, alkol vermek gibi. Bu etkiyi yaratıyor.

İngiltere'de bir araştırma yapılmıştı, 2005 yılında. Araştırma sonucunda Barbie bebekler için uzmanlar "Çocukları saldırganlaştırıyor" demişti. Hatta araştırmada Barbie'nin mükemmel görüntüsünü kıskanmaya başlayan kızların asabi hareketler gösterdiği de belirtilmişti. Böyle bir şey olabilir mi?
Saldırganlaşmalarının sebebi, bebeklerin olağanüstü güzel olmaları. Manken gibi fizik yapıları var. Kız çocukları değil anneleri bile saldırganlaşabilir. Çok özendirici oluyor. Bir süre sonra özendirici oluyor...

Bebeklerin kollarını, kafalarını kopartan kız çocukları da oluyormuş...
Bu tür çocukların dikkatli incelenmesi gerekiyor. Feminen duyguları ağır basan bir erkek çocuğu, kız çocukların Barbie bebeklerinin kafalarını koparıp saklamıştı. Bunu ele aldık, çocuğun öyle olduğu anlaşılmamıştı daha sonradan ortaya çıkmıştı. Bir de yeme bozukluğuna yol açabilir Barbie bebekler. O kadar zayıflar ki... Yanlış beslenmeden dolayı obeziteyle savaş var. Çocuklarımıza hep yemekle ilgili komutlar veriyoruz. Bir anaokulunda hiçbir anne okula telefon açıp, "Bugün mutlu mu?" diye sormuyor, "Ne yedi?" diye soruyor. Bu bebekler kız çocuklarını özendiriyor olabilir.

Cinsellik sembolü olarak algılanabilir mi Barbie bebekler?
Bir kız çocuğunun Barbie bebeği olmasa da olur. Peluş hayvanları olsun, bez bebeği olsun...

ANNE VE BABA DAVRANIŞ ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRME YAPMALI
Anneler çocuklarını genelde çocuklarına "Sen en güzelisin", "Sen bir tanesin", "Senden güzel çocuk yok" diye severken abartabiliyorlar. Bu davranışın zararı var mı?

Tabii ki var. Anneler, kendi çocuklarını dünyanın en güzeli olarak görür. Öyledir de. Her çocuk bir mucizedir ve her çocuk da güzeldir ama çocuğun bir bakış açısı var. Farkındalığı 7- 8 yaşında başlıyor. Yanındakinin daha güzel yazı yazdığını, yanındakinin gözünün renkli olduğunu farketmeye başlıyor. Mesela annesi sarışın, mavi gözlü ama çocuk babaya benzemiş. Çocuk çok çirkin olduğunu düşünerek büyümüş. Eğer "Sen çok güzelsin" dersek çok zararlı. Okul ortamında kendisinden daha güzel çocuklar gördüğünde özgüvenini yitirebilir.

Peki anne ve baba nasıl davranmalı?
Bir kere davranış üzerinden gidilmeli. "Şu davranışını çok seviyorum", "Bunu yaptığında çok mutlu oluyorum" ya da "Seni çok seviyorum ama bu davranışını değil" şeklinde yaklaşılmalı. Sevgiyi verirken abartılmamalı. Ona bir ceza verdiğinizde onu artık sevmediğinizi düşünüyorlar. Aile boşanıyor mesela, "Artık beni sevmiyorlar" diye bir algı gelişiyor. Her koşulda çok sevildiği anlatılmalı. Satır arasına onu sevdiğimizi sıkıştırmalıyız.

CEP TELEFONU VERİLMELİ Mİ?
5-6 yaşındaki çocuklarda çok iyi marka cep telefonları veriliyor. Nasıl bakıyorsunuz buna?

