Beğen
Takip Et

Dünyanın en zor mesleği

Birçok kişi adının ne anlama geldiğini bilmiyor...


31 Ağustos 2011 Çarşamba, 15:49:25Güncelleme: 15:54:39
Dünyanın en zor mesleği Sonra Oku

Birçok kişinin bırakın ne anlama geldiğini söylemekte bile zorlandığı Palyatif bakım, özellikle kanser hastalarının daha rahat bir yaşam sürmesi için faaliyet gösteriyor. Yeni Gün Gazetesi'ndeki haberde, Türkiye’de ilk ve tek merkez olma özelliğini taşıyan Ege Üniversitesi Palyatif Bakım Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Rüçhan Uslu’yla merkezde verilen hizmetlerini anlattı.

Rüçhan Bey öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Manisa’nın Gördes ilçesinde 1968 yılında doğdum. Ankara Üniversite Tıp Fakültesi’nden 1991 yılında mezun olduktan sonra, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde İç Hastalıkları Uzmanlığı ve Tıbbi Onkoloji Yan Dal Uzmanlığı’nı tamamladım. Yine aynı üniversitenin Tıbbı Onkoloji Bilim Dalı’nda başladığım akademik çalışmalarım sonucu 2010 yılında profesör unvanını aldım. Şu an sizin de söylediğiniz gibi Palyatif Bakım Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin müdürlüğünü yürütüyorum.

Nedir bu palyatif bakım?
Palyatif, İngilizce bir kelime olup; geçici, hafifletici anlamına geliyor. Bu bakım merkezleri, Avrupa, Amerika gibi gelişmiş ülkelerde oldukça iyi biliniyor. Onlar için oldukça tanıdık olan bu bakım, Türkiye için ise çok yeni. Palyatif bakım, ölümcül hastalığı olan herkese bütüncül bir yaklaşımla hastalarımızın her türlü gereksinimini, ihtiyacını karşılayarak, yaşam kalitesini mümkün olduğunca arttırmaktır. Bir kanser hastasının bütün sorunlarıyla total anlamda ilgilenir. Bu kapsamda hastanın psikolojisi, beslenmesi, rehabilitasyonu, ağrı tedavisi, sosyal destek çalışmaları, aile terapileri, aile ve hasta yakınlarının ihtiyaçlarının karşılanması için mücadele eden, bununla ilgili hizmet vermeye çalışan bölümdür.

Oldukça yoğun bir temponuz olmalı
Evet, gerçekten de yoğun şekilde çalışıyoruz. Fakat bu bölümde biraz önce saydığım bu işleri tek başımıza yapmıyoruz. Burada ‘Palyatif Bakım Ekibi’ denilen kavram devreye giriyor. Bu ekipte birçok hekim yer alıyor. Bir hastaya bazen 10 doktor bakıyoruz. Ağrı tedavisi, beslenme, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanları ile psikiyatrisiler, psikoterapistler, psikologlar, diyetisyenler gibi uzmanlardan oluşan geniş bir yelpazedeki ekip görev alıyor. Çünkü bir hastanın bunların hepsine birden ihtiyacı olabileceği gibi bir veya birkaçı da yeterli olabiliyor.

Bir kanser profesörü olarak sizce Türkiye’de kanserin sık görülmesinin sebebi nedir?
Türkiye’de kanser vakaları giderek artıyor. Günümüzde ölüm sebepleri arasında ilk sırada kalp hastalıkları varken, 5 yıl sonra kanser hastalığının birinci sıraya geleceğini tahmin ediyoruz. Kanser hastalığının artması, ülkenin gelişmişliğiyle, dolayısıyla yaşam süresinin artması ilgili. Gelişmişlik arttıkça, kanser vakaları da artar. İnsanlar enfeksiyondan, kanamadan veya basit travmadan ölmediği zaman yaşam süreleri artmakta. Böylelikle kanser olma ihtimali de çoğalıyor. Çünkü kanser hastalığı yaşlı hastalığıdır. Örneğin 50 yaşındaki birinin kansere yakalanma oranı yüzde bir iken, yetmiş yaş ve üstü insanların kanser olma oranı yüzde 10’u bulur.

Çevre ve yaşam şartlarının etkisi var mı?
Onlar da oldukça önemli. Gelişmiş toplumun yaşadığı hayat şartları kanseri arttıran bir etmen. Örneğin ülkemizde insanların beslenmesi son derece kötü. Organik olmayan ürünler, fast food yiyecekler, sağlıksız gıdalar, evlerde yemek pişmeyip sürekli dışarıdan bir şeyler söylenmesi, pizza, döner, hamburger toplumu, cips, kola gibi şeyleri tüketilmesi hep kansere neden olan şeyler arasında.

