Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Sağlık Doktorlara müjde! | Sağlık Haberleri

        Anayasa Mahkemesinin, belge ile ispatı mümkün zorunlu sebepler olmaksızın süresi içinde göreve başlamayanlar ile başladıktan sonra ayrılanların görev yapmadıkları gün sayısının devlet hizmeti yükümlülük süresine ilave edileceğine ilişkin kanun hükmünün iptaline ilişkin kararının gerekçesi Resmi Gazetede yayımlandı.

        Mardin İdare Mahkemesi, Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na, doktorlara zorunlu hizmet yükümlülüğü getiren 5371 sayılı Kanun'un bazı hükümlerinin anayasaya aykırı olduğu kanısına vararak, Anayasa Mahkemesine başvurdu.

        Anayasa Mahkemesi, 5371 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen Ek Madde 4'ün ikinci fıkrasının dördüncü ve beşinci cümlelerini iptal etti. İptal edilen düzenleme, ''Belge ile ispatı mümkün zorunlu sebepler olmaksızın süresi içinde göreve başlamayanlar ile başladıktan sonra ayrılanların görev yapmadıkları gün sayısı devlet hizmeti yükümlülük süresine ilave edilir. Ancak ilave edilen süre, atama yerine göre belirlenen asıl süreden fazla olamaz'' hükümlerini içeriyor.

        Yüksek Mahkemenin gerekçesinde, itiraz konusu kurallarla, devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirmek üzere ataması yapılan tabipler ve uzman tabiplerden, belge ile ispatı mümkün zorunlu sebepler olmaksızın süresi içinde göreve başlamayanlar ile başladıktan sonra ayrılanların görev yapmadıkları gün sayısının devlet hizmeti yükümlülük süresine ilave edileceği, ancak ilave edilen sürenin atama yerine göre belirlenen asıl süreden fazla olamayacağının öngörüldüğü belirtildi.

        Tabipler ve uzman tabipler için getirilen ve vatandaşlık ödevi niteliğinde bulunan devlet hizmeti yükümlülüğünün sürelerinin, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından hazırlanan ilçelerin sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralaması ve tabibin o bölgede hizmetine ihtiyaç duyulan süre gözetilerek belirlendiği ifade edilen gerekçede, itiraz konusu kurallarda, devlet hizmeti yükümlülüğü sürelerine ilave edilecek sürelerin düzenlendiği kaydedildi.

        Öngörülen sürelerin eklenme nedenini, yükümlünün belge ile ispatı mümkün zorunlu sebepler olmaksızın süresi içinde göreve başlamaması veya başladıktan sonra yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılmasının oluşturduğu kaydedilen gerekçede, bu durumda, göreve başlamayan veya yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılan tabiplerin görev yapmadıkları gün sayısının, devlet hizmeti yükümlülük süresine ekleneceği belirtildi.

        Kuralın, devlet hizmeti yükümlülüğüne süresinde başlamayan veya başladıktan sonra yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılan tabiplere bir yaptırım niteliği taşıdığının görüldüğü vurgulanan gerekçede, ''Devlet hizmeti yükümlülüğünün amacı gözetildiğinde, yasa koyucu tarafından bu yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlayıcı önlemler alınması doğaldır'' denildi.

        Bu çerçevede, tabip ve uzman tabiplerin devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamlamadan mesleklerini icra edemeyeceklerine ilişkin bir düzenlemeye kanunda yer verildiği ve bu kuralın iptali istemiyle yapılan başvurunun, Anayasa Mahkemesinin 16 Aralık 2010 günlü kararıyla reddedildiği hatırlatılan gerekçede, şöyle denildi:

        ''Devlet hizmeti yükümlülüğünün süresinde yapılmasını sağlamak amacıyla getirilen bu kuralın varlığına rağmen aynı amaç doğrultusunda itiraz konusu kurallarla, tabiplerin ve uzman tabiplerin kanunda öngörülen devlet hizmeti yükümlülük sürelerinin iki katına ulaşacak sürelerle zorunlu hizmete tabi tutulabilmeleri mümkün kılınmıştır. Belge ile ispatı mümkün zorunlu sebepler olmaksızın süresi içinde göreve başlamayan veya başladıktan sonra yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılan tabip ve uzman tabiplerin devlet hizmeti yükümlülüğüne bu kişilere yaptırım uygulanması amacıyla eklenen sürelerin, tabip ve uzman tabiplerin o bölgede hizmetlerine duyulan ihtiyaçtan ve devlet hizmeti yükümlülüğünü zorunlu kılan ülke koşullarından kaynaklanmaması nedeniyle, anayasanın 18. maddesinde yer alan 'ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları' kapsamında değerlendirilebilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu durumda, itiraz konusu kurallar kapsamında devlet hizmeti yükümlülüğüne ilave edilen süreler, tabiplerin hizmetine duyulan ihtiyaçtan değil, tabiplere yaptırım uygulanması amacıyla getirildiğinden söz konusu ilave edilen süreler zarfında tabiplerin ve uzman tabiplerin zorunlu hizmet ile yükümlü kılınmaları, anayasanın 18. maddesinde öngörülen zorla çalıştırma yasağı kapsamına girmektedir. Zorla çalıştırma yasağının ihlal edilmesi ise anayasanın 48. maddesinin güvence altına aldığı çalışma ve sözleşme hürriyetinin özüne açık bir müdahale niteliği taşımakta ve bu hürriyetin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmaktadır.''

        AA

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