Aşk sahiden kalbin ilacı!

Ünlü kalp doktoru Prof. Dr. Bingür Sönmez Habertürk'e konuştu


26 Nisan 2012 Perşembe, 02:49:34Güncelleme: 11 Haziran 2012 Pazartesi, 19:33:09
Prof. Dr. Bingür Sönmez Sonra Oku

1 Gün programın Duygu Canbaş'ın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Bingür Sönmez, kalp için aşkı, sevmeyi önerdi. "Aşık olmak kalbe iyi gelir" diyen Prof. Sönmez, şöyle konuştu.

 Programı izlemek için tıklayınız...

 Kalp krizi ile ilgili hayat kurtaracak bilgiler...

Bizim toplumumuzda öncelikle insanlar kendilerinden nefret ediyorlar, daha sonra mesleklerinden nefret ediyorlar, ortamlarından nefret ediyorlar; onun için öncelikle kendinizi seviniz, kendinize aşık olunuz, eşinize aşık olunuz, çocuklarınıza aşık olunuz, mesleğinize aşık olunuz, partnerinizi seviniz. Sevmek endorfin hormonunu çoğaltır. Endorfin mutluluk veren bir hormondur. Tabi aşk acısı kötü bir şey ama bunu pozitif olarak değerlendirin. Pozitif yönde gelişmesini sağlayın.
 
Stres, adrenalin salgılar. İyilik güzellik içinde olan bir çifte nefretle bakmak adrenalinizi yükseltir, bu adrenalin size lazım değil bu kalbinize zararlı. Sevmek her şeyin başında kalbe iyi geliyor. Öncelikle dengeyi bulalım. Önce kendimizi sevelim, sonra da etrafımızda olan insanları sevelim.

Bakın en kutsal aşk hangisidir biliyor musunuz? Eskimeyen aşk, tasavvufi aşk, tarihe olan aşk. Ben özellikle parkta genç ve yaşlı çiftleri el ele ve kol kola girmiş görünce çok büyük keyif alıyorum. Ayrıca birbirlerine karşı sevgi dolu sözlerle konuşan çiftler de bana çok büyük keyif veriyor. Günlük yaşamınızdaki sevgiyi yüceltin."

BİZ HEKİMLER OLARAK ÖNCE KENDİMİZE BAKALIM

 Video için tıklayınız...

Son zamanlarda doktorlara karşı artan saldırılar hakkında ise şunları söyledi. "Meslek yaşantımda bu tür olaylarla çok karşılaştım. Bakın bir hekim öldürüldüyse eğer, bu hekimin katledilmesinde meslektaşlarının çok büyük vebali vardır.

Eğer bir hekim katledildiyse eğer biliniz ki onun etrafında bulunan meslektaşları aileyi proveke etmiştir, ajite etmiştir, geçmiş deneyimlerimizde bunu çok yaşadık. Prof. Dr. Göksel Kalaycı gibi çok değerli bilim adamları öldürüldüğünde meslektaşları o aileye, 'Seni boşuna methetmişler, bak tümör olduğu gibi yerinde duruyor' dedi. Bir kanser hastası tabii ki altı ayda ya da bir sene sonra kötüleşmiş olabilir. Biz hekimler olarak önce dönüp kendimize bakalım, biz önce kendi meslek dayanışmamızı bir araya getirelim. bugün devlet hastanelerinde dava edilmemiş hekim yoktur. Üniversite hastanelerinde mahkemeye gitmemiş hekim hemen hemen yok Biz meslektaşlar olarak birbirimizi korumak dururken o insanları yalnız bırakıyoruz. Bakın öldürülen o gencecik doktor, o psikopat insan 15 gündür o hastanede dolaşıyor, yüksek sesle bağırıp çağırıyor. Bir meslektaşı o doktorun yanında olması gerekmez miydi? Meslektaşları biraz dikkatli davransalardı, gidip o  aileye 'Bakın hastanız kanserli ve yaşlı bir insandı,  iyileşti fakat tekrar nüksetti ve hastayı kaybettiniz bu doğal seyirdir' demesi gerekmez miydi? Biz hekimler olarak önce dönüp kendimize bakalım."