Çok korkunç bir şey. Bir kere radyasyon var. Biz bile kulaklıklara alışmaya çalışıyoruz. Çocuğun beyin gelişimi için zararlı. Çocuğun eline belli bir yaşa kadar telefon verilmesi yanlış. Ergenlikte dershaneye gidecektir, uzaktadır, merak edersiniz o zaman en düşük modelini verebilirsiniz. Çok iyi telefonların gasp edilme durumu da olabilir. Neden çocuklarımızın güvenliklerini sokağa atalım ki? Bir de telefonla özendiricilik de olur. Marka tutkusunda da var. Bizim sloganımız özenme ve özendirme olmalı. Her gün yeni modeller çıkıyor, bunun sonu yok. "Sen elinde olanla mutlu ol" cümlesini öğretmeliyiz. Biz çocuklarımıza modeliz. "Bunun bir süresi var, 3 sene süresi. O sürede kullanmalısın" demeliyiz. Başkalarının her yaptığı doğru değildir mesajını öğretmemiz gerekir. Pedagog yardımı şart çocuk yetiştirirken.

BEBEKLERİ LEYLEKLER Mİ GETİRİYOR?
Bir çocuğa 'bebek nasıl olur' sorusunun yanıtını nasıl verebiliriz?

Cinsel eğitim dikkat edilmesi gereken bir konu. İlerideki cinsel hayatının olumsuz olmaması için dikkatli cümleler kurmak gerekir. Ayrıca merak uyandırıcı cümleler kurmamak gerek...

"Leylek getiriyor" konusuna zaten inanmazlar...
3 yaşından sonra kadınlar ve erkekler diye ayırt etmeye başlıyorlar. Kısa, net, kapalı uçlu yanıtlar vermeliyiz. "Nasıl o bebek kadının karnına girmiş?" dediğinde, "Anneyle baba birbirini çok severler, bebek isterler. Beraber uyurlar, bebek olur. Bebek özel bir yerden annenin karnının içine gider. Karında bir oda vardır. Bebek o odada büyür ve özel bir yoldan çocuk dışarı çıkar" diyebiliriz. Bu kadar kapalı yanıtlar verilmeli. Çocuk bu yanıtla rahatlar. Bilir ki, anne ve babası içeride uyuyor. Sadece evlenince çocuk olur sanırlar 7- 8 yaşına kadar. "Annemle babam yeniden evlenecek ve bana kardeş yapacak" diyebilir çocuklar. Çocuklar, süreç içinde bunu öğreniyor zaten. Çok da fazla kurcalamamak lazım.

Kardeşi olacağını nasıl anlatmak gerekir?
İlk üç ay çok riskli anne adayı için. Onda kesinlikle söylememek gerek. Hamileliğin 4. ayından sonra risk geçsin, anne ve baba bu aşamada paylaşmalı. İlk üç ay riskli dönemde, bebek düşüyor. Çocuklar "Kardeşim öldü", "Kardeşim neden gelmedi?" diyebiliyor. Doğacak bebeğin sağlıklı olduğu garantilenmeden söylememek gerek. "Senin kardeşin olacak, sana güzel şeyler getirecek" gibi söylemlerden uzak durmalı. Çocuk doğunca bir şey getirmediğini görecek zaten. "Biz sana kardeş yapacağız, bir süre sonra gelecek. Karnımda büyüyor, aynı senin gibi" demeliyiz. Onun bebeklik fotoğraflarından çıkarak anlatmak gerek. "Bak sen de böyleydin, o da böyle olacak" diye anlatmalı. Kıskançlık doğru. Hangi kuma kıskanılmaz ki. Dünyadaki sen sevdiğiniz iki varlığı, anne ve babayı paylaşıyorlar.

Ev değişimi, şehir değişikliği, ülke değişimi çocukları nasıl etkiliyor?
Çocuklarda aitlik duygusu çok önemli. Anneyle 12 yaşına kadar bağlılık vardır. Bazılarında az bazılarında çok. Taşınma, ülke değiştirme anne ve babayı da kaygılandıran bir durum. Önce biz kendi içimizde çözeceğiz. Taşınma daha basit. Taşınınca aynı biçimde odasını yapmak o süreci yumuşak geçirmeyi sağlayabilir. Taşındıktan sonra "Evimize ne zaman döneceğiz?" diye soranlar olabiliyor. Ülke değişimi daha ciddi bir şey. Annenin kendisini çok hazır hissetmesi gerekiyor. Bulunduğu yerde en sevdiği objeler, kitaplar, evdeki malzemeleri götürülmeli ki yabancılık çekmesin. Küçük de olsa travmatik değişiklikler bunlar. Kendi içimizde sindirip sonra onlara anlatmalı.