Ayrıca hareket düzeyinin de oldukça azalması neredeyse bakkala bile arabayla gidilip, gelinmesi, yürünmemesi, hareketin kısıtlanması, asansörler, yürüyen merdivenler hareketsizliği körüklüyor. Bozulan beslenme düzeni, hareketsizlik, hava kirliliği ve yanlış iklimlendirme şartlarında çalışmak. O nedenle yapaylıktan kurtulmak lazım.

Stres…
Tabi ki, stresin de çok büyük etkisi var. Stres aslında motive eden bir şeydir ama bununla baş edemeyenler için oldukça tehlikelidir. Çünkü kontrol edilemeyen stres, insan bedeninin direncini düşürür, vücudunuza negatiflik yükleyip, yıpratıyorsunuz.

Tekrar merkezinize dönecek olursak, bildiğim kadarıyla Türkiye’de ilk ve teksiniz…
Dediğiniz gibi Türkiye’de palyatif bakım merkezi olarak kurulmuş, olması gereken şartları taşıyan ilk ve tek merkez biziz. Aslında Palyatif Bakım Ünitesi olarak 2005’de hizmete başlamıştık ama büyüyüp, merkez haline gelmemiz yaklaşık 5 ay önce oldu. Şimdilik 10 yatakla hizmet verdiğimiz merkezi ilerleyen süreçte daha da büyütüp evre bakım hizmeti verebilir noktaya getireceğiz. Şu anda ülke çapında birkaç yatakla bunu yapmaya çabalayan yerler var fakat palyatif bakımın gerektirdiği koşulları sağlayan, olması gerektiği gibi olan tek yer Ege Üniversitesi’ne bağlı olan bu merkez. Fakat bu merkezlerin sayısının hızla artacağı da aşikar.

Sağlık Bakanlığı’nın Evde Bakım Hizmeti’nden farklı mı olacak?
Sağlık Bakanlığı’nın şu anda Evde Bakım Hizmetleri Birimi, sağlık kuruluşlarına gidemeyecek durumda olan hastalara hizmet veriyor. Fakat bu hizmet henüz bizim yaptığımız gibi palyatif bakım verecek düzeyde değil. Bu yüzden Kasım ayında İzmir’de ilk kez evde bakım hizmetleri ekiplerine palyatif bakım eğitimi kongresi yapacağız. Yaklaşık 3 veya 4 günlük olan bu kongrede Sağlık Bakanlığı’yla ortak çalışmaları da yer alacak. Palyatif bakım vermesi düşünülen hekim, hemşire ve sağlık personelini 7-10 günlük eğitip sonunda sertifika vereceğiz. Bu eğitimleri 3 veya 6 ayda bir tekrarlayacak şekilde programlarımızı hazırlıyoruz.

Palyatif bakımı yaygınlaştıracaksınız yani
Zaten bizim Sağlık Bakanlığı ile PalyaTürk isimli bir projemiz var. Bu projeyle palyatif bakımı tüm Türkiye’de yaygınlaştırmayı hedefledik. Proje kapsamında Türkiye’deki bütün onkoloji merkezlerinde palyatif bakım üniteleri açılarak, tüm ilçelere kadar bunu yaygınlaştırmaya çalışacağız. Öncelikle büyükşehir ve ana merkezlerde başlayacak olan bu çalışmalar daha sonra ilçelere kadar inecek. Bunun için personel eğitimi gerekiyor. Bu da uzun zaman alabilir. Personel eğitiminde tüm Aile Hekimleri, Sağlık Ocağı Hekimlerini eğitimden geçireceğiz. Hedefimiz kanser hastaları ama bu eğitim ölümcül veya ayağa kalkamayacak kadar kötü olan bütün hastaları kapsıyor.

Bu proje ne zaman hayata girecek?
PalyaTürk projesi şu anda hayata geçti ve eğitimler başladı. Eğitimler tamamlandıktan sonra bu bakımı yaygınlaştırmak için çalışacağız. Henüz işin başında olduğumuz için organize olmaya çalışıyoruz. Yaygınlaştırma kapsamında, Bornova’da pilot bir bölge seçip, evde bakım hizmetini burada başlatma gibi bir planımız var. Gerçi bunun yerine, alternatif olarak evde bakım hizmetini bizim yerimize Bakanlığın evde bakım hizmeti birimlerini yapabilecek duruma getirmek de var.

Sertifika alanlar neleri yapabilecek?
Yapılacak olan sertifika eğitimlerinde her uzmanlık alanından temel bilgiler katılımcılara verilecek. Örneğin bulantısı olana bulantı ilacı verebilme, yatak yarası olana yarayı iyileştirmek için ne yapacağını bilme, beslenmesini ayarlama gibi temel şeyleri yapabilecekler. Fakat beslenme sırasında yaşanacak bir tıkanıklığa ancak sağlık kuruluşunda müdahale edilebilir. Zaten kanser hastalarının yaşadığı sorunların yüzde 90’ı temel bilgilerle halledilebilecek şeylerden oluşuyor. Geri kalan yüzde 10, uzmanlık veya bakım merkezine ihtiyaç duyulan durumlar.

Bunun için maddi destek alacak mısınız?
Tabi, bu çalışmaları yapabilmek kolay değil. Sadece devlet kaynaklarıyla yapılabilecek düzeyde bir çalışma bu. Ama insanımıza hak ettiği insani değer, sağlık hizmeti verilecek. Şu anda merkezimiz çok yeni. Toplam 10 yatakla hizmet vermeye çalıştığımız bu merkezde elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Fakat bunun büyümesi ve evde palyatif bakım hizmeti verebilir hale gelmesi gerekiyor.

Palyatif bakımın tıpta uzmanlık haline dönüştürülmesi için çalışmalarınız var mı?
Bunun için de çalışmalarımız var. Palyatif Bakım aslında bir bilim dalı. Gelişmiş ülkelerde, gelir seviyesi yüksek ülkelerde yoğun şekilde hizmet veren bu tür merkezler için para desteğini şarttır. O nedenle ancak gelişmiş ülkeler bu tür bakım merkezlerini hayata geçirebilir. Somali’de insanlar açlıktan ölürken, kalkıp da burada palyatif bakım merkezi açacağım demek abesle iştigaldir. Sağlık sistemi oturmuş, kanserle uzun süre yaşamanın alışkın olunduğu ülkelerde bu tür merkezleri görürsünüz. Fakir ülkeler zaten kanser hastalarına bakamayacağı için çok kısa sürede de kaybedilir. Devletin ve Sağlık işlerinin gelişmesi sonucu bu ihtiyaç da ortaya çıkıyor. Türk insanı da sonuçta bunu hizmeti hak ediyor ve ihtiyacı da var.

Palyatif Bakım, Avrupa ve Amerika’da İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı’na bağlı bir bilim dalıdır. Bizim de bu bilim dalını kurmak konusunda Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) düzeyinde girişimlerimiz olacak. Bu da bizim 6 aylık planlarımız içinde. Bu bilim dalını kurduktan sonra palyatif bakım uzmanlarını yetiştirmeye başlayacağız. Fakat daha önce söylediğim gibi bu işi yapabilmeniz için illa uzman olmanız gerekmiyor. Bir aile hekimi, bir pratisyen hekim, onkoloji uzmanı da bu bakımı eğitim aldıktan sonra yapabilecek hale gelecek.

Yetkililerin ve ailelerin hastalara yaklaşımları nasıl?
Kanser hastalığındaki problemin başında, kanserli hastalara hizmet veren kişilerin bunlardan korkması, çekinmesi, onlarla ilgili bilgi sahibi olmadıkları için onlardan uzak durmaya çalışıyorlar. Hasta kötüleştiği zaman duyulan söz genellikle, ‘Hastanız ölecek, eve götürün’ oluyor. Genelde kanser hastası yakınları çaresizdir ve ne yapacaklarını bilemezler. Hasta ağrı içinde, kötü şartlar içindeyken ona bakmaya çalışırlar ama bilgi olmadan bu mümkün değil.

Hasta yakınları ne yapacak?
Biz zaten bu tür ihtiyaçları karşılamaya çalışıyoruz. Amacımız öncelikle bu tür merkezler kurmak ama nihai hedefimiz tüm kanser hastalarına evde bakım hizmeti vermek. Bu hem yakınlarını eğiterek, hem de belirli sürelerde hekimlerimizin evde hasta ziyareti yaparak bu olabilir. Kanser hastalarına yönelik başlattığımız bu çalışmanın ardından alzheimer, şeker, felç hastalığı gibi kronik veya ölümcül hastalığı bulunan tüm hastalara yönelik olarak Türkiye çapında yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.

Çocuklar onkoloji hastaları da bu merkeze mi geliyor?
Hayır, burası sadece yetişkinler için. Bizim bu merkezin üst katı çocuk onkoloji servisi. Bu servisin olduğu katta da böyle bir yeri hayata geçirmeyi planlıyoruz. Fakat bunun belli bir tarihi yok. Afaki gibi de gözükmesin ama karar verilir, verilmez hemen yapılabilecek bir şey bu.

Hastalığın hangi döneminde hastalar merkeze geliyor?
Kanser hastalığında insanlar nereye gideceklerini bilemedikleri ve bizim de merkezimiz çok yeni olduğu için hastalarımıza medyadan duyarak, gazetelerden okuyarak veya doktorların sevk etmesiyle bizim merkezimize geliyor. Palyatif bakım, hastanın son döneminde yapılan bir şey değil. Hastalığın ilk tanısından itibaren uygulanan bir şey aslında. Bu, her onkoloji hekiminin bilmesi ve uygulaması gereken bir nokta. Amacımız bunu sağlamak aslında. Başa çıkılamayacak, ağır hastalarda biz devreye girmeliyiz, temel sorunları ise sertifikalı eğitimleri alanlar çözmeli. Bu merkezin amacı hastanın problemini gidermek. Yani hastanın şiddetle ağrısı var diyelim, buraya yatırılacak; ağrısı giderildikten sonra bakımı evde devam edecek. Veya beslenme problemi varsa, burada akut problemi çözülüp, tekrar evden bakıma geçilecek. Yani her hastayı buraya yatıralım diye bir şey yok. Zaten öyle bir şey yapmaya kalkarsak bin yataklı hastane kursanız bile hastalara yetişemezsiniz.

Tıbbi anlamda yapılabilecekler sona erdikten sonra neler oluyor?
Palyatif Bakım Merkezi’nin artık sağlık anlamında yapılabilecek her şeyin yapıldığı, tüm tedavi seçeneklerinin tükendiği hastaları yaşamın sonuna hazırlama gibi bir misyonu da bulunuyor. Ama bu çok hassas bir konu, her hastaya yapılabilecek bir şey değil. Doktorun yaptığı çözümleme sonrasında karar veriliyor. Bu kararda hastanın bu durumu bilirse ne tür tepki verebileceği, bilmemesi halinde nasıl bir ruh halinde olacağı gibi birçok hassas nokta göz önüne alınarak karar veriliyor. Eğer bu faktör yerinde uygulamaya geçiliyor. Aile yakınlarını da işin içine sokup, sokamama gibi çeşitli faktörler var. Aynı zamanda bu işin içine din görevlilerini nasıl sokarız diye de düşünüyoruz.

Bunu nasıl yapacaksınız?
Bu konuyu henüz çözümleyemedik. Sonuçta Avrupa’da veya yabancı ülkelerin palyatif bakım merkezlerinde yaşamının sonuna gelmiş hastalar için papaz, peder veya haham gelip, başında dua eder. Fakat Müslümanlıkta sadece din adamı dua eder diye bir şey olmadığı ve hemen herkes kendisi Kuran-ı Kerim’i okuduğu göz önüne alındığında burada nasıl davranmaması konusunda biraz daha düşünüp, öyle karar verelim dedik. Sonuçta, tabi ki hastanedeki hastanın başına imam getirip, dua okutma gibi bir durum, böyle bir sistem Türkiye’de yok. Fakat biz yine de Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyeleriyle bir araya gelip, “Bu konuda nasıl bir çalışma yapabiliriz” diye konuştuk ve onlarla ortak projeler yapmaya çalışıyoruz.

İlahiyatçılardan eğitim mi alıyorsunuz?
Evet. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin öğretim üyeleri şu an bizlere eğitim veriyor. Bu eğitimlerde dini açıdan nasıl yaklaşılmalı, ölümün bir son olmadığı, bir ceza olmadığı, hastalığın da bir ceza gibi görülmemesi gerektiği gibi konularda bilinçlenmeye çalışıyoruz. İlahiyat Fakültesi öğretim üyeleri de bu sistemin içine nasıl girer diye düşünüyoruz. Çünkü burada bir hastanın başına imam getirirseniz hasta panik atak geçirir, korkar ve ‘Benim başıma imam geldiğine göre ben öleceğim’ diye düşünür. Bu da zaten bizim kültürel yapımıza uygun değil. Daha çok hasta komadayken ve bunu algılayamayacak durumdayken zaten hastanın yakınları, yanlarında getirdikleri Kuran-ı açıp okuyorlar. Bir din görevlisi olsun mu diye düşünmemize rağmen, zaten hasta yakınlarının bunu yaptığı görünce, bir de hastaların psikolojisini göz önüne alınca erteledik. Biz dini de bu sisteme dahil etmeyi düşünüyoruz ama nasıl yapacağımız konusunda henüz karar veremedik. Din bu işin içine nasıl girer diye bakıyoruz.

Bu eğitimler nerede yapılıyor?
İlahiyatla ilgili eğitimlerimiz merkezimizde yapılıyor. Bazen bizim de Ankara’ya gittiğimiz oluyor. Dini anlamda 2 konuyu bir araya nasıl getiririz diye düşünüyoruz. Fakat ilk önceliğimiz palyatif bakım alanında personel eğitimlerimizi tamamlamak. Ondan sonra böyle bir işe kalkışabiliriz

Diğer üniversiteler de bu tür merkezlerin kurulması için size geliyor mu?
Onkoloji bölümü olan diğer tıp fakülteleri de yavaş yavaş bu merkezleri kurmaya başladı. Biz de onlara gerekli bilgi desteğini sağlıyoruz.